Kıskançlık: Seven Erkek Kıskanır (mı?)

Edvard-Munch-xx-Jealousy-xx-Unknown

Beynimiz, nasıl gerçekliği tam olarak idrak edemeyip yorumlamakta, hatta sezgi yoluyla birazcığını alıp geri kalanını çarpıtmakta; kendine göre anlamlar bulmakta usta ise (örneğin: doğaüstü güçlere dair açıklamalar), insanlık tarihi de aynı yanılsamanın bir başka boyutta, daha büyük bir ölçekte yaşandığının göstergesi olsa gerek…

Biz homosapienler, beynimizin henüz onda birini kullanma kapasitesine sahipsek, bu rasyonelliğimizin de onda birinde takılı kaldığımız anlamına gelmez mi? Gerçekten de evrimimizin bu sürecinde, sık sık rasyonel olmayı bırakıp duygularımızla hareket ettiğimiz yadsıyamayacağımız bir olgu. Mesela, bir tehlike karşısında, korktuğumuzda kaçıyor veya derin bir üzüntü yaşadığımızda bütün hayatımızı gözden geçirip çözümler, yeni yollar bulmaya çalışabiliyoruz. Bunlar hayatta kalabilmek, kendimizi koruyabilmek için gerekli en temel bazı fonksiyonlarımız ve bizim savunma mekanizmalarımız… Hayvanlarda olduğu gibi yüzde yüz açıklanabilir kolaylıkta, devamlı tekerrür eden hisler gibi olmasa da, zira toplum ve sosyal ilişkiler duygularımızı yönlendirmede bir diğer etken, insanoğlu ülkelerin evrimleşme sürecindeki yerine uygun olarak, ara bir evrede, bir sarkaç misali, temel duygu ve düşünceleri arasında gidip geliyor.

Kıskançlık, insanoğlunun evrilmiş geçmişinden miras aldığı, korku temelli, kompleks duygulardan biri. Bir olumsuz his ve düşünceler kümesi… Güvensizlik, korku, endişe, bir şeyin, özellikle biriyle bağlantılı olarak değer verilen bir şeyin kaybedileceği hissi. Tüm bunlara ilave olarak, kızgınlık, öfke, pişmanlık yetersizlik, iğrenme, çaresizlik gibi hisleri  de beraberinde getirebilen bir yoğunluk. İnsan ilişkilerinde sık tecrübe edilen, hatta beş aylık bebeklerde bile gözlenmiş, sosyologlar, psikologlar, antropologlar ve biologlarca nedenleri, çeşitleri, etkileri incelenmekte olan; kitaplara, resimlere, filmlere, şarkılara konu olmuş bir duygu kıskançlık…

Kıskançlığın en iyi bilinen, hemen herkes tarafından, çeşitli derecelerde tecrübe edilen türlerinden biri cinsel kıskançlık olsa gerek, hatta en başat, en yaşamsal öneme sahip olanı… Ülkemizde, hemen her gün, en az bir kadının hayatını kaybetmesine sebep olan, gazetelerimizin üçüncü sayfa haberlerini teşkil eden kadın cinayetlerinin, aile içi şiddetin en başta gelen nedenlerinden biri…

Evrimsel psikologlara göre kadın ve erkek tarafından yaşanan kıskançlık arasında fark var ve bunun en temel nedeni genlerimizin “başarısını” maksimize etme çabamız. Bir diğer deyişle, yeniden üretim, hayatta kalma, genlerin devamlılığı ve bir sonraki nesle en güçlü şekilde transferine yönelik cinsiyetimizden kaynaklı iç güdümüz. Bu teoriye göre, erkekler cinsel sadakatsızlıktan, yani bir kadının başka bir erkekle cinsellik yaşamasından büyük rahatsızlık duyuyor. Babalık şüphesi (erkeğin genlerinin devamı açısından) erkek kıskançlığının ana nedeni iken, kadın açısından bu, gebeliğin sorunsuz yaşanabilmesi ve sonrasında çocuğun bakımının en iyi şekilde sağlanması için erkeğin ilgi ve zamanı yani duygusal sadakatinin eksilmesi ya da kaybından kaynaklı tehlike olarak hissediliyor. Yapılan araştırmalara göre, kadınların çoğunluğunun endişesi, eşlerinin sunduğu kaynakların onlardan esirgenebileceği olasılığı üzerinde yoğunlaşıyor ve erkeğin başka bir kadınla duygusal yakınlaşması kıskançlığın ana nedenini teşkil ediyor.

Bunca yıllık zaman içersinde, böyle yaşamsal, cinsin devamlılığı açısından böyle elzem bir konuda, doğal seleksiyonun çözüm bulmasını bekleriz değil mi? Teoriye göre atalarımızın yapmış olduğu da işte bu: eşin davranışlarının ve hareketlerinin kontrol edilmesi, kısıtlanmasına yönelik mekanizmaların geliştirilmesi ve böylece karşı cinsle eşin minimum kontağının sağlanması. Bir başka deyişle, evrim psikolojisine göre, erkek cinsinin babalığı garanti etmesinin tek yolu, diğer erkeklerin eşlerine ulaşımını ve katkısını sınırlamak, gen kontrolü yapmak.

Bu teoriye göre, kıskançlık, kadının ihaneti ya da ilişkiyi terketmeyi planlıyor olması, aile içi şiddetin ana nedenlerinden biri. Erkeğin kadının doğurganlığını, cinsel üretimini kontrol edebilmesinin ve onun sadece kendi genlerini taşıyabilmesi için cinsel olarak kendine ait kılmasının tek yolu, şiddet ya da tehdit.

Antrapologlara göre, kıskançlık kültüre, ülkeye göre değişebiliyor ve dinler, gelenek ve görenekler bir kültürün en etkin öğeleri. Örneğin, İslam’da, diğer tek tanrılı dinlerde olduğu gibi, biri haram diperi sünnet olan iki türlü kıskançlık görüyoruz. Birincisi “hased” karşılığı kullanılıyor ki buna başka bir yazıda daha etraflı değinmeyi düşünüyorum. Diğeri ise bir erkeğin, eşini, kızını, kız kardeşini, annesini ve sair “mahremlerini” koruması gerektiğini ifade eden “ilahi içgüdü”… Bu tür kıskançlık, İslam dininde sünnet ve Hz Muhammed tarafından teşvik ve hatta tavsiye ediliyor. Öyleki, Muhammed bir hadiste şöyle diyor: “Allah mahremlerini namehremlerden kıskanan kullarını sever.”

Kısacası, bu yazıdaki örneğimizi İslam’a kısıtlı tutmakla birlikte, kendi ülkemize ve yakın coğrafyamıza damgasını vurmuş olan tek tanrılı dinlere baktığımızda, gen kontrolünü sağlayacak mekanizmaların, erkek egemen söylemin, her üç dine de egemen olduğunu kolaylıkla görebiliriz. Ancak, yahudiler ve hristiyanlar kendi özel toplumsal – tarihsel evrimleri sürecinde, kadın cinsi üzerindeki gen kontrolünü bir nebze rahatlatmış görünmekle birlikte, Orta Doğu’nun İslamı benimsemiş toplumlarının çoğu için aynı sonuca varmamız, bu teoriye göre, henüz uzak gibi görünmekte… Bu da, Doğu’nun, özellikle Orta Doğu ve İslam coğrafyasının, insanoğlunun evriminde, hâlâ alt basamaklardan birinde takılı kaldığı anlamına mı geliyor?

Bu yazı, Yeni Harman dergisinin Haziran 2012 sayısında yayınlanmıştır. Copyrights@Filiz Elasu

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s