Herkes Alışıktı Belki de… “Gezi Apartmanı” – Yurdagül Sayıbaş

GeziAptKapak ON

Filiz Elasu, sakin, aynı zamanda cesur adımlarla ilerliyor yazın hayatında. Kendi bildiği yolda,  ideolojik ya da biçimsel ekolleri umursamadan, yeni kurgularla, biçimlerle, yepyeni ve bir o kadar da okunabilir kitaplar yazıyor. İlk olarak Yeni Harman Dergisi’nde okuduğum esaslı makaleleriyle ilgimi çeken yazar, 2012’de çıkan “Oyun” isimli ilk romanının ardından bu sene Kasım 2014’de yayınlanan “Gezi Apartmanı” isimli ikinci romanıyla takip edilmesi gereken bir yazar olduğunu kanıtlıyor.İlk romanı Oyun’da olduğu gibi bu romanda da yazar, toplumsal sorunların altını çizmeye devam ediyor. Yaşadığımız şehrin ve içinde yaşayan insanların modernleşme ile birlikte yaşadığı değişimi bir apartmanda somutlaştırarak anlatıyor.

Filiz Elasu’nun ilk romanı Oyun’u okuduğumda şaşırmış, seks sahnelerinin cüretkârlığına, kimi zaman acımasızlığına (mesela, anne karakterine karşı,) rüya sahnelerinin ve tasvirlerinin yetkinliğine, kullandığı klasik ama aynı zamanda modern anlatıma hayran kalmıştım. Karakterlerinin sahiciliği kadar, yazarın varlığının belirsizliği, karakterlerin yaptıkları, söyledikleri ve hatta içki, sigara içişleriyle roman boyunca, acele etmeksizin kendilerini ele vermeleri son derece çarpıcı gelmişti. Tam bir feminist manifesto gibi görünmüştü Oyun. Bunlara ilaveten, bir kumarhanenin romanın mekânı olarak seçilmesi, liberal-muhafazakâr fikirleriyle Topal karakterinin yavaş yavaş, üçüncü tekil kişide aktarılan diğer karakterlerin aksine, birinci tekil kişide ve bol çağrışımlı cümlelerle, aforizmalarla ortaya çıkışı daha önce hiç rastlamadığım bir kurgulama yöntemi olarak görünmüştü. Topal karakteriyle yazarın, günümüz iktidarının bol bol tanık olduğumuz, tipik müteşebbislerini son derece iyi karakterize ettiğini, en sondaki beklenmedik rövanş sahnesininse,  ideolojik bir karşılaşmayı betimlediğini düşünmüştüm.

Filiz Elasu’nun, ikinci romanı Gezi Apartmanı’nın da aynı etkiyi yarattığını itiraf etmem gerekiyor. Yine, tam olarak nereye koyacağımı, nasıl tarif edeceğimi bilemediğim bir yazın örneği. En azından, öyle bir çırpıda özetlenebilecek olanlardan değil. Çünkü Filiz Elasu, temalarının bolluğuna rağmen anlatan değil, gösteren, daha çok sezdiren bir yazar. Bunu da çok katmalı, çok sesli kurgularının içinde, ayrıntılarla yapıyor. Okur, açık ve çarpıcı olanın peşine düşmüşken, o satır aralarında, yardımcı karakterlerle, küçük ayrıntılarla başka bir şeyler daha dokuyor. Tüm bunların yanı sıra, abartılı olmayan, eğretilemelerden uzak, akıcı bir dil,  son derece modern ve çarpıcı bir anlatım ve idealize edilmemiş, sahici karakterler kullanıyor.

Gezi Apartmanı da Oyun gibi çok sesli, çok katmanlı bir roman. Ancak bu sefer dört karakter yerine, iki ana karakter kullanmış yazar ve hem düz hikâye olarak okuyabileceğimiz hem de “apartman” metaforuyla, politik-felsefik derinlikler bulabileceğimiz bir roman üretmiş. Bu romanda, farklı olarak, hikâyeyi anlatırken fantastik öğeleri, metafizik anıştırmalarla, ilk romanında olduğu gibi tanrı-yazar kullanımına girmeden, karakterlerin bakış açısından anlatılan, sahnelerle ilerleyen bir kurguyla birleştirmeyi başarmış. Roman boyunca, tüm bunları yaparken, kimi zaman şiddet, kimi zaman korku dolu bir anlatım ve dille, içinde bulunduğumuz günlük hayatın karabasanını, ruh haletini metne aktarabilmiş.

Toplumsal hayatın temel taşlarından biri olan empati yeteneğimizi yitirdiğimiz zaman başkalarının acılarına duyarsızlaşıyoruz. Çevremizde olan biten bütün olumsuzluklar bize normalmiş gibi görünüyor. “Herkes alışıktı belki de…” (s.35) Elasu romanında bu olayları yoğun bir biçimde anlatarak adeta gözümüze sokuyor. Derin uykumuzdan bizi uyandırmak için omuzlarımızdan tutup sarsıyor. Yaşadığımız ülkede, günlük hayatın içinde karşılaştığımız şiddeti gözler önüne sermekle kalmayıp anlattığı olaylarla bu şiddeti yaşatıyor. Gezi Apartmanı sakinleri ile yaşanan olayları dikkatli bir gözle okuduğumuz zaman empatinin olmadığı yerde ilişkilerde baş gösteren şiddet fiziksel şiddetin de önüne geçiyor. Romanın  temel kahramanı Sacide bu sorunlar karşısında  çileden çıkıyor.

Gezi Apartmanı’nın üzerinde durulması gereken pek çok teması, özelliği var. Roman, binaya yeni taşınmış iki çocuklu bir anne ve ev kadını olan Sacide karakterinin, bina sakinleri, bahçe ve kedilerle yaşadıklarını, X semtine ve İstanbul’a dair izlenimlerini; Yusuf Bey’in bina çalışanı olarak ev sahipleri ve kiracılarla olan tecrübelerini anlatırken, bir yandan da korku, mülkiyet ve kimlik gibi, orta sınıflılığı tanımlayan meseleleri irdeliyor. Olay örgüsü bu iki karakterin gözünden anlatılıyor. Dönem, romanda ifade edilmese de, o tarihte yaşanmış, ülke gündemine ait kimi olay ve haberlerin kullanıldığı bölümler dolayısıyla, dikkatli bir okur tarafından kolayca tahmin edebilir.

Gezi Apartmanının ülkemizde son yıllarda yaşadıklarımızın ve özellikle ruh halimizin, günlük hayatımıza dair bir mikro yansıması olduğunu söyleyebiliriz. Filiz Elasu, İstanbul’un değişen şehir pratiğini, modern yaşamın bireyler üzerindeki etkisini ve yabancılaşmayı, neredeyse bir şehir distopyası olarak koyuyor önümüze. Sacide, eğitimli orta sınıfların sıkışmışlığını, gittikçe cinnete dönüşen ruh halini, şehrin bir kadın ve anne üzerindeki baskısını, aile ve komşuluk ilişkilerinin çözülüşünü yansıtırken, Yusuf karakterinin bakış açısını kullanarak ülkenin ana meselelerini irdeliyor, toplumun farklı kesimleri arasındaki çatışmayı, kutuplaşmayı, aynı zamanda sınıf çelişkisini gösteriyor. Tam da bundan dolayı, bu şehir distopyası, çok katmanlı okumaya açık olarak,  panaromik bir ülke romanına dönüşüyor.

Romanda mekan İstanbul’da bir semt. Mekan İstanbul olunca onun büyük sorunlarından biri olan betonlaşma da Elasu’nun kaleminden nasibini alıyor. İstanbul dünyanın güzel şehirlerinden biri. Hatta birçok kişiye göre dünyanın en güzel şehri. “Dünyanın neresinde var bu güzellik.”(S.213) Ama ne kadar sahip çıkabiliyoruz bu güzelliğe. Belki de güzel dedikçe körleşiyoruz ona yapılanlara karşı. Tarihi dokusu zengin olan şehrin bu dokusunu  modern binalarla gölgede bırakıyoruz. “Tarihi binalar, her yerden fırlayan ve birer penisi andıran gökdelenler arasında kaybolmuştu.”(s.213) Gezi Apartmanı kapıcısı Yusuf’un söyledikleri gelinen durumu açık bir biçimde ifade ediyor: “Değil altın, ölümdü burası… İnsanı kefene değil betona sarar, betona gömerlerdi burada.”(S.235) Rant uğuruna her geçen gün biraz daha betonlaşan şehrin orada yaşayan insanlar üzerinde de olumsuz etkisi var elbette. Güncelliğini hiçbir zaman yitirmeyen bu konu bugün de çeşitli direnişlerle engellenmeye çalışılıyor. Ama çabaların ne kadar başarılı olduğu tartışılır.

Romanın sonlarına doğru, açılış cümlesi olan “Bir zombiyi öldürmek için kafasını açıp beynini çıkarmak lazım,” derken yazarın neyi anlatmak istediğini kestirebiliyor insan ve o zaman da “Gezi Apartmanı’nın niçin isim olarak seçilmiş olduğu netleşiyor. Toplumsal yaşantının içinde görmediğimiz, görüp de göz yumduğumuz o kadar çok olay yaşıyoruz ki bu duyarsızlık bizleri yazarın deyimi ile bir “zombi“ye dönüştürüyor. Yaşadığımız şehrin, semtin, apartmanın içinde adeta bir yabancı gibi dolaşıyor; günlük rutinleri yerine getiriyoruz. Roman günümüz toplumunun bu durumunu apartman metaforu ile anlatarak kaybettiğimiz değerlerin altını çiziyor. Filiz Elasu, bu romanla zombiliklerimizi öldürebilir mi bilemiyorum ama kafamızı açıp içine bakmak konusunda, iyi bir başlangıç yapmış gibime geliyor. Gerisi, bizlere kalmış olmalı…

Toplumsal sorunlar her zaman var olacaklar. Yazar ise bu sorunları bize yansıtan bir ayna olarak, hayatın temposu içinde farkına varmadan geçtiğimiz olayları yansıtacak. Elasu bu romanıyla aynayı hem yüzümüze hem de sokağa tutuyor. Gerçekleri görmekten korkmayan herkesin okuması dileğiyle.

YURDAGÜL SAYIBAŞ

(Bu yazının daha kısa bir versiyonu 8 Ocak 2015 tarihinde, edebiyathaber.net sitesinde yayınlanmıştır.)

 

 

 

 

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s