Sapıtmış Beyoğlu’na Sapıtmış bir Tophane!

‘Küresel’ eğlence merkezimiz ‘Taksim-Tünel hattı’nın kural tanımaz, plansız, programsız alabildiğince çirkin ve taşkın eğlence anlayışı, eteğindeki Tophane sakinlerinden ‘muhafazakar’ bir grubun şiddet dolu taşkınlığıyla karşılaşınca bir anda ‘yaşam şekilleri çatışıyor’ oldu ülkemiz gündeminde!

Hay allah! Oralarda, henüz restore edilmemiş bir binanın bir göz odasında 9-10 kişi bir arada kalan Kürt vatandaşlarımızdan biri olsam ya da az gelirli (hiç gelirli) ailelerin sokaklarda büyümüş bıçkın delikanlılarından biri ve ben işsizken, açken barlara, diskolara gelenlerin, restaurantlarda yemek yiyenlerin, yarı çıplak kadınların, genç kızların, son moda genç erkeklerin, yüzlerce liralık yemekler yediğini, içkiler içtiğini ve daha kimbilir nasıl paralar harcandığını izlesem; her binanın, her bir katın, hatta kaldırım taşının birer ‘rant’ aracına dönüştüğünü hem de yıllar içersinde filan değil haftalar, günler içersinde olduğunu gözlemlesem; binaların, sokakların bankalar, şirketler tarafından kapışıldığını, büyük paraların, mafya ilişkilerinin döndüğünü bilsem; her bir mağaza, restaurant açıldığında, ruhsat verildiğinde-alındığında belediyenin ve memurlarının binlerce-onbinlerce liralık rüşvetlerle iş yaptığını duysam;bir de üstüne üstlük hiç bir kuralın, kanunun, düzenlemenin geçerli olmadığını, sokağa açılan her bir kapıdan pencereden müzik olarak nitelenen bir sesin havaya hücum ettiğini, gürültüden, uğultudan nefes alınamadığını ve insan selinin, günün bütün saatleri, 24 saat boyunca aktığını görsem; tüm bu zıvanadan çıkmışlığın kocaman kanserli bir hücre gibi habire büyüyüp yayıldığını farketsem;  uyuyamasam, yollarda yürüyemez olsam, bu çirkinlik, bu gürültü, bu kalabalık habire üzerime üzerime geliyor olsa; bu eğlence anlayışı, bu yüzeysellik, şehre, tarihe, binalara, doğaya, insan doğasına olan bu saygısızlık, bu zevksizlik…üstelik,  ne yerel belediyenin ne İstanbul belediyesinin ne de hükümetin bu konuda en küçük bir şey yapma niyetinin olmadığını, aksine Başbakanımızın kafasında daha da fazla ‘çılgın projelerin’ geliştiğini öğrensem…

Şiddeti savunmuyorum, hiçkimseye, sanata ve sanat galerilerine karşı olanları hele hiç! Ancak, birilerinin kafası karışmış gibi geliyor bana, hem de kavramlar açısından, fena halde…Neyse, benimki değil! Ben, kesinlikle ‘muhafazakarım’!

2 responses to “Sapıtmış Beyoğlu’na Sapıtmış bir Tophane!

  1. Bir gezin beyoğlu sokaklarını, sokak müzisyenleri değil asıl pencereleri kapalı bile olsa ortalığı gürültüden çekilmez hale getiren aşırı yüksek sesli mekanlar bitiriyor. Yaz boyu kapı-pencereyi açıp komşu da insan var mı, aile yaşar mı diye düşünmeden ev hayatımızı bitirdiler, kış geldi hoparlörlere yüklenip binaları titretmeye başlayacaklar. Öyle aşırı yüksek ses var ki 2 apartman sonraki barın titreşiminden oturamıyoruz.Müzik yapılır tamam da uğultu ve gürültü değil.Unutmayın beyoğlundaki binalar eski ve tarihi.Tabii insanın dinleneceğini ve uyuyacağını düşünmeyen tarihi ve binalar vereceği zararı neden düşünsün ki.Bu duruma dikkatinizi çekerim beyoğlu belediyesi.Çözüm aramaya başlamalı acilen.Gerçek cezalar ve ses kontrolleri lazım.Ellerinde aletler yada üstlerinde belediye formaları ile gelseler bu adamlar köşede görünce sesi kısıp , görevli ayrıldığı anda açıyor. Sokakta aşırı ses yapmadığı saatlerde de davul çalıp sadece binaları titiretmeye başlıyorlar.Uyanık esnaf formülleri ile taciz gitgide büyüyor.

    • Çok haklısınız! Beyoğlu’nda mekanların sorumsuzca yaptığı gürültü ve bunun denetlenmemesi yüzünden değil yaşamak, yürümek imkansız! ‘Görmemişin oğlu olmuş, çekmiş……koparmış!’ şeklinde bir atasözümüz vardır, bilirsiniz! Bizdeki ticaret, işletme, yatırım… kapitalizm anlayışı tam da öyle…
      Bangır bangır yüksek sesle müzik dinlemeyi müzikseverlik sanmak ya da sinemalarda seyircilerin kulak zarlarını patlatırcasına sesi yüksek tutarak sinemaseverlere cehennemi bir tecrübe yaşatmak benzer örnekler. ..
      Beyoğlunda bulunan kafe-barlardan yükselen gürültü (birbirine bitişik, veya aynı sokaktaki mekanlardan yükselen seslerin bileşkesine, müzik denemez artık) sokakları öyle bir hale getirmiş durumdaki, o sokaklardaki barlara, kafelere akıllı insan gidip oturmaz! Maalesef, o ticari işletmelerin sahipleri veya işletmecileri bunu görüp anlayabilecek görgü ve bilgiden yoksun! Belediye de yine aynı şekilde vizyon ve bilinçden yoksun! Belirttiğiniz gibi, mekanları denetlemek, bir takım standartları, kuralları getirip bunları etkin bir şekilde uygulamak yerine, sokak müzisyenlerini ve masa saldalyeleri kaldırmayı çözüm olarak gören bir Belediyecilik anlayışı ile, maalesef, karşı karşıyayız!

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s