Lider Kadınlar?…

Geçen yıl Yeni Harman’ın Mart sayısı için 8 Mart Dünya Kadınlar günü dolayısıyla bir yazı hazırlamış ve Dünyadaki, İngiltere’deki kadınları ve Feminist hareketi konu almış, gözlemlediğim kadarıyla neler olduğunu (daha doğrusu olmadığını) anlatmaya çalışmıştım. Aradan uzun (belki de kısa) bir sene geçti. Durumda bir değişiklik oldu mu? Ben göremiyorum…. Zaten dünyanın hali (erkeklerinin ki de dahil) pek değişmedi ki, kadınlarda gözlemleyelim…Bu durumda aynı istatistikleri kullanarak, benzer tabloları çizmektense bu yazıda bir değişiklik yapıp bu sefer de farklı kadınlara, dünyada lider konumunda olmuş veya olmaya hazırlanan iki kadına bakalım diye düşündüm. Geçtiğimiz yılın son günlerinde bir suikasta kurban giderek hayatını kaybeden Benazir Bhutto ile önümüzdeki Amerikan Başkanlık Seçimlerine hazırlanan Hillary Clinton.

Bu iki kadın temsil ettikleri güçlerle, konumlarla, yaptıkları politik veya ekonomik seçimlerle sadece kendi ülkelerini ve halklarını değil, içinde bulunduğumuz sözümona küresel bağlantılar sistemini de tabii ki etkiliyorlar. Bunun yanısıra sırf kadın oldukları için kadın hareketlerinin, kadın perspektifinin de en ön saflarında yer alıyorlar. Rol modeli konumunda olmasalar dahi kadın programlarına konuk veya konu oluyor, lider konumundaki kadınlara bir örnek ister istemez  teşkil ediyorlar. Mesela, öldürülmesi üzerine Benazir Bhutto hakkında basında pek çok yazı çıktı ve özellikle Batı’da nerdeyse ‘Şehit Demokrat’ mertebesine yükseldi. Her ne kadar kahramanca bir şekilde ölmüş olsa da ve bir ölünün ardından konuşmak (daha doğrusu yazmak) insana biraz garip de gelse Benazir Bhutto’nun bir ‘melek’ olmadığının altını çizmek gerekiyor. Sözü çok uzatmadan, sizlere ilginç bulduğum bazı makale ve röportajlardan alıntılar sunmak istiyorum ve bunların pek yoruma ihtiyaç duymadan son derece açık bir şekilde bu iki kadını ve ‘liderliklerini’ gözler önüne serdiğini düşünüyorum…

30 Aralık 2007 tarihli The Observer gazetesinde Güneydoğu Asya uzmanı William Dairymple’nin Benazir Bhutto üzerine ilginç bir yorumu yayınlandı. Bakın nasıl anlatıyor Bayan Bhutto’nun hayatını ve kişiliğini.

“Benazir Bhutto’nun ardından Pakistan’a bıraktığı en tartışmalı miraslardan biri İslamabad’ın ortasındaki evi. Görüşmemiz sırasında Başbakan’ın kendi tasarımı olduğunu söylediği bina, İslami hiçbir niteliğe sahip olmayıp, daha çok hoppa bir Meksika çiftlik evini andırıyor…Bhutto’nun evi Latin Amerikalı bir sanayicinin hafta sonlarını geçirmek için geldiği bir yazlık görünümüyle dünyanın her yerinde görebileceğiniz bir yer. Bu tabii ki Batı’nın neden Benazir’i bu kadar kolladığının da sebebi. Çevre ülkelerde ne yapacağını tahmin edemediğimiz liderlere karşın (Afganistan’ın feudal beyleri veya İran’ın Ahmadinejad’ı) Bhutto her zaman bildik biriydi…Daha doğrusu bizden biri. Mükemmel İngilizce konuşurdu, çünkü ana diliydi. İngiliz dadıyla büyütülmüş, İrlandalı rahibeler tarafından yönetilen bir okula gitmiş daha sonra da eğitimini Harvard ve Oxford’da tamamlamıştı….Ancak Batı’nın onu bu kadar çok sevmesine neden olan aynı özellikler Pakistanlıların kafasında pekçok şüphe uyandırıyordu. İngilizcesi akıcı olabilirdi ama aynı şey Urducası için geçerli değildi….

Oxford’da Benazir’i bilen arkadaşları onu derslere en son model bir spor arabayla gelen cıvıl cıvıl bir bimbo olarak hatırlıyorlar…Arkadaşları tarafından ‘Bibi’ veya ‘Pinky’ olarak bilinen Benazir’in ucuz aşk romanları ve kraliyet bibliyografilerine karşı özellikle zaafı vardı, tabii 70’lerin romantik pop şarkılarını da unutmamak gerek…Ama Başbakanlığı sırasında tanıştığım Benazir’de çok daha heybetli hatta imparotorca bir yan da vardı. Konuşması, yürümesi önceden tasarlanmış bir  ölçü içersindeydi ve sık sık asalet kelimesi olan ‘biz’i kullanıyordu….Görüşmemiz sırasında bulunduğu Başbakanlık binasından çıkıp avludaki çimenlerden süzülerek benim oturduğum koltuğa ulaşması tam 3 dakikayı aldı. Bunu güneşin tam istediği istikamette parlamadığına dair sitemi izledi….Tüm bunlar bana Roma’lı prensesleri düşündürmüştü.

Bu Benazir İslamabad’da 12 saat süren kabine toplantıları ve 4 saatlik uykuyla geçiştirdiği günleriyle tanınandan farklı biriydi. Yine bu Benazir Pakistan’a döndüğü gün konvoyuna saldıran bombalı intihar girişimcisine rağmen kampanyasına devam etti ve ölüm tehditlerine aldırmadan savaşmaya devam etti. Diğer Benazir, başka bir deyişle korkusuzdu….

Belki de Benazir’e bu feodal prenses duygusunu veren sahip olduğu geniş topraklar ve yetiştirilişinden dolayı edindiği Batılı zevklerdi. Bu anlamda pekçok Pakistanlı politikacıdan bir farkı yoktu. Zaten bu yüzden de Pakistan’da gerçek demokrasi hiçbir zaman tam olarak yeşermedi, çünkü toprak sahibi olmak politikaya girmek için bir şart olarak kaldı.

Bugün Benazir bir özgürlük ve demokrasi şehidi olarak tanımlanmasına karşın, hiç bir zaman doğal bir demokrat olmadı. Hatta Pakistan’daki bu garip demokrasi çeşnisinin (temsili feodalizm) sorgulanmasına sebep olarak, İslamcıların şu anki durdurulamayan yükselişine neden oldu. İlk 20 aylık yönetimi sırasında, tek bir önem arzeden yasayı dahi çıkaramadı. Uluslararası Af Örgütü tarafından hükümeti dünyanın en kötü gözaltında ölüm ve işkence raporuna sahip olmakla suçlandı. Kendini partisinde hayatboyu başkan olarak ilan etti ve kendi kardeşi Murtaza’yı parti liderliği yarışından men etti. Kardeşi bunda ısrar edince kendi evinin önünde son derece şüpheli bir şekilde süikastle öldürüldü. Murtaza’nın karısı Ghinwa, kızı Fatima ve hatta Benazir’in kendi annesi öldürme emrinin Benazir tarafından verildiğine inanıyor. En son geçtiğimiz sonbaharda Benazir, rakibi Nawaz Sharif’in Amerika ve İngiltere destekli Musharraf kararıyla Suudi Arabistan’a gönderilmesine ve böylece seçimlerin dışında tutulmasına hiç ses çıkarmadı.

Pakistan’ın askeri rejimlerle demokrasi arasında gidip gelen çalkantılarının arkasında ülkedeki elit kesimin çıkarlarının devamı geliyor. Ülkenin sanayi, askeri ve toprak sahibi sınıfları birbiriyle ilintili ve birbirlerini koruyorlar. Ancak fakirlerine sahip çıkmak konusunda birşey yapmıyorlar. Mesela devlet eğitimi Pakistan’da nerdeyse yok ve fakir halk sosyal adalet için başka alternatifler aramaya başladı…Pakistan gibi ülkelerde İslamcıların başarısı aslında kendilerini sosyal adaletin uygulayıcıları ve Benazir Bhutto gibi yozlaşmış, rüşvetçi liderlerle savaşanlar olarak tanıtmalarında yatıyor. …Mesela Benazir yolsuzluk iddialarıyla tanınıyor. Özellikle ‘Bay  Yüzde On’ olarak tanınan kocası Asif Zardariyle ülkeyi yağmaladıklarına dair epey bir suçlandılar. Pakistan, İsviçre, İngiltere ve Amerika’da haklarında banka hesaplarını soruşturmaya dair pekçok dava açılmış durumda…”

……………………………..

Şimdi de Hillary Clinton’a bakalım biraz. BBC’nin lider kadınlar listesindeki bibliyografide ‘bir politik savaşçı’ olarak isimlendiriliyor Bayan Clinton. Haksız da değiller gibi. Bir Amerikan Başkanı’nın karısının kocasını destekler pozisyondan sıyrılıp politikaya atılması çok olağan değil. Üstelik Newyork senatörlüğünü kazanıp Amerika başkanlığına soyunması her babayiğidin harcı hiç değil.

1947 Şikago doğumlu Hillary Clinton’ın ailesi tarafından yılmayan bir savaşçı olarak yetiştirildiği ve Yale Üniversitesinde hukuk okuyarak daha o zamandan  politik kariyerine başladığı söyleniyor. Kocası Bill Clinton’ la da burda tanışan Hillary için zeki ve hırslı bir kadın tanımı sık rastladığımız bir betimleme. 1975’de evlenmelerinden çok kısa bir süre sonra Bill Clinton’ın daha sonra Eyalet Valisi olacağı Arkansas’da politik kariyerine başlayan çift arasında aslında Bayan Clinton’ın politikaya kocasından çok daha önce girdiği, mesala 1972’de Demokrat Parti adayı George McGovern’ın seçim kampanyasını  yürüttüğü ve daha sonra da kocasınınkileri burdan edindiği tecrübeyle planladığı belirtiliyor. Chelsea isimli bir kızları olan çift, 1993’de Bill Clinton Beyaz Saraya ilk adım attığında politik bir ortaklığın zaferi olarak görülmüştü. Öyleki Bill Clinton  seçim kampanyası sırasında bir ara şaka yollu “Benimle, bir fiyatına iki tane alıyorsunuz” demişti.

1992’de seçimi kazanan Başkan Clinton karısını tüm Amerikalıları sağlık sigortası kapsamına alacak bir sağlık reformunu düzenlemekle görevlendirdi, ancak tıp sanayiinin ve muhafazakarların muhalefeti yüzünden Kongre’den yasayı geçiremedi. Bunun üzerine politikadan çekilen Bayan Clinton daha sonra Whitewater isimli emlak yolsuzluğu soruşturmasının odağı oldu ancak federal jurinin önünde yargılanırken  politika ve gelişmekte olan ülkelerde kadın sağlığıyla ilgili çalışmalar yapmaya başladı yeniden. Senatörlüğe seçilebilmek için o zamanki Newyork Belediye başkanıyla kıyasıya bir çekişmeye giren Hillary,  New York’la hiç bir ilgisi olmadığı sadece kocasının adını kullanarak politika yapmaya çalıştığı şeklinde eleştiriler aldı. Aynı kampanya sırasında Orta Doğuya yaptığı bir gezide,  İsrail’i Filistin topraklarını zehirlemekle suçlayan Suha Arafat’ı bir konuşma sonrasında kucakladığı için Yahudi lobisini üzerek şansını epey bir baltaladı Bayan Clinton. Daha sonra da çözümü bir demeç vererek Mrs Arafat’ı tahrik edici konuşmalar yapmakdan dolayı suçlamakta buldu.

Şu an Demokrat partinin başkan adaylığını kazanabilmek için Barrack Obama ile çetin bir mücadele içinde bulunan Hillary Clinton’ın kişisel ve kariyeriyle ilgili en ciddi sınavın kocasının Monika Lewinsky’le olan kısa ve ilginç ilişkisi sırasında olduğu kesin.

Talk isimli bir magazinle yaptığı görüşmede kocasını hala desteklemesinin arkasında kişisel politik hırslarının olduğunu yalanlayan Bayan Clinton kocasının seks güdüleri hakkında “zaptedilmesi zor bir kuduz köpek” nitelemesinde bulunmuş ve bu tür kaçamak krizlerinin başından beri evliliklerinin bir parçası olduğunu da itiraf etmişti.

Kocasının çocukken duygusal olarak taciz edilmiş olduğunu ve aslında yaptıklarının kötü bir insan olduğundan değil ama zayıflığından kaynaklandığını da belirtmişti. Tabii bu arada Bill Clinton’ın da skandal sonrası karısına olan aşkını ne kadar sık dile getirdiğini belirtmek lazım. Hatta öyleki pek çok röportajda, karısının entellektüel düzeyde kendisine eşit olduğunu da ilan etti eski başkan!..

Copyrights@ Filiz Elasu

Bu makale Yeni Harman Dergisi’nin Mart 2008 sayısında yayınlanmıştır.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s