Tarihin En Eski “Komplo Teorisi”: Adem ile Havva

Eski Ahit’in giriş bölümü olan Genesis, Kâinatın nasıl yaratıldığının yanısıra Adem ile Havva’nın öyküsünü de içerir. Hristiyan ve Yahudilerin kadına bakış açısını ve “orijinal günah” kavramını dile getiren bu öyküye göre, Tanrı topraktan Adem’i yaratır, ona kendi nefesini üfleyerek hayat verir ve Cennet Bahçesi’ne onu yerleştirir. Buradaki tüm ağaçların meyvelerini yiyebileceğini, ancak “İyiliğin ve Kötülüğün Bilgi Ağacı’ndan” uzak durmasını, yoksa öleceğini buyurur. Bu arada, Adem uyurken onun kaburgasından canı sıkılmasın diye Havva’yı yaratır, Continue reading

Biz, gerçek bir rock grubuyuz ve muhalifiz!

Filiz Elasu, Anadolu Rock’un yaşayan efsanesi Moğollar’dan, Cahit Berkay ve Taner Öngür’le Yeni Harman için görüştü.

1968’de  Moğollar olarak tanınmanızın ardından, geçtiğimiz yıl, birlikteliğinizin 40. yılını kutladınız. 17 yıl önce, 1993’de Yeni Harman’ın kardeş dergisi olan Leman’ın çizerlerinden Kaan Ertem’in başlattığı imza kampanyasıyla tekrar bir araya geldiniz ve bunca yıldır durmadan yürüdünüz”! Bu albümün, “Yürüdük Durmadan”, üzerinden geçen beş yılın sonunda, kimilerinin deyimiyle 2009’un son günleri üzerine “bomba gibi düşerek”, yeni bir albümle “Umut Yolunu Bulur” diyorsunuz? Umut ettiğiniz nedir, nereden geliyor bu isim?

CB: “Umut yolunu bulur” albümde yer alan parçalardan biri, ama ülkemizin ve dünyanın bugün geldiği noktada birçok kesim bir umutsuzluk içinde çabalıyor, yani bir çıkmazın içinde. Siyasi anlamda, ekonomik anlamda, kişisel olarak… Çok geniş bir ölçekte, umutsuzluğun süregeldiği bir dönem yaşıyoruz. Hani, buna çare olacak diye, tabii ki bir iddiamız yok, ama albümün içindeki 12 parçanın hepsinin, kendi içinde söylediği, anlatmaya çalıştığı veya ulaştırmaya çalıştığı bir mesaj var. Continue reading

‘Anayasayı’ da satın; bitsin bu iş!

Tayyib Erdoğan: “Çıkıyorlar bize ‘siz sağlık hizmetlerini iyileştirin, eğitime yatırım yapın ama adalete karışmayın, emniyete karışmayın’ diyorlar. Böyle şey olur mu?…Her alanda Avrupa Birliği Kriterleri uygulayalım, ama anayasaya gelince, yargı reformuna gelince oraya ‘dokunmayın’ diyorlar.”

Anayasayı da satın bitsin bu iş! Tıpkı sağlık hizmetlerine, eğitime ve diğer herşeye yaptığınız gibi! Hem de madde madde! Hangi madde kimin elinde kalırsa o kesim, ona göre yaşasın!

Ülkede zaten yandaş-karşıdaş medya, yandaş-karşıdaş yargı, yandaş-karşıdaş edebiyat, yandaş-karşıdaş sanat, yandaş-karşıdaş sanayiciler, yandaş-karşıdaş bölgeler….vs var, bir de yandaş-karşıdaş anayasa olsun! Valla, çözülür mesele!

Hatta işi kolaylaştırmak için her şehirde her ilçede, mahallede birer çizgi çizeriz meydana bir yerlere, çizginin bir tarafında kalanlar yandaş anayasa, öbür tarafında kalanlar da karşıdaş anayasa tarafından yönetilir… Continue reading

Türk Dizilerinde “Erotizm”

Dizilerde sevişme sahneleri olmalı mı?

Kadın ve Aileden Sorumlu Devlet Bakanı Selma Aliye Kavaf, dizi filmlerdeki erotik sahnelerin kendisini “irrite” ettiğini ve bunların cinselliği erken yaşlara çeken sebeplerden biri olduğunu belirterek “Ben çok rahatsızım” dedi    19.02.2010

Türk dizilerindeki iki öpüşme ve belden yukarı sırt gösterimi sayın Kavaf’ı rahatsız ediyor ve bunun çocuklarımızı erken yaşta cinselliğe iteceği düşünülüyorsa, kendilerine bir de TRT Çocuk‘u izlemelerini öneriyorum. Bir “devlet kanalında”, 24 saat yayınlanan reklamlar dolayısıyla, çocuklarımızın nasıl 2-3 yaşından itibaren tüketici olmaya özendirildiği konusunda aynı hassasiyeti göstermelerini ve bu reklamların tamamiyle kaldırılmasını, en azından bir anne olarak, bekliyorum.

Küçücük çocukların,  sabahtan akşama kadar bu reklamlarla kafalarının yıkanıp  anne-babalarından çukulata, şeker, Ben10 ayakkabıları, bilmem ne korsan oyuncakları, Barbie oyuncak setleri…vs istemeleri normal karşılanıyor da, akşamları yetişkinlere yönelik Türk dizi filmlerindeki erotik sahnelerden etkilenmeleri mesele ediliyorsa, Bakanlığın samimiyetinin sorgulanmaması imkansız olacaktır.

Sayın Bakan, “rahatsızlığınızı” lütfen doğru hedeflere yöneltin de bir işe yarasın! Teşekkürler

Lider Kadınlar?…

Geçen yıl Yeni Harman’ın Mart sayısı için 8 Mart Dünya Kadınlar günü dolayısıyla bir yazı hazırlamış ve Dünyadaki, İngiltere’deki kadınları ve Feminist hareketi konu almış, gözlemlediğim kadarıyla neler olduğunu (daha doğrusu olmadığını) anlatmaya çalışmıştım. Aradan uzun (belki de kısa) bir sene geçti. Durumda bir değişiklik oldu mu? Ben göremiyorum…. Zaten dünyanın hali (erkeklerinin ki de dahil) pek değişmedi ki, kadınlarda gözlemleyelim…Bu durumda aynı istatistikleri kullanarak, benzer tabloları çizmektense bu yazıda bir değişiklik yapıp bu sefer de farklı kadınlara, dünyada lider konumunda olmuş veya olmaya hazırlanan iki kadına bakalım diye düşündüm. Geçtiğimiz yılın son günlerinde bir suikasta kurban giderek hayatını kaybeden Benazir Bhutto ile önümüzdeki Amerikan Başkanlık Seçimlerine hazırlanan Hillary Clinton. Continue reading

“Nowheristan” İmparatoru: Michel Elefteriades

Filiz Elasu, Arap Dünyası’nın ünlü simalarından Nowheristan İmparatoru Michel Elefteriades’le Yeni Harman için görüştü. Çok özel fotoğraflar eşliğinde, çok özel bir röportaj…

İktidar, bir “kıyafet balosundan” başka bir şey değil!

Siz Arap Dünyasının ünlü müzik prodüktörlerinden birisiniz, Dünya müzik çevrelerinde iyi tanınıyorsunuz, Elef Müzik Şirketinin kurucusu ve sahibisiniz, tüm bunların dışında kitaplarınız, şiirleriniz var, şarkı yazarısınız, ressamsınız, bölgenin önemli aktivist ve entellektüellerindensiniz, iş adamı, bir eş ve babasınız ve ayrıca Nowheristan’ın İmparatorusunuz, hem de sadece 39 yaşında, doğru mu?

Evet, 39.

Tüm bunları nasıl beceriyorsunuz?

15 yaşında başladım. Sanırım bazı şeylerde oldukça iyiyim, bilemiyorum… Örneğin, prodüktörlüğü iyi yapıyorum fakat, diğer şeylerde öyle değil! İyi bir prodüktörüm ama iyi eş değilim! Continue reading

SOL’un BUHRANI

Kapitalizmin küresel krizi sadece bizde değil, dünyanın her yerinde doğal olarak gözleri sola, daha doğrusu “olmayan” geleneksel sola çevirdi. Almanya gibi bazı Batı Avrupa ülkelerinde Marx’ın kitap satışlarının üçe katlaması, Fransa Cumhurbaşkanı Sarkozy’nin Das Kapital’in sayfalarını karıştırırken görülmesi, hatta Papa’nın atheist Marx’ın analiz yeteneğini övmesi bunun sonucu olsa gerek. Marks’ın en azından bir felsefeci olarak itibarına yeniden kavuşması insanlık tarihi için sevindirici bir haber tabii. Bu, geleneksel sol için 1989’dan beri içine girmiş olduğu “buhrandan” bir çıkış anlamına henüz gelmese de, solun insanlık için hala tek ilerici umut kapısı olduğunun bir göstergesi. 

İçlerinde bazı farklılıklar barındırsalar da genel anlamda Batı Avrupa ülkelerinin demokrasi ve sosyal devlet olma yönündeki gelenek ve tecrübeleri onlardaki solun buhranıyla bizimki arasında  fark yaratıyor. En basitinden pek çok Batı ülkesinde Sosyal Demokrat hükümetler  iktidar ya da ana muhalefet partisi olurken, yani bir şekilde ülkenin kaderinde rol oynarken, bizde muhalefet diyebileceğimiz bir pozisyonda dahi ortada görünmüyor. Continue reading