İsrail’in Doğum Günü ‘Hepimize’ Kutlu Olsun!

Geçtiğimiz Mayıs ayı boyunca İsrail’li Yahudiler (ve tüm Siyonistler) İsrail devletinin kuruluşunun 60. yılı kutlamalarıyla kendilerinden geçtiler! Dünyamızın eski-yeni devlet adamları (George Bush, Tony Blair, Henry Kissinger, Vaclav Havel, Mihail Gorbachov), sinema yıldızları, ünlü iş adamları (Google’ın Facebook’un kurucuları, Rupert Murdoch, Steven Spielberg) ve daha kimbilir kimlerle… Omuz omuza, sokak partilerinde, havai fişekler eşliğinde, askeri uçakların gökyüzünde taklalar atıp en son teknoloji harikası silahların sergilendiği geçit törenlerinde, ormanlarda, piknik yerlerinde uçurtma uçurup mangal yaparak….kendilerinden geçtiler! Nasıl geçmesinler? Tarihte tüm bir halkın topraklarının istimlak edilip bir diğerinin yerleştirilmesiyle kurulmuş bir devlet daha yok ki!  Tabii ki kendilerinden geçerler… Hem de zevkten dört köşe, kendileriyle gurur duyarak, mutluluktan uçarak!

 

Bırakıp gittiğin topraklara taaa 2000 yıl sonra çık gel, “Burası bizim toprağımız, bizim ülkemiz çünkü bizim kutsal kitabımızde öyle yazıyor, biz Tanrı’nın sevgili kullarıyız” de, ve dönemin en güçlü devleti yesin bunu! Ne şans değil mi! Gerçi bu, şanstan öte emperyalist çıkarların döndüğü bir büyük oyundur! Petrolün öneminin farkına varan İngilizlerin bölgeyi Osmanlılardan kapabilmek için Yahudi azınlığı kullanarak başlattığı, sonra da  Siyonist fikirlerin eşliğinde yürütülen bir oyun! Üstelik içine biraz da şansızlığın, binlerce yıllık dışlanmanın, eziyetlere tabii olmanın, ümitsizliğin, Avrupa’nın Yahudi düşmanlığının katıldığı bir oyun!  İngilizler bölgenin kontrolünü ele geçirmeden önce, Siyonistlerle yapılan gizli anlaşmaların sonucu olarak ortaya çıkan ünlü Balfour Deklarasyonu (1917), işte bu oyunun göstergesidir. Bu anlaşmaya göre, İngilizler Siyonistlerin Filistin’e yerleşmesine destek olacak, Siyonistler de Filistin’in İngiliz kontrolünde olmasını kabul edecektir. Şans mı demiştik! Daha çok danışıklı döğüş galiba! Ve işin ilginç yanı bazı İngiliz aristokrak ve devlet adamlarının (Lord Shaftesbury, Lord Palmerston, David Lloyd George, Lord Balfour gibi) “bu ileri görüşlülüğü” olmasa, Siyonist düşüncelerin mimarları Filistin’i kendilerine yeniden “yurt” edinmek gibi bir fikri, bırakın pratiğe geçirmeyi, ortaya dahi atamayacaklardır. Mesela, Siyonismin ilk kurucularından Theodor Herzl, Avrupa’nın yahudi karşıtlığından ve ırkçılığından ümitsizliğe kapılıp Yahudi sorununa bir çözüm ararken, aklına ilk gelen ülke “Arjantin”dir. Ve yine, 1920’lere kadar Doğu Avrupa ve Rusya’yı terk eden Yahudilerin en büyük hayali, kapağı Orta Doğu’ya değil Amerika’ya atmaktır.

 

İsrailli Yahudiler çoook mutlu, devletlerinin 60. yılını kutluyorlar! 60. doğum günü… Zeytin ağaçlarıyla, İsraillilerin gurur kaynağı, Jaffa portakal bahçeleriyle, üzüm bağlarıyla bezeli, yeşil, modern, zengin bir ülke! Ama, (işte, aması var) çalıntı! Üstelik öyle Siyonistlerin iddia ettiği gibi üzerinde birkaç ilkel Arabın yaşadığı boş, çöl olan bir yer de değil! Tarihi belgelere göre, Filistinli çiftçilerin 1880’de tüm portakal bahçelerini elinde tuttuğu, 765,000 ağaca sahip olduğu, yılda 30 milyon portakal üretip Avrupa’ya sattığı bir yer… Birinci Dünya Savaşı öncesinde 1 milyon Filistinli’ye karşın 56,000 Yahudi’nin yaşadığı bir yer… Yine Siyonistlerin iddialarının aksine, Filistinliler 1920’lerden itibaren akın akın gelen Yahudi göçmenleri görünce pılıyı pırtıyı toplayıp kaçmamış (tüm imkansızlıklara, yoksulluğa ve doğru dürüst bir lider kadroya sahip olmamalarına rağmen) karşı koymuşlardır. Ancak mücadele edilen sadece Siyonist çeteler değil, bu çeteleri destekleyen, tanklı tüfekli, tam teçhizatlı İngiliz ordusudur. 1920’de başlayan çatışmalar 1929’da şiddetlenmiş, 1936’da Filistin halkı genel greve gitmiş ve aynı zamanda İngilizlerden bağımsızlığını talep etmiştir. Ancak, şimdi olduğu gibi, Filistin halkı ya tamamiyle gözardı edilecek yada zorla susturulacaktır. Öyleki çatışmaların son bulduğu 1939’a kadar 20,000 Filistinli öldürülmüş, yaralanmış, tutuklanmış ve sınır dışı edilmiştir.

 

İsrail’i bu yıl, 60. kuruluş yılı vesilesiyle ikinci kez ziyaret eden George Bush, Siyonistlerin ve özellikle, Hristiyan Siyonistlerin en popüler başkanı olsa gerek. Bildiğiniz gibi, Hristiyan Siyonistler İncil’in olduğu gibi okunduğu takdirde, geleceğe yönelik tüm kehanetleri içerdiğini ve bunların merkezinde İsrail devletinin olduğuna inanırlar. Onlara göre,Yahudilerin İsrail’e dönmesini Tanrı istemektedir ve Kudüs, İsrail sınırları içersinde, başkent olmalıdır. Hatta kimisine göre Kudüs’teki Yahudi Tapınağı yeniden inşa edilmeli, aynı kalıntılar üzerinde bulunan ve Müslümanlarca kutsal sayılan Al Aksa Camii ve Taş Kubbe yıkılmalıdır. Böylece, Müslüman dünyanın kışkırtılmasıyla 3. Dünya Savaşı kopacak,  Anti-Crist yani Şeytan ortaya çıkacaktır. Bunlar kıyametin (Armagedon) göstergeleri olduğu için İsa yeniden görünecektir. (‘The Omen’ filmlerini seyrederek bu senaryoları biraz daha iyi kavramak mümkün!)

 

Yine bildiğiniz gibi bu Hristiyan Siyonist ve Yahudi grupları, Amerika’da o kadar güçlüdürler ki onların desteğini almadan politikaya atılmak, politika yapmak, hele İsrail karşıtı olmak nerdeyse imkansızdır. Mesela, 1976 yılında başkan olan Jimmy Carter, 1978’de Siyonist düşüncelerinin Orta Doğu politikalarını nasıl yönlendirdiğini itiraf etmiştir. İsrail’in saldırgan Likud yerleşim programlarına karşı çıkıp, bir Filistin devletinin kurulmasına yönelik önerilerde bulununca da, sonraki seçimde oyları Reagan’a kaptırmıştır. Ronald Reagan 1980’deki bir konferansta İsrail’in ABD için önemini bakın şöyle açıklayacaktır: “İsrail her an savaşmaya hazır…ve bunda tecrübeli bir orduya sahip…Orta Doğu’da ABD’ye büyük faydaları olan bir güç. Eğer böyle güçlü bir İsrail olmasaydı, bu gücü, kendimizin, doğrudan tedarik etmesi gerekirdi.”

 

Bir taşla iki kuş! Amerikalı Hristiyan Siyonistlerin İsrail’le olan özel ilişkiyi neden “Siyam İkizlerine” benzettiği daha iyi anlaşılıyor. Bugün hiç ‘sınır’ tanımayan bu ilişki tam şeklini 2. Dünya Savaşının sonunda alıyor. İşte senaryo; savaştan bitkin çıkmış, Filistin’de kontrolü kaybetmiş görünen bir İngiliz devleti ve ondan dünya imparatorluğunu devralmaya hazırlanan, güçlü, Orta Doğunun petrol reservlerinin öneminin farkında bir Amerika! Bir de tarihi boyunca dışlanmış, suçlanmış ve sonunda Hitlerin gazabına uğrayıp milyonlarcası katledilmiş vatansız bir halk… Tabii, bir de Siyonist din adamları, politikacılar… Tüm kapıların, özellikle Amerika’nın kapılarının kendisine kapanmış olduğu, Filistin’e gitmeye zorlanan bir halk… Ve…1946’da King David Otelinin Siyonistler tarafından bombalanarak 80’den fazla İngiliz, Arap ve Yahudi’nin öldürülmesi… İşte size mazaret… Olay, tabii hemen Birleşmiş Milletlere gider. Yeni kurulmuş bu çelimsiz organizasyonda (şimdi böyle, o zaman nasıldı acaba?), Amerika borusunu öttürerek ‘adil’ bir plana vardırır herkesi! Filistin toprakları iki toplum arasında paylaştırılır. Plan o kadar adildir ki toplam nüfusun yüzde 30’unu oluşturan ve toprakların sadece yüzde 6’sına sahip olan Yahudilere Filistin’in yüzde 55’i verilir, ve tabii sorunsuz onaylanır bu plan! İki yıl sonra, 14 Mayıs 1948’de, Ben Gurion İsrail devletinin kuruluşunu ilan edecektir. Elbette bu iki yıllık sürede, İsrail ordusu boş durmayacak, İsrail’e verilen topraklarda yaşayan 391 000 Filistinli hertürlü şiddetin, korku taktiğinin kullanıldığı yöntemlerle evlerini, köylerini, topraklarını bırakıp hayatları pahasına kaçmak zorunda kalacak ve çevre ülkelerde mülteci durumuna düşecektir.

 

Evet, geçtiğimiz ay İsrailli Yahudiler büyük şölenlerle  İsrail devletinin kuruluşunun 60. yılını kutladı. Çok mutlular!..Mutlu olunmaz mı? Kuruluşundan 1 yıl sonra 1949’da, sınırlarını yüzde 55’den yüzde 78’e çıkar, o topraklarda yaşayan halkın üçte ikisini mülteci durumuna düşür (Bugün 3 milyon Filistinli bir gün ülkelerine dönme umuduyla yaşıyor!) ve 60 yıl boyunca bu modeli tekrarla, kimse bir şey yapamasın! Tüm dünyaya, bunca aklı­-selim insana, vicdan sahibine güzel bir ‘nahhh!…’ çek! Oh, tabii kutlanır! Hem de dört köşe, kendinden geçerek, mutluluktan uçarak!.. Üstelik Amerika, İngiltere gibi ülkelerde son derece varlıklı, akademide, medyada, politikada, finans ve iş çevrelerinde en iyi noktalarda Yahudi savunucuların, yandaşların olsun. Bir de bunların üstüne, Hristiyan ve Siyonist olan milyonlarca, sıkı dindar destekçin… Bu ülkelerde Filistin yanlısı veya gerçekleri belgeleyen herhangi bir yayında hemen karşı kampanya başlatsınlar! İsrail’i eleştiren Yahudileri dahi, katliam yanlısı, anti-semitik yada Nazi Sempatizanı olmakla suçlasınlar! Ve… Filistin halkına yapılan kıyıma, zalimliğe kimse ses çıkaramasın!..Ohh ne güzel!… İsrail’in 60. doğum günü hepimize kutlu olsun!…

Bu makale Haziran 2008’de Yeni Harman Dergisinde yayınlanmıştır.                         Copyrights Filiz Elasu 2008

2 responses to “İsrail’in Doğum Günü ‘Hepimize’ Kutlu Olsun!

  1. ziyonizmi yaklasiminiz dogru,ancak her yahudi ziyonist degildir her yahudi theodor hertzli kendisine dustur edinmemeistir….anadoluda oynana oyun cok karmasiktir burada 2 saife ile analiz yapilamaz.. sonucta ziyonist guclerin elinde bulunan gorsel ve basili yayin sayesinde ermeniler turklerin tek ve biricik dusmani yapilmistir…..esas oyun IPEK YOLUNU ELE GECIRMEKTIR ..ve bunu simdilik basarmislardir…ama bunun garantisi yoktur…..bu arada kimse cikip 600 sene Osmanliya her konuda yardim etmis bu is bilir Ermeni zanatkar toplumu korumamistir.bunun tek dile getiren Alpaslan Turkes olmus (garip degilmi) ama ortanin solu diye gecinenler ise Ermeniyi vatan hayini ilan etmislerdir…..sonuc ortada ancak ziyonisim kendi kazdigi cukura dusmustur ve her cabaladiginda artik batmaktan kutulamiyacaktir….bugunku konjoktur bilgi birikimi ve ulasilan bilgi hacmi kisi basina oyle buyuk bir potansiyele ulasmasi ile herkes Ziyonizmin esas en buyuk tehlike oldugunu gormustur….bir ornek olarak .soyle bir bakin 1917 bolsevik ihtilalini yapan politik ogelerin listesinde 200 kisini 3 u rus gerisi ziyonist dir.baglantili yahudilerdir,amaclari ermeniyi kurdu turku birbirine kirdirmaktir….yaziklar olsun bunlar insan mi?

    • Devlet politikaları, politik ve uluslararası güçlerin oyunları, ideolojik safsatalar, çıkar gruplarının yamuklukları….vs vs. Ermeni, Rum, Yahudi, Türk, Kürt, Laz… hepimiz bu toprakların insanıyız ve de üzerinde (doğru düzgün duramadığımız) şu yuvarlak topun.
      Bu makalede amacım hiç bir zaman yahudi ayrımcılığı yapmak değil, bahsettiğim İsrail devleti…Ancak, ezilmek, dışlanmak, horgörülmek, göçmenlik, azınlık duygusu, entegrasyon, vatandaşlık, vatan, hak-hukuk, adalet, vicdan….bu durum ve duyguların, kavramların hiçbirine, ne biz ne de tüm dünyada (İsrail vatandaşları dahil) Yahudiler yabancı…Tarihi tekerrür ettirmek zorunda değiliz! Bize yapılan haksızlıkları, eziyetleri de (başkaları üzerinde) tekrarlamak zorunda değiliz!
      Daha bir insan olmak zorundayız, daha ahlaklı, daha erdemli insanlar…Herbirimiz, azınlık da olsak çoğunluk da….her zaman, her yerde, her durumda…Elimizden geldiğince…

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s