“Ben var İstanbul’u çok sevmek, Turkish kebap yemek…”

Eskiden “bazı” gazetelerde Türk erkeklerinin ne kadar beğenildiğine, turist kadınların bizim erkekler için nasıl yanıp tutuştuğuna dair bir dolu haber çıkardı. Çoğunluğunun uydurma olduğu kesin olan bu haberlerde, bir kaç yarı çıplak, sarışın kadın fotoğrafının altına: “Helga, Türk erkeklerine bayılıyor!”, “Türk erkeğinin ününü duyan turist kadınlar, Akdeniz kıyılarını hezimete uğrattı!” gibisinden başlıklar atılır ya da plajlarda bikinileri ile güneşlenen kadınları hortumla ıslatan yavşak otel görevlilerinin fotoğrafları çekilip altına “Nataşa, Türk erkeğinin hortumunu çok beğendi!” gibisinden yalan haberler yapılırdı. Continue reading

NATO ve Büyük Ortadoğu Projesi

Soğuk Savaş süresince “ortak tehdit” olarak görülen Sovyetler Birliği’nin dağılması ile, NATO’nun varolma gerekçesinin de yokolacağı ve örgütün yavaş yavaş çözüleceği düşünülmüştü. Aksine, 1989’dan bugüne, NATO üye sayısını 28’e çıkardı, görev tariflerini çeşitlendirdi ve geçtiğimiz günlerde ABD liderliğinde İngiltere ve Fransa tarafından başlatılan Kaddafi güçlerine yönelik BM onaylı askeri müdahaleyi devralarak, dünya gündemini belirlemekten vaçgeçmeyeceğini gösterdi. Continue reading

“Yüzünü Güneşe Dön, Gölgeler Arkana Düşecektir!” *

“Ölürüm!
Yaşarım!
Ölürüm!
Yaşarım!
Korkusuz, güçlü adamlardır,
Güneşin yeniden parlamasını sağlayan!”
Yeni Zelanda’nın yerli halkı Maorilerin geleneksel dansı “Haka’yı sergiliyor “All Blacks” Rugby takımı bir maç öncesi… Büyük Britanya Milletler Topluluğu (Commonwealth) içersinde en popüler sporlardan biri rugby…  Maorilerin yüzlerce yıldır düşmanın yüreğine korku salmak, yıldırmak için savaş alanında sergiledikleri bir tür savaş dansı, savaş çılığı bu! 1900’lü yıllardan beri de Rugby takımı tarafından uluslararası maçlarda kullanılıyor ve bırakın oyuncuların canla başla yaptığı performansı, artık tüm ülkede, ilkokullarda öğretilen bu dansa, bütün Yeni Zelandalılar sahip çıkıyor ( Türkiye Milli Futbol takımının maç öncesi “zeybek” oynadığını hayal edin!)

Continue reading

Nato’nun Misyonu: Libya’yı Tescil Etmek!

NATO’nun Libya’daki görev tanımı belli oldu: ‘… Libya’nın Libyalılara ait olduğunu tesbit ve tescil etmek!’

Sn Başbakanımız Tayyib Erdoğan bugün (23 Mart 2011) itibariyle gazetelere verdiği demeçte aynen şunları söyledi: ‘ NATO devreye girecekse bazı şartlarımız vardır. NATO, Libya’nın Libyalılara ait olduğunu tesbit ve tescil için oraya girmelidir.’

Acaba, son günlerin ağır bombardımanı, tozu dumanı sırasında müttefik güçlerin görüş alanı bozuldu da, Libya yerine başka bir yeri bombalamaya mı başladılar ya da Kaddafi bir hainlik yapıp Libya’da yaşayan halkla Afrika’nın başka bir halkını değiş tokuş mu etti?  Continue reading

Kovboylar Çağı II

Bush’un çömezi, Avrupa Topluluğunun yeni Rambo’su: Sarkozy… Fransa, yıllarca NATO’nun askeri kanadına üyeliği askıya aldıktan sonra, geçtiğimiz yıllarda dönüş yaptı ama tam yaptı anlaşılan!

Amerikalılar Libya’ya müdahale hakkında daha bir kaç gün önceye kadar emin değilken, Hillary Clinton ‘Bu isyancılar da kim? Bilmiyoruz, tanımıyoruz onları!’ derken bizim esas oğlan Sarkozy, isyancıların kendileri isyan edip etmediklerini bilmezken, isyanın ilk günlerinde onları “tanımaya” karar verdi. Sarkozy bilmiyor mu, Yugoslavya’yı parçalayan da aynı taktik olmuş, arkasından çıkan iç savaşta binlerce insan hayatını kaybetmişti… Continue reading

İnsan Gözden Kaybolur, Toprak Kalır!*

Yukarıda gördüğünüz fotoğraftaki gibi  upuzun bir koyun  incecik, bembeyaz kumlarla kaplı plajında  uzanmış,  kıyıyı yalayan dalgaları, denizde yüzen, sörf yapan gençleri, kumdan kaleler yapan çocukları ve onların anne-babalarını, yürüyüşe çıkmış yaşlı çiftleri seyretmekteyim. Açık mavi pürüzsüz gökyüzüyle yarışırcasına sakin bugün deniz. Kumsala paralel uzanan, bir halı misali rahat, bir o kadar temiz çim alan ve onu süsleyen Pohutukawa ağaçlarında en ufak bir kıpırtı yok. Mesai sonrası olmalı ki, plajın ön tarafına park etmeye çalışan araba sayısında, ellerinde boogie board’ları, kayaklarıyla plaja gelenlerde artış var. Çok fazla değil ama… Nasıl olabilir ki? Tüm kentin nüfusu  bir milyon! Kimse kimsenin tepesinde, hatta yanıbaşında bile değil burada!  Herkese yetecek kadar büyük bir plaj! Üstelik, şehirdeki tek plaj da değil! Bu şehrin, bu ülkenin, hemen her köşesi böyle plajlarla dolu, hepsi de istisnasız böyle bakımlı, böyle temiz, böyle güzel ve halka açık… Özelleştirilmiş değil, paralı değil, cafe ve barlarla kaplı değil, bir otele ait değil, bir özel şahsa ait değil, kıyısına masalar atılmış değil… Hepsinde soyunma odaları, tuvaletler, duşlar mevcut. Temiz ve bedava! Heyhat, bu ülkenin hiç bir plajında, tek bir şezlong yok, tek bir şemsiye yok, tek bir kafe-bar, restaurant, ya da bilet kesmeye çalışan belediye görevlisi yok! (Aptal mı bu insanlar?) Continue reading

Medya Bilmecesi-1

Ülkemiz medyasını en iyi özetleyen şık aşağıdakilerden sizce hangisidir?

a) Dünya’da en çok ‘tartışma’ programına sahip ülke Türkiye’dir.

b) Dünya’da, tartışma programları dışında, ‘özgün’ hiç bir şeyin üretilmediği tek ülkedir.

c) Saatler süren tartışma programları süresince ‘incir çekirdeğinin’ dahi doldurulmadığı bir ülkedir.

e) Gazetecilerinin, gazetecilik yapmaktan ziyade, tartışma programı ‘sunduğu’ ya da tartışma programlarına, her akşam ‘konuk’ olduğu yegane ülkedir.