Category Archives: Yeni Harman Yazıları

Anneler, TRT Çocuk’ta Reklam İstemiyor!


Geçtiğimiz ay Başbakan Tayyip Erdoğan, “Demokratik Açılım Süreci ve Milli birlik ve Kardeşlik Projesi” kapsamında sivil toplum kuruluşlarının kadın temsilcileriyle Dolmabahçe’deki Başbakanlık Çalışma Ofisinde bir araya geldi. TOBB Kadın Girişimciler Kurulu Başkanı Aynur Bektaş, TÜSİAD Başkanı Ümit Boyner, Caroline Koç, Demet Sabancı Çetindoğan, Devlet Bakanı Selma Aliye Kavaf ve Başbakanımızın kızı Sümeyye Erdoğan gibi isimlerin Türkiye kadınlarını ve annelerini ne kadar temsil ettiği ayrı bir yazı konusu olsa da, bu kadın açılımı toplantısında Başbakanımız, Kürt meselesi üzerinden annelerin acısına değindi ve “Anneliğin siyaseti yoktur, anneliğin ideolojisi yoktur, anneliğin sağcılığı, solculuğu yoktur!” şeklinde bir cümle etti. Güzel, hoş…Bu cümleyi biraz açalım ve buradan, gündemi değiştirip biraz siyaset yapalım diyorum. Okumaya devam et

“Nowheristan” İmparatoru: Michel Elefteriades

İktidar, “kıyafet balosundan” başka bir şey değil!

Filiz Elasu, Arap Dünyası’nın ünlü simalarından Nowheristan İmparatoru Michel Elefteriades’le Yeni Harman için görüştü. Çok özel fotoğraflar eşliğinde, çok özel bir röportaj…

Michel.jpg1

Siz Arap Dünyasının ünlü müzik prodüktörlerinden birisiniz, Dünya müzik çevrelerinde iyi tanınıyorsunuz, Elef Müzik Şirketinin kurucusu ve sahibisiniz, tüm bunların dışında kitaplarınız, şiirleriniz var, şarkı yazarısınız, ressamsınız, bölgenin önemli aktivist ve entellektüellerindensiniz, iş adamı, bir eş ve babasınız ve ayrıca Nowheristan’ın İmparatorusunuz, hem de sadece 39 yaşında, doğru mu?

Evet, 39.

Tüm bunları nasıl beceriyorsunuz?

15 yaşında başladım. Sanırım bazı şeylerde oldukça iyiyim, bilemiyorum… Örneğin, prodüktörlüğü iyi yapıyorum fakat, diğer şeylerde öyle değil! İyi bir prodüktörüm ama iyi eş değilim! Okumaya devam et

‘Neoliberal’ Dünya’nın İnançlı Liderleri

 Dünyanın ileri gelen politikacıları iktidarları bittikten yada görevi devrettikten sonra diyelim, ne yaparlar? Emekli mi olurlar? Evde oturup anılarını mı yazarlar yoksa? Kimisi için evde oturup, daha naçizane (resim yapmak, evde hapis cezası çekmek gibi) uğraşlar edinmek mümkün olabilir ama örneklere bakılırsa, çoğu için zor bir seçenek bu, özellikle de genç sayılabilecek Batılı liderler açısından. Tony Blair, Bill Clinton gibilerinden bahsediyorum. Gerçi yaşı yada milliyeti ne olursa olsun iktidar hastalığına tutulmuş tüm politikacılar aynı belirtileri gösterip, aynı şekilde halklarına gına getirtiyorlar ama (Fikret Kızılok’un ‘Demirbaş’ isimli şarkısını hatırlarsınız) kimisi uluslararası arenada at koşturmaya ve söz söylemeye devam ediyor.

 

Amerika ve İngiltere’nin ‘çok özel’ dostluğu bu alanda da bariz bir şekilde sergileniyor. İngilizce konuşan, Anglosakson dünyanın neoliberal liderleri dünya gündemini ve geleceğini şekillendirmek işinden vazgeçemiyorlar. Eh, dünyayı yönetmek, hele hele dünyanın asıl elitleri tarafından güvenilir görülüp, misyon yüklenmek kolay iş olmasa gerek (Tony Blair ve Bill Clinton’ın her ikisinin de iktidara gelmeden önce Bilderberg Konferansına davet edilmiş ve orda ‘herhalde’ onaylanmış olduğunu belirtelim). Okumaya devam et

“Sarsma ve Sarsılma” Üzerine

 Altımızdan kayan “KAF”

Azis Nesin 1982 Anayasa’sının yüzde 92’lik bir oyla kabul edilmesine karşı tepkisini “Türk Halkının yüzde 60’ı aptaldır!” diye dile getirmeyip de “Türk Halkı’nın yüzde 85’si sarsılmış, vidaları gevşemiştir çünkü, deprem bölgesinde yaşamaktadır!” diye dile getirseydi kanımca o kadar tepki almazdı! Üstelik “Halkı mazur görün, sadece altındaki zemin değil, bulunduğu konum dolayısıyla, altındaki tüm politik, ekonomik, toplumsal temeller ardarda gelen depremlerle, artçı şoklarla habire sallanıp duruyor!” dese belki çok daha iyi anlaşılırdı. Delil olarak da, en basitinden Vikipedia’da bulabileceğiniz, aşağıdaki coğrafik (bilimsel) tanımlamayı gösterse, ülkemizin hem fiziksel hem de siyasal karakterini bir çırpıda özetlemiş olurdu. Okumaya devam et

Kumarhane Ekonomisi

Şu ekonomi dedikleri…

 Ekonominin ne kadar boş bir sosyal bilim dalı olduğu ve ekonomistlerin de nasıl gereksiz bir mesleğe sahip oldukları bir kez daha kanıtlandı! En basitinden, Klasik Ekonominin kurucularından Adam Smith’in ‘Invisible Hand’ teorisinin,  tüm toplumun yararına hizmet eden gizli bir el olmadığını, aksine bayağı elitist bir el olduğunu gördük! Kendi menfaatini düşünen bireyin, görünmez bir mekanizma yardımıyla toplumun faydasına çalışmayacağını, tamamiyle ‘serbest’ bırakıldığında bırakın kendisini, tüm insanlığı felakete sürükleyebileceği bir kez daha anlaşıldı. Bu ‘serbest bırakılan’ bireylerden oluşan toplumların‘demokrasiyle’ yönetime gelen hükümetlerinin, Amerika ve İngiltere’de kime hizmet ettiği ve asıl ilkelerinin ne olduğu da gün yüzüne çıktı: “zengin zora düşünce müdahale edelim, kurtaralım, fakir zaten hep zor durumda olduğu için umursamayıp işimize devam edelim!” Okumaya devam et

Kimliğiniz? Osmanlı Cumhuriyeti Vatandaşı, Dininiz? Tüketici

Başbakan Tayyip Erdoğan’ın Davos çıkışıyla gündeme oturan, sağ-sol, İslami tüm cephelerde tartışmaya açılan bir terim var: “Yeni Osmanlıcılık”. Bazı gazetelerde “Ortadoğuyu Yeni Osmanlı Kurtarır” gibi başlıklar atılıyor, Hamas hükümetinin danışmanı Ahmet Yusuf “Osmanlı’nın dirilişi belki de Ortadoğudaki tüm sorunları çözer” diye demeçler veriyor, kimi sol partiler “Yeni Osmanlıcılığa Hayır” mitingleri düzenliyor ve yabancı basında özellikle Amerikan hükümetinin dış politikalarının şekillenmesinde büyük rol oynayan bazı stratejik araştırma enstitülerinde bu başlıkla raporlar, makaleler yayınlanıyor. Okumaya devam et

Özgürlüklerin Dayanılmaz hafifliği…

2009’da yeni bir “entrepreneurship”, yani “girişimcilik” modeli ortaya çıktı. Krizin etkisinden midir nedir, Batılılar da şaştı diye düşünüyorum. Bu yeni modele “LİLO” deniyor ve Lilo, İngilizce “a little in, a lot out” un baş harflerinden oluşuyor. Türkçesi ise, “mümkün olduğunca az koyup, çok kazanmak” anlamına geliyor. Bildiğimiz kapitalist teşebbüs ilkesinden pek farkı olmasa da, neredeyse sıfır sermaye ve maliyeti kastediyor. Kısacası, “Etrafına bak, hiç zahmetsiz, sermayesiz ve masrafsız nasıl para kazanırım, onu keşfet!” anlamına geliyor. Batılı ülkelerde bu model, şimdilik, İnternet sektörüne yönelik. Okumaya devam et