<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	xmlns:georss="http://www.georss.org/georss" xmlns:geo="http://www.w3.org/2003/01/geo/wgs84_pos#" xmlns:media="http://search.yahoo.com/mrss/"
	>

<channel>
	<title>filizelasu.com</title>
	<atom:link href="http://filizelasu.com/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://filizelasu.com</link>
	<description>Just another WordPress.com weblog</description>
	<lastBuildDate>Wed, 21 Jul 2010 20:53:00 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
	<generator>http://wordpress.com/</generator>
<cloud domain='filizelasu.com' port='80' path='/?rsscloud=notify' registerProcedure='' protocol='http-post' />
<image>
		<url>http://www.gravatar.com/blavatar/be8279630b20decac505f174efe017f1?s=96&#038;d=http://s2.wp.com/i/buttonw-com.png</url>
		<title>filizelasu.com</title>
		<link>http://filizelasu.com</link>
	</image>
	<atom:link rel="search" type="application/opensearchdescription+xml" href="http://filizelasu.com/osd.xml" title="filizelasu.com" />
	<atom:link rel='hub' href='http://filizelasu.com/?pushpress=hub'/>
		<item>
		<title>Tam Gün&#8217;e Evet, Döner Sermayeye Hayır!</title>
		<link>http://filizelasu.com/2010/07/21/tam-gune-evet-doner-sermayeye-hayir/</link>
		<comments>http://filizelasu.com/2010/07/21/tam-gune-evet-doner-sermayeye-hayir/#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 21 Jul 2010 20:44:05 +0000</pubDate>
		<dc:creator>filizelasu</dc:creator>
				<category><![CDATA[Blogh blogh blogh.....]]></category>
		<category><![CDATA[Döner Sermaye]]></category>
		<category><![CDATA[Performans sistemi]]></category>
		<category><![CDATA[Sağlık Bakanı Recep Akdağ]]></category>
		<category><![CDATA[Sağlığın özelleştirilmesi]]></category>
		<category><![CDATA[Tam Gün Yasası]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://filizelasu.com/?p=457</guid>
		<description><![CDATA[NTV&#8217;den Miray Akdağ Uluç&#8217;un 13 Temmuz&#8217; da gerçekleştirdiği röportajda Sağlık Bakanımız Recep Akdağ: &#8221;Vatandaşım, Türkiye Cumhuriyeti’nin onurlu insanı sağlık hizmeti almak için bir muayenehaneye para vermek zorunda kalmamalıdır. Ülkenin diyelim ki yüzde 5’lik, 10’luk cebinde parası bulunan zengin kesimi muayenehanelerden hizmet alabilir, gidip para da ödeyebilir. Ama vatandaşın büyük kısmının böyle bir gücü yok. Onun için bu [...]<img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=filizelasu.com&blog=9463127&post=457&subd=filizelasu&ref=&feed=1" />]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><strong><a href="http://filizelasu.files.wordpress.com/2010/07/doktor.gif"><img class="aligncenter size-medium wp-image-460" title="doktor" src="http://filizelasu.files.wordpress.com/2010/07/doktor.gif?w=248&#038;h=300" alt="" width="248" height="300" /></a><br />
</strong></p>
<p><strong> </strong>NTV&#8217;den Miray Akdağ Uluç&#8217;un 13 Temmuz&#8217; da gerçekleştirdiği röportajda <strong>Sağlık Bakanımız Recep Akdağ:</strong> &#8221;<em>Vatandaşım, Türkiye Cumhuriyeti’nin onurlu insanı sağlık hizmeti almak için bir muayenehaneye para vermek zorunda kalmamalıdır. Ülkenin diyelim ki yüzde 5’lik, 10’luk cebinde parası bulunan zengin kesimi muayenehanelerden hizmet alabilir, gidip para da ödeyebilir. Ama vatandaşın büyük kısmının böyle bir gücü yok. Onun için bu sakat sistemi, biz bu zulüm düzenini ortadan kaldırıyoruz. Bu kanun açıkçası bu zulüm düzenini ortadan kaldırmak için Başbakanımızın talimatıyla Hükümetimizin getirdiği ve Meclis’te kabul edilen bir kanundur. Dolayısıyla, Tam Gün’le beraber bu düzen ortadan kalkacak</em>&#8221; diyor.</p>
<p>Güzel hoş, kendisini can-ı gönülden destekliyorum, bu rezillik ve ahlaksızlık ortadan kalkmalı: bir devlet hastahanesinde ameliyat olabilmek için önce o  hekimin özel muayenehanesine gidip 150-200 TL (en az) ödemek zorunda kalmamalı insanlar&#8230; Ya da bir üniversite hastahanesini randevu alabilmek için günlerce, telefon ve internetle aradıktan sonra pes edip aynı santrale bırakılmış otomotik mesajdaki opsiyonu kullanarak, yine aynı bina ve poliklinik içersinde özel muayenesi ve sekreteri olan bir profosöre 150-200 TL (en az) ödemek zorunda da bırakılmamalı! Bu, sayın bakanımızın da katılacağı gibi, son günlerde gazetelere verdiği demeçlerden çıkarabildiğim kadarıyla, ne vicdana, ne de hak ve hukuğa uygundur, düpedüz zulümdür, hatta hırsızlıktır ve  &#8217;halkçılıkla&#8217; bir alakası yoktur!</p>
<p>Ancak benim anlayamadığım, sayın Bakanımızın da gözden kaçırdığı bir konu, <span id="more-457"></span> ülkemizde 1961&#8242;den beri varolan &#8216;Döner Sermaye&#8217; ile ilgili mevzuatın kendi hükümetleri tarafından dallanıp budaklandırılıp olgunlaştırıldıktan sonra kamu sağlığı alanına, 2004 yılında bir güzel yerleştirildiği!</p>
<p>Şimdi, kimi doktorumuzun, özellikle uzman doktorumuzun, ve de bazı sağlık çalışanımızın memnun göründüğü bu &#8216;döner sermaye&#8217; uygulamasının aslında devletin sunduğu sağlık hizmetlerinin özelleştirilmesi anlamına geldiği nedense unutulmuş gibi&#8230;. Üstelik,  performansa bağlı ödemeye bağlanarak sağlık çalışanlarının kafasına &#8216;Hipokrat yemininden&#8217; ziyade &#8216;hilekarlık ve birbiriyle didişmenin&#8217; sokulduğu da&#8230; Sayın bakanımıza göre &#8216;ülkenin %5-10 gibi zengin kesimi dışında kalan ve muayenehanelere verecek parası ve mali gücü olmayan&#8217; büyük çoğunluğunun, bu özelleştirilmiş, döner sermayeli devlet sağlık kurumlarından nasıl  ceplerini zarara uğratmadan faydalanabileceği ise &#8216;halkımız için&#8217; bir muamma olsa gerek!</p>
<p><strong>Not</strong>: Kendisine sorulan bir soruda sayın Akdağ, performans ödemelerinin hizmetin kalitesine göre, kaliteyi baz alarak ödendiğini söylüyor. İlginç bir iddia ancak ayaklarının yere basmadığını kendisi de zamanında birazcık bilim görmüş biri olarak kabul edecektir herhalde. Hizmet sektöründe kalitenin sayıya vurulmadan ölçülebilecek hale gelmesi, doktorların simyacı ya da büyücü haline geldiği bir devirde gerçekleşecektir  diye düşünüyorum&#8230;.</p>
<br /> Tagged: <a href='http://filizelasu.com/tag/doner-sermaye/'>Döner Sermaye</a>, <a href='http://filizelasu.com/tag/performans-sistemi/'>Performans sistemi</a>, <a href='http://filizelasu.com/tag/saglik-bakani-recep-akdag/'>Sağlık Bakanı Recep Akdağ</a>, <a href='http://filizelasu.com/tag/sagligin-ozellestirilmesi/'>Sağlığın özelleştirilmesi</a>, <a href='http://filizelasu.com/tag/tam-gun-yasasi/'>Tam Gün Yasası</a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gocomments/filizelasu.wordpress.com/457/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/comments/filizelasu.wordpress.com/457/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godelicious/filizelasu.wordpress.com/457/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/delicious/filizelasu.wordpress.com/457/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gostumble/filizelasu.wordpress.com/457/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/stumble/filizelasu.wordpress.com/457/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godigg/filizelasu.wordpress.com/457/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/digg/filizelasu.wordpress.com/457/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/goreddit/filizelasu.wordpress.com/457/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/reddit/filizelasu.wordpress.com/457/" /></a> <img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=filizelasu.com&blog=9463127&post=457&subd=filizelasu&ref=&feed=1" />]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://filizelasu.com/2010/07/21/tam-gune-evet-doner-sermayeye-hayir/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
	
		<media:content url="http://0.gravatar.com/avatar/6c650ddeb170da910cb4aedb1faf2f6f?s=96&#38;d=identicon&#38;r=G" medium="image">
			<media:title type="html">filizelasu</media:title>
		</media:content>

		<media:content url="http://filizelasu.files.wordpress.com/2010/07/doktor.gif?w=248" medium="image">
			<media:title type="html">doktor</media:title>
		</media:content>
	</item>
		<item>
		<title>“People tend to think that there is democracy, monarchy and shit!” Part 3</title>
		<link>http://filizelasu.com/2010/07/13/%e2%80%9cpeople-tend-to-think-that-there-is-democracy-monarchy-and-shit%e2%80%9d-part-3/</link>
		<comments>http://filizelasu.com/2010/07/13/%e2%80%9cpeople-tend-to-think-that-there-is-democracy-monarchy-and-shit%e2%80%9d-part-3/#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 13 Jul 2010 19:01:35 +0000</pubDate>
		<dc:creator>filizelasu</dc:creator>
				<category><![CDATA[INTERVIEWS]]></category>
		<category><![CDATA[Armenian-Turkish issue]]></category>
		<category><![CDATA[Beirut night life]]></category>
		<category><![CDATA[CIA]]></category>
		<category><![CDATA[Cold War]]></category>
		<category><![CDATA[Hizbullah]]></category>
		<category><![CDATA[Lebanese night life]]></category>
		<category><![CDATA[Lebanese politics]]></category>
		<category><![CDATA[Michel Elefteriades]]></category>
		<category><![CDATA[Music Hall nightclub]]></category>
		<category><![CDATA[Nowheristan]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://filizelasu.com/?p=451</guid>
		<description><![CDATA[Lebanon is a very important country in geopolitics, for example, if America wants to destabilise or have something against Syria or Iran, they know that they should be in Lebanon! They all know that Lebonan is like a black farm, a laboratory; also you can make experiences in vitro, in small scale to see who [...]<img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=filizelasu.com&blog=9463127&post=451&subd=filizelasu&ref=&feed=1" />]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://filizelasu.files.wordpress.com/2010/07/michel2-copy.jpg"><img class="aligncenter size-medium wp-image-452" title="Michel2 copy" src="http://filizelasu.files.wordpress.com/2010/07/michel2-copy.jpg?w=300&#038;h=200" alt="" width="300" height="200" /></a></p>
<p><strong>Lebanon is a very important country in geopolitics, for example, if America wants to destabilise or have something against Syria or Iran, they know that they should be in </strong><strong>Lebanon</strong><strong>!</strong></p>
<p>They all know that Lebonan is like a black farm, a laboratory; also you can make experiences in vitro, in small scale to see who is strong who is better with the West. For example in the first war, in 1975, there was Cold War everywhere and Lebonan was protoganist of Cold War who are really fighting but using practice of Lebonan! Then what you had for years, beginning with Hariri, to see who is stronger, the West or Iran. Iran is giving weapons I think to Hizbullah and supporting part of Lebanon, and the Americans are supporting another part to see who is winning.</p>
<p><strong>Which are the Americans supporting?<span id="more-451"></span><br />
</strong></p>
<p>It is called 14<sup>th</sup> of March and the other side is called 8<sup>th</sup> of March.</p>
<p><strong>If this is the case, if it is that important for the Americans, Syrians, </strong><strong>Iran</strong><strong> and all that, there must be lots of agents and people coming and going out of the country?</strong></p>
<p>Ohh yes, all that is going on all the time! There are people being sent by everybody, the CIA, the State Department… they come, I have meetings with them all!</p>
<p><strong> </strong></p>
<p><strong>With who?</strong></p>
<p>With people being sent by whom, whoever you want! By Russians, by Americans, by Iranians, they all come… I have even a saloon that they all come to!</p>
<p><strong> </strong></p>
<p><strong>You have a saloon?</strong></p>
<p>Yes, it is called Utopia now!</p>
<p><strong>Where is it?</strong></p>
<p>It is in downtown Beirut. It is a special place just for that! It is my saloon, not open to public, only by invitation. There, I have all ambassodors, prime ministers coming from abroad, ex-presidents of republics, all the important people coming to Lebanon, they pass by my saloon for a night and they meet very important people.</p>
<p><strong> </strong></p>
<p><strong>Are you acting like a middle man?</strong></p>
<p>We have negotiations sometimes. They ask me to go out sometimes, for a while… It is all happening in my place! Sometimes, if they cannot agree, they say “ask Michel what we said”! Very interesting meetings! <em>You learn, you see how the world is being run, how the decisions are being taken, a lot of big meetings!</em></p>
<p>For example now, I think I have a small role to play in trying to convince the Armenian communities of Lebanon on how to get over what happened 80 years ago! It is finished 90 years ago! I think people have to understand you cannot, in 2010, look at some events as if just happened now to decide, who is good who is bad in the time of war. In the time of war, crimes happened in both sides in my family; all the family was killed; Saint Chrysostomos Kalafates, Patriach of Metropol of Izmir was great great uncle of mine. He is uncle of my grandfather and but I don’t think that one can blame now a young Turk living in 2010 for what happened then. All the people back then are dead now, but the truth is not the way is being told our families. My grandfather was saying that “Turks came and killed us”. No it has not happened like this! <em>When I see the photos of grandfathers of my Armenian friends, they all have weapons, all these weapons are not for hunting!</em> They were using those weapons for shooting Turks! You cannot live in a country and dream, taking this counry and giving this country to the Czar, to the kings of French…</p>
<p>This is what the minorities in Turkey played. They played the dirty game, what a lot of minorities play, they don’t say that exactly but you cannot bet on foreigners and work for foreigners to give you the state that you were living for hundreds of years.It is not normal for the Turks to be loosing their empire and it is not normal to have this reaction when they saw the Greeks and Armenian were working for the West to divide Turkey. We have paid the heavy price! We have to understand that we should not play this game and those who are living, Greeks and young Armenians, we should finish this!</p>
<p><strong>I guess it is quite difficult for people not to dwell on the past once they are removed from their roots, from their home…Are you commissioned by anyone then?</strong></p>
<p>I work a lot on the issues and try to resolve the problems…</p>
<p><strong>I was joking…</strong></p>
<p>No, no but it is important and I want to put it right. <em>I always do things that my concience tell 100 percent</em>! Even if I ever get proposed millions on something that I am not convinced of I will never do it!</p>
<p>Nowheristan is my big project, but in the meantime I will try. <em>Nowheristan is a new boat that I am preparing for the humanity; to move humanity from a boat to another because this boat that we are on is sinking, it is a fucked up boat, it is full of holes!</em> Meantime in this sinking boat if I can get medicine to some people, of close up some holes, I will do it. This is what I am doing with Armenians.</p>
<p>This is what I am doing in these meetings.</p>
<p><strong>How did the experience of civil war affect the political life in </strong><strong>Lebanon</strong><strong>? I mean all the parties in Lebonese politics seem to have their roots in the civil war. Aren’t they still militaristic in their structure and attitute?</strong></p>
<p>People tend to think that there is democracy, monarchy and shit! <em>If you are not in democracy or not in monarchy, then you must be in a shitty sistem<strong>! </strong>But there are different systems</em>! For example, if you look at Singapore is a totally crazy system but it is working there. In Lebanon, it is also like one of these countries; it was built on different communities. It was built on countries’ communities that was escaping massacre Armenians, Greeks, Kaldenians, Assyrians, Druzi and Shiite communities. <em>Everybody persecuted in all </em><em>Middle East</em><em> and </em><em>Near East</em><em> was coming to these mountains to hide because it is difficult to access. </em>Even Ottomans were not able to take completely so; this is why it became a kind of mozaic.</p>
<p>You can not ask them like a normal country to elect by voting precisely their president, because all the communities then will be fighting to get one of their guys to be president! But by saying that the presidents has to be a Maronite and Prime minister has to be a sunni and the head of the parliament a Shiite, then you create this a game! <em>It would be a good system if they were not working as proxis, if not every community had a boss outside the country!</em> Some are working for Iran, some for Israel, some for Syria this is what makes it difficult!</p>
<p><strong>If all the political parties are organised around ethnicity or religion, how is it possible to be represented for Lebanese people who don’t identify themselves with any of these? Which party do you support for example, does it have to be Greek, Orthodox and Christian?</strong></p>
<p>I am nothing and in the next elections I will be representing lists of Nowherestanees! The next elections, we will be beyond this, we are not entering this game, the people who are not finding themselves in the system that already exists, they can vote for us!</p>
<p><strong>Let’s talk about the famous night life in </strong><strong>Beirut</strong><strong> a bit! You own one of the “must be seen” type of nightclups in </strong><strong>Beirut</strong><strong>, “Music Hall”. How is it there, what sort of club is it?</strong></p>
<p>Music hall is a unique concept in world wide. Each night you have 13 to 14 bands and Djs, between the bands, each band playing only 2 songs. It is non stop music and non stop from live music to famous Djs!</p>
<p><strong>Is it true that you have a “torture chamber” in your club?</strong></p>
<p>No, it is not in my club, it is in my saloon “Utopia”. In my club it is very glamarous, very beatiful, it is very classy. I don’t mix it with my ideas, my ideas in Utopia, the club is very high class, politically correct place!</p>
<p><strong>Do you have a VIP room, what sort of people come?</strong></p>
<p>No, no VIP! All kind of people come. It is expensive and exclusive and you have famous people from everywhere. I have Sting came last year, last New Years Eve, with his wife. I have famous actors, actresses like Cathrene Deneuve! People like that, when they have a vacation, they come for a night or two.It is in the list of best clubs in the world.</p>
<p><strong> </strong></p>
<p><strong>Is there anybody famous coming this New Year Eve?</strong></p>
<p>Zuchero might come, the famous number one Italian rock star Zuchero!</p>
<p><strong>Do you have lots of Turkish people visiting your club?</strong></p>
<p>Some… for example Cem Boyner visited couple of times, Omer Karacan, Eczacibasi…</p>
<p><strong>Anybody else?</strong></p>
<p>I don’t know myself, but my friend Fadi would know.</p>
<p>(Michel Elefteriades hands his phone to me, a male voice on the other end, difficult to understand so I repeat the question: “Do you know any famous Turkish people visiting the club?” Fadi Nahas is talking, but still hard to understand “Mehmet Ali Babaoglu, Omer Karacan” are the names I can pick up, and then “All the ‘Alem’ people came!” says Fadi Nahas laughing… I ask him again “Do you know Nuray Mert?” “Who?” he says “Nuray Mert, she is a Turkish academic, a newspaper columnist, she has been talking about “crazy Beirut nights” in some of her articles” Fadi Nahas laughs again “I don’t know any academics woman, I only know the ones with silicons!” says. I hand the phone back to Michel, yet, I persist!)</p>
<p><strong>You still haven’t told me why there is an image that </strong><strong>Beirut</strong><strong> has ultra crazy night life? Why?</strong></p>
<p>Well, I don’t really go out to those types of places. I have my club which is very exclusive and correct place and this image is all because of the Lebanon being the only Arab country in the world to have this! Otherwise, it is not as crazy as Ibiza; it is just because no other Arab country is like this!</p>
<p><em>This interview was published in Yeni Harman Magazine on January 2010. Copyrights©Filiz Elasu</em></p>
<p><strong>(You are free to quote any part of this interview as long as you credit me: copyrights©filizelasu.com)</strong></p>
<p><strong> </strong></p>
<br /> Tagged: <a href='http://filizelasu.com/tag/armenian-turkish-issue/'>Armenian-Turkish issue</a>, <a href='http://filizelasu.com/tag/beirut-night-life/'>Beirut night life</a>, <a href='http://filizelasu.com/tag/cia/'>CIA</a>, <a href='http://filizelasu.com/tag/cold-war/'>Cold War</a>, <a href='http://filizelasu.com/tag/hizbullah/'>Hizbullah</a>, <a href='http://filizelasu.com/tag/lebanese-night-life/'>Lebanese night life</a>, <a href='http://filizelasu.com/tag/lebanese-politics/'>Lebanese politics</a>, <a href='http://filizelasu.com/tag/michel-elefteriades/'>Michel Elefteriades</a>, <a href='http://filizelasu.com/tag/music-hall-nightclub/'>Music Hall nightclub</a>, <a href='http://filizelasu.com/tag/nowheristan/'>Nowheristan</a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gocomments/filizelasu.wordpress.com/451/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/comments/filizelasu.wordpress.com/451/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godelicious/filizelasu.wordpress.com/451/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/delicious/filizelasu.wordpress.com/451/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gostumble/filizelasu.wordpress.com/451/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/stumble/filizelasu.wordpress.com/451/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godigg/filizelasu.wordpress.com/451/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/digg/filizelasu.wordpress.com/451/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/goreddit/filizelasu.wordpress.com/451/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/reddit/filizelasu.wordpress.com/451/" /></a> <img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=filizelasu.com&blog=9463127&post=451&subd=filizelasu&ref=&feed=1" />]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://filizelasu.com/2010/07/13/%e2%80%9cpeople-tend-to-think-that-there-is-democracy-monarchy-and-shit%e2%80%9d-part-3/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>4</slash:comments>
	
		<media:content url="http://0.gravatar.com/avatar/6c650ddeb170da910cb4aedb1faf2f6f?s=96&#38;d=identicon&#38;r=G" medium="image">
			<media:title type="html">filizelasu</media:title>
		</media:content>

		<media:content url="http://filizelasu.files.wordpress.com/2010/07/michel2-copy.jpg?w=300" medium="image">
			<media:title type="html">Michel2 copy</media:title>
		</media:content>
	</item>
		<item>
		<title>Spagetti Eastern</title>
		<link>http://filizelasu.com/2010/07/11/spagetti-eastern/</link>
		<comments>http://filizelasu.com/2010/07/11/spagetti-eastern/#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 11 Jul 2010 10:40:10 +0000</pubDate>
		<dc:creator>filizelasu</dc:creator>
				<category><![CDATA[Blogh blogh blogh.....]]></category>
		<category><![CDATA[güney kıyılarımız]]></category>
		<category><![CDATA[holiday]]></category>
		<category><![CDATA[tatil]]></category>
		<category><![CDATA[turizm]]></category>
		<category><![CDATA[vahşi Batı]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://filizelasu.com/?p=447</guid>
		<description><![CDATA[Kaldırımlarımız nasıl şehirleşme serüvenimizin simgesi olarak görülebilirse, plajlarımız da turizm ve çevre konularında ülkemizin geldiği noktayı işaret etmekte: Vahşi Batı’nın sonradan görme kovboylarını&#8230; Belki de çocukken izlediğimiz Spagetti Western&#8217;lar, İtalya içlerinde değil de Anadolu Bozkır&#8217;larında çekiliyordu; sadece bizim haberimiz yoktu! Şimdi, toprağın kuru sıcağına ya da gecenin keskin ayazına sinerek beynimizin o ince kıvrımlarına süzülmeyi [...]<img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=filizelasu.com&blog=9463127&post=447&subd=filizelasu&ref=&feed=1" />]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://filizelasu.files.wordpress.com/2010/07/bodrum3.jpg"><img class="aligncenter size-medium wp-image-448" title="bodrum3" src="http://filizelasu.files.wordpress.com/2010/07/bodrum3.jpg?w=300&#038;h=190" alt="" width="300" height="190" /></a></p>
<p>Kaldırımlarımız nasıl şehirleşme serüvenimizin simgesi olarak görülebilirse, plajlarımız da turizm ve çevre konularında ülkemizin geldiği noktayı işaret etmekte: Vahşi Batı’nın sonradan görme kovboylarını&#8230;<br />
Belki de çocukken izlediğimiz Spagetti Western&#8217;lar, İtalya içlerinde değil de Anadolu Bozkır&#8217;larında çekiliyordu; sadece bizim haberimiz yoktu! Şimdi, toprağın kuru sıcağına ya da gecenin keskin ayazına sinerek beynimizin o ince kıvrımlarına süzülmeyi becermiş bir takım sinsi kodlar, kendilerini böyle açığa vuruyor işte!</p>
<p>Heyhat! Yoksa biz, hep, küçük Amerika mıydık?</p>
<br /> Tagged: <a href='http://filizelasu.com/tag/guney-kiyilarimiz/'>güney kıyılarımız</a>, <a href='http://filizelasu.com/tag/holiday/'>holiday</a>, <a href='http://filizelasu.com/tag/tatil/'>tatil</a>, <a href='http://filizelasu.com/tag/turizm/'>turizm</a>, <a href='http://filizelasu.com/tag/vahsi-bati/'>vahşi Batı</a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gocomments/filizelasu.wordpress.com/447/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/comments/filizelasu.wordpress.com/447/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godelicious/filizelasu.wordpress.com/447/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/delicious/filizelasu.wordpress.com/447/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gostumble/filizelasu.wordpress.com/447/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/stumble/filizelasu.wordpress.com/447/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godigg/filizelasu.wordpress.com/447/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/digg/filizelasu.wordpress.com/447/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/goreddit/filizelasu.wordpress.com/447/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/reddit/filizelasu.wordpress.com/447/" /></a> <img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=filizelasu.com&blog=9463127&post=447&subd=filizelasu&ref=&feed=1" />]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://filizelasu.com/2010/07/11/spagetti-eastern/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
	
		<media:content url="http://0.gravatar.com/avatar/6c650ddeb170da910cb4aedb1faf2f6f?s=96&#38;d=identicon&#38;r=G" medium="image">
			<media:title type="html">filizelasu</media:title>
		</media:content>

		<media:content url="http://filizelasu.files.wordpress.com/2010/07/bodrum3.jpg?w=300" medium="image">
			<media:title type="html">bodrum3</media:title>
		</media:content>
	</item>
		<item>
		<title>&#8220;Israel is about making the Arabs pay for the bad conscience of Europe&#8221;– Michel Elefteriades:PART 2</title>
		<link>http://filizelasu.com/2010/06/28/israel-is-about-making-the-arabs-pay-for-the-bad-conscience-of-europe%e2%80%93-part-2/</link>
		<comments>http://filizelasu.com/2010/06/28/israel-is-about-making-the-arabs-pay-for-the-bad-conscience-of-europe%e2%80%93-part-2/#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 28 Jun 2010 11:37:40 +0000</pubDate>
		<dc:creator>filizelasu</dc:creator>
				<category><![CDATA[INTERVIEWS]]></category>
		<category><![CDATA[Afghanistan]]></category>
		<category><![CDATA[Akp and Lebanese relations]]></category>
		<category><![CDATA[America in Iraq]]></category>
		<category><![CDATA[America in Pakistan]]></category>
		<category><![CDATA[American foreign policy]]></category>
		<category><![CDATA[Bin Laden]]></category>
		<category><![CDATA[Elefteriades]]></category>
		<category><![CDATA[Hizbullah]]></category>
		<category><![CDATA[Islamists]]></category>
		<category><![CDATA[Israel]]></category>
		<category><![CDATA[Israel and Europeans]]></category>
		<category><![CDATA[Lebanese politics]]></category>
		<category><![CDATA[New Turkish politics in the Midde East]]></category>
		<category><![CDATA[Nowheristan]]></category>
		<category><![CDATA[Ottomans in the Middle East]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://filizelasu.com/?p=437</guid>
		<description><![CDATA[Do you recommend that people in your country, in Nowheristan, let’s say, for some reason you have gone mad suddenly and started to do strange things, take up arms against anyone or you? No, but in Nowheristan the emperor has no role at all, the emperor is there to create awareness but the power should [...]<img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=filizelasu.com&blog=9463127&post=437&subd=filizelasu&ref=&feed=1" />]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><span style="color:#ff0000;"><strong><a href="http://filizelasu.files.wordpress.com/2010/06/nowheristan-coin.jpg"><img class="aligncenter size-medium wp-image-438" title="Nowheristan Coin" src="http://filizelasu.files.wordpress.com/2010/06/nowheristan-coin.jpg?w=282&#038;h=300" alt="" width="282" height="300" /></a><br />
</strong></span></p>
<p><strong>Do you recommend that people in your country, in Nowheristan, let’s say, for some reason you have gone mad suddenly and started to do strange things, take up arms against anyone or you?</strong></p>
<p>No, but in Nowheristan the emperor has no role at all, the emperor is there to create awareness but <em>the power should never be at the hands of one man, people who will rule Nowheristan are the Senate of Elders</em> where, we have 600 to 600. Those are the most brilliant minds in the entire world, people who are over 60 and thought to be brilliant in different fields, so the best doctors, best engineers, best architects, best philosophers, best historians…They would take the decisions, and it is two senates and they are on the antipodes of the earth and they move in there for 4 years, like olimphic villages. They live there, they take the decisions not emperors and these people can even send emperors to jail.</p>
<p><strong>This sounds like a science fiction movie…</strong></p>
<p>Actually life is science fiction, what we live now is science fiction to people who lived 100 years ago. Nowheristan will be a reality. Anyway Einstein used to say “if an idea does not sound absurd at first, then there is no hope for it!” So, any great idea has to sound absurd at first, which does not mean that all absurd ideas are great ideas… <span id="more-437"></span>Yes, I think if I become a very bad emperor then people should take to their weapons!</p>
<p><strong> </strong></p>
<p><strong>One of the ancient Greek philosophers, I think Plato, believes that the age for the rulers of the country should be 50 and over.</strong></p>
<p><strong> </strong></p>
<p>Exactly,<em> youth is very dangerous; people are pretentious when they are young</em>… Well I am only 39 years but in my head, I am more than 60. I am tired like an old man. I left home at the age of 15, I saw war, I was 15 years old. I’ve seen people who were dying in front of me, I was on the front. I’ve seen how mean human nature can be, how people you share food and you live with, can sell you for money. They can go and tell where they are hiding and get all their friends killed just to get money! <em>I saw human nature is very disgusting!</em></p>
<p><strong> </strong></p>
<p><strong>Are you that pessimistic?</strong></p>
<p>Yes, more than you can imagine! I try not to show because I see that….I have no illusion on human nature.<!--more--></p>
<p><strong>I hope this pessimism about human nature changes at some point.</strong></p>
<p>I have pessimism but I have also great admiration for…</p>
<p>It is very elastic human nature. The problem is that most of it is elastic towards down, but sometimes you also have people who tend to be what Nietzshe used to call “Uberman”, Superman, that I ve seen superman. <em>In war at times you see, time to time, superman.</em></p>
<p>There, I remember an officer who was sent to arrest us. He was a ranger, a commando officer with his commandos, they were surrounding us, if we were arrested, we would be executed. So, they surrounded us and we did not have enough weapons and we were not to enter into a fight with the commondos of Lebanon Army.  We surrendered and this officer came close to us with a soldier. At this time I was looking into his eyes; he took a weapon and put the weapon into the head of his soldier, he then, took the soldier as a hostage and told us to follow him and he told his other soldiers if they followed him he would execute the soldier.</p>
<p>This officer had us escape, even though he had the orders to arrest us, he helped us to escape. He was arrested for two years and tortured and exiled to Australia.</p>
<p><strong> </strong></p>
<p><strong>This is heroic!</strong></p>
<p><strong> </strong></p>
<p>Yes it is, and this guy came from a poor family, he became an officer!</p>
<p>When I asked him why he was doing this, he said: “I am supposed to be the hero, not you guys! I am the commando, you are kids! If I arrested you and something happened to you I would never live with myself. They might execute me, but it is easier for me to be executed than knowing that I had you executed!”</p>
<p>You see humanity is sometimes capable of great things! <em>But, for each one million mean and small action, there is only one action which is enlightening!</em> There should be more of it!</p>
<p><strong> </strong></p>
<p><strong>What do you think about the politics of </strong><strong>Lebanon</strong><strong> now; Hizbullah, the Coalition government, the external powers, </strong><strong>Israel</strong><strong>, </strong><strong>Syria</strong><strong>? Do you think that there is a possibility of another civil war?</strong></p>
<p>Israel is a historical mistake; it is not a country, a historical mistake! <em>Israel</em><em> is about making the Arabs pay for the bad conscience of </em><em>Europe</em><em>!</em><strong> </strong>Europeans are trying to liberate themselves from the guilt feeling about what happened in the Second World War (through history). Yet, they were not even capable of paying from their own pocket, they pay their mistakes with the blood of Palestenians and the suffering of the Arab world.</p>
<p>This is something that we should not accept under the same etiquette as warrior, you have the criminal and the hero, they put under the same etiquette… Islamist is also an etiquette, we should not be afraid of Islamist!</p>
<p>Islamists are not Bin laden, Bid Laden is an idiot! In the Arab world, a lot of Islamists are brilliant people. They are people trying to make a change, they are people not doing the politics of US. They are not proxies, people not corrupted and they are people who have values.We should not be afraid of them, we should try to be friends with them and try to explain to them and this is what I am doing with Hizbullah, because I have lots of friends and very close people to me who became responsible for Hizbullah. I tell them I respect what you are doing, but please, you also respect my way of life. I don’t want your wifes to wear bikinis but if my wife wants to be in a bikini, accept this also.</p>
<p>Hizbullah has this approach, this is why Hizbullah has the support of more than the half Christian population of Lebanon. More than half of the Christian population of Lebanon has supported and voted for Hizbullah. This is a big sign!</p>
<p>The problem in the Arab world is, and this is why lots of young people are going to Islamists and sometimes the most brilliant is, because they give us only a choice between an idiot watching the American culture, dreaming of becoming an American, eating hamburger and the one watching Arab entertainment TV that only shows girls with silicons, where they make ugly songs, and trying to work for this prince or sheihk or going to Dubai…  <em>If you have some brain or anything, you got to join the Islamists! They are not giving us a third choice,</em> this is not happening! This is why the most interesting people are becoming Islamists.</p>
<p><strong>What do you think of the AKP government in </strong><strong>Turkey</strong><strong> then?</strong></p>
<p>I think they are amazing, what they did was very good!</p>
<p><strong>Which one?</strong></p>
<p>This change of politics… Turkey today is much stronger than Turkey a few years ago! Turkey today is seen as the saviour in Arab world, as an alternative. While the Arab leaders are totally crawling in front of the Americans and nobody is asking for the rights of Arabs, Turkey is doing it. The way your prime minister did in Davos, was a very big thing for Arabs!</p>
<p><strong>Some people think that AKP and </strong><strong>America</strong><strong> are actually very close and all this is a big show! </strong></p>
<p>I usually judge people on their CV rather than their future intentions. I think they have a clean CV.</p>
<p>I am not studying the dossier on a daily basis but I look at what happened during the last couple of years since they got into power. For example, Armenia was blocked for 80 years; the situation with Europe is not like everyday dreaming that Europe will accept us or anything.</p>
<p><em>They are not ashamed of their culture. They are not schizophrenic like </em><em>Turkey</em><em> used to be in the last few years</em> “We are Muslims but we are not really Muslims, we are oriental but we are Europeans!” They were totally confused.Now, they say “no”, they are not eshamed of their history, they are not ashamed of who they are, and it is great!</p>
<p>I mean, when you come into Turkey now, people are much more relaxed.Even though, there is a crisis everywhere, I think Turkey is managing to evolve. I mean people are being able to make some money in Turkey not like the years before. Now there are less and less people who are dreaming of travelling abroad. A few years ago everyone, 100 percent of the Turkish population was dreaming of going to Germany.</p>
<p><strong>So you do think that </strong><strong>Turkey</strong><strong>’s new role in the </strong><strong>Middle East</strong><strong> is seen as more positive, active?</strong></p>
<p>Everybody has noticed it, not only the Arab newspapers are talking about it, it is evident! For example, I knew all the Turkish ambassadors in Lebanon, at least 5 of them; I have been having dinners and everything! You should see the new Turkish ambasodor in Lebonon; he is heavy weight you know! <em>They used to send us people just to fill a place, because they were not interested in our politics.</em> They used send their good ambassadors, I don’t know, to USA, Germany, France or Great Britain to say as if “we have nothing to do in this part of the world” but now I know, we feel that they understood that you cannot live as Turkey without looking into Syria and not looking into Iran and Armenia but all the time looking just Amerika into France and Germany! They understood this!</p>
<p>Now this new guy comes, he knows everything; he speaks Arabic, speaks Farsi! He knows that he is playing a role, he has meetings! <em>Before, Lebonon was left for the Americans to decide, for the pro-Israilis, </em><em>Syria</em><em>. And </em><em>Turkey</em><em> entered into and it is very good, and they have role to play</em>! You cannot forget that they know very well that four hundred years of presence in Syria, in Lebonon and Egypt, the <em>Ottoman diplomacy was the best in the world</em>. Whether they like it or not! Even if Mustafa Kemal told you that it is finished, “cut the Ottoman”, you cannot cut it in the subconscious, you still have it in your culture, in your know-how, in your language, in your food, everything! <em>It can play a role and we want it to play a role! </em>Even the people who were under occupation, they now say, we wish it could have again a small role, because they were not damaging as the Americans are. <em>When Americans come to play a role in somewhere, they create Bagdat, they create Afganistan, and they create Lebonon and Israel</em>! They don’t know, they cannot understand the mentality! No one can understand this mentality outside the Arabs more than the Turks!</p>
<p><strong>Are sure that the Turks will come without any other intentions?</strong></p>
<p><strong> </strong></p>
<p>They have intentions! Everyone has intentions, politics is made of interests, but at least if they don’t succeed it will not be an Iraq, it will never be! An Iraq could only be done, even the France would not… Only an American, who does not know anything, because for us <em>the difference between an American an Arab is like the difference between someone from the Planet Mars and planet Earth</em>! They come to Iraq, they don’t understand anything and they start something they cannot control! And also in Afganistan… The Taliban is even stronger than the time the Americans they went there, they fucked the whole system! Now in Pakistan, they have nuclear weapon and the army of Pakistan is now becoming Taliban! The officers of Pakistani army are becoming Taliban, we never know how it will end but Ottomans would never do such a thing!</p>
<p><strong><span style="color:#ff0000;"> Part 3 to follow</span></strong></p>
<p><em>This interview was published in Yeni Harman Magazine on January 2010. Copyrights©Filiz Elasu</em></p>
<p><strong>(You are free to quote any part of this interview as long as you credit me: copyrights©filizelasu.com)</strong></p>
<br /> Tagged: <a href='http://filizelasu.com/tag/afghanistan/'>Afghanistan</a>, <a href='http://filizelasu.com/tag/akp-and-lebanese-relations/'>Akp and Lebanese relations</a>, <a href='http://filizelasu.com/tag/america-in-iraq/'>America in Iraq</a>, <a href='http://filizelasu.com/tag/america-in-pakistan/'>America in Pakistan</a>, <a href='http://filizelasu.com/tag/american-foreign-policy/'>American foreign policy</a>, <a href='http://filizelasu.com/tag/bin-laden/'>Bin Laden</a>, <a href='http://filizelasu.com/tag/elefteriades/'>Elefteriades</a>, <a href='http://filizelasu.com/tag/hizbullah/'>Hizbullah</a>, <a href='http://filizelasu.com/tag/islamists/'>Islamists</a>, <a href='http://filizelasu.com/tag/israel/'>Israel</a>, <a href='http://filizelasu.com/tag/israel-and-europeans/'>Israel and Europeans</a>, <a href='http://filizelasu.com/tag/lebanese-politics/'>Lebanese politics</a>, <a href='http://filizelasu.com/tag/new-turkish-politics-in-the-midde-east/'>New Turkish politics in the Midde East</a>, <a href='http://filizelasu.com/tag/nowheristan/'>Nowheristan</a>, <a href='http://filizelasu.com/tag/ottomans-in-the-middle-east/'>Ottomans in the Middle East</a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gocomments/filizelasu.wordpress.com/437/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/comments/filizelasu.wordpress.com/437/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godelicious/filizelasu.wordpress.com/437/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/delicious/filizelasu.wordpress.com/437/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gostumble/filizelasu.wordpress.com/437/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/stumble/filizelasu.wordpress.com/437/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godigg/filizelasu.wordpress.com/437/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/digg/filizelasu.wordpress.com/437/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/goreddit/filizelasu.wordpress.com/437/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/reddit/filizelasu.wordpress.com/437/" /></a> <img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=filizelasu.com&blog=9463127&post=437&subd=filizelasu&ref=&feed=1" />]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://filizelasu.com/2010/06/28/israel-is-about-making-the-arabs-pay-for-the-bad-conscience-of-europe%e2%80%93-part-2/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
	
		<media:content url="http://0.gravatar.com/avatar/6c650ddeb170da910cb4aedb1faf2f6f?s=96&#38;d=identicon&#38;r=G" medium="image">
			<media:title type="html">filizelasu</media:title>
		</media:content>

		<media:content url="http://filizelasu.files.wordpress.com/2010/06/nowheristan-coin.jpg?w=282" medium="image">
			<media:title type="html">Nowheristan Coin</media:title>
		</media:content>
	</item>
		<item>
		<title>Power is all a matter of “mascarade”! – Part 1</title>
		<link>http://filizelasu.com/2010/06/18/power-is-all-a-matter-of-%e2%80%9cmascarade%e2%80%9d-%e2%80%93-part-1-2/</link>
		<comments>http://filizelasu.com/2010/06/18/power-is-all-a-matter-of-%e2%80%9cmascarade%e2%80%9d-%e2%80%93-part-1-2/#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 18 Jun 2010 08:55:28 +0000</pubDate>
		<dc:creator>filizelasu</dc:creator>
				<category><![CDATA[INTERVIEWS]]></category>
		<category><![CDATA[Elef Records]]></category>
		<category><![CDATA[Everywheristan]]></category>
		<category><![CDATA[Lebanese politics]]></category>
		<category><![CDATA[Lebanon]]></category>
		<category><![CDATA[Michel Elefteriades]]></category>
		<category><![CDATA[Middle East Politics]]></category>
		<category><![CDATA[Nowheristan]]></category>
		<category><![CDATA[The Emperor of Nowheristan]]></category>
		<category><![CDATA[Turkish-Lebanese relations]]></category>
		<category><![CDATA[virtual country]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://filizelasu.com/?p=399</guid>
		<description><![CDATA[Filiz Elasu had an exclusive interview with one of the famous personalities of the Arab World, the Emperor of Nowheristan, Michel Elefteriades, for Yeni Harman Magazine.Here you have the chance to read the entire interview “uncut”! You are one of the famous music producers of the Arab World and a well-known figure in World Music [...]<img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=filizelasu.com&blog=9463127&post=399&subd=filizelasu&ref=&feed=1" />]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><em><span style="color:#000000;"><span style="font-weight:normal;">Filiz Elasu had an exclusive interview with one of the famous personalities of the Arab World, the Emperor of Nowheristan, </span><span style="font-weight:normal;"><strong>Michel Elefteriades</strong></span><span style="font-weight:normal;"><strong>,</strong></span><span style="font-weight:normal;"> for Yeni Harman Magazine.Here you have the chance to read the entire interview “uncut”!</span></span></em></p>
<h2><a href="http://filizelasu.files.wordpress.com/2010/06/michel14.jpg"><img class="aligncenter size-medium wp-image-400" title="Michel.jpg1" src="http://filizelasu.files.wordpress.com/2010/06/michel14.jpg?w=225&#038;h=300" alt="" width="225" height="300" /></a></h2>
<p><strong><br />
</strong></p>
<p><strong> </strong></p>
<p><strong>You are one of the famous music producers of the Arab World and a well-known figure in World Music circles, the owner of Elef Records in addition to being a writer, poet, songwriter, painter, intellectual, political activist, businessman, a husband, father and the Emperor of Nowheristan at the age of, shall I say, 39 or 40. </strong></p>
<p>39</p>
<p><strong>How does it all fit in together? </strong></p>
<p>I started at the age 15. There are things that I do  very well…I don’t know…maybe, for example, as a producer, that I think I do very well, but not very well for example as a husband. I am a good producer but not a husband.</p>
<p>In the list, it is not all equal, there are things that I do well, things that I do not. For example, in politics… it got me into lots of troubles… Some people, they do politics and succeed in getting to high positions.The only thing that got me into politics is having to escape the country, having assasination attempts, losing a lot of my friends… It wasn’t a nice experience… I think the people who succeed in politics, the way it is today, are rotten people! <em>The more rotten you are, the more you have chances of getting into higher positions! </em>This is why I am trying to change the world; this is for me what politics means. It is not entering the system, because I consider that all systems everywhere have problems. What we should do is to take best of all systems and create a new system.<span id="more-399"></span></p>
<p><strong>You are a Lebanese citizen with Greek origin and you want to change the system; how does it all work with your background, especially with your family background? </strong></p>
<p><strong> </strong></p>
<p>No one can escape what he lived, the way he was brought up, history of the family and the environment. The food we ate, the music we listened to when we were kids, this will always be in our genes, in our subsconscience, in the everything we do. We can never escape out of this!  My family had different influences; the strongest one maybe the Greek, but also very Arabic, because I was brought up in Lebanon. I was eating Lebanese food, speaking Arabic with the other kids. So, I consider my self the product of those two cultures and the third culture which was strong as well, the French culture. Both my parents used to speak to us in French… because my parents studied in France… we were sent to a school with French priests, so we were having everthing in French Maths, Geograpy… Arabic was just like another subject to me, it was just something we studied like Maths or English, even though we were brought up in an Arabic country</p>
<p><strong>So, you have a similar experience to some Turkish people here! There is a whole generation of young people in Turkey today who go to private German, French, American schools from nursery till the end of university, speak one or more languages fluently, but have never read any novels in Turkish in their lifetime! </strong></p>
<p><strong> </strong></p>
<p>Yes, I have Turkish friends who have kids at the American Community schools. The kids here, I mean, they are brought up to think that they are American; they speak with an American accent because they have American teachers, they watch America TV, they eat American food, they are like American teenagers…<!--more--></p>
<p><em>It is pity that to be somewhere and to live in a bubble in this place!</em> It is always better to be in harmony with the environment you are in. If someone is living so much in the States, they should go to the States, that happens in Lebanon as well, so many people are in Lebanon but their brains elsewhere.</p>
<p>They are all the time nagging, not satisfied with the mentality of the country. Of course, if you are brought up with a different mentality, you will never be in harmony with the mentality of your natural environment. They will always be unhappy.</p>
<p><strong>In your music label, you have groups and artists from all over the world, musicians like Tony Hanna, Jose Fernandez, Chehade Brothers, Demis Roussos… What sort of music do you like or promote? Are there any projects with Turkish musicians?</strong></p>
<p>For me, there is only good music.  Whatever it is, as long as it is good music, I am interested in and good music is everywhere! In all styles you can find good music, in all civilizations, in all different schools of music you can find good music. Therefore I don’t put boundaries. I had a music project with a Turkish musician, clarinet player Selim Sesler, we worked on concerts, and it was very good.</p>
<p><strong>Let’s talk about Nowheristan a bit! What is it like being an emperor? Shall I call you “your highness” or “Excellency”? </strong></p>
<p><em>Once, I forced a journalist of BBC, I had an interview with, to call me your Imperial Highness. And they did…<strong> </strong></em>Sometimes I do it, depends on which journalist! Because usually, which is not the case today, I dress in an imperial way… I have people who make my costumes. I bought a very old Ottoman kaftan; we removed all the emrodiery and put new things. I have things done for me in India. I have an emperial car; totally transferred for me, just transformed for me, it is a huge black limousine, imperial Alexander wood, very big car, and matt with old copper.</p>
<p><strong>Do you use it all the time?</strong></p>
<p>When I am invited to Embassies, presidential palaces… I have a flag of Nowheristan and a motorcycle to open the road.</p>
<p><strong>Is this a part of your act? Is it an act?</strong></p>
<p>No, I think that me behaving like that is not more “absurd” than the Queen of England who believes that she is a Queen! Even, the Swedish Royal Family, descendants of a soldier of Napoleon, who decided over night that he is a king of Sweden, through history. <em>I mean, Power is all a matter of “mascarade”, a theatre!<strong> </strong></em>People think that they are president because they said that they are presidents; because they created republics. When the republics were created, they became the head of republics.</p>
<p><em>I have created a country and I have 62 000 citizens now, they all think that I am the Emperor. So, for me I am the Emperor!</em> I have a flag, I have constitution, I have people, I have everything! So there is no reason! I have more citizens than Prince Albert of Monoco or of the ruler of Leitschentein!</p>
<p><strong> </strong></p>
<p><strong>Are you trying to say that you don’t recognize these power relations and challenging the concept of power?</strong></p>
<p><strong> </strong></p>
<p>No, no, I want to swallow them! I want to swallow all this, in the long run! <em>Nowheristan is a country that will be eating all the other countries, because I am taking their citizens.</em> For example in Turkey, I have more than 3000 Nowheristan citizens. There are a lot of nowheristanees in Turkey!</p>
<p><strong> </strong></p>
<p><strong>Are there! Any of them we know?</strong></p>
<p>None is very famous…there is one Lebanese, who lives here, is very famous, Fadi Nahas. He is known as the “king of bananas” around the world. He is one of the biggest traders of bananas in the world.</p>
<p><strong>And you have no borders?</strong></p>
<p>No, no borders because we consider the entire planet and we see Nowheristan as a first step leading to everywheristan.</p>
<p><strong>Everywheristan?</strong></p>
<p>When I first started it was Nowheristan, because it was nowhere and there was one person. Now, it is growing and growing… After a while, I don’t know when, in 10, 20, 30 years time, it will become everywhere! In a country <em>where I have a big percentage of citizens who became the nowheristan citizens, I will call for civil disobedience to provoke the fall of the government</em>. For example, in France, if I have 30 percent or 35 percent of French people become Nowheristanees, we will provoke the fall of the French government and we will seize France!</p>
<p>In the long run we want to control the entire planet and restore our system. Nowheristanee system, nowheristanee philosopy! That is the solution for a lot of big problems that humanity has been facing for thousands of years like racism, like inequality, injustice, poverty, health problems…</p>
<p><em>A lot of things that look like the established truth are nothing but aberrations to us!</em> We don’t need frontiers; it is useless now. We don’t need national GDP; the economy should be a global economy.  And all the wealth, everywhere should be nowheristanee GDP, that means if you are a good doctor, you should be making as much money as in Nairobi, in Newyork, in China everywhere. But now an idiot in Switzerland will be living better than a genius in Somalia. A genius in Somalia will not get the chance to study, will not make money, will end up cleaning the streets, while an idiot in Switzerland will be pushed in his studies and he will have a very decent life.</p>
<p><strong>Am I wrong to say that Nowheristan is a bit of a virtual country at the moment? Can anyone become a member of this country? How do people become a member?</strong></p>
<p>Yes, if they want to become a member, they go to our site and they register. There is a form to fill and we check, we try to verify the information.</p>
<p><strong>Have you had a call for civil disobedience so far?</strong></p>
<p>No, because we don’t want it yet. Only in Lebanon, I called the civil disobedience against the taxes, because I proved that the public debt is an odious one and we have huge problems with the banks of Lebanon. They wanted to arrest me. I had the prime minister on TV, saying that I am crazy and people should not listen to me!</p>
<p><strong> </strong></p>
<p><strong>Do your citizens listen to you in </strong><strong>Lebanon</strong><strong>?</strong></p>
<p>In Lebanon, not only my citizens but everyone listens to me, even people who don’t agree with me! Because in Lebanon, they know who I am, they know what I did so far! <em>They know that I am someone that no one and nothing can corrupt</em>, I am someone who not only speaks but who is on the ground as well. For example, no one in Lebanon resisted the Syrians; there was no serious resistance against the Syrians until the occupation time, except my own guys! I have the respect of people that I fought against, they respect me more that the people who I worked with.</p>
<p><strong>You were engaged in political activism at the tender age of 15, during the Lebanese civil war, as the leader of an extreme left wing organisation? What does this “extreme” mean?</strong></p>
<p>No, it is not extreme for me, I don’t consider it extreme…I did not write it; it was written by somebody else, not a lot of people agreed with what I did.</p>
<p><strong>What sort of “extreme”, were you, then?</strong></p>
<p>Extreme… It <em>was extreme because we were between anarcism and communism,</em> we were extreme because we had weapons, and we were fighting. It was during war time. It was not like going to a demonstration or burning a flag…</p>
<p><strong>Did you personally have a gun, did you use it?</strong></p>
<p><strong> </strong></p>
<p>Yes, I was leading fights. In times of war you cannot stay at home and give orders, you won’t be credible; you have to be with the guys on the ground!</p>
<p><strong>You said you had 1500 guys?</strong></p>
<p>At the end, in 1992 it was 1500 people</p>
<p><strong> </strong></p>
<p><strong>Did you have people die?</strong></p>
<p>Yes… a lot of them.</p>
<p><strong>Did you kill, yourself?</strong></p>
<p><em>You are not in a war to shoot at cats, but people</em>! I think people imagine that to be able to shoot at a person or participate in a war, you have to be a monster. I think anyone…in some situations… if you are in a battle field; you end up by shooting or killing someone.  The only difference is between someone who is ethical, who is a moral and someone who is not moral! An ethical person will only shoot someone who has a weapon or attacking him in a battle, the other people… they might attack civilians, they might make massacres, they might kill people while they are sleeping, unarmed people, shoot someone at their back. <em>The killing ranges from killing for self defense to raping and killing women and children.</em> You cannot put all these people who participated in war under the same category; some of them heros who defended human values, some of them are bastards or mercenaries who are killing for the pleasure of killing…This is a big difference.</p>
<p>It is easy to say in times of peace “I am a pasifist”! Some people say “we are against weapons, against violence” but you have in your garden people attacking your house, in your house you have your beloved ones, then you are a coward, if you let this guy come in the house, kill and rape, and you tell him “I am against violence”! Then, you are an idiot and a coward! A real man would fight and kill this guy even, go and kill the guy behind them.</p>
<p><strong>What about the organisations or so called terrorist groups then, especially in the 70s-80s? Some took up arms with the claim of starting up a revolution, some claimed that they were repressed as a nation and wanted their rights to be recognised?</strong></p>
<p>It is case by case, you cannot put all under the same etiquette. For example, <em>is every woman who slept with someone else than her husband a bitch? </em>No! In some case you can say that but, what if the husband is a bastard, he hates her and she hates him and he beats her… and a monster? Then, she finds someone who is nice and who is different than the husband…  If the husband is a great guy and working all day long to buy her nice things and everything and when he turns his back on to her, she goes with the neighbour because he is more handsome than her husband?</p>
<p>You cannot put all under the same etiquette, I don’t believe, and it should be taken case by case. Some organisations who have weapons like French Resistance or some Indian groups in Latin  America, they have the right to do it, but I I don’t think that Basque has the right to do it, like putting bombs in Spain and killing civillians. I don’t think that some Kurdish group here have the right to do what they are doing… No, this is not right!</p>
<p><span style="color:#ff0000;">Part 2 and Part 3 to follow</span></p>
<p>This interview was published in Yeni Harman Magazine on January 2010. Copyrights©Filiz Elasu</p>
<p><strong>(You are free to quote any part of this interview as long as you credit me: copyrights©filizelasu.com)</strong></p>
<p><strong> </strong></p>
<br /> Tagged: <a href='http://filizelasu.com/tag/elef-records/'>Elef Records</a>, <a href='http://filizelasu.com/tag/everywheristan/'>Everywheristan</a>, <a href='http://filizelasu.com/tag/lebanese-politics/'>Lebanese politics</a>, <a href='http://filizelasu.com/tag/lebanon/'>Lebanon</a>, <a href='http://filizelasu.com/tag/michel-elefteriades/'>Michel Elefteriades</a>, <a href='http://filizelasu.com/tag/middle-east-politics/'>Middle East Politics</a>, <a href='http://filizelasu.com/tag/nowheristan/'>Nowheristan</a>, <a href='http://filizelasu.com/tag/the-emperor-of-nowheristan/'>The Emperor of Nowheristan</a>, <a href='http://filizelasu.com/tag/turkish-lebanese-relations/'>Turkish-Lebanese relations</a>, <a href='http://filizelasu.com/tag/virtual-country/'>virtual country</a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gocomments/filizelasu.wordpress.com/399/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/comments/filizelasu.wordpress.com/399/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godelicious/filizelasu.wordpress.com/399/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/delicious/filizelasu.wordpress.com/399/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gostumble/filizelasu.wordpress.com/399/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/stumble/filizelasu.wordpress.com/399/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godigg/filizelasu.wordpress.com/399/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/digg/filizelasu.wordpress.com/399/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/goreddit/filizelasu.wordpress.com/399/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/reddit/filizelasu.wordpress.com/399/" /></a> <img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=filizelasu.com&blog=9463127&post=399&subd=filizelasu&ref=&feed=1" />]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://filizelasu.com/2010/06/18/power-is-all-a-matter-of-%e2%80%9cmascarade%e2%80%9d-%e2%80%93-part-1-2/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
	
		<media:content url="http://0.gravatar.com/avatar/6c650ddeb170da910cb4aedb1faf2f6f?s=96&#38;d=identicon&#38;r=G" medium="image">
			<media:title type="html">filizelasu</media:title>
		</media:content>

		<media:content url="http://filizelasu.files.wordpress.com/2010/06/michel14.jpg?w=225" medium="image">
			<media:title type="html">Michel.jpg1</media:title>
		</media:content>
	</item>
		<item>
		<title>&#8221;Öfkeyle değil gülmeyle öldürür kişi!&#8221;</title>
		<link>http://filizelasu.com/2010/06/07/ofkeyle-degil-gulmeyle-oldurur-kisi/</link>
		<comments>http://filizelasu.com/2010/06/07/ofkeyle-degil-gulmeyle-oldurur-kisi/#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 07 Jun 2010 21:59:43 +0000</pubDate>
		<dc:creator>filizelasu</dc:creator>
				<category><![CDATA[Medya'dan]]></category>
		<category><![CDATA[CHP]]></category>
		<category><![CDATA[Erdoğan]]></category>
		<category><![CDATA[Gazze]]></category>
		<category><![CDATA[Kılıçdaroğlu]]></category>
		<category><![CDATA[İsrail]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://filizelasu.com/?p=365</guid>
		<description><![CDATA[Hürriyet, 07/05/2010 BAŞBAKAN Recep Tayyib Erdoğan, Edirne’nin Keşan İlçesi’nde kendisine “Başbakan Tevrat’ı iyi biliyor. O zaman 8’inci emrin ‘çalmayacaksın’, 9’uncu emrinin ise ‘yalan söylemeyeceksin’ olduğunu iyi bilmelidir” diyen CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’na dün Bursa’dan yanıt verdi. Açılış ve temel atma törenlerine katılmak üzere dün İstanbull’dan helikopterle Bursa’ya gelen Erdoğan şunları söyledi: &#8221;Desteksiz atmayla olmaz! Ben orada [...]<img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=filizelasu.com&blog=9463127&post=365&subd=filizelasu&ref=&feed=1" />]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align:center;">Hürriyet, 07/05/2010<a href="http://filizelasu.files.wordpress.com/2010/06/images.jpg"><img class="size-full wp-image-366 aligncenter" title="images" src="http://filizelasu.files.wordpress.com/2010/06/images.jpg?w=129&#038;h=130" alt="" width="129" height="130" /></a></p>
<p><em>BAŞBAKAN Recep Tayyib Erdoğan, Edirne’nin Keşan İlçesi’nde kendisine “Başbakan Tevrat’ı iyi biliyor. O zaman 8’inci emrin ‘çalmayacaksın’, 9’uncu emrinin ise ‘yalan söylemeyeceksin’ olduğunu iyi bilmelidir” diyen CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’na dün Bursa’dan yanıt verdi. Açılış ve temel atma törenlerine katılmak üzere dün İstanbul</em><a title="İstanbul" href="http://www.hurriyet.com.tr/index/istanbul/" target="_blank"><em>l</em></a><em>’dan helikopterle Bursa’ya gelen Erdoğan şunları söyledi:</em></p>
<p><em> </em></p>
<p>&#8221;Desteksiz atmayla olmaz! Ben orada ‘Öldürmeyeceksin’ dedim. Çok ilginçtir. Ben Tel Aviv’e seslendim cevabı ne yazık ki Keşan’dan geldi.<span id="more-365"></span> Birileri çıkmış Tel Aviv adına cevap veriyor. Tel Aviv’in avukatlığını yapıyor. Bana Tevrat’taki başka emirleri hatırlatıyor. Biz hamdolsun tahsilimiz gereği Tevrat’ı da İncil’i de okuduk, Kuran’ı da defalarca okuduk. Zahmet olmazsa o kitapları sen oku sen. Desteksiz atma ile bir şey elde edilse. Erzurumlu Teyyo Pehlivan cihan şampiyonu olurdu.</p>
<p><em>Sorunumuz hükümetle&#8230;Biz İsrail hükümeti ile sorun yaşıyoruz. İsrail hükümetinin zorbalığına, hukuk tanımazlığına karşı sesimizi yükseltiyoruz. Gazze karşısında sussak Osman Gazi’nin kemikleri sızlamaz mı? Kudüs’ün haykırışına gözümüzü yumsak Orhan Gazi’nin ruhu sızlamaz mı, Abdülhamit’in ruhu sızlamaz mı? Ortadoğu’ya huzur gelinceye kadar mücadelemizi kesintisiz sürdüreceğiz.”</em></p>
<p><strong>Başlıkta kullandığım alıntı Nietzsche&#8217;ye ait. Ona biraz haksızlık olacak ama ülkemizin gündemi,  medyamızın hali, politikacılarımızın, bu yukarıdaki örnekte olduğu gibi, birbirinden naçizane atışmaları bende bir gülme hissi uyandırıyor! </strong></p>
<p><strong>Onlar mı komik, bende mi bir gariplik var bilemeyeceğim ama öfke yerine gülmeyi tercih etmenin akıl ve halk sağlığı açısından birebir olduğunu söyleyenler var, biri de büyük düşünür Nietzsche işte! Gerçi kendisi, kafayı bozarak dünya işlerinden çekilmeyi becerebilmiş biri ama, biz gülmeye devam edelim ve Allah öyle bir akıbeti bize de nasib eder inşallah diyelim!</strong></p>
<p><strong>&#8221;Öfkeyle değil, gülmeyle öldürür kişi. Haydi öldürelim ağırlığın ruhunu!&#8221;   Nietzsche</strong></p>
<br /> Tagged: <a href='http://filizelasu.com/tag/chp/'>CHP</a>, <a href='http://filizelasu.com/tag/erdogan/'>Erdoğan</a>, <a href='http://filizelasu.com/tag/gazze/'>Gazze</a>, <a href='http://filizelasu.com/tag/kilicdaroglu/'>Kılıçdaroğlu</a>, <a href='http://filizelasu.com/tag/israil/'>İsrail</a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gocomments/filizelasu.wordpress.com/365/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/comments/filizelasu.wordpress.com/365/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godelicious/filizelasu.wordpress.com/365/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/delicious/filizelasu.wordpress.com/365/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gostumble/filizelasu.wordpress.com/365/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/stumble/filizelasu.wordpress.com/365/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godigg/filizelasu.wordpress.com/365/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/digg/filizelasu.wordpress.com/365/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/goreddit/filizelasu.wordpress.com/365/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/reddit/filizelasu.wordpress.com/365/" /></a> <img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=filizelasu.com&blog=9463127&post=365&subd=filizelasu&ref=&feed=1" />]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://filizelasu.com/2010/06/07/ofkeyle-degil-gulmeyle-oldurur-kisi/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>1</slash:comments>
	
		<media:content url="http://0.gravatar.com/avatar/6c650ddeb170da910cb4aedb1faf2f6f?s=96&#38;d=identicon&#38;r=G" medium="image">
			<media:title type="html">filizelasu</media:title>
		</media:content>

		<media:content url="http://filizelasu.files.wordpress.com/2010/06/images.jpg" medium="image">
			<media:title type="html">images</media:title>
		</media:content>
	</item>
		<item>
		<title>&#8220;Her Türk Şair Doğar!&#8221;, tamam, iyi-hoş da bu kadarı&#8230;</title>
		<link>http://filizelasu.com/2010/05/13/her-turk-sair-dogar-tamam-iyi-hos-da-bu-kadari/</link>
		<comments>http://filizelasu.com/2010/05/13/her-turk-sair-dogar-tamam-iyi-hos-da-bu-kadari/#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 13 May 2010 14:17:27 +0000</pubDate>
		<dc:creator>filizelasu</dc:creator>
				<category><![CDATA[Blogh blogh blogh.....]]></category>
		<category><![CDATA[şair]]></category>
		<category><![CDATA[şiir]]></category>
		<category><![CDATA[şiir festivalleri]]></category>
		<category><![CDATA[İstanbul şiir festivali]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://filizelasu.com/?p=341</guid>
		<description><![CDATA[Benim mi kafam karıştı yoksa herkesin karışık da ondan mı bilemiyorum ama kafa-karıştırıcı işler hasıl oluyor ülkemizde! İstanbul&#8217;da 3 tane Uluslararası Şiir Festivali düzenlendiğini, üstelik üçünün de bir aylık bir zaman dilimi içersinde peşpeşe, hatta aynı anda, aynı mekanlarda organize edilmiş olduğunun farkında mısınız? İstanbul 3. Uluslararası Şiir Festivali (11-15 Mayıs) Uluslararası Beyoğlu İstanbul Şiir [...]<img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=filizelasu.com&blog=9463127&post=341&subd=filizelasu&ref=&feed=1" />]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://filizelasu.files.wordpress.com/2010/05/poetry1.jpg"><img class="alignleft size-full wp-image-343" title="poetry" src="http://filizelasu.files.wordpress.com/2010/05/poetry1.jpg?w=135&#038;h=101" alt="" width="135" height="101" /></a></p>
<p><strong>Benim mi kafam karıştı yoksa herkesin karışık da ondan mı bilemiyorum ama kafa-karıştırıcı işler hasıl oluyor ülkemizde! </strong></p>
<p><strong>İstanbul&#8217;da 3 tane Uluslararası Şiir Festivali düzenlendiğini, üstelik üçünün de bir aylık bir zaman dilimi içersinde peşpeşe, hatta aynı anda, aynı mekanlarda organize edilmiş olduğunun farkında mısınız?</strong></p>
<ul>
<li><strong>İstanbul 3. Uluslararası Şiir Festivali (11-15 Mayıs)</strong></li>
<li><strong><span style="font-weight:normal;"><strong>Uluslararası Beyoğlu İstanbul Şiir Festivali (14-21 Mayıs)</strong></span></strong></li>
<li><strong>Uluslararası İstanbul Şiir Festivali/Şiiristanbul (20-25 Nisan)<span id="more-341"></span><br />
</strong></li>
</ul>
<p><strong>Gördüğünüz gibi üçü de uluslararası olma iddiasında, üçü de Aya İrini, Haydarpaşa-Sirkeci Garı, Yerebatan Sarnıcı, Boğaz Hatları Vapur Seferleri gibi mekanları kullanma sevdasında ve üçü de bahar aylarını seçmiş vaziyette&#8230;</strong></p>
<p><strong>Hadi, tamam, her Türk &#8216;şair&#8217; doğar dedik, gurur duyuyoruz bu, Doğu&#8217;lu karakterimizle;  şair padişahlarımız, paşalarımız, devlet adamlarımız, bir Başbakanımız (Ecevit), (bir de konuşmalarında bol bol şiirler okuyan Tayyib Erdoğanımız) var&#8230;filan dedik ama bu kadarı da&#8230; 3 tane uluslararası şiir festivali, hem de aynı şehirde, aynı zamanda, aynı mekanda&#8230; </strong></p>
<p><strong>Acaba,<span style="font-weight:normal;"><strong> ülkede şiir kitabı satışlarında patlamalar yaşanıyor da bizim mi haberimiz yok ya da İstanbul&#8217;un 15 milyonluk bir şehir olması gerçeğinden yola çıkıp &#8216;bir&#8217; festivalin yeterli olmayacağı çıkarımına varanlar mı var? </strong></span></strong></p>
<p><strong><span style="font-weight:normal;"><strong>Neyse, şiirimiz adına bir hayır gele inşallah&#8230;</strong></span></strong></p>
<div><strong><br />
</strong></div>
<br /> Tagged: <a href='http://filizelasu.com/tag/sair/'>şair</a>, <a href='http://filizelasu.com/tag/siir/'>şiir</a>, <a href='http://filizelasu.com/tag/siir-festivalleri/'>şiir festivalleri</a>, <a href='http://filizelasu.com/tag/istanbul-siir-festivali/'>İstanbul şiir festivali</a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gocomments/filizelasu.wordpress.com/341/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/comments/filizelasu.wordpress.com/341/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godelicious/filizelasu.wordpress.com/341/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/delicious/filizelasu.wordpress.com/341/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gostumble/filizelasu.wordpress.com/341/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/stumble/filizelasu.wordpress.com/341/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godigg/filizelasu.wordpress.com/341/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/digg/filizelasu.wordpress.com/341/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/goreddit/filizelasu.wordpress.com/341/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/reddit/filizelasu.wordpress.com/341/" /></a> <img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=filizelasu.com&blog=9463127&post=341&subd=filizelasu&ref=&feed=1" />]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://filizelasu.com/2010/05/13/her-turk-sair-dogar-tamam-iyi-hos-da-bu-kadari/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
	
		<media:content url="http://0.gravatar.com/avatar/6c650ddeb170da910cb4aedb1faf2f6f?s=96&#38;d=identicon&#38;r=G" medium="image">
			<media:title type="html">filizelasu</media:title>
		</media:content>

		<media:content url="http://filizelasu.files.wordpress.com/2010/05/poetry1.jpg" medium="image">
			<media:title type="html">poetry</media:title>
		</media:content>
	</item>
		<item>
		<title>Tarihin En Eski “Komplo Teorisi”: Adem ile Havva</title>
		<link>http://filizelasu.com/2010/04/28/tarihin-en-eski-%e2%80%9ckomplo-teorisi%e2%80%9d-adem-ile-havva/</link>
		<comments>http://filizelasu.com/2010/04/28/tarihin-en-eski-%e2%80%9ckomplo-teorisi%e2%80%9d-adem-ile-havva/#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 28 Apr 2010 22:07:22 +0000</pubDate>
		<dc:creator>filizelasu</dc:creator>
				<category><![CDATA[Yeni Harman Yazıları]]></category>
		<category><![CDATA[3. sayfa haberleri]]></category>
		<category><![CDATA[Adem ile Havva]]></category>
		<category><![CDATA[erkek şiddeti]]></category>
		<category><![CDATA[Eski Ahit ve kadın]]></category>
		<category><![CDATA[feminizm]]></category>
		<category><![CDATA[Kadın sorunsalı]]></category>
		<category><![CDATA[Kadına yönelik şiddet]]></category>
		<category><![CDATA[komplo teorileri]]></category>
		<category><![CDATA[Kuran'da Adem ile Havva]]></category>
		<category><![CDATA[Kuran'da kadın]]></category>
		<category><![CDATA[tarihte kadın ve erkek]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://filizelasu.com/?p=328</guid>
		<description><![CDATA[Eski Ahit’in giriş bölümü olan Genesis, Kâinatın nasıl yaratıldığının yanısıra Adem ile Havva’nın öyküsünü de içerir. Hristiyan ve Yahudilerin kadına bakış açısını ve “orijinal günah” kavramını dile getiren bu öyküye göre, Tanrı topraktan Adem’i yaratır, ona kendi nefesini üfleyerek hayat verir ve Cennet Bahçesi’ne onu yerleştirir. Buradaki tüm ağaçların meyvelerini yiyebileceğini, ancak “İyiliğin ve Kötülüğün [...]<img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=filizelasu.com&blog=9463127&post=328&subd=filizelasu&ref=&feed=1" />]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://filizelasu.files.wordpress.com/2010/04/adem-ile-havva.jpg"><img class="aligncenter size-full wp-image-329" title="adem ile havva" src="http://filizelasu.files.wordpress.com/2010/04/adem-ile-havva.jpg?w=124&#038;h=114" alt="" width="124" height="114" /></a></p>
<p>Eski Ahit’in giriş bölümü olan Genesis, Kâinatın nasıl yaratıldığının yanısıra Adem ile Havva’nın öyküsünü de içerir. Hristiyan ve Yahudilerin kadına bakış açısını ve “orijinal günah” kavramını dile getiren bu öyküye göre, Tanrı topraktan Adem’i yaratır, ona kendi nefesini üfleyerek hayat verir ve Cennet Bahçesi’ne onu yerleştirir. Buradaki tüm ağaçların meyvelerini yiyebileceğini, ancak “İyiliğin ve Kötülüğün Bilgi Ağacı’ndan” uzak durmasını, yoksa öleceğini buyurur. Bu arada, Adem uyurken onun kaburgasından canı sıkılmasın diye Havva’yı yaratır,<span id="more-328"></span> çünkü bahçedeki hayvanlar Adem için pek eğlenceli değildir. Üstelik, Cennet Bahçesi’nde Adem ile Havva çırılçıplaktır ve utanç duyguları yoktur.</p>
<p>Bir süre sonra yılan ortaya çıkar ve Havva’ya bilgi ağacının meyvesini yediği takdirde ölmeyeceğini, aksine iyi ve kötüyü ayırt ederek Tanrı gibi olacağını telkin eder. Havva meyveyi yer, sonra Adem’e verir, o da yer ve ikisinin birden gözleri açılır, çıplak olduklarının ayırdına varırlar. İncir ağacının yapraklarıyla mahrem yerlerini örtmeye, Tanrı’dan saklanmaya çalışırlar, fakat Tanrı gelir ve onlara ne yapmış olduklarını sorar. Adem Havva’yı, Havva ise yılanı suçlar. Bunun üzerine, Tanrı yılanı lanetler, Havva’ya korkunç doğum sancıları ve kocası tarafından yönetilmeyi, Adem’e ise ağır çalışma koşulları ile ölümü bahşeder, onları yeryüzüne gönderir. Böylece, Hristiyan ve Yahudi dinlerinin orijinal günah doktrininin temeli atılmış olur ve Adem’in Cennet’ten kovulmasına sebep olduğu için Havva nezdinde tüm kadınlar, şeytana giden yolun giriş kapısı olarak etiketlenir.</p>
<p>“Orijinal günah” kavramı Kuran’da yer almaz. Yasak meyveyi yedikleri için Adem ve Havva’nın her ikisi de sorumludur, lâkin Allah onları affeder. Adem’le Havva affedilip yeryüzüne gönderilir ama sanki günahlarının acısı başka şekillerde çıkarılacak gibidir, özellikle de Havva’dan&#8230; Mesela, Peygambere ait olduğu söylenen pek çok Hadis’te Tevrat ve İncil’in etkileri hissedilir. İslâm’ın önemli kaynaklarından, Sahih al-Bukhari’ye göre (Bölüm 55, Hadis 611) Peygamberin şöyle dediği söylenir: “..Eğer Havva olmasaydı, hiçbir kadın kocasına asla ihanet etmezdi.” Kuran’da kadına ve kadının rolüne dair ayetler son derece net belirtilir ve bunlar da erkeğin kadından üstün olduğunu ve kadın üzerindeki egemenliğini açıkça dile getirir. Mesela, “Nisa” ayetinin, Kadınlar üzerine olan bölümünde, (4:34), şöyle denir: “Erkeğin kadın üzerinde otoritesi vardır çünkü Allah birini diğerinden üstün yaratmıştır ve çünkü erkek kadını korumak için harcama yapar. İyi kadınlar itaatkardır. Mahrem yerlerini gizlerler çünkü Allah onları korur. Başkaldıracağından endişe ettiğin kadınların kulağını çek, yataklarında yalnız bırak ve döv onları. Bunlardan sonra, sana itaat etmeyi kabul ederlerse, artık bir şey yapma.”</p>
<p>Böylece, Gülnur Acar Savran’ın çok güzel özetlediği gibi, İslâm’da “&#8230;kadın bedeni uzak durulacak bir günah değil, erkeği yoldan çıkarmaması (ve erkeğe ihanet etmemesi) için mutlak bir şekilde denetlenecek, kapatılacak ama tohum verilecek bir kaynaktır, topraktır, anadır.” (feminist politika, s.17)</p>
<p>“When God Was a Woman”, (Tanrı Bir Kadınken) Tarih profesörü ve heykeltraş Amerikalı Merlin Stone’un 1976’da yayımlanan ve Feminist Literatürün önemli mihenk taşlarından olan kitabının başlığı. Merlin bu kitabında tarih öncesi toplumların anaerkil olduğunu ve bunun babaerkil Hint-Avrupa kavimleri tarafından yıkıldığını söyler. Bugün hâlâ, Yahudi kavimleri içinde bir tür ruhban sınıfı olarak görülen Levi’lerin de Hint-Avrupa kökenli olduklarını belirten Merlin, bu ruhban sınıfın misogonist ve kadın düşmanı olduğunu ve tanrıça tapımına karşı olan nefretini önce İsrail kavmi içine yerleştirdiğini, sonra da tüm Hristiyanlığı bu doğrultuda etkilediğini iddia eder.</p>
<p>Anaerkil toplumdan babaerkilliğe geçiş Levi kavmi tarafından mı gerçekleştirilmiş bunu tam olarak bilemeyeceğiz, ama Tevrat’la bu toplumsal dönüşüm ve erkek egemen söylemin tek tanrılı dinlerin bir karakteristiği haline gelmiş olduğu aşikâr. Bu geçiş tam olarak ne zaman, nasıl olmuştur sorusu bilimsel çalışma ve tartışmalara bir süre daha konu olacak gibi. Ancak, uygarlıkların beşiği Mezepotamya’da Sümerler dışında tüm kavimlerin “Sami” (Semitik) kökenli olduğu ve tüm tek tanrılı dinlerin, aynı coğrafyada bu birbiriyle akraba ve rekabet içinde olan kavimlerin torunları tarafından ortaya konduğu da malum! Yine, bu eski uygarlıklarda, tanrıça tapımının, tanrı tapımından daha yaygın, en azından eşit olduğu da kesin! Mesela,Paleolithic döneme ait arkeoloji kazılarında (2.5 milyon yıl önce başlayıp tarımın başladığı milattan önce 10.000 yıllarına kadarlık süre) pekçok kadın heykeline rastlanmakta ve Neolitik döneme ait tanrıça heykelleri ise hemen hemen tüm kültürlerde görülmekte (tarımın başlangıcı ile taş devri arası).</p>
<p>Sümerlerin kadın tanrıçası Ninhursag, Eski Mısır’da İsis, Anadolu’da Çatalhöyük’ün kadın tanrıçası Kibele, Antik Yunan’ın Hera ve Artemis’i, Roma İmparatorluğu’nun Venüs’ü, Sibirya Türkleri’nin Uma’sı, Hintli’lerin Maya’sı&#8230;.Tüm bu tanrıçalar, eski uygarlıkların insanları tarafından tapılmış, mitlerinin, efsanelerinin, yaşamlarının ve bize bıraktıkları bulgular eşliğinde şehirlerinin, evlerinin merkezinde yer almış. Ancak, bir yerde bir şekilde üretim ilişkileri ve buna bağlı olarak toplumsal ilişkiler değişecek, kadının rolünün toplumda ikincil bir konuma gelmesi için kollar sıvanacaktır. Öyleki, Katolik Hristiyanların ‘Bakire Meryem’ figürleri bu antik tanrıça figürleriyle öyle benzerlikler taşır ki kilise, bazı Katoliklerin Bakire Meryem’e tapmasını önlemek için yüzlerce yıl uğraşır ve yine kilise, ilk Hristiyan toplumlardan Süryanilerde olduğu gibi, ‘Holy Spirit’in (Kutsal Ruh), bazı Katolikler tarafından ‘feminin’ olarak algılanmasının önüne bir türlü geçemez.</p>
<p>Bütün söylemlerin birbirine karıştığı, gerçekle hayalin, hatta sanalın, “yandaş” ve “karşıdaşların” hayatımızın her alanını artık istisnasız kapsadığı ve gündem bolluğundan artık gündemsizleştiğimiz ülkemizde, gündeme bir “nifak tohumu” da bendenizden diyerek affınıza sığınıyorum. Bahsettiklerim, bir düşünce midir, komplo teorisi midir yoksa gerçeğin ta kendisi midir, varın artık siz karar verin&#8230;</p>
<p>Ancak, AKP’nin iktidarda bulunduğu ve vahşi kapitalizmi hayatımızın her alanına fütursuzca yerleştirmeye çalıştığı 2002’den 2009’a kadarki 7 yıllık dönemde, kadınlara yönelik erkek şiddeti ve cinayetlerinde ölen kadın sayısında % 1400’lük bir artış olduğuna dikkatinizi çekmek istiyorum (Adalet Bakanlığı istatistikleri). Hata yok, yüzde bindörtyüz! Ülkemiz medyasında 3. sayfa haberleri olarak nitelenen ve toplumumuzda yaşanan “cinnetin” boyutlarını gösteren aile içi şiddetin kurbanlarının % 88’si kadınlarımızdan oluşuyor. Kocası, sevgilisi, nişanlısı, erkek arkadaşı, babası, oğlu, kardeşi tarafından dövülen, tecavüz edilen, öldürülen, diri diri toprağa gömülen, vücudu parçalanan kadınlarımız&#8230;</p>
<p>TBMM Kadın-Erkek Fırsat Eşitliği Komisyonu üyesi, DSP İstanbul Milletvekili Jale Ağırbaşlı’nın, 8 Mart Dünya Kadınlar Günü’nün Türkiye’de bir gün “resmi tatil” olarak kabul edilmesi için Meclis Başkanlığına  vermiş olduğu bir yasa teklifi var. İyi niyetli bir yaklaşım olduğunu ancak “evde ve erkeğin iznine tâbi” geçirilecek bir tatilin kadına uygulanan şiddetin önüne geçemeyeceğini, aynı gün dahilinde erkekler için de “sokağa çıkma yasağı” getirilmesinin şart olduğunu ve bunun için de bir yasa teklifi sunulmasının gerekli olduğunu (ciddi olarak) düşünüyorum. Lütfen gülmeyin! Böylece, kadınlarımız meydanlarda, hemcinsleriyle iken, erkeklerimiz zorla eve kapatılıp bir günlüğüne de olsa ev işi, yemek, çocuk bakımıyla uğraştıklarında belki bir nebze olsun düşüneceklerdir diye umuyorum&#8230;</p>
<p><strong>Bu makale Yeni Harman Dergisi&#8217;nin Mart 2010 sayısında yayınlanmıştır.</strong></p>
<p><strong> Copyrights @ Filiz Elasu</strong></p>
<p><strong><br />
</strong></p>
<br /> Tagged: <a href='http://filizelasu.com/tag/3-sayfa-haberleri/'>3. sayfa haberleri</a>, <a href='http://filizelasu.com/tag/adem-ile-havva/'>Adem ile Havva</a>, <a href='http://filizelasu.com/tag/erkek-siddeti/'>erkek şiddeti</a>, <a href='http://filizelasu.com/tag/eski-ahit-ve-kadin/'>Eski Ahit ve kadın</a>, <a href='http://filizelasu.com/tag/feminizm/'>feminizm</a>, <a href='http://filizelasu.com/tag/kadin-sorunsali/'>Kadın sorunsalı</a>, <a href='http://filizelasu.com/tag/kadina-yonelik-siddet/'>Kadına yönelik şiddet</a>, <a href='http://filizelasu.com/tag/komplo-teorileri/'>komplo teorileri</a>, <a href='http://filizelasu.com/tag/kuranda-adem-ile-havva/'>Kuran'da Adem ile Havva</a>, <a href='http://filizelasu.com/tag/kuranda-kadin/'>Kuran'da kadın</a>, <a href='http://filizelasu.com/tag/tarihte-kadin-ve-erkek/'>tarihte kadın ve erkek</a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gocomments/filizelasu.wordpress.com/328/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/comments/filizelasu.wordpress.com/328/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godelicious/filizelasu.wordpress.com/328/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/delicious/filizelasu.wordpress.com/328/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gostumble/filizelasu.wordpress.com/328/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/stumble/filizelasu.wordpress.com/328/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godigg/filizelasu.wordpress.com/328/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/digg/filizelasu.wordpress.com/328/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/goreddit/filizelasu.wordpress.com/328/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/reddit/filizelasu.wordpress.com/328/" /></a> <img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=filizelasu.com&blog=9463127&post=328&subd=filizelasu&ref=&feed=1" />]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://filizelasu.com/2010/04/28/tarihin-en-eski-%e2%80%9ckomplo-teorisi%e2%80%9d-adem-ile-havva/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>2</slash:comments>
	
		<media:content url="http://0.gravatar.com/avatar/6c650ddeb170da910cb4aedb1faf2f6f?s=96&#38;d=identicon&#38;r=G" medium="image">
			<media:title type="html">filizelasu</media:title>
		</media:content>

		<media:content url="http://filizelasu.files.wordpress.com/2010/04/adem-ile-havva.jpg" medium="image">
			<media:title type="html">adem ile havva</media:title>
		</media:content>
	</item>
		<item>
		<title>Biz, gerçek bir rock grubuyuz ve muhalifiz!</title>
		<link>http://filizelasu.com/2010/04/08/biz-gercek-bir-rock-grubuyuz-ve-muhalifiz/</link>
		<comments>http://filizelasu.com/2010/04/08/biz-gercek-bir-rock-grubuyuz-ve-muhalifiz/#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 08 Apr 2010 10:33:45 +0000</pubDate>
		<dc:creator>filizelasu</dc:creator>
				<category><![CDATA[Röportajlar]]></category>
		<category><![CDATA[Yeni Harman Yazıları]]></category>
		<category><![CDATA[Moğollar]]></category>
		<category><![CDATA[Moğollar tarihçe]]></category>
		<category><![CDATA[Cahit Berkay]]></category>
		<category><![CDATA[Taner Öngür]]></category>
		<category><![CDATA[Serhat Ersöz]]></category>
		<category><![CDATA[Emrah Karaca]]></category>
		<category><![CDATA[Utku Ünal]]></category>
		<category><![CDATA[Engin Yörükoğlu]]></category>
		<category><![CDATA[Anadolu Rock]]></category>
		<category><![CDATA[Anadolu Pop]]></category>
		<category><![CDATA[Umut yolunu bulur]]></category>
		<category><![CDATA[Moğollar müzik]]></category>
		<category><![CDATA[Cem Karaca]]></category>
		<category><![CDATA[Barış Manço]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://filizelasu.com/?p=316</guid>
		<description><![CDATA[Filiz Elasu, Anadolu Rock’un yaşayan efsanesi Moğollar’dan, Cahit Berkay ve Taner Öngür’le Yeni Harman için görüştü. 1968’de  Moğollar olarak tanınmanızın ardından, geçtiğimiz yıl, birlikteliğinizin 40. yılını kutladınız. 17 yıl önce, 1993’de Yeni Harman’ın kardeş dergisi olan Leman’ın çizerlerinden Kaan Ertem’in başlattığı imza kampanyasıyla tekrar bir araya geldiniz ve bunca yıldır “durmadan yürüdünüz”! Bu albümün, “Yürüdük [...]<img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=filizelasu.com&blog=9463127&post=316&subd=filizelasu&ref=&feed=1" />]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Filiz Elasu, Anadolu Rock’un yaşayan efsanesi Moğollar’dan, <strong>Cahit Berkay ve Taner Öngür’</strong>le Yeni Harman için görüştü.</p>
<p style="text-align:center;"><a href="http://filizelasu.files.wordpress.com/2010/04/mogollar-300x300.jpg"><img class="aligncenter size-full wp-image-317" title="moğollar-300x300" src="http://filizelasu.files.wordpress.com/2010/04/mogollar-300x300.jpg?w=300&#038;h=300" alt="" width="300" height="300" /></a></p>
<p><strong>1968’de  Moğollar olarak tanınmanızın ardından, geçtiğimiz yıl, birlikteliğinizin 40. yılını kutladınız. 17 yıl önce, 1993’de Yeni Harman’ın kardeş dergisi olan Leman’ın çizerlerinden Kaan Ertem’in başlattığı imza kampanyasıyla tekrar bir araya geldiniz ve bunca yıldır </strong><strong>“</strong><strong>durmadan yürüdünüz”! Bu albümün, “Yürüdük Durmadan”, üzerinden geçen beş yılın sonunda, kimilerinin deyimiyle 2009’un son günleri üzerine “bomba gibi düşerek”, yeni bir albümle “Umut Yolunu Bulur” diyorsunuz? Umut ettiğiniz nedir, nereden geliyor bu isim?</strong></p>
<p><strong>CB:</strong> “Umut yolunu bulur” albümde yer alan parçalardan biri, ama ülkemizin ve dünyanın bugün geldiği noktada birçok kesim bir umutsuzluk içinde çabalıyor, yani bir çıkmazın içinde. Siyasi anlamda, ekonomik anlamda, kişisel olarak&#8230; Çok geniş bir ölçekte, umutsuzluğun süregeldiği bir dönem yaşıyoruz. Hani, buna çare olacak diye, tabii ki bir iddiamız yok, ama albümün içindeki 12 parçanın hepsinin, kendi içinde söylediği, anlatmaya çalıştığı veya ulaştırmaya çalıştığı bir mesaj var.<span id="more-316"></span></p>
<p>Şunu itiraf edelim, biz albümü yapmaya başladığımızda albümün ismi daha belli değildi. Tüm parçalar bir araya gelip de kayıtlar bittikten sonra bir isim aramaya başladık, ama bir samimiyetsizlik kesinlikle yok! Yani, bir baktık herşey, taşlar o kadar güzel yerine oturdu ki, “Bu şarkının ismi albümün ismi işte!” dedik.</p>
<p>Bu albümü yaparken oluşturduğumuz enerji, hepimizin enerjisi: biz Nazım Hikmet’ten enerji aldık, işte Gonca Öncel’den, Funda Tatar’dan sonra Michael girdi enerji olarak, işte İngiltere’den Andy&#8230; enerjisi yüksek bir şey oldu. Moğolların bir özelliği vardır, biz hiçbir şekilde ticari anlamda kendimize bir sipariş vermeyiz. Yani, bizim siparişimiz şudur: bize yakışan, doğru, güzel bir şey yapalım, anlamlı olsun, ama herşeyden önce samimi olsun, içten olsun.</p>
<p><strong>TÖ:</strong> Albümün oluş süreci, esasında bu sözü doğruladı bir şekilde. Gerçekten öyle oldu. Mesela, kapak fotoğraflarını çekenler Akdeniz üniversitesi fotoğraf bölümünden öğrenciler. Konserimize geldiler, ille bizle resim çekmek istiyorlar, biz de albüm kapağı için fotoğraf arıyoruz&#8230;böylece, denk gelen bir olaylar silsilesi neticesinde isim doğrulandı bir şekilde.</p>
<p>İnsanlık tarihine bakınca öyle karanlık dönemler varki oralarda kimsenin, hiç, bir nebze umudu kaldığını sanmıyorum: işte İkinci Dünya Savaşı, Japonya’daki nükleer bomba filan, ama her seferinde bir şekilde hayat devam ediyor, umut yine yeşeriyor, bir şeyler gelişiyor. Sonra, yeniden, yine karanlık bir dönem gibi&#8230; ama onun yanında, aynı zamanda da çok güzel gelişmeler de oluyor: işte yenilenebilir enerjilerin yükselmesi, Dünya iklim hareketi&#8230;</p>
<p><strong>Popüler müzikte 40 yıllık  bir beraberlik&#8230; Bırakın Türkiye’yi, Dünya’da dahi çok gruba nasib olmamış bir başarı sanırım “Rolling Stones” hariç! Üstelik hayranların kampanyasıyla, isteğiyle tekrar biraraya gelmek, pek benzeri görülmemiş bir durum olsa gerek! Gruba 93’te katılan Serhat Ersöz ve en son Emrah Karaca ve Utku Ünal var ancak ben, daha eskiler olarak size sormak istiyorum, gerçi Engin Bey burda yok ama, nasıl bir his bu?  Bırakın durmadan yürümeyi, “birlikte yürümek” nasıl bir şey?</strong></p>
<p><strong>CB</strong>: Herşeyden önce hepimiz profesyoneliz, müzikten hayatımızı kazanabiliyoruz ama, ötesinde biz arkadaşız, yani gerçekten arkadaşız, taa 67nin yazında biraraya geldik. Ben ve Engin. O kadroda Hasan Sel de vardı, daha önce başka grupta Selçuk Alagözle çalışıyorduk, Murat’la Aziz Silüetlerde çalışıyordu, ama her iki taraf da içinde bulunduğu durumdan pek mutlu olmuyordu, yani arayış içindeydi. O arayış bizi bir araya getirdi. Hasan Sel çok kısa bir süre sonra ayrıldı gruptan, Taner katıldı. Yani Taner’i de başlangıç olarak sayabiliriz. Üç aylık bir süredir bu, 40 senenin içinde, bir 3 aylık süre başlangıca oturtur yani Taner’i de.</p>
<p>Biz o zamanlar, tabii hepimiz bekarız, hep beraber bir grup evimiz oldu. O evde beraber yemek yaptık, işte kavga da ettik, çok mutlu neşeli günlerimiz geçti. Biz bunu Fransa’ya taşıdık sonra, Fransa’da uzunca bir zaman gene aynı formatta yaşadık. Taner hep bulaşık yıkadı, yemek yapmasını bilmezdi&#8230;(Gülüşmeler) Ben alışverişi yapardım, Engin’in elinden gelirdi, o yemek yapardı, Taner de “ben de birşey yapayım” derdi ardından&#8230; (Gülüşmeler)</p>
<p>Şaka bir yana, önce bir dostluk ve yaptığın işten ortak zevk alabilmek, bu çok önemli bizde, çünkü kollektif bir iş yapıyoruz. “Bir grubu yaşatmak” bu, aslında çok sorulan bir soru bize! Bir grubu yaşatmak kurmaktan daha zordur!  En önemlisi dünyaya bakış açımız, hep aynı! Hep böyle hümanist, insancıl&#8230;Bu, hümanizme biraz soldan bakan bir penceredir. Neticede mayamız bu oldu bizim, tutkalımız bu, dostluğumuz, yaşama bakışımız aynı paralelde. Kimimiz biraz daha koyu, kimimiz biraz daha açık ama aykırılık yok&#8230;</p>
<p><strong>TÖ:</strong> Biraz da etkilerden, köklerden bahsedelim çünkü  biz ilk başladığımız yıllarda işte 60’ların başı.  Beat müziği çok önemli&#8230;</p>
<p><strong> </strong></p>
<p><strong>CB:</strong> Rock yoktu o zaman!</p>
<p><strong> </strong></p>
<p><strong>TÖ:</strong> Animals, Jimy Hendrix’ler falan filan&#8230; bu başlangıç noktasıdır. Sadece bizde değil dünyada öyledir. Biz de etkilendik, biz de tesadüfen o kuşağın çocuklarıyız. Ben hala evde, oturup Beatles’ın 60’lardaki ilk parçalarını dinleyip çocukluğuma dönebiliyorum, o yıllardaki ruh halini yeniden yakalayabiliyorum, ama bunun yanında işte Yunus Emre var, Mevlana’sı var bu toprakların, onlar da&#8230;</p>
<p><strong> </strong></p>
<p><strong>CB:</strong> Pir Sultan.</p>
<p><strong> </strong></p>
<p><strong>TÖ:</strong> Onlar var, George Harrison’un mistik tarafı da var, Frank Zappa’nın  gerçekçi satir duygusu da var, Bob Dylan’ın şiiri var. Hepsinin birleştiği, hani İstanbul özellikle bu ülke bir köprüdür ya, hep Doğu’yla Batı arasında&#8230; biz, şanslı bir kuşaktan ve şanslı bir şekilde, bir müzik grubu olarak, ilk yıllarda popüler olmanın da getirdiği olanaklarla&#8230; kendi anlayışımızda, kafamızda doğal olarak böyle birşey gelişti. Bu da, önemli bir şey, ee sağlık da yerindeyse! Gerçekten, değil 60, 70’e de gelsek devam edecek! Çünkü bu, kolay bulunur bir şey değil! Bu kuşakta pek yok! Bunun bir sorumluluğu var, biz bunu herkesin yaşama şansının olmadığını da biliyoruz!</p>
<p><strong>FE: Gerçi bu, geleneksel müzikte zaten var, yani aşıklarımız, ölene kadar türkü söylüyor işte, ama popüler müzikte pek olmayan bir durum!</strong></p>
<p><strong> </strong></p>
<p><strong>TÖ:</strong> İnsan, özünde her yerde aynı, o zaman müzikte de bunu anlatma gücü oluşuyor, bu güç de ayakta tutuyor açıkçası! Benim yaşımda bir dolu insan görüyorum, hareket edemiyorlar artık! Sağlık olarak demiyorum, ruhsal olarak da.  Ben kendimi şanslı biri olarak görüyorum.</p>
<p><strong> </strong></p>
<p><strong>CB:</strong>Torun büyütüyorlar, evde çay kahvenin yanında, sobanın üstünde çaydanlık, pijama bitti artık da, eşofman giyiyorlar&#8230;</p>
<p><strong> </strong></p>
<p><strong>FE: Sizler, hem torun büyütürüm hem müzik yaparım diyorsunuz yani!</strong></p>
<p><strong>CB</strong>: Aynen, aynen! (Gülüşmeler)</p>
<p><strong> </strong></p>
<p><strong>TÖ:</strong> Şöyle söyleyim, 41.yıl, hiç zengin olmadık, burası kesin! Maddi olarak çok büyük paralar yapmadık, ama başka bir anlamda çok zenginleştik, ruhsal olarak&#8230;</p>
<p><strong> </strong></p>
<p><strong>CB</strong>: Çok paramız olsaydı belki o paranın derdine düşerdik! (Gülüşmeler)</p>
<p><strong> </strong></p>
<p><strong>FE? Tarihçeniz boyunca yapmış olduğunuz müziğe, çıkardığınız albümlere bakıldığında değişik evreleriniz, müzik arayışlarınız var, mesela progressive folk-rock, psychedelic folk-rock &#8230;bunların hepsinde folk müzik ana unsur. </strong></p>
<p><strong> </strong></p>
<p><strong>TÖ: </strong>Bizim başta söylediğimiz, son yıllarda pek çok insanın yapmak istediği şey haline geldi. Neydi o? Bu coğrafyanın ritimlerini, müziklerini, müzikal ruhunu, duygusunu çağdaş, evrensel müzikal sistemlerle dile getirmek. Onu biz zaten, kendimiz yaşıyorduk! O yüzden oluyordu! Son yıllarda 80’lerin sonunda, Peter Gabriel’in başını çektiği etno-beat filan, jazz’da da bu arayışlar var. Jazz’daki arayışların temelini atan kişilerden biri, çok az bilinir, İsmet Sıralı’dır mesala. Washinton’da Creative Müzik Center’da Karl Derger’le açtığı ilk etnik jazz denemeleri orda başlamıştır, tarihi araştırılırsa. Yine  bizim mürşitlerimizden biri İsmet’tir mesela, mürşit kelimesi doğruysa, biz ilk kurulduğumuzda bize bunu anlatmaya çalışan. Yani bu topraklarda öyle bir olanak var, o yüzden ısrar ettik bunda.</p>
<p><strong> </strong></p>
<p><strong>CB:</strong> Şey de var, mesela, Beatles’da, Peter Gabriel’de, bunlar kendi kültürlerinin dışında bir şeyleri sentezlemeye, onu özümsemeye çalıştı. Halbuki, bizde öyle birşey olmadı, çünkü ben Anadolu deyince, çocukluğumdan bu yaşa kadar türkülerle büyüdüm. Hâlâ ben rock barlara giderim, ama çok sık türkü barlara giderim&#8230;ben ondan korkunç tad alıyorum. Yani, beslenme olayı benim DNA’larımda var! Bütün bestelerimde bu zaten gözükür.</p>
<p><strong>TÖ:</strong> Yeri geldiğinde bazı kodlar geliyor! Şöyle bir şey: şimdi türkü deyince, bu günkü  modernleşme çabasında olan, özellikle İstanbul ve büyük şehirlerde  biraz horgörülen, aşağılanan bir kavram var. Bence, o geçici bir şey! Amerika’da da Blues belki bazıları için öyle bir şeydi, ama geçti o! Neden geçici bir şey? Çünkü on yıl önce, Anadolu’nun bir şehrinden gelmiş bir genç adam, üniversitede okumaya gelip burada modern hayatı görünce, birdenbire kendini Newyorklu, LosAngeles’lı gibi havaya sokmaya çalışıyordu ki çevresinde ilgi toplayabilsin. O geldiği yer, geldiği yerin kökleri, onun için biraz da utanılması, unutulması gereken bir şeymiş gibi&#8230;Hayır, öyle değil! Gerçek çünkü&#8230; Binlerce yıllık türküler, Cahit diyor ya “Türkü Bara gidiyorum” diye! O, binlerce yıllık birikimin kodlarını algılıyor orada: o seslerde, o şarkılarda! Bu vazgeçilemeyecek bir şey, bu utanılacak bir şey değil!</p>
<p><strong>CB:</strong> Biz 68’lerde beş arkadaş bir araya geldiğimizde hepimizin ortak bir ideali vardı: hayalimiz yurtdışına gidip meşhur olmak ve çok para kazanmak, yani&#8230;</p>
<p><strong>FE: Şimdi de öyle gençler var, yurtdışına gidip ünlü olmak isteyen, ama kendi kültürünü bilmeden, Amerika’da Londra’da hangi Hip Hop grubu çıkmış, ne yapmış bunları çok iyi bilen&#8230;</strong></p>
<p><strong>CB:</strong> Doğrudur, şimdi bakın, Moğolların 41 senedir ayakta kalmasının ana nedenlerinden bir tanesi budur! Biz, bir soru sorduk kendimize ve o sorunun cevabını doğru verdiğimiz için hala ayaktayız! Dedik ki, “Yurtdışına gideceğiz!” İşte, hayat bizi Fransa’ya yönlendirdi. Yani, Taner’in bir diş ağrısı yüzünden Fransa’ya gittik! (Gülüşmeler) Şimdi dedik ki, “Biz orada birşey yapacaksak, bu adamlar zaten kendi müziklerini yapıyorlar, biz onlar gibi müzik yapmaya kalkarsak&#8230;” Bir hayal kur, bir plak şirketinin kapısı önünde şöyle 150-200 tane insan kuyrukta bekliyor, biz de ne yapacağız, o kuyruğun sonuna sıraya girecez, adamlar bizi dinleyecekler. Ha, bizim öyle bir özelliğimiz olsun ki hiç birinde olmasın! “Ne olsun?” diye sorduk. Onun cevabını biz doğru verdik ve aldık  bağlamayı, gitarın yanına koyduk, ne bileyim yaylı tamburu, kabak kemaniyi, gitarın, bas gitarın yanına koyduk. Bunları harmanlayınca, birdenbire Moğolların asıl rengini, müzikal kurgusunu, kimliğini oluşturan formatı, o zaman yakaladık! Biz o yüzden hala ayaktayız, o format hala geçerli!</p>
<p><strong> </strong></p>
<p><strong>TÖ:</strong> Bunu Fransa’da yaptığımız zaman, çok kısa zamanda da karşılığını aldık! Yaptığımız albüm, 71 yılında Akademi büyük plak ödülünü aldı.</p>
<p><strong>FE: Ne kadar güzel bir albüm o!</strong></p>
<p><strong> </strong></p>
<p><strong>CB:</strong> Son bir şey daha ilave edeyim, o akademik alanda verilen bir ödüldü, tabii orada para yok! Sonra, biz dünya çapında üç firmaya müracaat ettik orada, üçüne de demo yaptık, üçünden de kontrat teklifi geldi! Bu olağanüstü gurur verici bir şey! Biz CBS’i tercih ettik, ama solistimiz yoktu! Yani, bizim bu handikap yüzünden, işte Barış’la birleşip o kontratı değerlendirmeye çalıştık, olmadı; Cem’le yapalım dedik; Selda’yla yapalım; ama hep bir solist sorunu&#8230;Biz onu değerlendirebilseydik, belki o hayallere, o zaman ulaşabilirdik, öyle bir ortam vardı.</p>
<p><strong>FE: Ben de tam bunu soracaktım aslında, siz bunu “handikap” olarak nitelediniz ama&#8230;sanki Anadolu Pop’un bütün büyük isimleriyle, şarkıcılarıyla çalışmışsınız fakat, hep böyle bir vokalist sorunu&#8230;</strong></p>
<p><strong>CB:</strong> Kiminle çalışsak hep hit yaptı! Bizim gerçekten, bunu kendimizi methetmek için söylemiyorum ama, sahnedeki duruşumuz çok etkileyiciydi! Belki çok süper virtüöz derecede enstrümentalist değildik, ama dediğim gibi, kollektif olarak çok iyiydik! Şimdi gençlerde görüyoruz, hele bu monitör sistemi çıktıktan sonra, kim ne çalıyor bilmiyorlar! “Sen sesini, diğerlerini duyana kadar kısacaksın!” mesela, biz bunu biliyoruz ve o yüzden de, hala, nüanslı çalabiliyoruz. Nüans diye bir şey yok şimdi!</p>
<p><strong>TÖ:</strong> Biz ilk kurulduğumuzda solistimiz Aziz Ahmet’ti, O bu, Anadolu öğesini benimsemedi, bir de evlenince, gruptan ayrıldı. Ondan sonra hep arayış içinde olduk, işte Barış’la çalıştık, Cem’le Selda’yla, hatta bir ara Erkin’e teklif ettik, Fuat’a ettik. Şöyle söyleyim Barış’la iyi çalıştık, çok eğlendik aramızda, tam bir kimya tutmadı, ama Cem’le çok tuttu. Cem esasında bizi tamamlayan adamdı bir şekilde!</p>
<p><strong>CB:</strong> Kesinlikle!</p>
<p><strong>TÖ:</strong> Cem’le hem Cahit’in hem benim, hem Moğolların çok uzun seneleri geçti. O da aslında, şu an da ruhen bizim grup arkadaşımız, şimdi oğluyla birlikteyiz.</p>
<p><strong> </strong></p>
<p><strong>FE: Bu durumda Cem Karaca mıydı sizin solistiniz?</strong></p>
<p><strong>TÖ:</strong> Esasında en iyi uyan, en iyi oturan oydu. Bu bir gerçek! Ben bu kadar sene sonra baktığımda, bu daha iyi ortaya çıkıyor. Ama ilk gözağrısının ayrılması beni gizlice çok üzmüştü, o devam etseydi bu kadar sene çok daha iyi olurdu orası muhakkah.</p>
<p><strong>FE: Ben geçmişe çok fazla takılıp kalmak istemiyorum ama ilginç de buluyorum. Mesela,</strong> <strong>bakıyorum bazen bu konuda yazılan çizilenlere&#8230;sanki&#8230;kentli çocuklar Anadolu’ya turneye çıktınız da, orada Anadolu halkını, türküleri tanıdınız falan gibi bir görünüm&#8230;</strong></p>
<p><strong> </strong></p>
<p><strong>TÖ:</strong> Altta oluşan bir şeydi o ve 60’larda başladı esasında. O 27 Mayıs darbesinin ortaya getirdiği tek hayırlı şey, Türkiye’nin görüp görebileceği en demokratik Anayasa neticesinde oldu. Ee o yıllarda sadece Türkiye’de değil tüm dünyada, İtalya’da da gecekondu mahalleleri filan vardı, yani küresel kapitalizm bu kadar saldırgan değildi. Her ülke kendi şartları içersinde gelişmesini sağlayabiliyordu. Öyle bir başlangıç Türkiye için çok faydalı oldu açıkçası. Türkiye İşçi Partisi kuruldu 15 milletvekili soktu, ama o zaman ki Türkiye İşçi Partisi, şimdiki değil yani&#8230; Çetin Altan, Mehmet Ali Aybar&#8230;</p>
<p><strong> </strong></p>
<p><strong>CB:</strong> Habire dayak yediler Mecliste..(Gülüşmeler)</p>
<p><strong> </strong></p>
<p><strong>TÖ:</strong> Hümanist bir solu savunan bir şeydi ki, o kuşak çok önemlidir. Sonraları o savaşçı bir sola dönüştü, biz hiç bir zaman onunla hemfikir olamadık, biz temelde hep orada kaldık bir şekilde&#8230;Doğrusu da oydu, insancıl bir sol ve bunun getirdiği olanaklar vardı. Dergiler çıkıyor, tiyatrolar, konserler, bunun arkasında işte Metin Erksan’ın Yılanların Öcü, Susuz Yaz filmi sinemada, bir Keşanlı Ali Destanı tiyatroda..Yani yaşadığın ülkenin sosyal gerçekleriyle, büyük kentlerde öyle bir dalga başladı.</p>
<p>Bir yandan da dergiler çıkıyor: “Sosyal Adalet”, “Yön Dergisi”, toprak reformundan bahsediyor, Türkiyedeki feodal yapıdan&#8230; hiç bilmediğimiz şeyler! Bir yandan Beatles çıkıyor, rock’n roll çıkıyor, bir yandan kitaplar basılıyor, Pir Sultan Abdal, Aşık Veysel&#8230; Bütün bunların hepsi bilgi olarak, kültürel olarak çok dinamik bir dönemdi aslında. Biz, o dönemin meyveleriyiz esasında.</p>
<p><strong> </strong></p>
<p><strong>Albümdeki “Geri sar, 68 ruhuna gerisi sar” parçasının nereden geldiğini anlıyoruz bu durumda!</strong></p>
<p><strong>TÖ:</strong> Evet, o, herkes tarafından algılandı zaten.</p>
<p><strong> </strong></p>
<p><strong>CB:</strong> Taner güzel anlattı herşeyi, ben de şu tarafını söyleyim: orda 68 ruhunda, gençliğin o hareketinde kendi öz menfaatine dair hiçbirşey yoktu! Bir ülke kaygusu, memleketin, insanların özgürce, hakça yaşayabilmesi arzusu vardı, o ruh çok egemendi. Mesela, sevgi olayı&#8230; Sevgi korkunç paylaşılırdı, kimse sevgisini içinde hapsetmezdi! Sevgi paylaşımı vardı, ama şimdi, 80 sonrası, Özal o işin damgasını koymuştur! Bu bencil yapı, bu bencil kurgu&#8230; Ülkenin şu geldiği noktayı görüyoruz! Benim çok içim acıyor o anlamda! İşte Tekel işçileri orda, grevde bugün; bu adamlar ne istiyor? Tekel’i sattılar, Seka’yı sattılar, hayvancılık bitti, tarım tamamiyle gitti, böyle elle tutulur ne kadar şeyimiz varsa, işte bankalar gitti, gitti gitti&#8230;</p>
<p><strong>TÖ:</strong> Su gidiyor, su&#8230;suyu da götürüyorlar!</p>
<p><strong>CB:</strong>Yani ne var ne yok herşey gidiyor, bu benim içimi fena halde acıtıyor! Halbuki bizim dönemimizde böyle birşey yapılamazdı! Tamam, belki ağır aksak yürüyordu, ama bu özelleştirme ya da Taner’in güzel söylediği gibi sermayeninin bu azgın saldırısı yoktu o zaman.O güç, o ruh olsaydı bu kadar olmazdı. Grevler gene olmayacak mıydı? Gene olacaktı, yaşamın dinamiğinde var olan şeyler, sosyal katmanlar da&#8230; Herhalde, Dünyada tek bizdedir “hayalciler” diye&#8230; Ben İktisat fakültesinde okudum; birinci sınıfta, sosyalizm tarihinde, ütopistler diye bir bölüm var, başta Marx&#8230;</p>
<p><strong>TÖ:</strong> Ama John Lennon’un  “İmagine” şarkısı ne güzel cevaptır buna, yani bu anlamda yazılmış! Şimdi, Cahit’in söyledikleri sadece bizim Türkiyenin yaşadığı şeyler değil ki, gezegenin sorunu esasında! Kapitalizm ve halk yığınları diyelim&#8230;.Bunun çözümünü insanlık muhakkak, bir şekilde bulmak zorunda. Yani, en son ekonomik kriz neticesinde, “bırakın yapsınlar, bırakın geçsinler!” deyince, iyice azgınlaşıp balonlar şişirip patlattılar, kendi kapitalist ekonomileri de çökme durumuna geldi. Yani, bu artık kaçınılmaz bir gerçek! John Lennon da onu çok güzel söylemişti, hani “hayalciler” diyor ya! Ama, “I am not the only one!” diyor. Yani, hayalciler ne kadar çoğalırsa&#8230;</p>
<p><strong> </strong></p>
<p><strong>CB:</strong> O yüzden diyoruz  “umut yolunu bulur”!</p>
<p><strong>Bu durumda, şu anki AKP Hükümeti’nin Türkiye’sinde “Umut” yolunu bulur mu dersiniz</strong>?</p>
<p><strong> </strong></p>
<p><strong>TÖ:</strong> Bu da geçici bir şey bence, çünkü AKP de Anadolu’daki tutucu kesimleri temsil ediyor, onlar hayata katılamıyordu bir türlü. Bu belki de köyden kente göçün, yani tarımsal toplumdan sanayi toplumuna geçişin son dalgası. Bundan sonra belki, normal bir toplum haline doğru geçicez, ama çok tahribat yapıyorlar! Çok beceriksizce ve çok, nasıl anlatayım, çok bilmiş tavırlarla, pek bilmeyerek! Ama bu tahribat da tamir edilir zamanı gelince!</p>
<p><strong>CB:</strong> Geçen gece Uğur Mumcu gecesi vardı, Siyaset Meydanında, ben onu duymamışım daha önce. Uğur Mumcu’nun bir konferansta bir konuşması var: “Bu ülkede bizler” diyor, “İtalyan Medeni Hukuğuna göre birşey, Alman Ceza Hukuğuna göre birşey, ve bilmem ne İsviçre Hukuğuna göre birşey yaşıyoruz, İslam hukuğuna göre de cenazemiz kalkıyor!” (Gülüşmeler) Şimdi burdaki asıl acı olan şey, bu teşhis! Çok şey getirmişler ordan, o şeyi yapıştırmışlar! Bu toplumun kendi içindeki dinamiğine uyumlu olmayacak yapılarla, yapıştırma yapıştırma&#8230; Sonra insanlar da bunlarla kavuşamamış! Bugün işte Doğu’da hâlâ aşiret reisleri varsa, hâlâ işte bu ülkede bir toprak sorunu varsa, bu ülkenin parası, 70 milyonluk bir nüfusta 15 bin kişinin elinde biriktiyse, işte 360 bin km karenin, Doğu’daki bilmem kaç kilometresi 5 tane ağanın elindeyse, ve hâlâ bu devirde bir köy alınıp satılabiliyorsa içindeki insanlarla beraber, bunlar acı&#8230;AKP de bunları kesinlikle değiştirmez, değiştirmeye kalkmaz, çünkü menfaatine aykırıdır! Ama biz umudun var olduğuna inanıyoruz ve tabii çok iddiali, biz bu lafı söylüyoruz diye, bütün insanlar, haydi ellerine alıp umutlarını ayyukaya çıkaracak değil tabii ama&#8230;</p>
<p><strong>TÖ:</strong> Aa demekki umut varmış deyip herkes&#8230; (Gülüşmeler)</p>
<p><strong>CB:</strong> Önemli olan, biz yine müzik tarafına dönelim: bizim kültürümüz, Türkçemiz fena halde erozyona uğruyor! Bunun en büyük nedeni de, sayısız şekilde yeteneksiz, gerekli eğitimi almamış insanların onlarca ulusal telefon, yüzlerce yerel televizyon, binlerce yerel radyolarla bu topluma devamlı bir bombardımanda bulunmaları ve bunu yaparken yaptıkları işteki estetik kaygısı, kalite kaygısı, işte ne bileyim bu ülkenin siyasi değerleri, ekonomik değerleri, bunların hiçbirini umursamadan kendi aralarındaki reyting kaygısına bu ülkenin değerleri peşkeş çekiliyor ve bu olunca da gençlerin büyük çoğunluğu apolitik! Ben demiyorum ki lise talebesi, ama üniversite talebesinin artık politika ile kenarından bucağından, mutlaka ve mutlaka ilgilenmesi gerekiyor! Gençler biraz daha açılırlar, o vahşice kendi menfaatini kollayan içgüdülerini biraz daha paylaşımcı hale getirirlerse, o zaman umut yolunu bulur, yani bulacak!</p>
<p><strong>FE: O yüzden mi daha genç, en azından yaşça diyeyim, yeni bir vokalistiniz var!</strong></p>
<p><strong> </strong></p>
<p><strong>CB:</strong> Evet, Emrah. Onun bir duygusal tarafı da var bir yandan. O, bize babadan kalan bir emanettir, bizim oğlumuz sayılır. Tabii ki bir başkası da olabilirdi, çünkü bizim her zaman bir solist ihtiyacımız oldu. Ne Taner ne ben, biz instrumentalistiz, şarkıcı değiliz! Ama hep idare ettik. Onu da niye idare ettik biliyor musunuz? 93’te grubu tekrar biraraya getirdik ya, bir solist aradık. “Ya dedik şimdi o kadar tehlikeli bir şeyki bu, alacağın adam öyle bir mayada olurki bizi de dağıtır!” Yani, onun çok bize uygun olması gerekir, baktık böyle bir genç (şimdi ismini vermeyim), baktık çocuk havalara girdi. “Eyvah!” dedik “En iyisi biz kendimiz söyleyelim, nasılsa kendi şarkılarımız!” Biz böyle götürdük, ama bir yerden sonra olmuyor, bir ses, bir şarkıcı nosyonuna sahip olmadığımız için böyle geniş aralıklı bir şey ne bileyim vibrotosu, bir oktav yukarısı&#8230;Emrah da büyüdü askere gitti, geldi, ondan evvel “Bir kaset yapalım Cahit Amca!” diye bana gelmişti, dedim “Sen biraz daha şey yap&#8230;”</p>
<p><strong> </strong></p>
<p><strong>FE: Çalış&#8230;</strong></p>
<p><strong> </strong></p>
<p><strong>CB</strong>: “Piş!” Tabii bunu, öyle söylemedik! Neyse, işte askerden geldi, biraz daha çalıştı sağda solda, bayağ bir popçu formatındaydı, şimdi onu temizliyor yavaş yavaş, bizler de böyle  zaman zaman okşayarak, zaman zaman döverek&#8230;. (Gülüşmeler) Mesela, Emrah tam bir grup adamı oldu.</p>
<p><strong>FE: Harika, Peki tepkiler nasıl, benim gördüğüm kadarıyla hep bir Cem Karaca’nın oğlu nitelemesi var, istisnasız hemen her yerde, zor olsa gerek onun için! Gerçi, Emrah değil de kim gelse tepki çekecekti galiba&#8230;</strong></p>
<p><strong>CB:</strong>Eee bizim de fanatiklerimiz var tabii! (Gülüşmeler)</p>
<p><strong>TÖ:</strong> Biz zaman tanıyoruz&#8230; onlar geçici biliyoruz.</p>
<p><strong> </strong></p>
<p><strong>CB:</strong> Daha Serhat’a bile alışamadı bazı fanatikler! 17 yıl geçti ya!</p>
<p><strong>TÖ:</strong> Şimdi şöyle bir şey var: Emrah gelmeden önce biz sahnede şöyleydik, çok garip! Engin davulunu normal davulcular gibi arkaya kurmaz, sahneden seyirciye bakınca sahnenin en soluna kurar, yan kurar ki, Cahitle bakışabilsin, Serhat’ı görebilsin, gözgöze gelebilsin, benle&#8230; Çok sever onu, öyle özel bir şey bu, çok güzel, 60lardan kalma, yani herkes birbirine bakarak çalsın falan&#8230; Ben onun yanında duruyorum, sağımda, sahneden seyirciye bakınca, arada bir boşluk&#8230; O boşluğun öbür tarafında Cahit, onun yanında da Serhat, yani arada hep böyle bir boşluk  oluyor&#8230;</p>
<p><strong>CB:</strong> Emrah geldi doldu! (Gülüşmeler)</p>
<p><strong> </strong></p>
<p><strong>FE: Peki, hazır albümden bahsederken yine bununla, müzikle devam edelim. Bu albümün şimdiye kadar yaptığınız en iyi albüm olduğunu söyleyenler var. Kimi hayranlarınız sizi Türkiye’nin Pink Floyd’u ve Cahit Berkay’ı David Gilmour’u olarak niteliyor.</strong></p>
<p><strong> </strong></p>
<p><strong>CB:</strong> Estafurallah&#8230; bin kere estafurallah&#8230;</p>
<p><strong>FE: Kimisi de çok güncel mevzularda şarkı sözü yazmanızı eleştiriyor. Mesela, “Neden Nazım Hikmet’in o kadar bilinen şiirlerini yeniden şarkı yapmışlar?” ya da “Uluslararası olabilecek bir kariyerleri varken bunu, ‘mesaj vermek’ adına heba ediyorlar falan” diyenler var. İşte&#8230;</strong></p>
<p><strong>CB:</strong> Ben o keratalara&#8230;</p>
<p><strong> </strong></p>
<p><strong>FE: Ben sadece onların ne dediğini söylüyorum, ben söylemiyorum! </strong></p>
<p><strong>CB:</strong> Bunu aynen yazabilirsiniz! Ben o keratalara önce şunu soruyorum: “İnternet’ten bedava müzik indiriyor musun, indirmiyor musun?” Önce, samimi bir şekilde bunun cevabını versinler! Şimdi, dedim ya, ben iyi şarkı sözü yazan bir adam değilim, ama bazen oturuyor. Mesela, “Issızlığın ortasında”, belki şiir olarak çok müthiş bir şey değil, ama o ruhu, anlatmak istediği şeyi, ifade ettiğini düşünüyorum. Mesela, ben bu son üç albümde de, böyle matrak, bizim yok olmaya yüz tutmuş  bir “mani” geleneğimiz vardır, o mani geleneğini rock formatında yaşatmaya çalışıyorum. “Dinleyiverin gayri” vardır, o buna bir örnektir, Bu son albümde de “Kriz bastı”, taşlama. Nazım Hikmet’in “Haydarpaşa Merdivenleri”&#8230;</p>
<p><strong>FE: Bence müthiş olmuş o parça, benim için, albümün en sevdiğim parçalarından&#8230;</strong></p>
<p><strong>TÖ:</strong> Mesela, “Bulutlar adam öldürmesin!” çok bilinen bir şiir, tamam onu kabul ediyorum, Zülfü Livaneli. Şimdi, ben aşağı yukarı taa 91’den beri, tüm anti-nükleer kampanyalarda en önde, bu konuda çalışan biriyim, çünkü 10 sene Almanya’da kaldım, Yeşil hareketinin başından taa 90’lara kadar içindeydim, birçok insanı da tanıyorum, Joshua Ficher de dahil olmak üzere. Anti-nükleer kampanyalar beni çok etkileyen birşey, bir aktivist olarak, aynı zamanda öyle bir kimliğim olduğunu düşünüyorum, ben senelerimi vermişim bu işe! Şimdi yine, bu berbat Rus firması ihaleyi kazanıyor, Akkuyu’da Sinop’ta kurulacak, her tarafta tesisler yapılıyor ve işte termik santraller, 70 tane, bunların yanında bir tepki verebilmek için “Bulutlar adam öldürmesin” benim için en sembolik şey!</p>
<p><strong>CB:</strong> Ben toparlayım mı? Şimdi bir kesim var, onların da aşağı yukarı kim olduğunu biliyoruz. Diyorlar ki, “Moğollar 1993’te tekrar bir araya geldikten sonra yaptıkları parçalarla bir politik istikamette gidiyorlar, Moğolların ruhunu, bilmem nesini bozuyorlar” falan gibi&#8230; Yani, istiyorlar ki suya sabuna dokunmayan, bir yoğurt gibi parça yapalım. Bu mümkün değil! Ya, eğer ben bir beste yapıyorsam, yahut bir şiir arayıp bulup bunu besteliyorsam, ben kendimi nasıl kandırırım? İçimden ne geliyorsa ben onu koyuyorum! Onlara da çok affedersin, halt yemek düşer!</p>
<p>Biz içimizden geldiği gibi müzik yapıyoruz, ister dinle, ister dinleme! Bir parça politik bir kurgu, zemin üstüne oturuyorsa o ben istediğim için, sen istediğin için değil! Grup arkadaşlarım da bunu sevdikleri benimsedikleri için bu albümde yer alıyor bu! Yani bu ucuz! Eleştirilere her zaman açığız ama böyle aptalca, böyle eline baltayı alıp da belden aşağı vururcasına eleştirilere, hiç bir şekilde pabuç bırakmam yani! Moğollar, gerçek bir rock grubudur, biz öyle içi boş&#8230; şimdi söylemeyim, örnek vermeyim! Biz, yaşamdan etkilenerek müzik yapıyoruz, yaşamda neyi yaşıyorsak! Son cümle: Biz, gerçek bir rock grubuyuz ve muhalifiz! Muhalif olmamızı istemeyenler kendileri gibi olmamızı istiyorlardır, ben Özal çocuğu değilim!</p>
<p><strong> </strong></p>
<p><strong>TÖ:</strong> Gerçek bir rock grubu derken, bu topraklardan yoğrulmuş bir rock grubu, yani bu evrensel değildir anlamına gelmiyor! Ulusalcı bir rock grubu değil, evrensel, ama buradan beslenmiş, binlerce yıllık kodları da taşıyan bir grup! Benim bu son yıllarda oluşan, bu Issız Adam filminden sonra, eski 45likler, 60’lar, 70’ler gibi bir moda var; o yılların suya sabuna dokunmayan, eğlenceli hafif duygusal şeyleri insanlar tarafından çok seviliyor. Sevilmesinin nedenlerinden birisi de hafif hafif gülüyorlar: ‘Aaa ne kadar safmış, ne kadar salakmış!’ diye.</p>
<p>Hani bugünün bir mizah anlayışı var ya, İnternetin getirdiği&#8230; herkes herkese, herkesle dalga geçebilir şeklinde&#8230; Ama “satire” denilen eleştirili mizahın da bir dengesi var! Onu yapan Frank Zappa, son derece entellektüel, ne olup bittiğini dünyada iyi bilen, bunu da çok iyi yapan birisi! Onun arkasına bir birikim gerekli, böyle önüne gelen, ha, ha ha, hi hi diye birileriyle dalga geçerse ki, bu son yıllardaki mizahçıların da getirdiği birşey! Çok kabiliyetli insanlar ama öyle fütursuzca herşeyi aşağılabilirsin, aşağılama serbest tarzında bir şey oldu&#8230; Bu çok yüzeysel bir şey, çok tahripkâr bir şey! Mizah, arkasında derinliği olan bir şey olması lazım, neye ne zaman, nasıl dokunacağını iyi bilmesi gerekir ama işte bu yaşanan yıllar&#8230;bu İnternet kültürünün de getirdiği birşey. İşte, kendi takıntıları olan, kendiyle sorunlarını halledememiş olan bir çok insan, bunu bir rahatlama yolu, karşısındakini aşağılayarak, dalga geçerek kendini sorunlarından kaçma yolu olarak kullanıyor, bu da kolay bir şey değil, bu da geçici bir şey bence!</p>
<p><strong>FE: Peki, </strong><strong>“</strong><strong>yandaş ve karşıdaş” medyada  yer buluyormusunuz Moğollar olarak?</strong></p>
<p><strong> </strong></p>
<p><strong>TÖ:</strong> Buluyoruz.</p>
<p><strong>CB:</strong> Şimdi buna bir akademik gözlüğüyle bakarsak herkes kendi fikrini söylesin, ama kendi fikrini söylerken gerçekleri görmemezlik ya da gerçekleri saptırmak, bu yanlış! Şimdi, “yandaş”, “muhalif” bir de “mülayimler” var, bizim şarkıda da geçiyor bu. (Gülüşmeler) Bu dönemde mülayim olmak ‘yağdanlık’, yani erk kimin elindeyse, güç kimin elindeyse ona yandaş olmak! Bu, samimiyetsizliğin kaypaklığın dik alasıdır. Yandaş söylesin, ben ona çok kızmıyorum! Asıl kızdığım, eğer iktidar değişirse ondan sonra, o yandaşlar kimlik değiştirirlerse, öbür tarafa dönerlerse, işte  o zaman samimiyetsizlik ortaya çıkar. Yoksa herkes istediği fikri düşünceyi söylesin, ona saygı duyuyorum.</p>
<p><strong> </strong></p>
<p><strong>TÖ:</strong> Öyle de olmalı zaten, eğer demokrasi deniyorsa her kesimden, her karşıt görüşün ortaya çıkması gerekir, ama bundan rahatsız olmamak gerekir. “Bu adam benim fikrimi savunmuyor, bana karşı çıkıyor” deyip de onu aşağılamak için, onu yoketmek için manipülasyon yapma noktasına gelmemeli, işte orada durabilmeliyiz! Ben açıkçası, kişisel olarak söyleyim, hepsinin dışında izliyorum sadece! Yani, yapacak başka bir şey yok ki! O zaman, iki taraf da bana kızıyor: “Sen niye böylesin, sen niye şöylesin?” Hayır ben böyleyim, sen işine bak! Bunları biz çok gördük, manipülasyona gelemem! Beni kimse kandıramaz! Dikkatlice izliyorum sadece, çünkü herkes oyun oynuyor, manipülasyon yapıyor karşılıklı. Samimi olanları destekliyorum, saygıyla karşılıyorum, isim vermek gerekmez ama hakkaten var o tip insanlar, ama bir de oynayanlar var! Çok kötü manipülasyonlar da yapılıyor, insanları yok etme pahasına, hayatlarını kaydırma pahasına manipülasyonlar yapılıyor, bunlar bu dönemin gerçeği demek ki! Ama bunların sürekli olmayacağını biliyoruz!</p>
<p><strong> </strong></p>
<p><strong>CB:</strong> Bir Ergenekon olayı yaşanıyor, tabii ki biz 68 kuşağından gelenler olarak hem 70li yılları hem 80li yılları yaşamış insanlar olarak hirbir şekilde bir darbe olayına taraftar olamayız, ama bir darbe olayı saptırılıyorsa&#8230; Bir şeyler gizleniyor. Ortaya gayet somut birşeylerin konması lazım. Ben şimdi bekliyorum o somut şeyleri, şimdi mahkemeler devam ediyor tabii, göreceğiz! Mesela, birtakım insanlar suçsuz olurlarsa bu devlet onlardan özür dileyecek mi?</p>
<p><strong> </strong></p>
<p><strong>FE: Bir de medya öyle ki&#8230;</strong></p>
<p><strong> </strong></p>
<p><strong>TÖ:</strong> Temelinde medya var zaten, savaşlar karşılıklı. Bu, biraz şeye benziyor, Red Kit’de ‘altına hücum’ hikayesinde uzun burunlularla koca kulaklılar vardır. Gece giderken uzun burunlular gidip koca kulaklıların tekerleklerini kesiyorlar filan, bunu anlamamak için aptal olmak lazım&#8230;(Gülüşmeler)</p>
<p><strong><em>Bu röportaj, Yeni Harman Dergisi&#8217;nin Şubat 2010 sayısında yayınlanmıştır.</em></strong></p>
<p><strong><em> Copyrights@Filiz Elasu</em></strong></p>
<p><strong> </strong></p>
<br /> Tagged: <a href='http://filizelasu.com/tag/anadolu-pop/'>Anadolu Pop</a>, <a href='http://filizelasu.com/tag/anadolu-rock/'>Anadolu Rock</a>, <a href='http://filizelasu.com/tag/baris-manco/'>Barış Manço</a>, <a href='http://filizelasu.com/tag/cahit-berkay/'>Cahit Berkay</a>, <a href='http://filizelasu.com/tag/cem-karaca/'>Cem Karaca</a>, <a href='http://filizelasu.com/tag/emrah-karaca/'>Emrah Karaca</a>, <a href='http://filizelasu.com/tag/engin-yorukoglu/'>Engin Yörükoğlu</a>, <a href='http://filizelasu.com/tag/mogollar/'>Moğollar</a>, <a href='http://filizelasu.com/tag/mogollar-muzik/'>Moğollar müzik</a>, <a href='http://filizelasu.com/tag/mogollar-tarihce/'>Moğollar tarihçe</a>, <a href='http://filizelasu.com/tag/serhat-ersoz/'>Serhat Ersöz</a>, <a href='http://filizelasu.com/tag/taner-ongur/'>Taner Öngür</a>, <a href='http://filizelasu.com/tag/umut-yolunu-bulur/'>Umut yolunu bulur</a>, <a href='http://filizelasu.com/tag/utku-unal/'>Utku Ünal</a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gocomments/filizelasu.wordpress.com/316/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/comments/filizelasu.wordpress.com/316/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godelicious/filizelasu.wordpress.com/316/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/delicious/filizelasu.wordpress.com/316/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gostumble/filizelasu.wordpress.com/316/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/stumble/filizelasu.wordpress.com/316/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godigg/filizelasu.wordpress.com/316/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/digg/filizelasu.wordpress.com/316/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/goreddit/filizelasu.wordpress.com/316/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/reddit/filizelasu.wordpress.com/316/" /></a> <img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=filizelasu.com&blog=9463127&post=316&subd=filizelasu&ref=&feed=1" />]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://filizelasu.com/2010/04/08/biz-gercek-bir-rock-grubuyuz-ve-muhalifiz/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
	
		<media:content url="http://0.gravatar.com/avatar/6c650ddeb170da910cb4aedb1faf2f6f?s=96&#38;d=identicon&#38;r=G" medium="image">
			<media:title type="html">filizelasu</media:title>
		</media:content>

		<media:content url="http://filizelasu.files.wordpress.com/2010/04/mogollar-300x300.jpg" medium="image">
			<media:title type="html">moğollar-300x300</media:title>
		</media:content>
	</item>
		<item>
		<title>&#8216;Anayasayı&#8217; da satın; bitsin bu iş!</title>
		<link>http://filizelasu.com/2010/03/25/anayasayi-da-satin-bitsin-bu-is/</link>
		<comments>http://filizelasu.com/2010/03/25/anayasayi-da-satin-bitsin-bu-is/#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 25 Mar 2010 22:39:15 +0000</pubDate>
		<dc:creator>filizelasu</dc:creator>
				<category><![CDATA[Blogh blogh blogh.....]]></category>
		<category><![CDATA[Anayasa]]></category>
		<category><![CDATA[Anayasa Değişikliği]]></category>
		<category><![CDATA[demokrasi]]></category>
		<category><![CDATA[halk iradesi]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://filizelasu.com/?p=307</guid>
		<description><![CDATA[Tayyib Erdoğan: “Çıkıyorlar bize ‘siz sağlık hizmetlerini iyileştirin, eğitime yatırım yapın ama adalete karışmayın, emniyete karışmayın’ diyorlar. Böyle şey olur mu?&#8230;Her alanda Avrupa Birliği Kriterleri uygulayalım, ama anayasaya gelince, yargı reformuna gelince oraya ‘dokunmayın’ diyorlar.” Anayasayı da satın bitsin bu iş! Tıpkı sağlık hizmetlerine, eğitime ve diğer herşeye yaptığınız gibi! Hem de madde madde! Hangi [...]<img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=filizelasu.com&blog=9463127&post=307&subd=filizelasu&ref=&feed=1" />]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img src="http://www.haberte.com/images/news/24215.jpg" alt="" width="250" height="175" /></p>
<p><strong>Tayyib Erdoğan: “Çıkıyorlar bize ‘siz sağlık hizmetlerini iyileştirin, eğitime yatırım yapın ama adalete karışmayın, emniyete karışmayın’ diyorlar. Böyle şey olur mu?&#8230;Her alanda Avrupa Birliği Kriterleri uygulayalım, ama anayasaya gelince, yargı reformuna gelince oraya ‘dokunmayın’ diyorlar.”</strong></p>
<p>Anayasayı da satın bitsin bu iş! Tıpkı sağlık hizmetlerine, eğitime ve diğer herşeye yaptığınız gibi! Hem de madde madde! Hangi madde kimin elinde kalırsa o kesim, ona göre yaşasın!</p>
<p>Ülkede zaten yandaş-karşıdaş medya, yandaş-karşıdaş yargı, yandaş-karşıdaş edebiyat, yandaş-karşıdaş sanat, yandaş-karşıdaş sanayiciler, yandaş-karşıdaş bölgeler&#8230;.vs var, bir de yandaş-karşıdaş anayasa olsun! Valla, çözülür mesele!</p>
<p>Hatta işi kolaylaştırmak için her şehirde her ilçede, mahallede birer çizgi çizeriz meydana bir yerlere, çizginin bir tarafında kalanlar yandaş anayasa, öbür tarafında kalanlar da karşıdaş anayasa tarafından yönetilir&#8230; <span id="more-307"></span>Her bir çizginin girişine çıkışına birer de tabela asarız  &#8221;şimdi askeri vesayet alanındasınız&#8221;, &#8220;şimdi yargı vesayeti sınırları içindesiniz&#8221;, &#8216;&#8221;şu an siyasi vesayet bölgesinde bulunmaktasınız&#8221; diye, hiç bir sorun yaşanmaz! Böylece halk, hak ve özgürlüklerini doya doya kullanır ve istediği rejim tarafından yönetilir, memnun kalmazsa çizginin öbür tarafına geçerek diğer rejimin tadına bakar&#8230; Anayasa dediğin bir “toplumsal sözleşme” değil mi zaten,  bırakın da özgürce yapsın vatandaş sözleşmeleri! “Halkın iradesi, halkın iradesi” diye tutturmuş birileri,  halk sözleşmesini istediği zaman, istediğiyle yapıp bozamayacaksa ne iradesi olabilir ki?</p>
<p>Artık modernleştik ve Avrupalılaştık ya, sırası gelmişti bu halkın toplumsal sözleşmelerle tanışmasının! Medeniyetin beşiği Batı’da da işler öyle yapılagelmiştir zaten! O zamanlar, bu kadar teknoloji olmadığından referandum yapamamışlar, ama adamlar oturmuşlar gruplar halinde krallarının kraliçelerinin karşısına, hep beraber soru cevap şeklinde, tartışarak konuşarak, birlikte karar vermişler ülkelerinin nasıl yönetileceğine! Krallar sormuş halklarına “Ey halkım, ülkeyi, gücünü Tanrıdan alan ben ve akrabalarım, bir de kilise yönetecek, yargı da, yasama da, yürütme de benden sorulacak ne dersiniz?” Halk da “Tabii kralım, yönet bizi yeter ki, canımız feda olsun” demiş, sözleşmelere karşılıklı parmak basılmıştır! Yaa, ne medeni adamlar, görüyorsunuz!</p>
<p>Avrupa Birliği de bizden öyle istiyor işte! Adamlarla 40 yıldır “Sizin sözleşmeniz çok iyiymiş, bizimle de sözleşme yapın, ne olur!” diye cebelleşiyoruz, kapıdan bacadan girmeye çalışıyoruz, “Yok siz bize benzemiyorsunuz” deyip habire kovuyorlardı, bundan böyle mazeret göstersinler de görelim bakalım! Artık biz de, halk irademizi, nihayet, Anayasa&#8217;mız sayesinde onlar gibi ortaya koyabileceğiz!Bu inanılmaz  halk iradesi bakın bu ülkelerde nasıl muhteşem şekillerde hasıl oluyor:  İtalya&#8217;da  kafayı yiyip Berlusconi’nin kafasına heykelcik atarak, İngiltere&#8217;de  halkın %90&#8242;ı karşı olduğu halde Irak&#8217;ı işgal eden Tony Blair hakkında habire soruşturma açılmasına rağmen özel  mahkemeler  ve yüksek yargıçlar tarafından aklanan Tony Blair’i nihayet Orta Doğu Barış Konvoyuna atayarak, Yunanistan&#8217;da ekonomik göstergeler hakkında büyük patron AB finans kurumlarına yalan söyleyen ve bu yüzden ülke adalarını satışa çıkarması istenen bir  hükümet aracılığıyla kemerleri sıkılıp boğularak, Almanya&#8217;da  ekonomik gücüne rağmen askeri güç oluşturmasına izin verilmeyen ve hala ABD üsleri tarafından kontrol altında tutulan bir ülke olarak&#8230;. vs vs</p>
<p>Kısacası, dedik ya, satın, her şeyi satın Anayasayı da, Babayasayı da….herşeyi satın, müstehaktır!</p>
<p><strong>Not</strong>: Gerçekten ne düşündüğümü merak mı ediyorsunuz? Ben de şunu merak ediyorum:</p>
<p><strong>Dokunulmazlıkların, seçim barajının ve YÖK’ün kaldırılmadığı bir ‘Anayasa Değişikliğinin’ ve Başbakan’ın, Meclis Başkanı’nın, Cumhurbaşkanı’nın aynı partiye mensup olduğu,  milletvekillerinin millet tarafından değil çoğunlukla parti liderleri tarafından belirlendiği bir Meclis’in hangi “halkın iradesini” yansıttığını?</strong></p>
<br /> Tagged: <a href='http://filizelasu.com/tag/anayasa/'>Anayasa</a>, <a href='http://filizelasu.com/tag/anayasa-degisikligi/'>Anayasa Değişikliği</a>, <a href='http://filizelasu.com/tag/demokrasi/'>demokrasi</a>, <a href='http://filizelasu.com/tag/halk-iradesi/'>halk iradesi</a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gocomments/filizelasu.wordpress.com/307/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/comments/filizelasu.wordpress.com/307/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godelicious/filizelasu.wordpress.com/307/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/delicious/filizelasu.wordpress.com/307/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gostumble/filizelasu.wordpress.com/307/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/stumble/filizelasu.wordpress.com/307/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godigg/filizelasu.wordpress.com/307/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/digg/filizelasu.wordpress.com/307/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/goreddit/filizelasu.wordpress.com/307/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/reddit/filizelasu.wordpress.com/307/" /></a> <img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=filizelasu.com&blog=9463127&post=307&subd=filizelasu&ref=&feed=1" />]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://filizelasu.com/2010/03/25/anayasayi-da-satin-bitsin-bu-is/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>4</slash:comments>
	
		<media:content url="http://0.gravatar.com/avatar/6c650ddeb170da910cb4aedb1faf2f6f?s=96&#38;d=identicon&#38;r=G" medium="image">
			<media:title type="html">filizelasu</media:title>
		</media:content>

		<media:content url="http://www.haberte.com/images/news/24215.jpg" medium="image" />
	</item>
		<item>
		<title>Türk Dizilerinde &#8220;Erotizm&#8221;</title>
		<link>http://filizelasu.com/2010/03/05/turk-dizilerinde-erotizm/</link>
		<comments>http://filizelasu.com/2010/03/05/turk-dizilerinde-erotizm/#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 05 Mar 2010 13:35:40 +0000</pubDate>
		<dc:creator>filizelasu</dc:creator>
				<category><![CDATA[Blogh blogh blogh.....]]></category>
		<category><![CDATA[çocuk sağlığı ve reklamlar]]></category>
		<category><![CDATA[çocuklar ve reklamlar]]></category>
		<category><![CDATA[devlet televizyonu ve etik]]></category>
		<category><![CDATA[dizilerde erotizm]]></category>
		<category><![CDATA[Selma Aliye Kavaf]]></category>
		<category><![CDATA[tüketici]]></category>
		<category><![CDATA[Türk dizilerinde seks]]></category>
		<category><![CDATA[Türk dizilerinde sevişme sahneleri]]></category>
		<category><![CDATA[TRT Çocuk ve reklamlar]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://filizelasu.com/?p=292</guid>
		<description><![CDATA[Kadın ve Aileden Sorumlu Devlet Bakanı Selma Aliye Kavaf, dizi filmlerdeki erotik sahnelerin kendisini &#8220;irrite&#8221; ettiğini ve bunların cinselliği erken yaşlara çeken sebeplerden biri olduğunu belirterek &#8220;Ben çok rahatsızım&#8221; dedi    19.02.2010 Türk dizilerindeki iki öpüşme ve belden yukarı sırt gösterimi sayın Kavaf&#8217;ı rahatsız ediyor ve bunun çocuklarımızı erken yaşta cinselliğe iteceği düşünülüyorsa, kendilerine bir [...]<img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=filizelasu.com&blog=9463127&post=292&subd=filizelasu&ref=&feed=1" />]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img class="alignleft" src="http://img5.mynet.com/ha5/s/sevisme.jpg" alt="Dizilerde sevişme sahneleri olmalı mı?" width="309" height="231" /></p>
<p><strong>Kadın ve Aileden Sorumlu Devlet Bakanı Selma Aliye Kavaf, dizi filmlerdeki erotik sahnelerin kendisini &#8220;irrite&#8221; ettiğini ve bunların cinselliği erken yaşlara çeken sebeplerden biri olduğunu belirterek &#8220;Ben çok rahatsızım&#8221; dedi    19.02.2010</strong></p>
<p>Türk dizilerindeki iki öpüşme ve belden yukarı sırt gösterimi sayın Kavaf&#8217;ı rahatsız ediyor ve bunun çocuklarımızı erken yaşta cinselliğe iteceği düşünülüyorsa, kendilerine bir de <strong>TRT Çocuk</strong>&#8216;u izlemelerini öneriyorum. Bir &#8220;devlet kanalında&#8221;, 24 saat yayınlanan <strong>reklamlar</strong> dolayısıyla, çocuklarımızın nasıl 2-3 yaşından itibaren <strong>tüketici</strong> olmaya özendirildiği konusunda aynı hassasiyeti göstermelerini ve bu reklamların tamamiyle kaldırılmasını, en azından bir anne olarak, bekliyorum.</p>
<p>Küçücük çocukların,  sabahtan akşama kadar bu reklamlarla kafalarının yıkanıp  anne-babalarından çukulata, şeker, Ben10 ayakkabıları, bilmem ne korsan oyuncakları, Barbie oyuncak setleri&#8230;vs istemeleri normal karşılanıyor da, akşamları yetişkinlere yönelik Türk dizi filmlerindeki erotik sahnelerden etkilenmeleri mesele ediliyorsa, Bakanlığın samimiyetinin sorgulanmaması imkansız olacaktır.</p>
<p>Sayın Bakan, &#8220;rahatsızlığınızı&#8221; lütfen doğru hedeflere yöneltin de bir işe yarasın! Teşekkürler</p>
<br /> Tagged: <a href='http://filizelasu.com/tag/cocuk-sagligi-ve-reklamlar/'>çocuk sağlığı ve reklamlar</a>, <a href='http://filizelasu.com/tag/cocuklar-ve-reklamlar/'>çocuklar ve reklamlar</a>, <a href='http://filizelasu.com/tag/devlet-televizyonu-ve-etik/'>devlet televizyonu ve etik</a>, <a href='http://filizelasu.com/tag/dizilerde-erotizm/'>dizilerde erotizm</a>, <a href='http://filizelasu.com/tag/selma-aliye-kavaf/'>Selma Aliye Kavaf</a>, <a href='http://filizelasu.com/tag/tuketici/'>tüketici</a>, <a href='http://filizelasu.com/tag/turk-dizilerinde-seks/'>Türk dizilerinde seks</a>, <a href='http://filizelasu.com/tag/turk-dizilerinde-sevisme-sahneleri/'>Türk dizilerinde sevişme sahneleri</a>, <a href='http://filizelasu.com/tag/trt-cocuk-ve-reklamlar/'>TRT Çocuk ve reklamlar</a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gocomments/filizelasu.wordpress.com/292/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/comments/filizelasu.wordpress.com/292/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godelicious/filizelasu.wordpress.com/292/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/delicious/filizelasu.wordpress.com/292/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gostumble/filizelasu.wordpress.com/292/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/stumble/filizelasu.wordpress.com/292/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godigg/filizelasu.wordpress.com/292/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/digg/filizelasu.wordpress.com/292/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/goreddit/filizelasu.wordpress.com/292/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/reddit/filizelasu.wordpress.com/292/" /></a> <img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=filizelasu.com&blog=9463127&post=292&subd=filizelasu&ref=&feed=1" />]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://filizelasu.com/2010/03/05/turk-dizilerinde-erotizm/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>1</slash:comments>
	
		<media:content url="http://0.gravatar.com/avatar/6c650ddeb170da910cb4aedb1faf2f6f?s=96&#38;d=identicon&#38;r=G" medium="image">
			<media:title type="html">filizelasu</media:title>
		</media:content>

		<media:content url="http://img5.mynet.com/ha5/s/sevisme.jpg" medium="image">
			<media:title type="html">Dizilerde sevişme sahneleri olmalı mı?</media:title>
		</media:content>
	</item>
		<item>
		<title>8 Mart 2007’ye Bir &#8220;Bakış&#8221;</title>
		<link>http://filizelasu.com/2010/03/02/8-mart-2007%e2%80%99ye-bir-bakis/</link>
		<comments>http://filizelasu.com/2010/03/02/8-mart-2007%e2%80%99ye-bir-bakis/#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 02 Mar 2010 12:09:00 +0000</pubDate>
		<dc:creator>filizelasu</dc:creator>
				<category><![CDATA[Yeni Harman Yazıları]]></category>
		<category><![CDATA[8 Mart Dünya Kadınlar Günü]]></category>
		<category><![CDATA[Batı'da kadın]]></category>
		<category><![CDATA[Dünya'da feminist hareket]]></category>
		<category><![CDATA[erkek egemen söylem]]></category>
		<category><![CDATA[feminizm]]></category>
		<category><![CDATA[hip-hop ve kadın]]></category>
		<category><![CDATA[kadın hakları]]></category>
		<category><![CDATA[kadın sorunları]]></category>
		<category><![CDATA[kadın ve aile]]></category>
		<category><![CDATA[seks objesi olarak kadın]]></category>
		<category><![CDATA[Suffragette hareketi]]></category>
		<category><![CDATA[İngiltere'de kadınlar]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://filizelasu.com/?p=284</guid>
		<description><![CDATA[Bir varmış bir yokmuş, evvel zaman içinde, kalbur saman içinde, develer tellal iken, pireler berber iken, ben anamın beşiğini tıngır mıngır sallar iken&#8230;..kendilerini ‘feminist’ diye niteleyen kadınlar varmış yeryüzünde! Bu kadınlar özellikle 19. yüzyılda sanayileşmiş Batılı ülkelerde biraraya gelerek sömürülmeye, ezilmeye karşı çıkmışlar.!.. Başını İngiltere ve Amerika’da ortaya çıkmış olan Suffragette denen kadınların çektiği bu [...]<img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=filizelasu.com&blog=9463127&post=284&subd=filizelasu&ref=&feed=1" />]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Bir varmış bir yokmuş, evvel zaman içinde, kalbur saman içinde, develer tellal iken, pireler berber iken, ben anamın beşiğini tıngır mıngır sallar iken&#8230;..kendilerini ‘feminist’ diye niteleyen kadınlar varmış yeryüzünde! Bu kadınlar özellikle 19. yüzyılda sanayileşmiş Batılı ülkelerde biraraya gelerek sömürülmeye, ezilmeye karşı çıkmışlar.!.. Başını İngiltere ve Amerika’da ortaya çıkmış olan Suffragette denen kadınların çektiği bu hareket yıllar süren zorlu mücadelelerinin  sonunda kadınların oy kullanabilmesini, erkeklerle eğitim alanında eşit haklara sahip olmasını ve evlilik içinde de kocalarıyla aynı hakların kendilerine tanınmasını sağlamışlar. İnsanlık tarihi için çok önemli bir ilerlemeymiş bu&#8230; Sonra gelmiş 1960-70’li yıllar&#8230; Feminist denen bu kadınlar yine çıkmış tarih sahnesine ve bu sefer taleplerini iyice artırarak! Pekçok kadın ev kadını olmayı ve bebek yapma makinası gibi görünmeyi reddederek<span id="more-284"></span> toplumun her alanına erkeklerle eşit şekilde katılmayı istemiş ve toplumun ön yargılarını değiştirerek kadın ve erkeğin aynı değere sahip olduğu, kimilerince ütopik olarak nitelen daha güzel bir dünya amaçlamış. 1980’lere hatta 90’lara kadar dalga dalga sürmüş bu hareketler, kadınlar pekçok hakları kazanmış, birçok konuda toplumu ve gelecek kuşakları etkilemeyi başarmış (bazen de başaramamış belki) ama sonunda özellikle de Batılı sanayileşmiş ülkelerde kadınların özgürleşmesine ve erkeklerle eşit haklara sahip olmasına büyük katkılarda bulunmuşlar, hatta öyleki bazı kadın pop grupları ortaya çıkararak bu kazanılan güveni (İngiltere’de Spice Girls)  tüm dünyaya şarkılarında ilan etmişler. Bu genç kuşaklar kadınların istediği takdirde herşeyi yapabileceğini, önlerinde hiçbir engelin olmadığını iddia etmişler&#8230;..Eveet, masalımız burada bitiyor maalesef. Çünkü bunun devamı gelmemiş! Kadınların önündeki tüm engeller ve sorunlar yok mu olmuş? Hayır!..Dünyadaki sorunlar sona erip, herkes mutluluk içinde yaşamaya mı başlamış yoksa? Keşke evet diyebilseydik!.. Ama 2000’li yıllarda bu kadın hareketi, bir şekilde kaybolmuş ortadan (o kadar cılızlaşmış ki kayboldu demek hiç de haksızlık olmasa gerek diye düşünüyorum!), kadınların sesleri gerek akademik alanda gerekse diğer alanlarda, topluma öncülük edip, eleştirel ve entellektüel alternatifler sunmakta maalesef çok etkisiz kalmış, kaybolmuş gitmiş!&#8230;</p>
<p>Tüm dünyada 8 Mart Kadınlar Günü kutlanırken kadın hareketini bir masal söylemine indirgemek elbetteki abes gelecektir kimilerine! Ancak benim tepkim küreselleşen kapitalizmle birlikte bir yanda özgürleşirken (veya özgürleşmiş olduğu düşünülen) diğer yanda yoksullaşan ve kadına dair alanlara sahip çıkamayan kadınlara yönelik. Üstelik bu anlamda batılı kadının çok daha pasife olmuş olduğunu ve durumun onlar açısından, özellikle de kadının ve kadın vücudunun nesnelleştirilmesi anlamında çok daha vahim olduğunu da düşünmekteyim. Ve bence durumun vehameti o boyuttaki kadın hareketinin yokluğu yada zayıflığı diyeyim tüm toplumu özellikle de çocukların ve gençlerin geleceğini yakından etkilemekte.</p>
<p>Batı ülkelerinde, özellikle İngiltere ve Amerika’da kadının ekonomiye katılımı o kadar artmış durumdaki nerdeyse işgücünün yarısı kadınlardan oluşuyor. Pekçok kadın başarılı pozisyonlarda, en yüksek noktalarda yarışıyor, saygı görüyor, yasa önünde her anlamda korunuyor. Evet yasa önünde dedim çünkü gerek erkeklerin genel kanı ve davranışları gerekse yeni kuşakların bu konularda eğitimi ve gelişimi açısından kadın hakları maalesef istenen noktaya ulaşmış değil! Neden mi?.. Mesala istatistiklere göre İngiltere’de her sınıf ve kesimden kadınların yüzde ellisi şiddete mazur kalıyor (bu rakam Türkiye’de yüzde doksanlarda). Bu kadınlar ya eşlerinden dayak yiyor, ya bir cinsel saldıraya uğramış ya da bir şekilde rahatsız edilmiş durumda. Polise giden (daha doğrusu rapor edilen) 20 kadar tecavüz olayından ancak 1’i sanığın tutuklanmasıyla sonuçlanıyor ve işin garip yanı polise ulaşan bu şikayetler toplamın ancak yüzde 15’ini oluşturuyor. Yine mesela Amerikada devlet istatistiklerine göre çocuk denecek yaştaki genç kızların ‘hayat kadınlığına’ itilmesi (her yıl 600.000-800.000) son derece kaygı verici boyutlarda.</p>
<p>Nasıl mı, neden mi böyle oluyor? Bakın size anlatayım (Masalla başlamıştık, karabasana dönecek galiba!)  Medya ve pop kültür kadının nesnelleştirilmesinde büyük bir yere sahip. Örneğin, MTV gibi müzik kanallarından, özellikle de ‘hip-hop’ müzik temsilcilerinden gelen mesaj  ‘pezevenkliğin’ normal hatta iyi, övünülesi birşey olduğuna dair. Müzik magazinleri, dergileri ‘Nelly pop yıldızı mı, pezevenk mi, yoksa gangster mi’ şeklinde başlıklar atıp bu kişileri kapak yapıyor. Ve bu tür sözleri, düşünceleri içeren videolar, klipler, şarkılar sadece erkeklerden ve erkek hiphopçulardan gelmiyor, bazı kadınlar da bunları destekliyor. Mesela dünyaca ünlü problemli genç kız Britney Spears’in birkaç yıl önceki düğününe gelen tüm erkek davetlilere sırtında ‘pezevenk’ yazan takım elbiseler giymeyi şart koştuğu biliniyor.</p>
<p>Çıplak kadın vücutları, göğüsler, tangalı kalçalar boy boy belediye otobüslerinin üzerinde, dev panolarda reklam malzemesi olarak kullanılırken kimse bunlara bırakın feminizmi, aile, çocuk eğitimi, estetik, ahlak, görsel ahlak açısından dahi ses çıkarmıyor. Aksine sanki kadınlar kendilerini ve vücutlarını nesneleştirme konusunda erkeklerle bir yarışa girmiş gibiler. Öyleki kimi kadınlar, gece klüplerinde yarı-çıplak dans edenleri nerdeyse akıllı, güçlü kadın örneği olarak sunuyor. Pornografik magazinlere poz veren, sex objesi kadınlar birdenbire bütün TV programlarının yıldızı olup, akıl danışılan, fikri alınan kadınlar grubuna giriveriyor.  Hangi kadının ne kadar ‘güzel’, ‘çirkin’, ‘ince’ yada ‘şişman’ olduğu konusunda fikir yetiştirebilmek, bilirkişi olmak medyadaki yazar kadınların en büyük uğraşısı haline geliyor&#8230;</p>
<p>Bunların hiçbiri medyada eleştirilip tartışılıyor mu? Çok az. Politikacılar birşey diyor mu? Hayır! Televizyon kanallarında veya radyoda bu tür reklam veya programramlar için bir denetleme var mı? Hayır! Kadınlardan, feminist, sosyalist gruplardan bir ses çıkıyor mu? Hayır!..</p>
<p>Peki bu arada kadının geleneksel rol alanı olan ‘annelik’ nasıl etkleniyor tüm bu değişimden? Biraz istatistiklere bakmamız bir fikir edinmemiz için yeterli!  Batılı ülkeler arasında yapılan araştırmalarda çocukların gelişimi, mutluğu açısından İngiltere sonuncu konumda. Son yapılan araştırmalara göre  5 ile 16 yaş arası her 10 çocuktan biri ağır psikolojik sorunlar yaşıyor. Ve tabii ki bunlar aile hayatı, ilişkiler, gençlerin eğitimi gibi konuları da derinden etkiliyor. İstatistiklere göre 13 yaşındaki çocukların nerdeyse yarısı alkol içmiş, 18 -19 yaş arası gençlerin yüzde 43’ü kokain veya esrar gibi uyuşturuculardan en az birini denemiş, 16 yaşındakilerin yarısı cinsel ilişkide bulunmuş, 18-19 yaş arası kızların yüzde 18’i kendilerinden ve vücutlarından o kadar mutsuz ki kendi kendilerini yaralamış ve gençlerin yüzde yirmisi o kadar üzülüp, strese girmiş ki intihar etmeyi düşünmüş durumda. Evet, ve bunlar istatistiklerin sadece bazıları&#8230;</p>
<p>Devam edelim mi? Her 3 çocuktan 1’i aşırı şişman, her 4 çocuktan 3’ünün odasında kendine ait televizyonu var. Ülkedeki öğretmen açığının en bükyük sebebi öğrencilerin saygısızlığı. Gazete ve televizyon hergün çocukların gençlerin işlediği suç haberleriyle dolu. Saldırgan gençlerden (anti-sosyal deniyor buralarda) korkan kimi yetişkinler akşamları hava karardıktan sonra evinden dışarı çıkamıyor (bu sayı 1.7 milyon). Sadece çocukların masumiyeti değil elden giden, yetişkinlerin de olgunluğu bu arada! İngiliz televizyon kanalları (realite show) denen ve akıl yaşı, davranışı olarak 3 yaşını geçmeyen insanların programlarıyla dolu. Hemen hemen bütün kanallar çocuklara nasıl annelik babalık edilir, nasıl daha sağlıklı yemek yenir, nasıl kilo kaybedilir, nasıl daha güzel görünülür, nasıl modaya uygun olarak giyinilir, hangi estetik ameliyat nasıl yapılır tarzından programlarla dolu.</p>
<p>Peki buralardaki feministler neler yapıyor, ne tür polemiklere giriyor?  Larry Summers gibi kişilerin (Harward  Üniversitesi Rektörü olan bir bey)  ‘kadınların doğaları gereği bilimin en yüksek düzeylerinde yer almalarının biraz zor olduğu’ gibisinden saçmalıklarına karşın laf üretiyorlar. Hala ‘kadının mı erkeğin mi kafası daha büyük, yoksa beyinlerimiz aynı büyüklükte mi, aynı olmak mı yoksa farklı olmak mı daha iyi?’ gibisinden tezlerle uğraşıp asıl meselelere ‘yabancı’ kalmaktan geri durmuyorlar!&#8230;</p>
<p>Akademik çevreler dışında (hatta orda dahi) feministler toplumla etkileşimi unutmuş gibi. 1990’ların ikinci yarısından sonra doğru dürüst bir feminist metin, yazın görmek dahi zor!.. Pek çok üniversitede ‘feminist kürsüler, uzmanlıklar’ var ancak bunlar da çoğunlukla içe kapalı, radikal, marjinal yerler olarak görülüyor. Öyleki bu tür üniversite bölümleri genelde erkek düşmanı, uyumsuz ve çirkin, lezbiyen kadınların toplandığı yerler olarak görülüyor!&#8230;</p>
<p>Evet gördüğünüz gibi kadınlar için gezegenimiz hala çok parlak bir yer değil!  Bırakın kadınları, erkekler için de durum pek parlak değil! Ancak, çocuklarımız ve gençler için tehlike çanları çok daha ciddi çalıyor&#8230; Kadınların birbirleriyle ve erkeklerle didişmeyi bırakıp, en azından geleneksel rollerine sahip çıkması (bu erkek egemen anlayışın öngördüğü rol değil ama kadının doğasından kaynaklanan alanlar anlamında), kültürel alandaki yozlaşmaya karşı seslerini çıkarmaya başlaması ve toplumun sağlığı için eleştiri ve çözümler üretmesi gerekiyor.</p>
<p>Copyrights@Filiz Elasu</p>
<p>Bu makale <em>Yeni Harman Dergisinin Mart 2007 </em>sayısında yayımlanmıştır.</p>
<br /> Tagged: <a href='http://filizelasu.com/tag/8-mart-dunya-kadinlar-gunu/'>8 Mart Dünya Kadınlar Günü</a>, <a href='http://filizelasu.com/tag/batida-kadin/'>Batı'da kadın</a>, <a href='http://filizelasu.com/tag/dunyada-feminist-hareket/'>Dünya'da feminist hareket</a>, <a href='http://filizelasu.com/tag/erkek-egemen-soylem/'>erkek egemen söylem</a>, <a href='http://filizelasu.com/tag/feminizm/'>feminizm</a>, <a href='http://filizelasu.com/tag/hip-hop-ve-kadin/'>hip-hop ve kadın</a>, <a href='http://filizelasu.com/tag/kadin-haklari/'>kadın hakları</a>, <a href='http://filizelasu.com/tag/kadin-sorunlari/'>kadın sorunları</a>, <a href='http://filizelasu.com/tag/kadin-ve-aile/'>kadın ve aile</a>, <a href='http://filizelasu.com/tag/seks-objesi-olarak-kadin/'>seks objesi olarak kadın</a>, <a href='http://filizelasu.com/tag/suffragette-hareketi/'>Suffragette hareketi</a>, <a href='http://filizelasu.com/tag/ingilterede-kadinlar/'>İngiltere'de kadınlar</a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gocomments/filizelasu.wordpress.com/284/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/comments/filizelasu.wordpress.com/284/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godelicious/filizelasu.wordpress.com/284/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/delicious/filizelasu.wordpress.com/284/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gostumble/filizelasu.wordpress.com/284/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/stumble/filizelasu.wordpress.com/284/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godigg/filizelasu.wordpress.com/284/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/digg/filizelasu.wordpress.com/284/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/goreddit/filizelasu.wordpress.com/284/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/reddit/filizelasu.wordpress.com/284/" /></a> <img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=filizelasu.com&blog=9463127&post=284&subd=filizelasu&ref=&feed=1" />]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://filizelasu.com/2010/03/02/8-mart-2007%e2%80%99ye-bir-bakis/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
	
		<media:content url="http://0.gravatar.com/avatar/6c650ddeb170da910cb4aedb1faf2f6f?s=96&#38;d=identicon&#38;r=G" medium="image">
			<media:title type="html">filizelasu</media:title>
		</media:content>
	</item>
		<item>
		<title>Lider Kadınlar?&#8230;</title>
		<link>http://filizelasu.com/2010/02/24/lider-kadinlar/</link>
		<comments>http://filizelasu.com/2010/02/24/lider-kadinlar/#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 24 Feb 2010 13:14:18 +0000</pubDate>
		<dc:creator>filizelasu</dc:creator>
				<category><![CDATA[Yeni Harman Yazıları]]></category>
		<category><![CDATA[8 Mart Dünya Kadınlar Günü]]></category>
		<category><![CDATA[Benazir Bhutto]]></category>
		<category><![CDATA[Bill Clinton]]></category>
		<category><![CDATA[feminizm]]></category>
		<category><![CDATA[Hillary Clinton]]></category>
		<category><![CDATA[Pakistan'da siyaset]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://filizelasu.com/?p=274</guid>
		<description><![CDATA[Geçen yıl Yeni Harman’ın Mart sayısı için 8 Mart Dünya Kadınlar günü dolayısıyla bir yazı hazırlamış ve Dünyadaki, İngiltere’deki kadınları ve Feminist hareketi konu almış, gözlemlediğim kadarıyla neler olduğunu (daha doğrusu olmadığını) anlatmaya çalışmıştım. Aradan uzun (belki de kısa) bir sene geçti. Durumda bir değişiklik oldu mu? Ben göremiyorum…. Zaten dünyanın hali (erkeklerinin ki de [...]<img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=filizelasu.com&blog=9463127&post=274&subd=filizelasu&ref=&feed=1" />]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align:center;">
<p>Geçen yıl Yeni Harman’ın Mart sayısı için <em>8 Mart Dünya Kadınlar günü</em> dolayısıyla bir yazı hazırlamış ve Dünyadaki, İngiltere’deki kadınları ve Feminist hareketi konu almış, gözlemlediğim kadarıyla neler olduğunu (daha doğrusu olmadığını) anlatmaya çalışmıştım. Aradan uzun (belki de kısa) bir sene geçti. Durumda bir değişiklik oldu mu? Ben göremiyorum…. Zaten dünyanın hali (erkeklerinin ki de dahil) pek değişmedi ki, kadınlarda gözlemleyelim…Bu durumda aynı istatistikleri kullanarak, benzer tabloları çizmektense bu yazıda bir değişiklik yapıp bu sefer de farklı kadınlara, dünyada lider konumunda olmuş veya olmaya hazırlanan iki kadına bakalım diye düşündüm. Geçtiğimiz yılın son günlerinde bir suikasta kurban giderek hayatını kaybeden <strong>Benazir Bhutto</strong><strong> </strong>ile önümüzdeki Amerikan Başkanlık Seçimlerine hazırlanan <strong>Hillary Clinton.<span id="more-274"></span><br />
</strong></p>
<p>Bu iki kadın temsil ettikleri güçlerle, konumlarla, yaptıkları politik veya ekonomik seçimlerle sadece kendi ülkelerini ve halklarını değil, içinde bulunduğumuz sözümona küresel bağlantılar sistemini de tabii ki etkiliyorlar. Bunun yanısıra sırf kadın oldukları için kadın hareketlerinin, kadın perspektifinin de en ön saflarında yer alıyorlar. Rol modeli konumunda olmasalar dahi kadın programlarına konuk veya konu oluyor, lider konumundaki kadınlara bir örnek ister istemez  teşkil ediyorlar. Mesela, öldürülmesi üzerine Benazir Bhutto hakkında basında pek çok yazı çıktı ve özellikle Batı’da nerdeyse ‘Şehit Demokrat’ mertebesine yükseldi. Her ne kadar kahramanca bir şekilde ölmüş olsa da ve bir ölünün ardından konuşmak (daha doğrusu yazmak) insana biraz garip de gelse Benazir Bhutto’nun bir ‘melek’ olmadığının altını çizmek gerekiyor. Sözü çok uzatmadan, sizlere ilginç bulduğum bazı makale ve röportajlardan alıntılar sunmak istiyorum ve bunların pek yoruma ihtiyaç duymadan son derece açık bir şekilde bu iki kadını ve ‘liderliklerini’ gözler önüne serdiğini düşünüyorum&#8230;</p>
<p>30 Aralık 2007 tarihli The Observer gazetesinde Güneydoğu Asya uzmanı <strong>William Dairymple’</strong>nin Benazir Bhutto üzerine ilginç bir yorumu yayınlandı. Bakın nasıl anlatıyor Bayan Bhutto’nun hayatını ve kişiliğini.</p>
<p>&#8220;Benazir Bhutto’nun ardından Pakistan’a bıraktığı en tartışmalı miraslardan biri İslamabad’ın ortasındaki evi. Görüşmemiz sırasında Başbakan’ın kendi tasarımı olduğunu söylediği bina, İslami hiçbir niteliğe sahip olmayıp, daha çok hoppa bir Meksika çiftlik evini andırıyor…Bhutto’nun evi Latin Amerikalı bir sanayicinin hafta sonlarını geçirmek için geldiği bir yazlık görünümüyle dünyanın her yerinde görebileceğiniz bir yer. Bu tabii ki Batı’nın neden Benazir’i bu kadar kolladığının da sebebi. Çevre ülkelerde ne yapacağını tahmin edemediğimiz liderlere karşın (Afganistan’ın feudal beyleri veya İran’ın Ahmadinejad’ı) Bhutto her zaman bildik biriydi…Daha doğrusu bizden biri. Mükemmel İngilizce konuşurdu, çünkü ana diliydi. İngiliz dadıyla büyütülmüş, İrlandalı rahibeler tarafından yönetilen bir okula gitmiş daha sonra da eğitimini Harvard ve Oxford’da tamamlamıştı….Ancak Batı’nın onu bu kadar çok sevmesine neden olan aynı özellikler Pakistanlıların kafasında pekçok şüphe uyandırıyordu. İngilizcesi akıcı olabilirdi ama aynı şey Urducası için geçerli değildi….</p>
<p>Oxford’da Benazir’i bilen arkadaşları onu derslere en son model bir spor arabayla gelen cıvıl cıvıl bir bimbo olarak hatırlıyorlar…Arkadaşları tarafından ‘Bibi’ veya ‘Pinky’ olarak bilinen Benazir’in ucuz aşk romanları ve kraliyet bibliyografilerine karşı özellikle zaafı vardı, tabii 70’lerin romantik pop şarkılarını da unutmamak gerek…Ama Başbakanlığı sırasında tanıştığım Benazir’de çok daha heybetli hatta imparotorca bir yan da vardı. Konuşması, yürümesi önceden tasarlanmış bir  ölçü içersindeydi ve sık sık asalet kelimesi olan ‘biz’i kullanıyordu….Görüşmemiz sırasında bulunduğu Başbakanlık binasından çıkıp avludaki çimenlerden süzülerek benim oturduğum koltuğa ulaşması tam 3 dakikayı aldı. Bunu güneşin tam istediği istikamette parlamadığına dair sitemi izledi….Tüm bunlar bana Roma’lı prensesleri düşündürmüştü.</p>
<p>Bu Benazir İslamabad’da 12 saat süren kabine toplantıları ve 4 saatlik uykuyla geçiştirdiği günleriyle tanınandan farklı biriydi. Yine bu Benazir Pakistan’a döndüğü gün konvoyuna saldıran bombalı intihar girişimcisine rağmen kampanyasına devam etti ve ölüm tehditlerine aldırmadan savaşmaya devam etti. Diğer Benazir, başka bir deyişle korkusuzdu….</p>
<p>Belki de Benazir’e bu feodal prenses duygusunu veren sahip olduğu geniş topraklar ve yetiştirilişinden dolayı edindiği Batılı zevklerdi. Bu anlamda pekçok Pakistanlı politikacıdan bir farkı yoktu. Zaten bu yüzden de Pakistan’da gerçek demokrasi hiçbir zaman tam olarak yeşermedi, çünkü toprak sahibi olmak politikaya girmek için bir şart olarak kaldı.</p>
<p>Bugün Benazir bir özgürlük ve demokrasi şehidi olarak tanımlanmasına karşın, hiç bir zaman doğal bir demokrat olmadı. Hatta Pakistan’daki bu garip demokrasi çeşnisinin (temsili feodalizm) sorgulanmasına sebep olarak, İslamcıların şu anki durdurulamayan yükselişine neden oldu. İlk 20 aylık yönetimi sırasında, tek bir önem arzeden yasayı dahi çıkaramadı. Uluslararası Af Örgütü tarafından hükümeti dünyanın en kötü gözaltında ölüm ve işkence raporuna sahip olmakla suçlandı. Kendini partisinde hayatboyu başkan olarak ilan etti ve kendi kardeşi Murtaza’yı parti liderliği yarışından men etti. Kardeşi bunda ısrar edince kendi evinin önünde son derece şüpheli bir şekilde süikastle öldürüldü. Murtaza’nın karısı Ghinwa, kızı Fatima ve hatta Benazir’in kendi annesi öldürme emrinin Benazir tarafından verildiğine inanıyor. En son geçtiğimiz sonbaharda Benazir, rakibi Nawaz Sharif’in Amerika ve İngiltere destekli Musharraf kararıyla Suudi Arabistan’a gönderilmesine ve böylece seçimlerin dışında tutulmasına hiç ses çıkarmadı.</p>
<p>Pakistan’ın askeri rejimlerle demokrasi arasında gidip gelen çalkantılarının arkasında ülkedeki elit kesimin çıkarlarının devamı geliyor. Ülkenin sanayi, askeri ve toprak sahibi sınıfları birbiriyle ilintili ve birbirlerini koruyorlar. Ancak fakirlerine sahip çıkmak konusunda birşey yapmıyorlar. Mesela devlet eğitimi Pakistan’da nerdeyse yok ve fakir halk sosyal adalet için başka alternatifler aramaya başladı…Pakistan gibi ülkelerde İslamcıların başarısı aslında kendilerini sosyal adaletin uygulayıcıları ve Benazir Bhutto gibi yozlaşmış, rüşvetçi liderlerle savaşanlar olarak tanıtmalarında yatıyor. …Mesela Benazir yolsuzluk iddialarıyla tanınıyor. Özellikle ‘Bay  Yüzde On’ olarak tanınan kocası Asif Zardariyle ülkeyi yağmaladıklarına dair epey bir suçlandılar. Pakistan, İsviçre, İngiltere ve Amerika’da haklarında banka hesaplarını soruşturmaya dair pekçok dava açılmış durumda…&#8221;</p>
<p>&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;..</p>
<p>Şimdi de <strong>Hillary Clinton</strong>’a bakalım biraz. BBC’nin lider kadınlar listesindeki bibliyografide ‘bir politik savaşçı’ olarak isimlendiriliyor Bayan Clinton. Haksız da değiller gibi. Bir Amerikan Başkanı’nın karısının kocasını destekler pozisyondan sıyrılıp politikaya atılması çok olağan değil. Üstelik Newyork senatörlüğünü kazanıp Amerika başkanlığına soyunması her babayiğidin harcı hiç değil.</p>
<p>1947 Şikago doğumlu Hillary Clinton’ın ailesi tarafından yılmayan bir savaşçı olarak yetiştirildiği ve Yale Üniversitesinde hukuk okuyarak daha o zamandan  politik kariyerine başladığı söyleniyor. Kocası Bill Clinton’ la da burda tanışan Hillary için zeki ve hırslı bir kadın tanımı sık rastladığımız bir betimleme. 1975’de evlenmelerinden çok kısa bir süre sonra Bill Clinton’ın daha sonra Eyalet Valisi olacağı Arkansas’da politik kariyerine başlayan çift arasında aslında Bayan Clinton’ın politikaya kocasından çok daha önce girdiği, mesala 1972’de Demokrat Parti adayı George McGovern’ın seçim kampanyasını  yürüttüğü ve daha sonra da kocasınınkileri burdan edindiği tecrübeyle planladığı belirtiliyor. Chelsea isimli bir kızları olan çift, 1993’de Bill Clinton Beyaz Saraya ilk adım attığında politik bir ortaklığın zaferi olarak görülmüştü. Öyleki Bill Clinton  seçim kampanyası sırasında bir ara şaka yollu &#8220;Benimle, bir fiyatına iki tane alıyorsunuz&#8221; demişti.</p>
<p>1992’de seçimi kazanan Başkan Clinton karısını tüm Amerikalıları sağlık sigortası kapsamına alacak bir sağlık reformunu düzenlemekle görevlendirdi, ancak tıp sanayiinin ve muhafazakarların muhalefeti yüzünden Kongre’den yasayı geçiremedi. Bunun üzerine politikadan çekilen Bayan Clinton daha sonra Whitewater isimli emlak yolsuzluğu soruşturmasının odağı oldu ancak federal jurinin önünde yargılanırken  politika ve gelişmekte olan ülkelerde kadın sağlığıyla ilgili çalışmalar yapmaya başladı yeniden. Senatörlüğe seçilebilmek için o zamanki Newyork Belediye başkanıyla kıyasıya bir çekişmeye giren Hillary,  New York’la hiç bir ilgisi olmadığı sadece kocasının adını kullanarak politika yapmaya çalıştığı şeklinde eleştiriler aldı. Aynı kampanya sırasında Orta Doğuya yaptığı bir gezide,  İsrail’i Filistin topraklarını zehirlemekle suçlayan Suha Arafat’ı bir konuşma sonrasında kucakladığı için Yahudi lobisini üzerek şansını epey bir baltaladı Bayan Clinton. Daha sonra da çözümü bir demeç vererek Mrs Arafat’ı tahrik edici konuşmalar yapmakdan dolayı suçlamakta buldu.</p>
<p>Şu an Demokrat partinin başkan adaylığını kazanabilmek için Barrack Obama ile çetin bir mücadele içinde bulunan Hillary Clinton’ın kişisel ve kariyeriyle ilgili en ciddi sınavın kocasının Monika Lewinsky’le olan kısa ve ilginç ilişkisi sırasında olduğu kesin.</p>
<p>Talk isimli bir magazinle yaptığı görüşmede kocasını hala desteklemesinin arkasında kişisel politik hırslarının olduğunu yalanlayan Bayan Clinton kocasının seks güdüleri hakkında &#8220;zaptedilmesi zor bir kuduz köpek&#8221; nitelemesinde bulunmuş ve bu tür kaçamak krizlerinin başından beri evliliklerinin bir parçası olduğunu da itiraf etmişti.</p>
<p>Kocasının çocukken duygusal olarak taciz edilmiş olduğunu ve aslında yaptıklarının kötü bir insan olduğundan değil ama zayıflığından kaynaklandığını da belirtmişti. Tabii bu arada Bill Clinton’ın da skandal sonrası karısına olan aşkını ne kadar sık dile getirdiğini belirtmek lazım. Hatta öyleki pek çok röportajda, karısının entellektüel düzeyde kendisine eşit olduğunu da ilan etti eski başkan!..</p>
<p>Copyrights@ Filiz Elasu</p>
<p><strong>Bu makale Yeni Harman Dergisi&#8217;nin Mart 2008 sayısında yayınlanmıştır.</strong></p>
<br /> Tagged: <a href='http://filizelasu.com/tag/8-mart-dunya-kadinlar-gunu/'>8 Mart Dünya Kadınlar Günü</a>, <a href='http://filizelasu.com/tag/benazir-bhutto/'>Benazir Bhutto</a>, <a href='http://filizelasu.com/tag/bill-clinton/'>Bill Clinton</a>, <a href='http://filizelasu.com/tag/feminizm/'>feminizm</a>, <a href='http://filizelasu.com/tag/hillary-clinton/'>Hillary Clinton</a>, <a href='http://filizelasu.com/tag/pakistanda-siyaset/'>Pakistan'da siyaset</a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gocomments/filizelasu.wordpress.com/274/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/comments/filizelasu.wordpress.com/274/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godelicious/filizelasu.wordpress.com/274/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/delicious/filizelasu.wordpress.com/274/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gostumble/filizelasu.wordpress.com/274/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/stumble/filizelasu.wordpress.com/274/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godigg/filizelasu.wordpress.com/274/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/digg/filizelasu.wordpress.com/274/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/goreddit/filizelasu.wordpress.com/274/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/reddit/filizelasu.wordpress.com/274/" /></a> <img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=filizelasu.com&blog=9463127&post=274&subd=filizelasu&ref=&feed=1" />]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://filizelasu.com/2010/02/24/lider-kadinlar/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
	
		<media:content url="http://0.gravatar.com/avatar/6c650ddeb170da910cb4aedb1faf2f6f?s=96&#38;d=identicon&#38;r=G" medium="image">
			<media:title type="html">filizelasu</media:title>
		</media:content>
	</item>
		<item>
		<title>&#8220;Yakma&#8221; ve &#8220;Yanma&#8221; Üzerine</title>
		<link>http://filizelasu.com/2010/02/18/yakma-ve-yanma-uzerine/</link>
		<comments>http://filizelasu.com/2010/02/18/yakma-ve-yanma-uzerine/#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 18 Feb 2010 12:38:04 +0000</pubDate>
		<dc:creator>filizelasu</dc:creator>
				<category><![CDATA[Yeni Harman Yazıları]]></category>
		<category><![CDATA[Alevi-Sunni çatışması]]></category>
		<category><![CDATA[Almanya'da Türklere karşı saldırılar]]></category>
		<category><![CDATA[ateşin hikayesi]]></category>
		<category><![CDATA[Celal Derviş]]></category>
		<category><![CDATA[heretik inançlar ve cezalandırma]]></category>
		<category><![CDATA[Hristiyanlıkta yakarak öldürmek]]></category>
		<category><![CDATA[Madımak Oteli olayları]]></category>
		<category><![CDATA[Ortaçağda öldürme biçimleri]]></category>
		<category><![CDATA[Prometheus ve ateş]]></category>
		<category><![CDATA[Sivas Katliamı]]></category>
		<category><![CDATA[yakarak öldürmek]]></category>
		<category><![CDATA[yanarak ölmek]]></category>
		<category><![CDATA[İslam'da yakma ve yanma]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://filizelasu.com/?p=261</guid>
		<description><![CDATA[“Evi baca, köyü hoca yakar” (Bir halk tekerlemesi) İnsanları öldürerek cezalandırmak yeni bir şey değil! İstenmeyeni, uygun olmayanı, karşı çıkanı, farklı olanı,yanlış yapanı&#8230;yoketmek&#8230;. Kurşuna dizmek, asmak, zehirlemek, kazığa oturtmak, işkence edip uzuvlarını kesip parçalamak, derilerini yüzmek, çarmıha germek, yüksek yerlerden atmak, herbir uzvu bir ata yada deveye bağlayıp çekmek, kafalarını vücutlarından ayırmak, boğmak, bombalamak&#8230;. kısacası [...]<img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=filizelasu.com&blog=9463127&post=261&subd=filizelasu&ref=&feed=1" />]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align:center;">
<p><strong>“</strong><strong>Evi baca, köyü hoca yakar” </strong><strong>(</strong>Bir halk tekerlemesi)</p>
<p><strong> </strong></p>
<p>İnsanları öldürerek cezalandırmak yeni bir şey değil! İstenmeyeni, uygun olmayanı, karşı çıkanı, farklı olanı,yanlış yapanı&#8230;yoketmek&#8230;. Kurşuna dizmek, asmak, zehirlemek, kazığa oturtmak, işkence edip uzuvlarını kesip parçalamak, derilerini yüzmek, çarmıha germek, yüksek yerlerden atmak, herbir uzvu bir ata yada deveye bağlayıp çekmek, kafalarını vücutlarından ayırmak, boğmak, bombalamak&#8230;. kısacası öldürmek&#8230; hiç yeni değil!</p>
<p>Tüm bunların içinde yakarak öldürmek özel bir yere sahip gibi görünüyor. İnsanoğlunun ateşi keşfiyle başlayan bu özel ilgi, içinde pekçok tezatlığı da barındırıyor. <span id="more-261"></span>Ateşin nasıl bulunduğunu hepimiz merak etmişizdir. Düşünün, ateşi ilk icat eden atamızın yüzündeki sevinci, şoku, sonra da onun nasıl hayranlığa dönüştüğünü. Ateşle birlikte, sanki güneş yeryüzünde, hem de insan eliyle yeniden yaratılmış gibidir. İnsanın serüveninde bir dönüm noktasıdır bu. Aynı zamanda iki yanı keskin bir bıçakdır da&#8230; Çünkü ateşi yakar ısınırız, onu keyifle seyreder, karanlıkta aydınlanırız, üzerinde yemek pişiririz. Ancak, ateş yokedendir de&#8230;  Ateş ışıktır, hayattır ama ateşten arta kalan hiçtir, küldür. Bu anlamda ateş herşeyi saflaştırandır, temizleyendir&#8230; Öyleki Eski Yunan mitolojisinde Prometheus isimli bir Titan, Tanrı Zeus’dan ateşi çalarak ölümlülere verdiği için ölümle cezalandırılmıştır. Bu tanrısal gücün ölümlü insanların elinde olması tabii ki kızdıracaktır Eski Yunan Tanrı’larını.</p>
<p>Boşuna değildir ilk atalarımızın ışık ve yaşam kaynağı olan güneşe ve ateşe tapması, onlara adaklar, kurbanlar sunması. Bu inancın tarihsel süreç içersinde tek tanrılı dinlerle birlikte Cennet-Cehennem gibi kavramlara dönüştüğünü görürüz. Tabii bunlarla birlikte kurallar, yasalar ve iktidar ilişkileri gelecektir.Ateşe bir yandan dokunmamamız öğretilir, bir yandan da pek çok çocuğun yaptığı gibi, itaatle isyan arasındaki o ince farkı, kibritle ateş yakmayı deneyerek keşfederiz. Ateş bir yandan ödüllendirir, kurallara göre davrananların Cennet’te ışığıdır, bir yandan da Cehennemde kötülerin ve kötülüklerin cezalandırıcısı, yakandır. “Ve de ki: “Hak Rabbinizdendir; artık dileyen iman etsin, dileyen inkar etsin. Şüphesiz biz zalimlere bir ateş hazırlamışız, onun duvarları kendilerini çepeçevre kuşatmıştır. Eğer onlar yardım isterlerse, katı bir sıvı gibi yüzleri kavurup-yakan bir su ile yardım edilirler. Ne kötü bir içkidir o ve ne kötü bir destektir.” (Kuran-ı Kerim, Kehf Suresi, 29)</p>
<p>Yakarak cezalandırmak yeni değil dedik. Bu tanrısal gücü (ateşi) ele geçirmiş insanoğlunun onu dünyada tanrıya öykünerek kullanmasına şaşabilir miyiz? Mesela, Ortaçağda bir ceza metodu olarak ihanet edenler, dini sapma içinde olduğu düşünülenler ve büyücü olarak suçlanan kadınların yakarak öldürülmesi sık uygulanan bir methoddur. 18. yüzyılda, hükümetler tarafından zalimce bulunduğu için popülerliğini yitirmiş olan yakarak öldürmek, daha çok cezalının direğe bağlanarak, etrafına çalı çırpı ve odun yığılarak, ateşe verilmesi ile gerçekleşirdi. Eğer yakılanların sayısı fazlaysa ve bir arada yakılıyorlarsa ölüm genelde karbon monositten zehirlenme ile olurdu. Yakılan kişi tekse, ve ateş küçükse, vücudun yanmasından doğan aşırı ısınma şoka sebep olduğundan, ya da kan kaybından ölüm meydana gelirdi. Eğer yakma işi uzman bir kişi tarafından yapılırsa, suçlunun önce bacakları, sonra baldırı, elleri, gövdesi ve kolları ve nihayet yüzü yanardı.  Kimi yakma eyleminde suçlunun boğazına bir ip geçirilir ve yanarken boğulması sağlanırdı. Bazı kuzey ülkelerinde, İngiltere ve Almanya’da, suçlunun yakıldığı odun istifine barut konur, böylece, ateş baruta ulaştığında oluşan patlama sonucu, kurbanların vücudu parçalanırdı.</p>
<p>Eski Ahit’deki Tamar ve Judah öyküsünden anlaşıldığı üzere Yahudi boylarının liderleri üyelerinin cinsel bir sapkınlık yaptığına inandıklarında yakılarak öldürülmesine karar verebilirdi.  Eski Atinalıların icadı “Alev Boğası” isimli prinçten yapılma çukur bir kabın içine suçlu kişi kilitlenir ve altında ateş yakılarak, ısınan metal sayesinde kızartılıp ölmesi sağlanırdı. Bu aletin eski Yunan ve Romalılar tarafından sık kullanıldığı söyleniyor. Yine Romalıların, ilk Hristiyanları çabucak ateş alıp yanan özel bir tunik giydirerek öldürdükleri biliniyor. Ortaçağ Avrupasında, Engizisyon mahkemelerinin “heretic” denen, Ortodoks inancı sorgulayan ya da tehdit teşkil eden insanları yakarak öldürdüğünü, hepimiz tarih kitaplarından okuyoruz. Katolik inanca göre, kişinin hayatında üç evre vardır; bu dünyadaki hayat, öbür dünya (Cennet / Cehennem) ve bunların arasında ‘purgatory’denen dünya ile öbür dünya arasındaki bir geçiş dönemi. Buna göre, çoğu insan öldükten sonra bu ara evreye girer ve ancak, iyi olduklarını kanıtlayıp çok çalışırlarsa Cennet’e geçiş yaparlardı. Katolik inancına göre sapkınlar, homoseksüeller, Yahudiler, kısaca Katolik olmayan herkes, bir direkte yakıldıkları takdirde bu ara döneme gidemeden, direkman Cehenneme giderlerdi. Yani, yakarak öldürmenin ana sebebi, suçlunun bu geçiş döneminde bir yolunu bulup Cennete gitmesini önlemekti.</p>
<p>Ateşin özellikleri, bazı İslam düşünürlerini de ilk zamanlar epey meşgul etmiş, hatta akıl ve iman arasındaki çelişki, ateş ve yanma metaforlarıyla aşılmaya çalışılmıştır. Ünlü Türk İslam filozofu Gazali kendinden önceki iki büyük Türk düşünürü olan ve Aristo felsefesinin genel ilkelerini benimseyerek Tanrı’nın gücünün doğa yasaları tarafından sınırlandığını savunan, insanüstü güçlere inanmayan Farabi ve İbn-i Sina’yı bakın şöyle eleştiririr “Eğer Nemrut, ateşe atılmış ya da yanmamışsa, bu doğaldır. Çünkü Tanrı ateşe “yakma” buyruğunu vermiştir”. Farabi ise “Ateşin yakma özelliği varsa, Tanrı onu geri alamaz” demektedir.</p>
<p>Anadolu’da ise Bizans İmparatorunun Zerdüşt dinine mensup olanları ateşe taptıkları için özel olarak yaktığı bilinir. Anadolu Selçukluları ve Osmanlılar zamanında Suni inancı sorgulayan pekçok bilim adamı, düşünür ve tarikat lideri ile onları izleyenlerin baskı ve zülum gördüğü, öldürüldüğü bilinir ancak bu öldürülüş şekli içinde yakarak öldürmek üzerine pek fazla veri yok elimizde. Sadece, varlığın özünün sesten oluştuğuna inanan Hurifilerin, Osmanlı topraklarında yüzyıllar süren kovuşturma ve cezalara tabii tutulmuş olduklarını ve XVI yüzyılda Balkanlarda yakalandıklarını, idam edilerek öldürüldükten sonra cesetlerinin yakıldığını biliyoruz. Anadolu tarihindeki son dönem toplu yakmaların 1910-22 yılları arasında Ermeni, Türk ve Kürt tebası arasında olduğuna dair iddialar son yıllarda Türk ve Dünya medyasında mevcut. Tüm taraflar birbirlerini toplu kıyımla suçlamakta ve bunlar içersinde yöre halklarını camilere doldurup yakmak, yada bir meydanda topluca yakmak, evlerini, hayvanlarını ateşe verip yakmak şeklinde eylemler sıralanmaktadır. Anadolu’da hemen hemen aynı yıllara denk gelen diğer toplu yakma olayları Kurtuluş Savaşı’nın son devresine rastgelmekte ve Büyük Meydan Muharebesiyle Batı Anadolu’dan çekilmek zorunda kalan işgalci Yunan Ordusu tarafından Uşak, Manisa, İzmir, Aydın gibi pekçok şehir ve çevresinde yağmalama, öldürme ve yakma eylemleri yapıldığı bilinmektedir.</p>
<p><strong>“Beni Yak, Kendini Yak, Herşeyi Yak!”</strong></p>
<p>Son yıllarda, ülkemizde ve Dünyada insanların kendilerini yakarak öldürdükleri ya da yakmaya kalkıştıkları vakalarda bir artış gözlemlenmekte. Bunun başlıca nedenleri, bastıran hayat şartlarının insanları ittiği çaresizlik ve tabii ki, kendilerini ifade edebilecekleri sağlam bir platformun eksikliği, yani çözümsüzlük. Neo-liberal politikalar sonucu artan işsizlik, göç, değerlerdeki erozyon, yalnızlık ve yabancılaşma, aile baskısı, geçim derdi, toplumdaki eşitsizlik, eğitimsizlik ve tüketim toplumunun medya yoluyla dayattığı beklentilerle kendini son derece güçsüz hisseden bireyin bir başkaldırısı mı acaba bu? İçinde yaşadığı topluma, sisteme, kaderine, kendini anlamayanlara, insanlığa son bir isyan mı dersiniz?  Medyanın, özellikle televizyonun yönlendirdiği günümüz toplumlarında, “Haber mi istiyorsunuz! Alın işte size haber! Sesimi böyle duyun! Güçsüzlüğümü, çaresizliğimi kendi vücuduma yaptığım bu eziyetle sona erdiriyorum! Hepinize, herşeye isyan ediyorum!” dercesine.  İnternet haber sitelerini ya da gazeteleri şöyle bir tarayın. Ülkemizin dört bir yanında, kendini yakmaya çalışanların, yakanların hiç de az bir sayıda olmadığını göreceksiniz. Tezgahına el konan seyyar satıcılar, sevgilisinden ayrılan gençler, piyasaya olan borcu yüzünden iflas eden esnaflar, dolandırılan göçmenler, işsiz aile babaları&#8230;.</p>
<p>Tüm bunlara siyasi gerekçelerle kendini yakmak isteyenleri de eklemek lazım. Askerde etnik kimliği yüzünden baskı ve işkence gördüğünü iddia edenler, cezaevlerindeki koşulları protesto edenler, Kürt meselesi dolayısıyla kendini yakarak eylemde bulunanlar&#8230; Ülkemizin son yıllarda, büyük medya devleri tarafından kayda değer görülmeyen haberleri yani! İşte size bir örnek: 22 yaşında, Tunceli doğumlu Celal Derviş. Tuncelinin Ovacık, Biçek köyünden. Terör nedeniyle 1994 yılında yıkılıp yakılmış, artık olmayan bir köyden. İstanbul’a ailesinin yanına acemi iznini geçirmeye geliyor. Ailesinin belirttiğine göre ilk 3-4 gün iyi, neşeli, askerliğin normal sıkıntılarından bahsediyor, ama son günlerde değişiyor. Korktuğunu söylüyor, hatta bu yüzden geceleri annesiyle yatıyor. Annesi “Bizi özleyecek o yüzden!” diye yorumluyor. İznini tamamladığı gün otogara gitmesine bir saat kala evlerinin olduğu binada, kömürlüğü gidiyor, benzin döküp kibriti çakıyor. Alevler içersinde 3. katta oturan ailesinin yanına koşuyor. Ailesi ateşi söndürüyor, Celal’i Cerrahpaşaya kaldırıyorlar. Yolda ve hastanede durumu iyi gibi görünüyor, iyileşeceğini düşünüyorlar, sonra Gülhane Tıp Fakültesine sevkediliyor, durumu kötüleşiyor ve 3 gün sonra yaşamını yitiriyor. Ailesinin anlattığına göre Celal kendi isteğiyle, biraz da içinde bulunduğu ortamdan uzaklaşmak için askere gidiyor. Lise yıllarında sol bir örgüte üye olmaktan sabıkası olan Celal’in, askerde bu yüzden baskı görmüş olabileceği ve döndüğünde de arkadaşları tarafından askere gittiği için eleştirildiği söyleniyor.</p>
<p>İşte size Batı’dan, Almanya’dan bir örnek. Bizim halk sözümüze ters düşüp köyünü değil de kendini yakan bir hoca. Almanya’nın Erfurt isimli bir kasabasında, Luther geleneğinden bir rahip, 73 yaşındaki Roland Weiselberg&#8230; 2 Kasım 2006’da Erberg Manastırında bütün vücudunu benzinle kapladıktan sonra ateşe vererek intihar ediyor. Aynı gün Protestan Reformunu kutlamaya hazırlanan Almanlar için bir şok bu. Rahip karısına bıraktığı elveda mektubunda kendini yakma sebebinin Avrupa’nın hızla İslamlaştırılmasına karşı bir uyarı olduğunu yazıyor.</p>
<p><strong>Korkak ve Kalleş bir eylem olarak Yakmak</strong></p>
<p>“Ateş aynı zamanda saflaştırır, temizler” demiştik. Bu düşünceyle yola çıkıp düşman gördüklerini “temizlemek” niyetinde olanlar da bol gibi son zamanlarda! Üstelik ateşin fazla iz bırakmamasını çekici bulup kurbanlarını ve kendi kimliklerini kül etmeyi hedefliyorlar. İşte bunlara bir örnek; Almanya’daki aşırı sağcı, ırkçı gruplar.</p>
<p>Almanya’da yabancılara, özellikle Türkiye’li göçmenlere karşı saldırılar 1992-93 yıllarında doruk noktasına ulaştı. Doğu Almanya ile birleşmenin ekonomik ve politik sancılarını çeken Almanya’da az sayıda yabancı hedef haline gelmiş durumda. Mesela, 1992’deki 3 günlük Rostock-Lichtenhagen ayaklanmasında binlerce Alman bir apartmanı kuşattı, içinde yaşayan yabancıları Molotof kokteyli atarak yakmaya çalışan saldırganları alkış tuturak izledi. Binadaki  Viyetnamlılar çatıya tırmanarak hayatta kalmayı başardı. 24 Kasım 1992’de küçük Alman kasabası Moelln’de 51 yaşındaki Bahide Arslan, 10 yaşındaki torunu Yeliz Arslan ve 14 yaşındaki diğer torunu Ayşe Yılmaz aşırı sağ bir grup tarafından çıkarılan yangında hayatını kaybetti. 29 Mayıs 1993’de Solingen kasabasında 4 sağcı genç tarafından çıkarılan yangında 3 Türk çocuk ve 2 kadın hayatını kaybetti. Aynı aileden 14 kişi, kimisi çocuk, ağır yaralandı. Ekim 1995’de yangını çıkaranlar yakalanarak 10-15 yıllık cezalara çarptırıldılar. 1996’daki başka bir yangında Lübeck’de mültecilerin kaldığı bir hostelde çıkarılan yangında 10 kişi öldü, saldırganlar hala bulunamadı. Yine geçtiğimiz kış 3 Şubat 2008’de Ludwigshafen şehrinde 9 Türk, 5’i çocuk çıkan yangında hayatını kaybetti. Olayda kast olup olmadığı hala tartışılıyor.</p>
<p>1980 sonrası Almanyadaki şiddet hareketlerini inceleyen bazı psikologlar bunları politik olmayan nedenlere bağlıyor. Araştırma sonuçlarına göre bu saldırganların %80’i kişisel travma yaşayan, psikolojik sorunlu insanlar. Genelde anne babanın birlikte olmadığı,yada sorunlu aile ortamlarından geliyorlar. Kimisi de eğitimsiz, zeka düzeyi düşük kişiler ve işsizler olarak niteleniyor. Kısacası, uzmanlar Almanya’daki aşırı sağın son yıllardaki terörünü ‘looser’ların, yani bir ipe sap olamamışların başkaldırısı olarak görüyor. Ancak, 11 Eylül’le artan İslam korkusu bu toplumlardaki yabancılara yönelik şiddette daha etkin bir katalizör olma yolunda. 2006’daki bir araştırma sonucuna göre Almanların % 82’si aşırı İslamın yükselişinden çok endişeli, bu oran İngiltere’de % 77, Fransa’da % 76.</p>
<p>Kendi yakın tarihimize dönecek olursak, son yılların en acı yakma olayı 2 Temmuz 1993’de Sivas’ta Madımak Otelinde yakılarak öldürülen 35 aydın ve sanatçımız. 4 günlük Pir Sultan Abdal Kültür Şenliğinin konuğu olarak bulundukları Sivas’ta, bir avuç aşırı dincinin gaza getirmesiyle sayıları 15 bini bulan bir kalabalık tarafından taşlanan, yakılan birbirinden değerli insanlarımız, aşıklarımız, şairlerimiz, yazarlarımız&#8230;. Edebiyatçılar derneği tarafından 1994’de yayınlanmış olan referans niteliğinde “Sivas Kitabı: Bir Toplu Öldürümün Öyküsü” hepimizin okuması gereken, belgelerle, tanıklarla herşeyi açıklayan bir kitap. Daha fazla söze gerek yok&#8230; Ancak sayıları önce 500’ü bulan bir grubu, yerel basında şenlik öncesi çıkan kışkırtıcı yazılara, dağıtılan “Müslümanlar” imzalı bildirilere, çevre şehir ve kasabalardan gelen sarıklı, garip kıyafetli provokötörlere  (apaçık organize olduklarını gösteren tüm işaretlere) rağmen analiz edip dağıtma yeteneği gösteremeyen devlet idaresine sözümüz! Sekiz saat boyunca kapalı kaldıkları oteldeki insanlara, dışardaki gözü dönmüş kalabalık “Şeriat isteriz”, “Cumhuriyet Sivas’ta kuruldu, Sivas’ta yıkacağız” diye bağrışıp taş atarken devletimizin güvenlik güçleri, şehir idaresi, ordusu nasıl oluyor da bir çözüm sunamıyordu? Birinci Dünya Savaşının galiplerini toplarına, tanklarına, tüm güçlerine rağmen bir avuç insanla, yüzyılların yorgunluğunu, fakirliğini taşıyan bir halkla yenmeyi başaran ülkemizin yeni kuşak yöneticileri nasıl olup da 1993’te Sivas’ta donup kalıyor ve gözü dönmüş kalabalığı izlemekle yetiniyordu? Telefon üzerine telefon almalarına, olanı biteni en ince ayrıntılarına kadar takip etmelerine rağmen, bir avuç insana yardım edemeyen en ufağından en yüksek mertebedeki idarecilerimize kadar&#8230; Bu kadar basiretsiz, bu kadar yeteneksiz ve idari ciddiyet ve kararlılıktan yoksun insanlarla mı yönetiliyordu ülkemiz?</p>
<p>Bu sorulara cevaplar bol, muhtemelen sizlerin kafasında da&#8230; Alevi-Sunni çatışmasından, laik-dinci kamplaşmasına kadar bir dolu açıklamalar var&#8230; Hatta, Aziz Nesin’i Şeytan Ayetleri kitabını yayınlattığı için, olayın baş sorumlusu görüp, kendisini kalabalığa linç etmeleri için teslim etmediğinden dolayı, yeterince erkek olmamakla suçlayan köşe yazılarına kadar&#8230; İşin daha da ilginci böyle bir ilkellik yaşanıp insanlar otellerinde diri diri yakılmaya çalışılırken ülkemizin Cumhurbaşkanı, Sivas Valisini arayıp “Polisi halkın üzerine salma!”diyebiliyor. Yine bunca insan öldükten sonra, anlı şanlı ülkemizin İçişleri Bakanı, sanki büyük bir yük üzerinden kalkmışçasına “Halkla güvenlik güçlerini karşı karşıya getirmedik” diyebiliyor! Sanki Madımak otelinde yananlar “halk” değilmiş gibi! Üstelik de halkımızın en değerli evlatlarından, halkın türkülerini söyleyen, halkın şiirlerini okuyan, halkın folklörünü oynayan, bu halkın değerlerine, kültürüne ilişkin araştırmalar yapan, onların hikayelerini yazanlar değilmiş gibi!</p>
<p>Ve işin ilginci, bu kalabalık psikolojisini anlayıp da onu altedemeyen idarecilerimize karşın, Sivas olayında birkaç insan sayesinde, halkımızın insanlık değerlerini hala yitirmemiş, gerçek anlamda cesur birkaç insanı sayesinde, ölenlerin sayısı daha da artmıyor. Otelin bir penceresinden arkadaki binaya geçerek yangından kurtulmaya çalışan mağdurları, Büyük Birlik Partisindeki eli sopalı ve “gidin geberin orospular!” diyen diğer üyelerden koruyan ve 31 kişiyi parti binasında saldırganlardan saklayan yaşlı bir partili bey&#8230; Aziz Nesin’in korumalarından biri olup sonuna kadar mağdurlara yardım eden ve onların yandaki binaya geçmesini sağlayan Komiser Mehmet&#8230;. Aziz Nesin’i ve Lütfü Kaleli’yi linç etmek isteyen Sivas belediyesinin meclis üyelerinden kurtaran polis arabasındaki emniyet görevlisi&#8230; Tüm bu insanların, kalabalık psikolojisinden, histerisinden kendilerini soyutlayıp doğruyu yapmaları&#8230; İşte bu davranışların alkışlanıp, bu insanların kahramanlıklarının altının çizilmesi gerekiyor! Belki de ülkemizde asıl yatırım yapmamız gereken bu bilinci, bu değerleri taşıyan, birey olma cesaretini gösterebilen, doğru ve dürüst insanlar&#8230; Belki de o zaman, geleceğin Sivas olaylarına karşın sahici tedbirleri alabiliriz!..</p>
<p><strong>Copyrights@Filiz Elasu</strong></p>
<p><strong>Bu makale, Yeni Harman Dergisi&#8217;nin Ağustos 2008 sayısında yayınlanmıştır.</strong></p>
<br /> Tagged: <a href='http://filizelasu.com/tag/alevi-sunni-catismasi/'>Alevi-Sunni çatışması</a>, <a href='http://filizelasu.com/tag/almanyada-turklere-karsi-saldirilar/'>Almanya'da Türklere karşı saldırılar</a>, <a href='http://filizelasu.com/tag/atesin-hikayesi/'>ateşin hikayesi</a>, <a href='http://filizelasu.com/tag/celal-dervis/'>Celal Derviş</a>, <a href='http://filizelasu.com/tag/heretik-inanclar-ve-cezalandirma/'>heretik inançlar ve cezalandırma</a>, <a href='http://filizelasu.com/tag/hristiyanlikta-yakarak-oldurmek/'>Hristiyanlıkta yakarak öldürmek</a>, <a href='http://filizelasu.com/tag/madimak-oteli-olaylari/'>Madımak Oteli olayları</a>, <a href='http://filizelasu.com/tag/ortacagda-oldurme-bicimleri/'>Ortaçağda öldürme biçimleri</a>, <a href='http://filizelasu.com/tag/prometheus-ve-ates/'>Prometheus ve ateş</a>, <a href='http://filizelasu.com/tag/sivas-katliami/'>Sivas Katliamı</a>, <a href='http://filizelasu.com/tag/yakarak-oldurmek/'>yakarak öldürmek</a>, <a href='http://filizelasu.com/tag/yanarak-olmek/'>yanarak ölmek</a>, <a href='http://filizelasu.com/tag/islamda-yakma-ve-yanma/'>İslam'da yakma ve yanma</a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gocomments/filizelasu.wordpress.com/261/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/comments/filizelasu.wordpress.com/261/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godelicious/filizelasu.wordpress.com/261/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/delicious/filizelasu.wordpress.com/261/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gostumble/filizelasu.wordpress.com/261/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/stumble/filizelasu.wordpress.com/261/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godigg/filizelasu.wordpress.com/261/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/digg/filizelasu.wordpress.com/261/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/goreddit/filizelasu.wordpress.com/261/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/reddit/filizelasu.wordpress.com/261/" /></a> <img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=filizelasu.com&blog=9463127&post=261&subd=filizelasu&ref=&feed=1" />]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://filizelasu.com/2010/02/18/yakma-ve-yanma-uzerine/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>3</slash:comments>
	
		<media:content url="http://0.gravatar.com/avatar/6c650ddeb170da910cb4aedb1faf2f6f?s=96&#38;d=identicon&#38;r=G" medium="image">
			<media:title type="html">filizelasu</media:title>
		</media:content>
	</item>
	</channel>
</rss>