<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	xmlns:georss="http://www.georss.org/georss" xmlns:geo="http://www.w3.org/2003/01/geo/wgs84_pos#" xmlns:media="http://search.yahoo.com/mrss/"
	>

<channel>
	<title>filizelasu.com</title>
	<atom:link href="http://filizelasu.com/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://filizelasu.com</link>
	<description>&#34;Just another brick in the wall&#34;</description>
	<lastBuildDate>Mon, 28 Nov 2011 12:39:48 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
	<generator>http://wordpress.com/</generator>
<cloud domain='filizelasu.com' port='80' path='/?rsscloud=notify' registerProcedure='' protocol='http-post' />
<image>
		<url>http://1.gravatar.com/blavatar/be8279630b20decac505f174efe017f1?s=96&#038;d=http%3A%2F%2Fs2.wp.com%2Fi%2Fbuttonw-com.png</url>
		<title>filizelasu.com</title>
		<link>http://filizelasu.com</link>
	</image>
	<atom:link rel="search" type="application/opensearchdescription+xml" href="http://filizelasu.com/osd.xml" title="filizelasu.com" />
	<atom:link rel='hub' href='http://filizelasu.com/?pushpress=hub'/>
		<item>
		<title>Halkların Kampında ‘‘Savaş’’ Yok!</title>
		<link>http://filizelasu.com/2011/11/28/halklarin-kampinda-savas-yok/</link>
		<comments>http://filizelasu.com/2011/11/28/halklarin-kampinda-savas-yok/#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 28 Nov 2011 12:39:33 +0000</pubDate>
		<dc:creator>filizelasu</dc:creator>
				<category><![CDATA[Blogh blogh blogh.....]]></category>
		<category><![CDATA[Erdoğan'ın Suriye tavrı]]></category>
		<category><![CDATA[Suriye]]></category>
		<category><![CDATA[Suriye Halkı]]></category>
		<category><![CDATA[Suriye ile savaş]]></category>
		<category><![CDATA[Suriye Türkiye]]></category>
		<category><![CDATA[Suriyeli Aydınlar]]></category>
		<category><![CDATA[Suriyeli muhalifler]]></category>
		<category><![CDATA[Suriyeli muhaliflere askeri yardım]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://filizelasu.com/?p=693</guid>
		<description><![CDATA[Akp Hükümeti’nin Suriye’ye karşı saldırgan ve iki yüzlü politikası, maalesef, devam etmekte. Muhaliflerin aylardır gözümüzün önünde, bizim haber kanallarımız yoluyla, Hatay’dan tüm Dünya’ya seslenmeleri ve kendi devletlerine müdahale edilmesi yönünde çağrıda bulunmaları yetmiyormuş gibi, Suriyelilerin yine Hatay’da, Türkiye topraklarındaki askeri &#8230; <a href="http://filizelasu.com/2011/11/28/halklarin-kampinda-savas-yok/">Continue reading <span class="meta-nav">&#8594;</span></a><img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=filizelasu.com&amp;blog=9463127&amp;post=693&amp;subd=filizelasu&amp;ref=&amp;feed=1" width="1" height="1" />]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://filizelasu.files.wordpress.com/2011/11/liveimages_foto-haber_490_erdoan-esad-grmesinden-kareler_a16165243.jpg"><img class="aligncenter size-medium wp-image-694" title="liveimages_foto haber_490_erdoan-esad grmesinden kareler_a16165243" src="http://filizelasu.files.wordpress.com/2011/11/liveimages_foto-haber_490_erdoan-esad-grmesinden-kareler_a16165243.jpg?w=266&#038;h=300" alt="" width="266" height="300" /></a></p>
<p>Akp Hükümeti’nin Suriye’ye karşı saldırgan ve iki yüzlü politikası, maalesef, devam etmekte. Muhaliflerin aylardır gözümüzün önünde, bizim haber kanallarımız yoluyla, Hatay’dan tüm Dünya’ya seslenmeleri ve kendi devletlerine müdahale edilmesi yönünde çağrıda bulunmaları yetmiyormuş gibi, Suriyelilerin yine Hatay’da, Türkiye topraklarındaki askeri kamplarda eğitildikleri konusundaki haberler artık ayyuka çıktı.</p>
<p>Hatta öyleki, son teyid, İsrail’den geldi. İsrail’in İstihbarat servisine yakınlığı ile bilinen Debka sitesi, <strong><a href="http://www.radikal.com.tr/index/Turkiye">Türkiye</a></strong>’nin, “Özgür Suriye Ordusu’nun yanında savaşmaları için <a href="http://www.radikal.com.tr/index/Libya">Libya</a>’dan gönüllü taşıdığı” iddiasında  bulundu.(Radikal, 28.11.11) Libya’da Kaddafi’yi insanlık onurunu ayaklar altına alarak linç eden ve başlarındaki komutanınCIA tarafından Al Kaide zanlısı olarak yakalanıp eğitilmiş olduğu Batı medyasında kanıtlanmış olan bu paralı askerlerin, şimdi de Suriye’ye taşınıyor olması hiç şaşırtıcı değil! Şaşırtıcı olan Akp hükümetinin ‘’komşularla sıfır politikasından’’ ve Yeni Osmancılığından böyle çabucak vaz geçip bölgede her türlü maceraya girebilmek için neredeyse ‘’hazır ol’’ şeklinde beklemekte olduğu…</p>
<p><strong> </strong>“Büyük ama habersiz” medyamızın ısrarla görmediği haberlerden biri ise Türkiye ve Suriye aydınlarının Ankara’da dün başlamış olan konferansı ve buradan yükselen anlamlı mesajlar. İşte bu konferansa yönelik haberlerden bir kısa özet:</p>
<p>“<strong>Türkiye-Suriye Forumu’nun</strong> ilk gününde Türkiyeli ve Arap aydınlar birçok konu üzerinde tartıştılar. <strong>Edebiyatçılar Derneği</strong>, <strong>Mülkiyeliler Birliği</strong> ve <strong>Suriye Gazeteciler ve Yazarlar Birliği</strong> tarafından düzenlenen Türkiye-Suriye Forumu’nun ilk günü dün Ankara’da Mülkiyeliler Birliği lokalinde yapıldı. Suriye, Mısır, Lübnan, Ürdün ve Türkiye’den aydınların katıldığı forumun ilk gününde Türkiye’nin Suriye’ye ilişkin dış politikası, Esad rejimi, emperyalistlerin müdahale girişimleri, aydınlar tutumu, iki ülkenin ilişkileri gibi konular tartışıldı. (www.gunlukhaberim.com)”</p>
<p><strong>“Arap Yazarlar Birliği üyesi Malik Sakkur</strong> bölgede esen zehirli rüzgarlara rağmen kendilerine yöneltilen davet için teşekkür ederek başladı. Gerek emperyalist, gerekse Arap gerici politikalarına rağmen edebiyatçıların ve gazetecilerin işaret ettikleri duruşun son derece önem taşıdığını vurgulayan Sakkur son on yılda iki ülke arasında ilişkilerin iki ülke halkını da mutlu ettiğini belirtti. Son aylarda yaşanan olumsuzluklara değinen Sakkur iki ülke arasındaki ilişkilerin yeniden doğal karakterini bulması temennisiyle konuşmasını bitirdi.</p>
<p>Sözlerine ülkemize gelirken Türkiye’nin dış politikası nedeniyle içleri acıyarak geldiklerini belirterek başlayan <strong>Dr. Nadiye Host</strong>, gerek Türkiyeli gerekse Suriyeli aydınlar olarak emperyalistlere hizmet etmeyecek yeni bir aydın yaratmaları gerektiğini söyledi. Host, konuşmasında Aziz Nesin’in Suriye ziyaretinde söylediği şu sözleri aktardı: “Türkiye ve Suriye halkları arasındaki ilişkiler ticari, siyasi ilişkiler olarak değerlendirilmemeli, kültürel ilişkiler olarak görülmelidir.”</p>
<p><strong>Ürdün Yazarlar Cemiyeti üyesi Dr. Ali Hatır</strong>, konuşmasına “bölgede bizleri savaştırmaya, ayrıştırmaya çalışan güçler var. Bu güçlerle nasıl mücadele edeceğimizi bilmek zorundayız” sözleriyle başlayarak bölgenin ABD işbirlikçileri ve Siyonizm olmak üzere iki ayrı yabancısı olduğunu belirtti. Konuşmasının devamında Hatır şunları söyledi: “İki kamp var. NATO, İsrail, ABD kampı ve halkların kampı. Recep Tayyip Erdoğan bunlardan birisini seçmek zorundadır ve seçmiştir de zaten.” (<a href="http://www.sol.org.tr/">www.sol.org.tr</a>) ”</p>
<br /> Tagged: <a href='http://filizelasu.com/tag/erdoganin-suriye-tavri/'>Erdoğan'ın Suriye tavrı</a>, <a href='http://filizelasu.com/tag/suriye/'>Suriye</a>, <a href='http://filizelasu.com/tag/suriye-halki/'>Suriye Halkı</a>, <a href='http://filizelasu.com/tag/suriye-ile-savas/'>Suriye ile savaş</a>, <a href='http://filizelasu.com/tag/suriye-turkiye/'>Suriye Türkiye</a>, <a href='http://filizelasu.com/tag/suriyeli-aydinlar/'>Suriyeli Aydınlar</a>, <a href='http://filizelasu.com/tag/suriyeli-muhalifler/'>Suriyeli muhalifler</a>, <a href='http://filizelasu.com/tag/suriyeli-muhaliflere-askeri-yardim/'>Suriyeli muhaliflere askeri yardım</a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gocomments/filizelasu.wordpress.com/693/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/comments/filizelasu.wordpress.com/693/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godelicious/filizelasu.wordpress.com/693/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/delicious/filizelasu.wordpress.com/693/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gofacebook/filizelasu.wordpress.com/693/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/facebook/filizelasu.wordpress.com/693/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gotwitter/filizelasu.wordpress.com/693/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/twitter/filizelasu.wordpress.com/693/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gostumble/filizelasu.wordpress.com/693/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/stumble/filizelasu.wordpress.com/693/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godigg/filizelasu.wordpress.com/693/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/digg/filizelasu.wordpress.com/693/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/goreddit/filizelasu.wordpress.com/693/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/reddit/filizelasu.wordpress.com/693/" /></a> <img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=filizelasu.com&amp;blog=9463127&amp;post=693&amp;subd=filizelasu&amp;ref=&amp;feed=1" width="1" height="1" />]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://filizelasu.com/2011/11/28/halklarin-kampinda-savas-yok/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
	
		<media:content url="http://0.gravatar.com/avatar/6c650ddeb170da910cb4aedb1faf2f6f?s=96&#38;d=identicon&#38;r=G" medium="image">
			<media:title type="html">filizelasu</media:title>
		</media:content>

		<media:content url="http://filizelasu.files.wordpress.com/2011/11/liveimages_foto-haber_490_erdoan-esad-grmesinden-kareler_a16165243.jpg?w=266" medium="image">
			<media:title type="html">liveimages_foto haber_490_erdoan-esad grmesinden kareler_a16165243</media:title>
		</media:content>
	</item>
		<item>
		<title>Kaddafi&#8230;</title>
		<link>http://filizelasu.com/2011/10/24/kaddafi/</link>
		<comments>http://filizelasu.com/2011/10/24/kaddafi/#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 24 Oct 2011 09:32:30 +0000</pubDate>
		<dc:creator>filizelasu</dc:creator>
				<category><![CDATA[Blogh blogh blogh.....]]></category>
		<category><![CDATA[Davutoğlu]]></category>
		<category><![CDATA[Kaddafi]]></category>
		<category><![CDATA[Kaddafi'nin öldürülmesi]]></category>
		<category><![CDATA[Libya]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://filizelasu.com/?p=682</guid>
		<description><![CDATA[Sn Davutoğlu ve Başbakanımız&#8217;dan, bir parçası oldukları NATO&#8217;nun Libya &#8221;Harekatı&#8221; sonucu,  görüşmelerde bulundukları Libya Ulusal Konseyi &#8216;askerleri&#8217; tarafından yakalanan ve insan onuruna yakışmayacak bir şekilde görüntüleri tüm dünyaya dağıtılan Kaddafi&#8217;nin &#8216;sonu&#8217; konusunda bir &#8221;açıklama&#8221; bekliyorum! Daha düne kadar el sıkıştığınız, &#8230; <a href="http://filizelasu.com/2011/10/24/kaddafi/">Continue reading <span class="meta-nav">&#8594;</span></a><img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=filizelasu.com&amp;blog=9463127&amp;post=682&amp;subd=filizelasu&amp;ref=&amp;feed=1" width="1" height="1" />]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://filizelasu.files.wordpress.com/2011/10/kaddafi1.jpg"><img class="aligncenter size-thumbnail wp-image-684" title="kaddafi" src="http://filizelasu.files.wordpress.com/2011/10/kaddafi1.jpg?w=150&#038;h=150" alt="" width="150" height="150" /></a></p>
<p>Sn Davutoğlu ve Başbakanımız&#8217;dan, bir parçası oldukları NATO&#8217;nun Libya &#8221;Harekatı&#8221; sonucu,  görüşmelerde bulundukları Libya Ulusal Konseyi &#8216;askerleri&#8217; tarafından yakalanan ve insan onuruna yakışmayacak bir şekilde görüntüleri tüm dünyaya dağıtılan Kaddafi&#8217;nin &#8216;sonu&#8217; konusunda bir &#8221;açıklama&#8221; bekliyorum!</p>
<p>Daha düne kadar el sıkıştığınız, görüşmeler yaptığınız bir ülke liderinin bu şekilde öldürülerek, kanlı vücudunun görüntülerinin bütün dünya televizyonlarında gösteriliyor olması, insanlığa ve müslümanlığa yakışır mı? Bir de buna &#8216;one minute&#8217; deyin lütfen!</p>
<br /> Tagged: <a href='http://filizelasu.com/tag/davutoglu/'>Davutoğlu</a>, <a href='http://filizelasu.com/tag/kaddafi/'>Kaddafi</a>, <a href='http://filizelasu.com/tag/kaddafinin-oldurulmesi/'>Kaddafi'nin öldürülmesi</a>, <a href='http://filizelasu.com/tag/libya/'>Libya</a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gocomments/filizelasu.wordpress.com/682/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/comments/filizelasu.wordpress.com/682/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godelicious/filizelasu.wordpress.com/682/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/delicious/filizelasu.wordpress.com/682/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gofacebook/filizelasu.wordpress.com/682/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/facebook/filizelasu.wordpress.com/682/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gotwitter/filizelasu.wordpress.com/682/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/twitter/filizelasu.wordpress.com/682/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gostumble/filizelasu.wordpress.com/682/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/stumble/filizelasu.wordpress.com/682/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godigg/filizelasu.wordpress.com/682/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/digg/filizelasu.wordpress.com/682/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/goreddit/filizelasu.wordpress.com/682/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/reddit/filizelasu.wordpress.com/682/" /></a> <img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=filizelasu.com&amp;blog=9463127&amp;post=682&amp;subd=filizelasu&amp;ref=&amp;feed=1" width="1" height="1" />]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://filizelasu.com/2011/10/24/kaddafi/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
	
		<media:content url="http://0.gravatar.com/avatar/6c650ddeb170da910cb4aedb1faf2f6f?s=96&#38;d=identicon&#38;r=G" medium="image">
			<media:title type="html">filizelasu</media:title>
		</media:content>

		<media:content url="http://filizelasu.files.wordpress.com/2011/10/kaddafi1.jpg?w=150" medium="image">
			<media:title type="html">kaddafi</media:title>
		</media:content>
	</item>
		<item>
		<title>Yanan cezaevi aracından Füze Kalkanına&#8230;</title>
		<link>http://filizelasu.com/2011/09/18/yanan-cezaevi-aracindan-fuze-kalkanina/</link>
		<comments>http://filizelasu.com/2011/09/18/yanan-cezaevi-aracindan-fuze-kalkanina/#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 18 Sep 2011 11:20:17 +0000</pubDate>
		<dc:creator>filizelasu</dc:creator>
				<category><![CDATA[Blogh blogh blogh.....]]></category>
		<category><![CDATA[cezaevi aracında yaşanan vahşet]]></category>
		<category><![CDATA[Davutoğlu]]></category>
		<category><![CDATA[füze kalkanı]]></category>
		<category><![CDATA[mahkum güvenliği]]></category>
		<category><![CDATA[Yanan cezaevi aracı]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://filizelasu.com/?p=678</guid>
		<description><![CDATA[Sn Davutoğlu, Konya&#8217;da yaptığı konuşmada &#8220;Füze Kalkanı ulusal güvenliği temin edecek!&#8221; demiş. İyi hoş da Sn Davutoğlu, 4 mahkumun güvenliğinin temin edilemediği, nakil aracı içersinde elleri kolları bağlı, cayır cayır yanmaları gibi bir &#8216;vahşetin&#8217; yaşandığı ülkede, size ve hükümetinize neden &#8230; <a href="http://filizelasu.com/2011/09/18/yanan-cezaevi-aracindan-fuze-kalkanina/">Continue reading <span class="meta-nav">&#8594;</span></a><img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=filizelasu.com&amp;blog=9463127&amp;post=678&amp;subd=filizelasu&amp;ref=&amp;feed=1" width="1" height="1" />]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://filizelasu.files.wordpress.com/2011/09/liveimages_foto_haber_382_kayseride_cezaevi_araci_yandi_a16103336.jpg"><img class="aligncenter size-full wp-image-679" title="liveimages_foto_haber_382_kayseride_cezaevi_araci_yandi_a16103336" src="http://filizelasu.files.wordpress.com/2011/09/liveimages_foto_haber_382_kayseride_cezaevi_araci_yandi_a16103336.jpg?w=220&#038;h=158" alt="" width="220" height="158" /></a></p>
<p>Sn Davutoğlu, Konya&#8217;da yaptığı konuşmada &#8220;<strong>Füze Kalkanı ulusal güvenliği temin edecek!</strong>&#8221; demiş.</p>
<p>İyi hoş da Sn Davutoğlu, 4 mahkumun güvenliğinin temin edilemediği, nakil aracı içersinde elleri kolları bağlı, cayır cayır yanmaları gibi bir &#8216;vahşetin&#8217; yaşandığı ülkede, size ve hükümetinize neden inanalım?</p>
<ul>
<li>Bu &#8220;katliam&#8221; sonrası &#8216;Adalet Bakanı&#8217;nız&#8217; istifa etti mi?</li>
<li>Başbakanınız Arap Baharı turundan başını kaldırıp konu üzerine bir çift laf etti mi?</li>
<li>Soruşturmayı kimler yapıyor, ne aşamada? Bu tür durumların bir daha yaşanmaması için ne tür önlemler alınacak, mahkumların yakınlarına nasıl bir tazminat ödenecek, kamuoyunu aydınlatıldı mı?</li>
</ul>
<br /> Tagged: <a href='http://filizelasu.com/tag/cezaevi-aracinda-yasanan-vahset/'>cezaevi aracında yaşanan vahşet</a>, <a href='http://filizelasu.com/tag/davutoglu/'>Davutoğlu</a>, <a href='http://filizelasu.com/tag/fuze-kalkani/'>füze kalkanı</a>, <a href='http://filizelasu.com/tag/mahkum-guvenligi/'>mahkum güvenliği</a>, <a href='http://filizelasu.com/tag/yanan-cezaevi-araci/'>Yanan cezaevi aracı</a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gocomments/filizelasu.wordpress.com/678/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/comments/filizelasu.wordpress.com/678/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godelicious/filizelasu.wordpress.com/678/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/delicious/filizelasu.wordpress.com/678/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gofacebook/filizelasu.wordpress.com/678/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/facebook/filizelasu.wordpress.com/678/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gotwitter/filizelasu.wordpress.com/678/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/twitter/filizelasu.wordpress.com/678/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gostumble/filizelasu.wordpress.com/678/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/stumble/filizelasu.wordpress.com/678/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godigg/filizelasu.wordpress.com/678/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/digg/filizelasu.wordpress.com/678/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/goreddit/filizelasu.wordpress.com/678/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/reddit/filizelasu.wordpress.com/678/" /></a> <img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=filizelasu.com&amp;blog=9463127&amp;post=678&amp;subd=filizelasu&amp;ref=&amp;feed=1" width="1" height="1" />]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://filizelasu.com/2011/09/18/yanan-cezaevi-aracindan-fuze-kalkanina/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
	
		<media:content url="http://0.gravatar.com/avatar/6c650ddeb170da910cb4aedb1faf2f6f?s=96&#38;d=identicon&#38;r=G" medium="image">
			<media:title type="html">filizelasu</media:title>
		</media:content>

		<media:content url="http://filizelasu.files.wordpress.com/2011/09/liveimages_foto_haber_382_kayseride_cezaevi_araci_yandi_a16103336.jpg" medium="image">
			<media:title type="html">liveimages_foto_haber_382_kayseride_cezaevi_araci_yandi_a16103336</media:title>
		</media:content>
	</item>
		<item>
		<title>9/11&#8242;le Kafamıza Kazınanlar&#8230;</title>
		<link>http://filizelasu.com/2011/09/11/671/</link>
		<comments>http://filizelasu.com/2011/09/11/671/#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 11 Sep 2011 11:23:35 +0000</pubDate>
		<dc:creator>filizelasu</dc:creator>
				<category><![CDATA[Yeni Harman Yazıları]]></category>
		<category><![CDATA[11 Eylül 2011]]></category>
		<category><![CDATA[Afganistan ve Al-Kaide]]></category>
		<category><![CDATA[Al Kaide]]></category>
		<category><![CDATA[Al Kaide ve Türkiye]]></category>
		<category><![CDATA[Amerika ve Irak'ın işgali]]></category>
		<category><![CDATA[Amerikan Dış Politikası]]></category>
		<category><![CDATA[fotoğraf]]></category>
		<category><![CDATA[Görüntü sanatı ve politika]]></category>
		<category><![CDATA[Görsel Medya ve Irak]]></category>
		<category><![CDATA[Görsel Medya ve Propaganda]]></category>
		<category><![CDATA[George Bush]]></category>
		<category><![CDATA[Irak'ın İşgali]]></category>
		<category><![CDATA[Saddam Hüseyin]]></category>
		<category><![CDATA[War on Terör]]></category>
		<category><![CDATA[İkiz kuleler]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://filizelasu.com/?p=671</guid>
		<description><![CDATA[İnsanlık için en önemli iki icattan biri yazı ise diğeri fotograf olsa gerek! Hafızamız, yazı ve fotoğraflar… Zamanın akışına karşı geliştirebildiğimiz ve, belki de kendimizi kandırarak, varlığımızı tescil edebildiğimiz iki araç… Kime? Narsist ve medyum değilsek, toplumun diğer bireylerine tabii &#8230; <a href="http://filizelasu.com/2011/09/11/671/">Continue reading <span class="meta-nav">&#8594;</span></a><img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=filizelasu.com&amp;blog=9463127&amp;post=671&amp;subd=filizelasu&amp;ref=&amp;feed=1" width="1" height="1" />]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://filizelasu.files.wordpress.com/2011/09/twin-towers-burning1.jpg"><img class="aligncenter size-medium wp-image-675" title="twin-towers-burning" src="http://filizelasu.files.wordpress.com/2011/09/twin-towers-burning1.jpg?w=247&#038;h=300" alt="" width="247" height="300" /></a>İnsanlık için en önemli iki icattan biri yazı ise diğeri fotograf olsa gerek! Hafızamız, yazı ve fotoğraflar… Zamanın akışına karşı geliştirebildiğimiz ve, belki de kendimizi kandırarak, varlığımızı tescil edebildiğimiz iki araç… Kime? Narsist ve medyum değilsek, toplumun diğer bireylerine tabii ki…<span id="more-671"></span>Bunlardan yazı, ilginçtir ki insanlık tarihiyle eşdeğer olmasına rağmen insanların tümüne, bir toplumun bütün fertlerine hala ulaşmış değil, <em>-günümüzde okur-yazar olmayan pekçok insanın olduğunu düşünürsek. </em>Halbuki fotoğraf, en fazla iki yüz senelik bir geçmişe sahip olmasına rağmen teknolojideki son gelişmelerle, çok kısa bir zamanda, en ücra köşelere kadar kitle iletişim araçları vasıtasıyla girmiş durumda. Radyoyu bir yana bırakacak olursak, televizyon, film, gazete ve en son internet sayesinde fotoğrafın, görüntünün girmediği ev, alan yok gibi. Birçok ülkede insanların boş zamanlarını değerlendirme metodunun başında televizyon seyretmek geliyor ve bir ahbap veya dostlarıyla buluşmak, onları aramak yerine televizyonun başına geçmeyi tercih ediyorlar. Mesela bir Amerikalı yılda 1200 saat televizyon seyrediyor, yazı türüne, okumaya harcadığı yıllık zamansa yılda sadece 5 saat. Kısacası, söz <em>-konuşmak veya okumak şeklinde olsun-</em> bakmaktan daha ağır ve zahmetli geliyor. Aslında bunun yadırganacak bir yanı da yok, çünkü duyularımızla algılamak ve düşünmek, söz ve dilin kulanılmasından önce geliyor. Doğamız bu… Kokluyor, dokunuyor, tadıyor, duyuyor ve görüyoruz… Bunlardan edindiğimiz izlenimleri, öğrendiklerimizi söze veya kaleme dökmemiz işin sonrası.  İzlenimlerimizde, öğrenimimizde, kişiliğimizin oluşmasında, inançlarımızda ve dolayısıyla pratiğimizde görme duyumuza hitab eden fotoğrafın, görüntünün, film ve televizyonun etkisini bir düşünün siz! Bu anlamda düşündüğümüzde fotoğrafın insanlık tarihinde ne kadar önemli bir buluş olduğu ve fotoğrafı, görüntüyü kullanan media araçlarının, neden dünya litaretüründe “<strong>4. kuvvet</strong>” olarak nitelendiğini anlayabiliyoruz.</p>
<p>Aslında tüm bunlara değinme nedenim 7 yıl önce <strong>11 Eylül 2001’</strong>de <strong>NewYork</strong>’da <strong>İkiz Kuleler</strong>’in yerle bir edilmesiyle başlayan ve hala devam eden, başrollerinde <strong>ABD</strong>, <strong>İngiltere</strong> ve <strong>Al-Qaeda Örgütü</strong>’nün bulunduğu, buna <strong>Afganistan</strong> ve <strong>Irak</strong>’ın dahil edildiği diğer yardımcı aktörlerin, figuranların bol bol kullanıldığı, içinde bulunduğumuz şu ilginç uluslararası politika dizi filmi&#8230; İnsanlık tarihinde uluslarası olayların, politikanın hiç bu kadar bir görüntü bolluğuyla günlük hayatımıza girdiği, yediden yetmişe hepimizi, ilgili ilgisiz tüm dünya insanlarını etkilediği bir örnek daha yok sanırım…</p>
<p>Medyanın, özellikle görsel medyanın uluslararası platformda, siyaset, kültür, sanat ve eğitimde kullanılması tabii ki yeni değil. Bir propaganda aracı olarak fotoğrafın, filmin kullanımı <strong>Birinci ve İkinci Dünya Savaşları</strong>’ndan tutun, <strong>Vietnam</strong>’a hatta birinci Körfez Savaşı’na kadar, kamuoyu oluşturmanın, manipüle etmenin en bildik yöntemlerinden. Yazılı basından, savaş fotoğraflarının sergilerine, <strong>Hollywood</strong> filmlerine kadar bir dolu veri var elimizde. Ancak, <strong>9/11</strong>’le başlayan süreç bunun doruğa çıktığı, en yaygın ve etkin bir şekilde kitlelere ulaştığı ve üstelik tüm aktörler üzerinde kontrolün pek de sağlanamadığı bir dönem. Yedi yıldır insanlığın hafızası bir pin pon topunu izler gibi bir dolu aktörün televizyonda, basında ve internette yayınladığı görüntü arasında gidip geliyor, hatta bir görüntü bolluğu içersinde boğuluyor….</p>
<p>Duymuşsunuzdur; özellikle ölüme yakın deneyimler yaşayan kimi insan, “<strong>Hayatım gözlerimin önünden bir film şeridi gibi akmaya başladı</strong>” der. İlginçtir ki, bu film şeridini oluşturan kareler, dünya tarihinde ilk defa 9/11’la başlayan süreçte, hepimizin gözü önünden aynı şekilde, aynı görüntülerle geçiyor. İnsanlığın ortak hafızası, hem de görsel anlamda habire büyüyor… Konu, medya, sosyoloji ve siyaset bilimi açısından çok daha derinlemesine incelenebilir elbette, ama ben tembellik edip <em>-tam da konumuza uygun bir şekilde- </em>görüntüler üzerinden hafızalarınızı tazelemek istiyorum.</p>
<p>Herşey, 11 Eylül 2001 günü sabahın erken saatlerinde başladı. Dünyanın dört bucağında, pek çok insan işini gücünü bırakıp televizyon ekranlarına dikti gözlerini. NewYork’un göbeğinde, <strong>Dünya Ticaret Merkezi</strong>’ni barındıran dev gökdelenlere (Twin Towers) iki uçak, içindeki yolcularla birlikte çarparak veya (çarptırılarak diyelim) yıkım ve yangına, ardından bir kaç saat içersinde binaların tamamiyle çökmesine yol açtı. Bizim gibi ikinci, üçüncü Dünya ülkelerinden insanlara felaketler, bombalar, savaş manzaraları çok yabancı olmasa da, Amerika’da meydana gelmesi ve <strong>Hollywood</strong> filmlerini aratmayacak kadar sürreal olması dolayısıyla, hepimiz için ilk küresel tecrübeydi bu görüntü. Tabii bunu bir dolu olaylar zinciri takip edecek, “<strong>War on Terror</strong>” ilan edilecek, önce <strong>Afganistan</strong> daha sonraki süreçte <strong>Irak</strong> işgal edilecekti.</p>
<p>Teröristlere ve onlara yataklık yapan “kötülere” dair hafızamıza kazınan en bariz görüntü el ve ayakları zincire vurulmuş, iki büklüm veya sedyede taşınan, gözleri bağlı, garip turuncu tulumlar içersinde birer uzaylıyı andıran <strong>Taliban</strong> ve <strong>Al-Qaeda</strong> hükümlüleri. Küba’daki <strong>Guantanama Bay Kampı</strong>, savaş tutsaklarına dair tüm uluslararası hukuk ilkelerinin çiğnendiği, adil yargı yollarının kapalı olduğu bir garip kara nokta hafızamızda. Halen, 460 tutuklunun bulunduğu Guantanama Bay kampı, Amerika’nın adaletine dair ilk izlenimleri edindirecekti bize.</p>
<p>Kitle imha silahlarının varlığına dair kanıt ve işgal gerekçelerinin fabrikasyonuyla geçen dönemin ardından, <strong>20 Mart -1 Mayıs 2003</strong> tarihleri arasında gerçekleşen ve hala devam eden Irak işgaline dair en çarpıcı görüntülerden biri, Bağdat’ın Cennet Meydanı’nda yeralan 13 metre yüksekliğindeki dev <strong>Saddam </strong>heykelinin yıkılma sahnesi. Çoluk çocuk ve birkaç gencin civar binalardan, ofislerden yağmaladıkları ganimetlerin yanısıra, birer ip, kazma kürekle Saddam heykelinin üzerine tırmanıp, sevinç gösterileri yapması heykeli yere indirip parçalayabilmek için büyük bir azim göstermeleri, ne hissedeceğimizi bilemediğimiz anlardan. Bu arada, yıkma işini Iraklılar yapıyor görünse de, meydanın Amerikalı askerler ve tankların ablukası altında olduğu ekranlarımıza yansımayacaktı.</p>
<p>Irak’lılar rejim değişikliğini yağma ve kaos içinde kutlarken, Amerika tarafı da boş durmayacaktı. <strong>2 Mayıs 2003</strong>’de, Amerika savaş ekibinin lideri Bush’un Kaliforniya sahiline konuşlanmış bir savaş gemisinde, Rambo misali, tam tekmil askeri üniforma içinde ve bir savaş helikopterinden inerek yaptığı konuşma unutulamayacak anlardan. Irak sularındaymış izlenimi verilen bu sahnenin en can alıcı noktası Bush’un konuşması sırasında gözümüze takılıp duran, geminin köprüsüne asılı, devasa bir pankart. ‘Mission accomplished’ yani ‘Görev tamamlanmıştır’…Gemiye o pankartı kimin astığı konusunda daha sonra Beyaz Saray ve Donanma arasında ihtilaf çıkacak ve suç, sonunda Bush Hükümeti’nin üstünde kalacaktı.</p>
<p>Görevin hemen tamamlanacağından emin Amerikalı yönetim, eski iş ortaklarından “<strong>dictator</strong>” Saddam’ı ve yakın çevresini imha işine hemen girişip, Irak halkının beklenmeyen direnişine gözdağı vermek için, en insanlık dışı görüntüleri kullanmaktan geri durmayacaktı. Saddam’ın oğulları <strong>Uday</strong> ve <strong>Kusay</strong>, Musul’da bir evde Amerikalılarla girdikleri çatışma sonucu ölü ele geçirilince ve Amerikalılar, bunların Saddam’ın oğulları olduğundan “herkesin” emin olması için, cesetlerin delik deşik olmuş, morarmış ve şişmiş kanlı yüzlerini gösteren fotoğrafları, dünya medyasının kullanımına sunacaktı.</p>
<p>Bu arada Al-Qaeda’ya bağlı (veya öyle olduğu iddia edilen) gruplar tarafından 15/20 Kasım tarihleri arasında İstabul’da, <strong>HSBC</strong> binası, <strong>İngiliz Konsolosluğu</strong> ve 2 Sinagog olmak üzere beş ayrı bombalama eylemi gerçekleştirilecek, bunu <strong>11 Mart 2004</strong>’de <strong>Madrid</strong> yolcu treninin bombalanması ve ardından 7 Temmuz 2005’de Londra’da tren ve metrolarda patlayan intihar bombaları izleyecek, yüzlerce masum insan hayatını kaybedecekti. Bu olayların televizyona, basına yansıyan görüntüleri ve bu konudaki spekulasyonlar tüm Batı’nın yüreğine korku tohumları ekecek, <strong>Avrupa</strong>’da İslam fobisi artıp, müslüman azınlıklara karşı ırkçı duygu ve düşünceler körüklenecekti.</p>
<p>İnsan hakları ve demokrasi sözcüsü Amerikalıların da aslında hepimiz gibi, iyileriyle kötüleriyle insan olduğu, hatta ilkeli ve sağlam kurumların, politikacıların eksikliğinde nasıl işi cozutup birer işkenceciye dönüşebileceğini de <strong>Abu Ghraib Cezaevi</strong>’nden gelen fotoğrafların eşliğinde keşfettik. Tutuklu Iraklılar üzerinde çeşit çeşit deneyler yapıp fantazilerini gerçekleştirme imkanı bulan ve bunları fotoğraflayan kadınlı erkekli ABD askerleri,  Amerikalıların psikolojilerine dair ilginç ipuçları edinmemizi sağladı. Kafalarına huni şeklinde şapkaların geçirilmiş olduğu, korkuluğu andıran kıyafetleriyle, kutuların üstüne çıkarılıp, ellerinden, ayaklarından elektrik kabloları geçirilip prizlere bağlanan hükümlülerin görüntüleri kafamıza kazınanlardan bazıları.</p>
<p>Tüm bunlara ilaveten bir de, pekçoğumuzun görmeye cesaret edemediği (umuyorum) ama internette bol miktarda sirkülasyona sokulan, kaçırılan rehinelerin öldürülmesine ve özellikle kafalarının kesilmesine dair videolar var. Genelde İslam kelimesini kullanıp Irak’ta neye ve kime hizmet ettikleri belli olmayan <em>-Amerikalı paralı askerlerin yanısıra-</em> bu örgütlerin ilkel eylemlerinin görüntüleri, meraklıları için mevcut. Bu örgütlerden pek bir farkının olmadığı kanıtlanan işgalci güçlerin kuklası Irak Hükümeti’nin, Saddam Hüseyin’in infazına dair dünya medyasına dağıttığı fotoğraflar ve ardından güya yasal olmayan ve infazcılardan biri tarafından cep telefonuyla çekildiği söylenen videoyu ise dünya medeniyetine ışık tutan en son görüntü olarak sizlere hatırlatmak istiyorum.</p>
<p>2006’nın son günlerinde Müslüman ülkeler Şeker Bayramı’nı kutlamaya hazırlanırken ve dünyanın geri kalan kesiminde, özellikle Hristiyan aleminde yeni yıl kutlamaları öncesi, Saddam Hüseyin’in asılarak infaz edilmesi acaba içimize su serpip yeni yıla daha huzurlu girmemize mi neden olacaktı? Yanağında bir morluk, boynu muhtemelen ipin etkisiyle kırıldığı için yana dönmüş durumda Saddam’ın ölü yüzü beynimize kazınacaktı. Hepimizin ortak edildiği bu uluslararası linç gösterisinde muhtemelen tek onur ölüye ve ölüme dairdi. Saddam’a infazı sırasında yöneltilen hakaretler ve bağırışmalar, Saddam’ın darağacına yürüyüşü, ipin boynuna nasıl geçirildiği, son nefesini nasıl verdiği, vücudunun bilmem hangi bölümünün nasıl titrediği, ipin ucunda nasıl sallandığına dair tüm ayrıntılar <em>-ben izlemedim, hayal gücümü kullanıyorum- </em>ilgili ve meraklılara internet üzerinden sunulacaktı.</p>
<p>Bu en son medya harikası görüntü ile, biz izleyicilerin aktif bir şekilde habercilik alanına katılımı sağlanacak ve hepimizin birer vatandaş gazeteci olabileceği tescil edilecekti. Cep telefonlarımızla, elimizdeki en son teknolojik kamera, fotoğraf makinesi gibi araçlarla her an, herşeyi, her olayı kayıt edip dünya medyasının hizmetine sunarak insanlığı aydınlatabileceğimize dair bir örnek teşkil edecekti bu. Copycat (medyanın etkisiyle copya edilen davranışlar) yüzünden Saddam’ın infazı ertesi, dünyanın çeşitli yerlerinde en az 3’ü çocuk 6 kişi kendilerini asarak öldürecekti. (Google videolarına göre, siteye postalanmış olan Saddam’ın infaz sahnesi, 29 Mart 2007’ye kadar olan süreçte 16 milyon 550 bin kez izlenmiş.)</p>
<p>Aslında bütün bu kafamıza kazınan görüntülerle, (ülkemizde de hergün, devlet kanalları dahil, istisnasız hemen tüm televizyon kanallarında) izlediğimiz bu sorumsuz ve zevksiz habercilik anlayışıyla tek bir şey kanıtlanmakta. Teknolojik gelişmelere, kullanılan aletlere rağmen, bazı bilim kurgu filmlerini haklı çıkarırcasına, büyük kalabalıkları giyotin meydanlarına, linç alanlarına çeken ilkel duygularımızda, içgüdülerimizde bir gelişme olmadığı ve medyanın yaşadığımız bu dönemde sahneleme görevini üstlenerek iktidarların suçlarına bizleri ortak ettiği &#8230; Ancak görüntülerin sanallığı, bizleri onların gerçekliğinden uzaklaştırıp etkilerini de hafifletiyor. Suça ortak oluyor ama suç sonrası bir sorgulama döneminden geçmiyoruz. Hafızamızın gerilerine atıp başka görüntülere dalıyoruz. Bir şekilde uyuşuyoruz&#8230; <strong>Susan Sontag</strong>’ın bir makalesinde dediği gibi fotoğraf (görüntü) bizi başka insanların gerçeğine bir turist gibi sokarken, aslında yaptığı kendi gerçeğimize, hayatımıza da turistleştirmek&#8230; Bu yazıyı, “televizyonlarımızı pencereden fırlatma” teklifiyle bitirmek istiyorum. Acaba yeterince güçlü müyüz? Belki de işin tüm püf noktası bu&#8230;</p>
<p><strong>Bu makale, Yeni Harman Dergisi&#8217;nin Eylül 2008 tarihli sayısında yayınlanmıştır.</strong></p>
<p><strong>Copyrights@ Filiz Elasu</strong></p>
<br /> Tagged: <a href='http://filizelasu.com/tag/11-eylul-2011/'>11 Eylül 2011</a>, <a href='http://filizelasu.com/tag/afganistan-ve-al-kaide/'>Afganistan ve Al-Kaide</a>, <a href='http://filizelasu.com/tag/al-kaide/'>Al Kaide</a>, <a href='http://filizelasu.com/tag/al-kaide-ve-turkiye/'>Al Kaide ve Türkiye</a>, <a href='http://filizelasu.com/tag/amerika-ve-irakin-isgali/'>Amerika ve Irak'ın işgali</a>, <a href='http://filizelasu.com/tag/amerikan-dis-politikasi/'>Amerikan Dış Politikası</a>, <a href='http://filizelasu.com/tag/fotograf/'>fotoğraf</a>, <a href='http://filizelasu.com/tag/goruntu-sanati-ve-politika/'>Görüntü sanatı ve politika</a>, <a href='http://filizelasu.com/tag/gorsel-medya-ve-irak/'>Görsel Medya ve Irak</a>, <a href='http://filizelasu.com/tag/gorsel-medya-ve-propaganda/'>Görsel Medya ve Propaganda</a>, <a href='http://filizelasu.com/tag/george-bush/'>George Bush</a>, <a href='http://filizelasu.com/tag/irakin-isgali/'>Irak'ın İşgali</a>, <a href='http://filizelasu.com/tag/saddam-huseyin/'>Saddam Hüseyin</a>, <a href='http://filizelasu.com/tag/war-on-teror/'>War on Terör</a>, <a href='http://filizelasu.com/tag/ikiz-kuleler/'>İkiz kuleler</a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gocomments/filizelasu.wordpress.com/671/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/comments/filizelasu.wordpress.com/671/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godelicious/filizelasu.wordpress.com/671/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/delicious/filizelasu.wordpress.com/671/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gofacebook/filizelasu.wordpress.com/671/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/facebook/filizelasu.wordpress.com/671/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gotwitter/filizelasu.wordpress.com/671/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/twitter/filizelasu.wordpress.com/671/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gostumble/filizelasu.wordpress.com/671/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/stumble/filizelasu.wordpress.com/671/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godigg/filizelasu.wordpress.com/671/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/digg/filizelasu.wordpress.com/671/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/goreddit/filizelasu.wordpress.com/671/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/reddit/filizelasu.wordpress.com/671/" /></a> <img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=filizelasu.com&amp;blog=9463127&amp;post=671&amp;subd=filizelasu&amp;ref=&amp;feed=1" width="1" height="1" />]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://filizelasu.com/2011/09/11/671/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
	
		<media:content url="http://0.gravatar.com/avatar/6c650ddeb170da910cb4aedb1faf2f6f?s=96&#38;d=identicon&#38;r=G" medium="image">
			<media:title type="html">filizelasu</media:title>
		</media:content>

		<media:content url="http://filizelasu.files.wordpress.com/2011/09/twin-towers-burning1.jpg?w=247" medium="image">
			<media:title type="html">twin-towers-burning</media:title>
		</media:content>
	</item>
		<item>
		<title>BOŞ VER! FARK ETMEZ! BİR ŞEY OLMAZ!</title>
		<link>http://filizelasu.com/2011/08/19/bos-ver-fark-etmez-bir-sey-olmaz/</link>
		<comments>http://filizelasu.com/2011/08/19/bos-ver-fark-etmez-bir-sey-olmaz/#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 19 Aug 2011 10:52:33 +0000</pubDate>
		<dc:creator>filizelasu</dc:creator>
				<category><![CDATA[Blogh blogh blogh.....]]></category>
		<category><![CDATA[12 Haziran seçimleri]]></category>
		<category><![CDATA[özgürlük ve demokrasi]]></category>
		<category><![CDATA[insan doğası]]></category>
		<category><![CDATA[insan kalitesi]]></category>
		<category><![CDATA[kendini sorgulayan kişi]]></category>
		<category><![CDATA[kişiliğin oluşumu ve gerçekleşmesi]]></category>
		<category><![CDATA[Michel Foucalt ve Ben'in Yapımı]]></category>
		<category><![CDATA[Sait Faik Abasıyanık]]></category>
		<category><![CDATA[Sinağrit Baba'nın düşündürdükleri]]></category>
		<category><![CDATA[sorumluluk]]></category>
		<category><![CDATA[Türkiye'de demokrasi]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://filizelasu.com/?p=666</guid>
		<description><![CDATA[Bir sansür kurulunun başında olsaydınız &#8211; bu “Teledomünikasyon İletişim Başkanlığı” veya “Çocukları Muzır Neşriyattan Koruma Kurulu” olabilir – ve ülkenin geleceği için üç kelimeyi/deyimi sözlüklerden çıkarabileceğiniz, tamamiyle kullanımdan kaldırıp yasaklayabileceğiniz söylense, bu arada, bu üç kelimenin seçimi size bırakılsa, neleri &#8230; <a href="http://filizelasu.com/2011/08/19/bos-ver-fark-etmez-bir-sey-olmaz/">Continue reading <span class="meta-nav">&#8594;</span></a><img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=filizelasu.com&amp;blog=9463127&amp;post=666&amp;subd=filizelasu&amp;ref=&amp;feed=1" width="1" height="1" />]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://filizelasu.files.wordpress.com/2011/08/sait_faik_abasiyanik.jpg"><img class="aligncenter size-full wp-image-667" title="sait_faik_abasiyanik" src="http://filizelasu.files.wordpress.com/2011/08/sait_faik_abasiyanik.jpg?w=200&#038;h=256" alt="" width="200" height="256" /></a></p>
<p>Bir sansür kurulunun başında olsaydınız &#8211; bu “Teledomünikasyon İletişim Başkanlığı” veya “Çocukları Muzır Neşriyattan Koruma Kurulu” olabilir – ve ülkenin geleceği için üç kelimeyi/deyimi sözlüklerden çıkarabileceğiniz, tamamiyle kullanımdan kaldırıp yasaklayabileceğiniz söylense, bu arada, bu üç kelimenin seçimi size bırakılsa, neleri seçerdiniz?<span id="more-666"></span></p>
<p>Benimkiler şunlar olurdu:</p>
<p>Boş ver!</p>
<p>Fark etmez!</p>
<p>Bir şey olmaz!</p>
<p>İngilizce bir deyim vardır “Put your money where your mouth is!” diye. “Diller arası birebir çeviri olmaz” derler, bu deyimi çevirmeye kalksak “Ağzının olduğu yere paranı koy!” gibisinden anlamsız birşey çıkacak… Halbuki “Sözünün eri ol, savunduğun şeyi yap!” gibisinden bir anlama geliyor. Tam karşılamasa da dilimizde benzer deyimler, atasözleri mevcut. Benim şu an aklıma gelenler arasında “Nefsinde tecrübe etmediğin şeyi halka tavsiye etme!”, “Aynası iştir kişinin lafa bakılmaz!” gibileri var.</p>
<p>Bu bağlamda, sansür kurulunun başı olarak yukarıdaki deyimleri kullanımdan kaldırdıktan sonra yerlerine kullanılmak üzere şu değişiklikleri yapar, ülkenin her yanında dev reklam panolarında tanıtırdım:</p>
<p>Boş verme!</p>
<p>Fark eder!</p>
<p>Bir şey olur!</p>
<p>“Piyango’dan büyük ikramiye çıksa, ne yapardın?” gibisinden, yurdumuz insanını fantezi dünyasına götüren bir soru da “Atatürk olsan ne yapardın?” olsa gerek! Ben, Atatürk olsam &#8211; kendi kişisel çıkarları için çalışmayan, iyi niyetli bir diktatör varsayımı bu &#8211; Milli Andımızı (Türküm, Doğruyum, Çalışkanım!) sadece okullarda değil, bütün kurumlarda, radyo ve televizyonlarda, özellikle Millet Meclisi’nde sabah-akşam en az iki kere olmak üzere ezbere söyletir, hatta şöyle cümleler ekletirdim:</p>
<p>“Vatansever Türkiyeli Yere Çöp Atmayandır!”</p>
<p>“Milletini Özünden Çok Seven Memur Yolsuzluk Yapmayandır!”</p>
<p>“Gerçek Yurtsever Ülkesinin Doğasını Mahvetmeyendir!”</p>
<p>“Varlığım, Adalet ve Hakkaniyete Armağan Olsun!”</p>
<p>“Ne mutlu vicdan sahibi insan olabilene!”</p>
<p>Sait Faik’in ünlü öyküsü “Sinağrit Baba”yı bilirsiniz! Hayatını, muhteşem bir sofraya kurularak, beyaz şarap eşliğinde, su üzerinde yaşayan kıllı bir mahlukun midesinde bitirmek isteyen o müthiş balığı! Okumamış olanlarınız varsa İnternette bulabilirsiniz, bir Google’layın! Kokladığı hiç bir oltanın sahibini beğenmeyen, daha önce hiç görmemiş olduğu bir oltayı koklarken bir an yanılan ve bu anlık yanılgı sonucu yakalanan Sinağrit Baba, kendisini yakalayanın tüm o mükemmel görünümü altında, aslında şimdiye kadar hiç bir imtihandan geçmemiş, talihi hep yaver gitmiş biri olduğunu farkeder. Kurtulmak ister, ancak çok geçtir artık. Böylece, son nefesini mağlup ve pişman olarak verir&#8230;</p>
<p>Sait Faik’in nasıl bir usta öykü yazarı ve felsefeci olduğu burada açıktır. Bir okuyucu olarak sadece Sinağrit Baba’yı değil, aynı zamanda Sinağrit Baba’nın can verdiği oltanın sahibini düşünürsünüz. Bir yandan hayatta yapmış olduğunuz seçimleri, doğru yapıp yapmadığınızı ve hata yapmamak için nasıl tetikte olmanız gerektiğini, diğer yandansa tüm doğru olduğunu düşündüğünüz kararların aslında ne kadar sizin iradenizin sonucu olduğunu sorgularsınız. Yani, öykü bittiğinde karakterlerden sadece birine kafanız takılmış olarak değil, her ikisiyle de eşleyerek, hatta işkillenmiş bir durumda kalkarsınız kitabın başından! Artık, Fransız düşünür Foucault’nun “Ben’in Yapımı” adlı kitabında anlattığı gibi size ait olduğunu sandığınız o “Ben”in ne kadarı gerçekten sizin yapıtınızdır diye düşünmeye başlayacaksınızdır. Bu ise varolmanın belki “hafifliği”, belki “ağırlığı” ama bir şekilde “tedirginliğidir” işte!</p>
<p>Fantezilerle gidiyoruz ya, bir diğeriyle bitirelim bu yazımızı: “Ülkenin Milli Eğitim Bakanı” olsanız ve icraatlarınızda tamamen özgür bırakılsanız, ilk yapacağınız ne olurdu? Ben, eğitim bilimcilerden bir kurul toplayıp ülkenin çocuk ve gençlerinin kendilerini sorgulayan bireyler olmaları için ne gerekliyse onu araştırıp bulmalarını ve ona göre bir eğitim-öğretim programı oluşturmalarını isterdim. Çünkü, bir Yeni Harman yazarının (Gürkan Haydar Kılıçarslan, namı-değer GHK)  bir yazısında belirttiği gibi “Kendine muhalif olmayandan cacık olmuyor!”,  kendisiyle uğraşmayanın ne “imtihanı” ne de “samimiyeti” oluyor!</p>
<p>Hepimize iyi seçimler ve demokrasiler!..</p>
<p><strong>Bu yazı Yeni Harman Dergisi&#8217;nin Haziran 2011 sayısında yayınlanmıştır.                                                           Copyrights @Filiz Elasu</strong></p>
<br /> Tagged: <a href='http://filizelasu.com/tag/12-haziran-secimleri/'>12 Haziran seçimleri</a>, <a href='http://filizelasu.com/tag/ozgurluk-ve-demokrasi/'>özgürlük ve demokrasi</a>, <a href='http://filizelasu.com/tag/insan-dogasi/'>insan doğası</a>, <a href='http://filizelasu.com/tag/insan-kalitesi/'>insan kalitesi</a>, <a href='http://filizelasu.com/tag/kendini-sorgulayan-kisi/'>kendini sorgulayan kişi</a>, <a href='http://filizelasu.com/tag/kisiligin-olusumu-ve-gerceklesmesi/'>kişiliğin oluşumu ve gerçekleşmesi</a>, <a href='http://filizelasu.com/tag/michel-foucalt-ve-benin-yapimi/'>Michel Foucalt ve Ben'in Yapımı</a>, <a href='http://filizelasu.com/tag/sait-faik-abasiyanik/'>Sait Faik Abasıyanık</a>, <a href='http://filizelasu.com/tag/sinagrit-babanin-dusundurdukleri/'>Sinağrit Baba'nın düşündürdükleri</a>, <a href='http://filizelasu.com/tag/sorumluluk/'>sorumluluk</a>, <a href='http://filizelasu.com/tag/turkiyede-demokrasi/'>Türkiye'de demokrasi</a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gocomments/filizelasu.wordpress.com/666/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/comments/filizelasu.wordpress.com/666/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godelicious/filizelasu.wordpress.com/666/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/delicious/filizelasu.wordpress.com/666/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gofacebook/filizelasu.wordpress.com/666/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/facebook/filizelasu.wordpress.com/666/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gotwitter/filizelasu.wordpress.com/666/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/twitter/filizelasu.wordpress.com/666/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gostumble/filizelasu.wordpress.com/666/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/stumble/filizelasu.wordpress.com/666/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godigg/filizelasu.wordpress.com/666/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/digg/filizelasu.wordpress.com/666/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/goreddit/filizelasu.wordpress.com/666/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/reddit/filizelasu.wordpress.com/666/" /></a> <img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=filizelasu.com&amp;blog=9463127&amp;post=666&amp;subd=filizelasu&amp;ref=&amp;feed=1" width="1" height="1" />]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://filizelasu.com/2011/08/19/bos-ver-fark-etmez-bir-sey-olmaz/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
	
		<media:content url="http://0.gravatar.com/avatar/6c650ddeb170da910cb4aedb1faf2f6f?s=96&#38;d=identicon&#38;r=G" medium="image">
			<media:title type="html">filizelasu</media:title>
		</media:content>

		<media:content url="http://filizelasu.files.wordpress.com/2011/08/sait_faik_abasiyanik.jpg" medium="image">
			<media:title type="html">sait_faik_abasiyanik</media:title>
		</media:content>
	</item>
		<item>
		<title>İsyanın amaçsızı çirkin oluyor!</title>
		<link>http://filizelasu.com/2011/08/10/isyanin-amacsizi-cirkin-oluyor/</link>
		<comments>http://filizelasu.com/2011/08/10/isyanin-amacsizi-cirkin-oluyor/#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 10 Aug 2011 19:07:26 +0000</pubDate>
		<dc:creator>filizelasu</dc:creator>
				<category><![CDATA[Blogh blogh blogh.....]]></category>
		<category><![CDATA[ingiltere'de isyan]]></category>
		<category><![CDATA[ingiltere'de yagma]]></category>
		<category><![CDATA[Londra'da isyanlar]]></category>
		<category><![CDATA[Londra'da olaylar]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://filizelasu.com/?p=659</guid>
		<description><![CDATA[Güneydoğu Londra&#8217;da, Sainsbury&#8217;s isimli süpermarketlerden birindeyim. Yanıma, torbaları taşırken belim kırılmasın diye, tekerlekli bir alışveriş çantası almış bulunmaktayım. Bir yandan önümdeki rafta bir ürünü bulmaya çalışıyor, diğer yandan benden bir-iki metre uzakta Blackberry&#8217;siyle konuşmakta olan siyahi bir gence kulak kabartıyorum. &#8230; <a href="http://filizelasu.com/2011/08/10/isyanin-amacsizi-cirkin-oluyor/">Continue reading <span class="meta-nav">&#8594;</span></a><img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=filizelasu.com&amp;blog=9463127&amp;post=659&amp;subd=filizelasu&amp;ref=&amp;feed=1" width="1" height="1" />]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Güneydoğu Londra&#8217;da, Sainsbury&#8217;s isimli süpermarketlerden birindeyim. Yanıma, torbaları taşırken belim kırılmasın diye, tekerlekli bir alışveriş çantası almış bulunmaktayım. Bir yandan önümdeki rafta bir ürünü bulmaya çalışıyor, diğer yandan benden bir-iki metre uzakta Blackberry&#8217;siyle konuşmakta olan siyahi bir gence kulak kabartıyorum. Bir arkadaşıyla konuşuyor olsa gerek: &#8220;Adam gibi bir şey ödedikleri yok be adamım, anlıyorsun değil mi? Hepsini s&#8230;ktir et gitsin! Geliyorsun değil mi bu akşam? Hadi be kanka! İyi olacak, bir dolu dizüstü, tonlarca bilgisayar&#8230;Doldurursun çantaları&#8230;&#8221;</p>
<p><span id="more-659"></span>Daha fazla dinleyemiyorum, uzaklaşıyorum oradan, ancak duyduklarımı tek bir şeye yorumlayabiliyorum: arkadaşlarıyla yapacağı yağmayı organize ediyor&#8230;Söylendiğine göre polisin çözemediği bir şifre sistemi olduğundan, Blackberry telefonlarla organize ediliyor isyan ve en popüler yağma yerleri bilgisayar mağazaları.</p>
<p>Etrafıma bakınıyorum. Acaba, günün bu saatinden midir nedir (yargılamak istemiyorum ya, mazaretler buluyorum kafamda), bol miktarda&#8221;rough&#8221; (tekin görünmeyen ) tip var etrafta. Hepsi bu günü, bu saati seçmis galiba&#8230; Sonra, dün, aynı Sainbury&#8217;s branşının, olay çıkma ihtimalinden dolayı kapanmış olduğunu hatırlıyorum. Bir dolu kadın- erkek, gencin, ellerinde içi boş alışveriş çantasıyla dolanıp durduğu paranoyasına kapılıyorum. Benim de yanımda tekerlekli bir alışveriş  çantası&#8230;&#8221;Eyvah&#8221; diyorum kendi kendime, &#8220;yolda gelirken diğer yayaların, araba sürücülerinin bana garip garip bakması bundan mıydı acaba?&#8221; Bir an önce çıkmaya çalışıyorum marketten! &#8220;Yağmaya gelmiş turist&#8221; olarak görünmeye hiç niyetim yok açıkçası&#8230;</p>
<p>Copyrights @Filiz Elasu  -  10/08/2011/ Londra</p>
<br /> Tagged: <a href='http://filizelasu.com/tag/ingilterede-isyan/'>ingiltere'de isyan</a>, <a href='http://filizelasu.com/tag/ingilterede-yagma/'>ingiltere'de yagma</a>, <a href='http://filizelasu.com/tag/londrada-isyanlar/'>Londra'da isyanlar</a>, <a href='http://filizelasu.com/tag/londrada-olaylar/'>Londra'da olaylar</a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gocomments/filizelasu.wordpress.com/659/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/comments/filizelasu.wordpress.com/659/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godelicious/filizelasu.wordpress.com/659/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/delicious/filizelasu.wordpress.com/659/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gofacebook/filizelasu.wordpress.com/659/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/facebook/filizelasu.wordpress.com/659/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gotwitter/filizelasu.wordpress.com/659/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/twitter/filizelasu.wordpress.com/659/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gostumble/filizelasu.wordpress.com/659/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/stumble/filizelasu.wordpress.com/659/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godigg/filizelasu.wordpress.com/659/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/digg/filizelasu.wordpress.com/659/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/goreddit/filizelasu.wordpress.com/659/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/reddit/filizelasu.wordpress.com/659/" /></a> <img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=filizelasu.com&amp;blog=9463127&amp;post=659&amp;subd=filizelasu&amp;ref=&amp;feed=1" width="1" height="1" />]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://filizelasu.com/2011/08/10/isyanin-amacsizi-cirkin-oluyor/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
	
		<media:content url="http://0.gravatar.com/avatar/6c650ddeb170da910cb4aedb1faf2f6f?s=96&#38;d=identicon&#38;r=G" medium="image">
			<media:title type="html">filizelasu</media:title>
		</media:content>
	</item>
		<item>
		<title>&#8220;Yanma&#8221; ve &#8220;Yakma&#8221; Üzerine</title>
		<link>http://filizelasu.com/2011/07/02/yanma-ve-yakma-uzerine/</link>
		<comments>http://filizelasu.com/2011/07/02/yanma-ve-yakma-uzerine/#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 02 Jul 2011 07:48:32 +0000</pubDate>
		<dc:creator>filizelasu</dc:creator>
				<category><![CDATA[Yeni Harman Yazıları]]></category>
		<category><![CDATA[2 Temmuz Sivas Olayı]]></category>
		<category><![CDATA[Alevi-Sunni çatışması]]></category>
		<category><![CDATA[Almanya'da Türklere saldırılar]]></category>
		<category><![CDATA[Ateşin öyküsü]]></category>
		<category><![CDATA[Celal Derviş]]></category>
		<category><![CDATA[Hristiyanlıkta yakma]]></category>
		<category><![CDATA[Madımak Oteli]]></category>
		<category><![CDATA[Ortaçağ'da yakarak öldürme]]></category>
		<category><![CDATA[Sivas Katliamı]]></category>
		<category><![CDATA[yakarak öldürmek]]></category>
		<category><![CDATA[Yakmak]]></category>
		<category><![CDATA[İslam'da yakma ve yanma]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://filizelasu.com/?p=648</guid>
		<description><![CDATA[“Evi baca, köyü hoca yakar” (Bir halk tekerlemesi) İnsanları öldürerek cezalandırmak yeni bir şey değil! İstenmeyeni, uygun olmayanı, karşı çıkanı, farklı olanı,yanlış yapanı&#8230;Yok etmek&#8230;. Kurşuna dizmek, asmak, zehirlemek, kazığa oturtmak, işkence edip uzuvlarını kesip parçalamak, derilerini yüzmek, çarmıha germek, yüksek &#8230; <a href="http://filizelasu.com/2011/07/02/yanma-ve-yakma-uzerine/">Continue reading <span class="meta-nav">&#8594;</span></a><img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=filizelasu.com&amp;blog=9463127&amp;post=648&amp;subd=filizelasu&amp;ref=&amp;feed=1" width="1" height="1" />]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><strong>“</strong><strong>Evi baca, köyü hoca yakar” </strong><strong>(</strong>Bir halk tekerlemesi)</p>
<p><a href="http://filizelasu.files.wordpress.com/2011/07/sivas-p-272.jpg"><img class="alignleft size-medium wp-image-649" title="sivas p.272" src="http://filizelasu.files.wordpress.com/2011/07/sivas-p-272.jpg?w=201&#038;h=300" alt="" width="201" height="300" /></a>İnsanları öldürerek cezalandırmak yeni bir şey değil! İstenmeyeni, uygun olmayanı, karşı çıkanı, farklı olanı,yanlış yapanı&#8230;Yok etmek&#8230;. Kurşuna dizmek, asmak, zehirlemek, kazığa oturtmak, işkence edip uzuvlarını kesip parçalamak, derilerini yüzmek, çarmıha germek, yüksek yerlerden atmak, herbir uzvu bir ata ya da deveye bağlayıp çekmek, kafalarını vücutlarından ayırmak, boğmak, bombalamak&#8230;. kısacası öldürmek&#8230; hiç yeni değil!</p>
<p>Tüm bunların içinde yakarak öldürmek özel bir yere sahip gibi görünüyor. İnsanoğlu&#8217;nun ateşi keşfiyle başlayan bu özel ilgi, içinde pekçok tezatlığı da barındırıyor. <img title="More..." src="http://filizelasu.wordpress.com/wp-includes/js/tinymce/plugins/wordpress/img/trans.gif" alt="" /><span id="more-648"></span>Ateşin nasıl bulunduğunu hepimiz merak etmişizdir. Düşünün, ateşi ilk icat eden atamızın yüzündeki sevinci, şoku, sonra da onun nasıl hayranlığa dönüştüğünü. Ateşle birlikte, sanki güneş yeryüzünde, hem de insan eliyle yeniden yaratılmış gibidir. İnsanın serüveninde bir dönüm noktasıdır bu. Aynı zamanda iki yanı keskin bir bıçakdır da&#8230; Çünkü ateşi yakar ısınırız, onu keyifle seyreder, karanlıkta aydınlanırız, üzerinde yemek pişiririz. Ancak, ateş yokedendir de&#8230;  Ateş ışıktır, hayattır ama ateşten arta kalan hiçtir, küldür. Bu anlamda ateş herşeyi saflaştırandır, temizleyendir&#8230; Öyleki Eski Yunan mitolojisinde Prometheus isimli bir Titan, Tanrı Zeus’dan ateşi çalarak ölümlülere verdiği için ölümle cezalandırılmıştır. Bu tanrısal gücün ölümlü insanların elinde olması tabii ki kızdıracaktır Eski Yunan Tanrı’larını.</p>
<p>Boşuna değildir ilk atalarımızın ışık ve yaşam kaynağı olan güneşe ve ateşe tapması, onlara adaklar, kurbanlar sunması. Bu inancın tarihsel süreç içersinde tek tanrılı dinlerle birlikte Cennet-Cehennem gibi kavramlara dönüştüğünü görürüz. Tabii bunlarla birlikte kurallar, yasalar ve iktidar ilişkileri gelecektir.Ateşe bir yandan dokunmamamız öğretilir, bir yandan da pek çok çocuğun yaptığı gibi, itaatle isyan arasındaki o ince farkı, kibritle ateş yakmayı deneyerek keşfederiz. Ateş bir yandan ödüllendirir, kurallara göre davrananların Cennet’te ışığıdır, bir yandan da Cehennemde kötülerin ve kötülüklerin cezalandırıcısı, yakandır. “Ve de ki: “Hak Rabbinizdendir; artık dileyen iman etsin, dileyen inkar etsin. Şüphesiz biz zalimlere bir ateş hazırlamışız, onun duvarları kendilerini çepeçevre kuşatmıştır. Eğer onlar yardım isterlerse, katı bir sıvı gibi yüzleri kavurup-yakan bir su ile yardım edilirler. Ne kötü bir içkidir o ve ne kötü bir destektir.” (Kuran-ı Kerim, Kehf Suresi, 29)</p>
<p>Yakarak cezalandırmak yeni değil dedik. Bu tanrısal gücü (ateşi) ele geçirmiş insanoğlunun onu dünyada tanrıya öykünerek kullanmasına şaşabilir miyiz? Mesela, Ortaçağda bir ceza metodu olarak ihanet edenler, dini sapma içinde olduğu düşünülenler ve büyücü olarak suçlanan kadınların yakarak öldürülmesi sık uygulanan bir methoddur. 18. yüzyılda, hükümetler tarafından zalimce bulunduğu için popülerliğini yitirmiş olan yakarak öldürmek, daha çok cezalının direğe bağlanarak, etrafına çalı çırpı ve odun yığılarak, ateşe verilmesi ile gerçekleşirdi. Eğer yakılanların sayısı fazlaysa ve bir arada yakılıyorlarsa ölüm genelde karbon monositten zehirlenme ile olurdu. Yakılan kişi tekse, ve ateş küçükse, vücudun yanmasından doğan aşırı ısınma şoka sebep olduğundan, ya da kan kaybından ölüm meydana gelirdi. Eğer yakma işi uzman bir kişi tarafından yapılırsa, suçlunun önce bacakları, sonra baldırı, elleri, gövdesi ve kolları ve nihayet yüzü yanardı.  Kimi yakma eyleminde suçlunun boğazına bir ip geçirilir ve yanarken boğulması sağlanırdı. Bazı kuzey ülkelerinde, İngiltere ve Almanya’da, suçlunun yakıldığı odun istifine barut konur, böylece, ateş baruta ulaştığında oluşan patlama sonucu, kurbanların vücudu parçalanırdı.</p>
<p>Eski Ahit’deki Tamar ve Judah öyküsünden anlaşıldığı üzere Yahudi boylarının liderleri üyelerinin cinsel bir sapkınlık yaptığına inandıklarında yakılarak öldürülmesine karar verebilirdi.  Eski Atinalıların icadı “Alev Boğası” isimli prinçten yapılma çukur bir kabın içine suçlu kişi kilitlenir ve altında ateş yakılarak, ısınan metal sayesinde kızartılıp ölmesi sağlanırdı. Bu aletin eski Yunan ve Romalılar tarafından sık kullanıldığı söyleniyor. Yine Romalıların, ilk Hristiyanları çabucak ateş alıp yanan özel bir tunik giydirerek öldürdükleri biliniyor. Ortaçağ Avrupasında, Engizisyon mahkemelerinin “heretic” denen, Ortodoks inancı sorgulayan ya da tehdit teşkil eden insanları yakarak öldürdüğünü, hepimiz tarih kitaplarından okuyoruz. Katolik inanca göre, kişinin hayatında üç evre vardır; bu dünyadaki hayat, öbür dünya (Cennet / Cehennem) ve bunların arasında ‘purgatory’denen dünya ile öbür dünya arasındaki bir geçiş dönemi. Buna göre, çoğu insan öldükten sonra bu ara evreye girer ve ancak, iyi olduklarını kanıtlayıp çok çalışırlarsa Cennet’e geçiş yaparlardı. Katolik inancına göre sapkınlar, homoseksüeller, Yahudiler, kısaca Katolik olmayan herkes, bir direkte yakıldıkları takdirde bu ara döneme gidemeden, direkman Cehenneme giderlerdi. Yani, yakarak öldürmenin ana sebebi, suçlunun bu geçiş döneminde bir yolunu bulup Cennete gitmesini önlemekti.</p>
<p>Ateşin özellikleri, bazı İslam düşünürlerini de ilk zamanlar epey meşgul etmiş, hatta akıl ve iman arasındaki çelişki, ateş ve yanma metaforlarıyla aşılmaya çalışılmıştır. Ünlü Türk İslam filozofu Gazali kendinden önceki iki büyük Türk düşünürü olan ve Aristo felsefesinin genel ilkelerini benimseyerek Tanrı’nın gücünün doğa yasaları tarafından sınırlandığını savunan, insanüstü güçlere inanmayan Farabi ve İbn-i Sina’yı bakın şöyle eleştiririr “Eğer Nemrut, ateşe atılmış ya da yanmamışsa, bu doğaldır. Çünkü Tanrı ateşe “yakma” buyruğunu vermiştir”. Farabi ise “Ateşin yakma özelliği varsa, Tanrı onu geri alamaz” demektedir.</p>
<p>Anadolu’da ise Bizans İmparatorunun Zerdüşt dinine mensup olanları ateşe taptıkları için özel olarak yaktığı bilinir. Anadolu Selçukluları ve Osmanlılar zamanında Suni inancı sorgulayan pekçok bilim adamı, düşünür ve tarikat lideri ile onları izleyenlerin baskı ve zülum gördüğü, öldürüldüğü bilinir ancak bu öldürülüş şekli içinde yakarak öldürmek üzerine pek fazla veri yok elimizde. Sadece, varlığın özünün sesten oluştuğuna inanan Hurifilerin, Osmanlı topraklarında yüzyıllar süren kovuşturma ve cezalara tabii tutulmuş olduklarını ve XVI yüzyılda Balkanlarda yakalandıklarını, idam edilerek öldürüldükten sonra cesetlerinin yakıldığını biliyoruz. Anadolu tarihindeki son dönem toplu yakmaların 1910-22 yılları arasında Ermeni, Türk ve Kürt tebası arasında olduğuna dair iddialar son yıllarda Türk ve Dünya medyasında mevcut. Tüm taraflar birbirlerini toplu kıyımla suçlamakta ve bunlar içersinde yöre halklarını camilere doldurup yakmak, yada bir meydanda topluca yakmak, evlerini, hayvanlarını ateşe verip yakmak şeklinde eylemler sıralanmaktadır. Anadolu’da hemen hemen aynı yıllara denk gelen diğer toplu yakma olayları Kurtuluş Savaşı’nın son devresine rastgelmekte ve Büyük Meydan Muharebesiyle Batı Anadolu’dan çekilmek zorunda kalan işgalci Yunan Ordusu tarafından Uşak, Manisa, İzmir, Aydın gibi pekçok şehir ve çevresinde yağmalama, öldürme ve yakma eylemleri yapıldığı bilinmektedir.</p>
<p><strong>“Beni Yak, Kendini Yak, Herşeyi Yak!”</strong></p>
<p><a href="http://filizelasu.files.wordpress.com/2011/07/sivasp-188.jpg"><img class="alignleft size-medium wp-image-650" title="sivasp.188" src="http://filizelasu.files.wordpress.com/2011/07/sivasp-188.jpg?w=300&#038;h=244" alt="" width="300" height="244" /></a>Son yıllarda, ülkemizde ve Dünyada insanların kendilerini yakarak öldürdükleri ya da yakmaya kalkıştıkları vakalarda bir artış gözlemlenmekte. Bunun başlıca nedenleri, bastıran hayat şartlarının insanları ittiği çaresizlik ve tabii ki, kendilerini ifade edebilecekleri sağlam bir platformun eksikliği, yani çözümsüzlük. Neo-liberal politikalar sonucu artan işsizlik, göç, değerlerdeki erozyon, yalnızlık ve yabancılaşma, aile baskısı, geçim derdi, toplumdaki eşitsizlik, eğitimsizlik ve tüketim toplumunun medya yoluyla dayattığı beklentilerle kendini son derece güçsüz hisseden bireyin bir başkaldırısı mı acaba bu? İçinde yaşadığı topluma, sisteme, kaderine, kendini anlamayanlara, insanlığa son bir isyan mı dersiniz?  Medyanın, özellikle televizyonun yönlendirdiği günümüz toplumlarında, “Haber mi istiyorsunuz! Alın işte size haber! Sesimi böyle duyun! Güçsüzlüğümü, çaresizliğimi kendi vücuduma yaptığım bu eziyetle sona erdiriyorum! Hepinize, herşeye isyan ediyorum!” dercesine.  İnternet haber sitelerini ya da gazeteleri şöyle bir tarayın. Ülkemizin dört bir yanında, kendini yakmaya çalışanların, yakanların hiç de az bir sayıda olmadığını göreceksiniz. Tezgahına el konan seyyar satıcılar, sevgilisinden ayrılan gençler, piyasaya olan borcu yüzünden iflas eden esnaflar, dolandırılan göçmenler, işsiz aile babaları&#8230;.</p>
<p>Tüm bunlara siyasi gerekçelerle kendini yakmak isteyenleri de eklemek lazım. Askerde etnik kimliği yüzünden baskı ve işkence gördüğünü iddia edenler, cezaevlerindeki koşulları protesto edenler, Kürt meselesi dolayısıyla kendini yakarak eylemde bulunanlar&#8230; Ülkemizin son yıllarda, büyük medya devleri tarafından kayda değer görülmeyen haberleri yani! İşte size bir örnek: 22 yaşında, Tunceli doğumlu Celal Derviş. Tuncelinin Ovacık, Biçek köyünden. Terör nedeniyle 1994 yılında yıkılıp yakılmış, artık olmayan bir köyden. İstanbul’a ailesinin yanına acemi iznini geçirmeye geliyor. Ailesinin belirttiğine göre ilk 3-4 gün iyi, neşeli, askerliğin normal sıkıntılarından bahsediyor, ama son günlerde değişiyor. Korktuğunu söylüyor, hatta bu yüzden geceleri annesiyle yatıyor. Annesi “Bizi özleyecek o yüzden!” diye yorumluyor. İznini tamamladığı gün otogara gitmesine bir saat kala evlerinin olduğu binada, kömürlüğü gidiyor, benzin döküp kibriti çakıyor. Alevler içersinde 3. katta oturan ailesinin yanına koşuyor. Ailesi ateşi söndürüyor, Celal’i Cerrahpaşaya kaldırıyorlar. Yolda ve hastanede durumu iyi gibi görünüyor, iyileşeceğini düşünüyorlar, sonra Gülhane Tıp Fakültesine sevkediliyor, durumu kötüleşiyor ve 3 gün sonra yaşamını yitiriyor. Ailesinin anlattığına göre Celal kendi isteğiyle, biraz da içinde bulunduğu ortamdan uzaklaşmak için askere gidiyor. Lise yıllarında sol bir örgüte üye olmaktan sabıkası olan Celal’in, askerde bu yüzden baskı görmüş olabileceği ve döndüğünde de arkadaşları tarafından askere gittiği için eleştirildiği söyleniyor.</p>
<p>İşte size Batı’dan, Almanya’dan bir örnek. Bizim halk sözümüze ters düşüp köyünü değil de kendini yakan bir hoca. Almanya’nın Erfurt isimli bir kasabasında, Luther geleneğinden bir rahip, 73 yaşındaki Roland Weiselberg&#8230; 2 Kasım 2006’da Erberg Manastırında bütün vücudunu benzinle kapladıktan sonra ateşe vererek intihar ediyor. Aynı gün Protestan Reformunu kutlamaya hazırlanan Almanlar için bir şok bu. Rahip karısına bıraktığı elveda mektubunda kendini yakma sebebinin Avrupa’nın hızla İslamlaştırılmasına karşı bir uyarı olduğunu yazıyor.</p>
<p><strong>Korkak ve Kalleş bir eylem olarak Yakmak</strong></p>
<p><a href="http://filizelasu.files.wordpress.com/2011/07/sivas-p-1961.jpg"><img class="alignleft size-medium wp-image-652" title="sivas p.196" src="http://filizelasu.files.wordpress.com/2011/07/sivas-p-1961.jpg?w=300&#038;h=211" alt="" width="300" height="211" /></a>“Ateş aynı zamanda saflaştırır, temizler” demiştik. Bu düşünceyle yola çıkıp düşman gördüklerini “temizlemek” niyetinde olanlar da bol gibi son zamanlarda! Üstelik ateşin fazla iz bırakmamasını çekici bulup kurbanlarını ve kendi kimliklerini kül etmeyi hedefliyorlar. İşte bunlara bir örnek; Almanya’daki aşırı sağcı, ırkçı gruplar.</p>
<p>Almanya’da yabancılara, özellikle Türkiye’li göçmenlere karşı saldırılar 1992-93 yıllarında doruk noktasına ulaştı. Doğu Almanya ile birleşmenin ekonomik ve politik sancılarını çeken Almanya’da az sayıda yabancı hedef haline gelmiş durumda. Mesela, 1992’deki 3 günlük Rostock-Lichtenhagen ayaklanmasında binlerce Alman bir apartmanı kuşattı, içinde yaşayan yabancıları Molotof kokteyli atarak yakmaya çalışan saldırganları alkış tuturak izledi. Binadaki  Viyetnamlılar çatıya tırmanarak hayatta kalmayı başardı. 24 Kasım 1992’de küçük Alman kasabası Moelln’de 51 yaşındaki Bahide Arslan, 10 yaşındaki torunu Yeliz Arslan ve 14 yaşındaki diğer torunu Ayşe Yılmaz aşırı sağ bir grup tarafından çıkarılan yangında hayatını kaybetti. 29 Mayıs 1993’de Solingen kasabasında 4 sağcı genç tarafından çıkarılan yangında 3 Türk çocuk ve 2 kadın hayatını kaybetti. Aynı aileden 14 kişi, kimisi çocuk, ağır yaralandı. Ekim 1995’de yangını çıkaranlar yakalanarak 10-15 yıllık cezalara çarptırıldılar. 1996’daki başka bir yangında Lübeck’de mültecilerin kaldığı bir hostelde çıkarılan yangında 10 kişi öldü, saldırganlar hala bulunamadı. Yine geçtiğimiz kış 3 Şubat 2008’de Ludwigshafen şehrinde 9 Türk, 5’i çocuk çıkan yangında hayatını kaybetti. Olayda kast olup olmadığı hala tartışılıyor.</p>
<p>1980 sonrası Almanyadaki şiddet hareketlerini inceleyen bazı psikologlar bunları politik olmayan nedenlere bağlıyor. Araştırma sonuçlarına göre bu saldırganların %80’i kişisel travma yaşayan, psikolojik sorunlu insanlar. Genelde anne babanın birlikte olmadığı,yada sorunlu aile ortamlarından geliyorlar. Kimisi de eğitimsiz, zeka düzeyi düşük kişiler ve işsizler olarak niteleniyor. Kısacası, uzmanlar Almanya’daki aşırı sağın son yıllardaki terörünü ‘looser’ların, yani bir ipe sap olamamışların başkaldırısı olarak görüyor. Ancak, 11 Eylül’le artan İslam korkusu bu toplumlardaki yabancılara yönelik şiddette daha etkin bir katalizör olma yolunda. 2006’daki bir araştırma sonucuna göre Almanların % 82’si aşırı İslamın yükselişinden çok endişeli, bu oran İngiltere’de % 77, Fransa’da % 76.</p>
<p>Kendi yakın tarihimize dönecek olursak, son yılların en acı yakma olayı 2 Temmuz 1993’de Sivas’ta Madımak Otelinde yakılarak öldürülen 35 aydın ve sanatçımız. 4 günlük Pir Sultan Abdal Kültür Şenliğinin konuğu olarak bulundukları Sivas’ta, bir avuç aşırı dincinin gaza getirmesiyle sayıları 15 bini bulan bir kalabalık tarafından taşlanan, yakılan birbirinden değerli insanlarımız, aşıklarımız, şairlerimiz, yazarlarımız&#8230;. Edebiyatçılar derneği tarafından 1994’de yayınlanmış olan referans niteliğinde “Sivas Kitabı: Bir Toplu Öldürümün Öyküsü” hepimizin okuması gereken, belgelerle, tanıklarla herşeyi açıklayan bir kitap. Daha fazla söze gerek yok&#8230; Ancak sayıları önce 500’ü bulan bir grubu, yerel basında şenlik öncesi çıkan kışkırtıcı yazılara, dağıtılan “Müslümanlar” imzalı bildirilere, çevre şehir ve kasabalardan gelen sarıklı, garip kıyafetli provokötörlere  (apaçık organize olduklarını gösteren tüm işaretlere) rağmen analiz edip dağıtma yeteneği gösteremeyen devlet idaresine sözümüz! Sekiz saat boyunca kapalı kaldıkları oteldeki insanlara, dışardaki gözü dönmüş kalabalık “Şeriat isteriz”, “Cumhuriyet Sivas’ta kuruldu, Sivas’ta yıkacağız” diye bağrışıp taş atarken devletimizin güvenlik güçleri, şehir idaresi, ordusu nasıl oluyor da bir çözüm sunamıyordu? Birinci Dünya Savaşının galiplerini toplarına, tanklarına, tüm güçlerine rağmen bir avuç insanla, yüzyılların yorgunluğunu, fakirliğini taşıyan bir halkla yenmeyi başaran ülkemizin yeni kuşak yöneticileri nasıl olup da 1993’te Sivas’ta donup kalıyor ve gözü dönmüş kalabalığı izlemekle yetiniyordu? Telefon üzerine telefon almalarına, olanı biteni en ince ayrıntılarına kadar takip etmelerine rağmen, bir avuç insana yardım edemeyen en ufağından en yüksek mertebedeki idarecilerimize kadar&#8230; Bu kadar basiretsiz, bu kadar yeteneksiz ve idari ciddiyet ve kararlılıktan yoksun insanlarla mı yönetiliyordu ülkemiz?</p>
<p>Bu sorulara cevaplar bol, muhtemelen sizlerin kafasında da&#8230; Alevi-Sunni çatışmasından, laik-dinci kamplaşmasına kadar bir dolu açıklamalar var&#8230; Hatta, Aziz Nesin’i Şeytan Ayetleri kitabını yayınlattığı için, olayın baş sorumlusu görüp, kendisini kalabalığa linç etmeleri için teslim etmediğinden dolayı, yeterince erkek olmamakla suçlayan köşe yazılarına kadar&#8230; İşin daha da ilginci böyle bir ilkellik yaşanıp insanlar otellerinde diri diri yakılmaya çalışılırken ülkemizin Cumhurbaşkanı, Sivas Valisini arayıp “Polisi halkın üzerine salma!”diyebiliyor. Yine bunca insan öldükten sonra, anlı şanlı ülkemizin İçişleri Bakanı, sanki büyük bir yük üzerinden kalkmışçasına “Halkla güvenlik güçlerini karşı karşıya getirmedik” diyebiliyor! Sanki Madımak otelinde yananlar “halk” değilmiş gibi! Üstelik de halkımızın en değerli evlatlarından, halkın türkülerini söyleyen, halkın şiirlerini okuyan, halkın folklörünü oynayan, bu halkın değerlerine, kültürüne ilişkin araştırmalar yapan, onların hikayelerini yazanlar değilmiş gibi!</p>
<p>Ve işin ilginci, bu kalabalık psikolojisini anlayıp da onu altedemeyen idarecilerimize karşın, Sivas olayında birkaç insan sayesinde, halkımızın insanlık değerlerini hala yitirmemiş, gerçek anlamda cesur birkaç insanı sayesinde, ölenlerin sayısı daha da artmıyor. Otelin bir penceresinden arkadaki binaya geçerek yangından kurtulmaya çalışan mağdurları, Büyük Birlik Partisindeki eli sopalı ve “gidin geberin orospular!” diyen diğer üyelerden koruyan ve 31 kişiyi parti binasında saldırganlardan saklayan yaşlı bir partili bey&#8230; Aziz Nesin’in korumalarından biri olup sonuna kadar mağdurlara yardım eden ve onların yandaki binaya geçmesini sağlayan Komiser Mehmet&#8230;. Aziz Nesin’i ve Lütfü Kaleli’yi linç etmek isteyen Sivas belediyesinin meclis üyelerinden kurtaran polis arabasındaki emniyet görevlisi&#8230; Tüm bu insanların, kalabalık psikolojisinden, histerisinden kendilerini soyutlayıp doğruyu yapmaları&#8230; İşte bu davranışların alkışlanıp, bu insanların kahramanlıklarının altının çizilmesi gerekiyor! Belki de ülkemizde asıl yatırım yapmamız gereken bu bilinci, bu değerleri taşıyan, birey olma cesaretini gösterebilen, doğru ve dürüst insanlar&#8230; Belki de o zaman, geleceğin Sivas olaylarına karşın sahici tedbirleri alabiliriz!..</p>
<p><strong>Copyrights@Filiz Elasu</strong></p>
<p><strong>Bu makale, Yeni Harman Dergisi&#8217;nin Ağustos 2008 sayısında yayınlanmıştır.</strong></p>
<br /> Tagged: <a href='http://filizelasu.com/tag/2-temmuz-sivas-olayi/'>2 Temmuz Sivas Olayı</a>, <a href='http://filizelasu.com/tag/alevi-sunni-catismasi/'>Alevi-Sunni çatışması</a>, <a href='http://filizelasu.com/tag/almanyada-turklere-saldirilar/'>Almanya'da Türklere saldırılar</a>, <a href='http://filizelasu.com/tag/atesin-oykusu/'>Ateşin öyküsü</a>, <a href='http://filizelasu.com/tag/celal-dervis/'>Celal Derviş</a>, <a href='http://filizelasu.com/tag/hristiyanlikta-yakma/'>Hristiyanlıkta yakma</a>, <a href='http://filizelasu.com/tag/madimak-oteli/'>Madımak Oteli</a>, <a href='http://filizelasu.com/tag/ortacagda-yakarak-oldurme/'>Ortaçağ'da yakarak öldürme</a>, <a href='http://filizelasu.com/tag/sivas-katliami/'>Sivas Katliamı</a>, <a href='http://filizelasu.com/tag/yakarak-oldurmek/'>yakarak öldürmek</a>, <a href='http://filizelasu.com/tag/yakmak/'>Yakmak</a>, <a href='http://filizelasu.com/tag/islamda-yakma-ve-yanma/'>İslam'da yakma ve yanma</a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gocomments/filizelasu.wordpress.com/648/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/comments/filizelasu.wordpress.com/648/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godelicious/filizelasu.wordpress.com/648/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/delicious/filizelasu.wordpress.com/648/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gofacebook/filizelasu.wordpress.com/648/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/facebook/filizelasu.wordpress.com/648/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gotwitter/filizelasu.wordpress.com/648/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/twitter/filizelasu.wordpress.com/648/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gostumble/filizelasu.wordpress.com/648/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/stumble/filizelasu.wordpress.com/648/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godigg/filizelasu.wordpress.com/648/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/digg/filizelasu.wordpress.com/648/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/goreddit/filizelasu.wordpress.com/648/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/reddit/filizelasu.wordpress.com/648/" /></a> <img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=filizelasu.com&amp;blog=9463127&amp;post=648&amp;subd=filizelasu&amp;ref=&amp;feed=1" width="1" height="1" />]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://filizelasu.com/2011/07/02/yanma-ve-yakma-uzerine/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
	
		<media:content url="http://0.gravatar.com/avatar/6c650ddeb170da910cb4aedb1faf2f6f?s=96&#38;d=identicon&#38;r=G" medium="image">
			<media:title type="html">filizelasu</media:title>
		</media:content>

		<media:content url="http://filizelasu.files.wordpress.com/2011/07/sivas-p-272.jpg?w=201" medium="image">
			<media:title type="html">sivas p.272</media:title>
		</media:content>

		<media:content url="http://filizelasu.wordpress.com/wp-includes/js/tinymce/plugins/wordpress/img/trans.gif" medium="image">
			<media:title type="html">More...</media:title>
		</media:content>

		<media:content url="http://filizelasu.files.wordpress.com/2011/07/sivasp-188.jpg?w=300" medium="image">
			<media:title type="html">sivasp.188</media:title>
		</media:content>

		<media:content url="http://filizelasu.files.wordpress.com/2011/07/sivas-p-1961.jpg?w=300" medium="image">
			<media:title type="html">sivas p.196</media:title>
		</media:content>
	</item>
		<item>
		<title>“Ben var İstanbul’u çok sevmek, Turkish kebap yemek&#8230;”</title>
		<link>http://filizelasu.com/2011/06/11/%e2%80%9cben-var-istanbul%e2%80%99u-cok-sevmek-turkish-kebap-yemek-%e2%80%9d/</link>
		<comments>http://filizelasu.com/2011/06/11/%e2%80%9cben-var-istanbul%e2%80%99u-cok-sevmek-turkish-kebap-yemek-%e2%80%9d/#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 11 Jun 2011 11:31:06 +0000</pubDate>
		<dc:creator>filizelasu</dc:creator>
				<category><![CDATA[Yeni Harman Yazıları]]></category>
		<category><![CDATA[Akp ve popülizm]]></category>
		<category><![CDATA[AKP ve İstanbul]]></category>
		<category><![CDATA[Çılgın Proje]]></category>
		<category><![CDATA[Erdoğan ve İstanbul]]></category>
		<category><![CDATA[Seksi Türk erkekleri]]></category>
		<category><![CDATA[Türk erkekleri ve turistler]]></category>
		<category><![CDATA[Türk erkeklerinin seksiliği]]></category>
		<category><![CDATA[Türk erkeğinin imajı]]></category>
		<category><![CDATA[Türkiye'nin imajı]]></category>
		<category><![CDATA[Türkiye'ye hayran yabancılar]]></category>
		<category><![CDATA[turist gözüyle İstanbul]]></category>
		<category><![CDATA[İstanbul turizmi]]></category>
		<category><![CDATA[İstanbul ve mimari]]></category>
		<category><![CDATA[İstanbul'a iki büyük şehir]]></category>
		<category><![CDATA[İstanbul'da kentsel yaşam]]></category>
		<category><![CDATA[İstanbul'da şehir planlamacılığı]]></category>
		<category><![CDATA[İstanbul'un çirkinliği]]></category>
		<category><![CDATA[İstanbul'un güzelliği]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://filizelasu.com/?p=633</guid>
		<description><![CDATA[Eskiden “bazı” gazetelerde Türk erkeklerinin ne kadar beğenildiğine, turist kadınların bizim erkekler için nasıl yanıp tutuştuğuna dair bir dolu haber çıkardı. Çoğunluğunun uydurma olduğu kesin olan bu haberlerde, bir kaç yarı çıplak, sarışın kadın fotoğrafının altına: “Helga, Türk erkeklerine bayılıyor!”, &#8230; <a href="http://filizelasu.com/2011/06/11/%e2%80%9cben-var-istanbul%e2%80%99u-cok-sevmek-turkish-kebap-yemek-%e2%80%9d/">Continue reading <span class="meta-nav">&#8594;</span></a><img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=filizelasu.com&amp;blog=9463127&amp;post=633&amp;subd=filizelasu&amp;ref=&amp;feed=1" width="1" height="1" />]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://filizelasu.files.wordpress.com/2011/06/cartoon2821.jpg"><img class="alignleft size-medium wp-image-636" title="cartoon282" src="http://filizelasu.files.wordpress.com/2011/06/cartoon2821.jpg?w=225&#038;h=300" alt="" width="225" height="300" /></a>Eskiden “bazı” gazetelerde Türk erkeklerinin ne kadar beğenildiğine, turist kadınların bizim erkekler için nasıl yanıp tutuştuğuna dair bir dolu haber çıkardı. Çoğunluğunun uydurma olduğu kesin olan bu haberlerde, bir kaç yarı çıplak, sarışın kadın fotoğrafının altına: “Helga, Türk erkeklerine bayılıyor!”, “Türk erkeğinin ününü duyan turist kadınlar, Akdeniz kıyılarını hezimete uğrattı!” gibisinden başlıklar atılır ya da plajlarda bikinileri ile güneşlenen kadınları hortumla ıslatan yavşak otel görevlilerinin fotoğrafları çekilip altına “Nataşa, Türk erkeğinin hortumunu çok beğendi!” gibisinden yalan haberler yapılırdı.<span id="more-633"></span></p>
<p>Bu haberleri gerçek zannedip Ege ve Akdeniz’deki bilimum kıyılara ve turistik beldelere akın eden erkeklerin, turistlerle, turist kadınlarla etkileşimi herhalde Dünya Taciz istatistiklerine kendi alanında rekorlar kırarak girmiştir! “Taciz” diyorum, çünkü onca yıl yurtdışında yaşamış biri olarak, gittiğim ülkelerde, tanıştığım onca milletin insanıyla yaptığım sohbetlerde, Türk erkeği üzerine yegâne “imajın” turist kadınlara olan taciz olduğuna ben çok tanık oldum. Şimdiye kadar, Türkiye’de bulunmuş, Türkiye’yi turist olarak ziyaret etmiş bir kadının Türkiye sokaklarında, kıyılarında kendini “rahat ve özgür” hissetmiş olduğunu ise hiç duymadım! Duyan varsa, işte email adresim, haber versin, şaşırayım!</p>
<p>Kimi erkeklerimizi hayrete düşürecek olsa da şu gerçeği yeniden ifade etmek gerekiyor: Dünya’nın hiç bir aklı başında kadını, taciz edilmeyi, yatağa atılacak kolay lokma olarak görülmeyi, seks objesi olmayı istemez, bunun için de bir ülkeye turist olarak gitmez! Türkiye’ye turist olarak gelmiş tüm kadınların, ortak şikayet konusu her zaman Türk erkeklerinden gördükleri sözlü, fiziksel, hiçbiri olmasa “bakışlarla” yapılan tacizdir! Bu durum şimdilerde değişti mi? Sanmıyorum! Halen, kıyılarımızı istila etmiş, çoğunluğu kara-yağız bir dolu genç, turizm ve ülke imajına “erkeklikleri” ile katkılarını sunmaya tam gaz devam ediyor&#8230; Gittiğim tüm gezi ve seyahatlerde, bulunduğum restaurant, kafe-bar, tekne turlarında önümde, yanıbaşımda, her yerde duyduğum, tanık olduğum konuşma ve sohbetlerden, görüntülerden yapıyorum bu çıkarımı&#8230;</p>
<p>Neyse, konuyu getirmek istediğim nokta, sevgili medyamızın körükleyerek milli komplekslerimizin hem yaratılma hem de beslenme sürecine katkıda bulunduğu “Türk erkeği” efsanesine benzer bir diğer imaj malzemesi, “İstanbul”! “İstanbul’a tüm Dünya’nın hayran olduğu” gibisinden manşetler sık sık basında yer alıyor, İstanbul’u ziyaret eden dünyaca ünlü sanatçılar, devlet adamları röportajlarında “İstanbul’un güzelliğine”, “İstanbul’un muhteşemliğine” mutlaka değiniyor! Bu haberlere göre, hepsi İstanbul’a bayılıyor, İstanbul’un ne müthiş bir şehir olduğunu söylüyor, İstanbul’a yeniden gelebilmek için yanıp tutuşarak ülkelerine dönüyor&#8230;</p>
<p>İşin ilginci, Ak Parti Hükümeti’nin üyeleri ve Başbakan Tayyib Erdoğan, tüm bu haberlerden etkileniyor, bu haberlere ciddi ciddi inanıyor gibi görünüyorlar! Zira, ülkenin tüm diğer yörelerini, şehirlerini unutup habire İstanbul’a odaklanıyor, İstanbul’u hedef alan politikalar, projeler üretmek için “çılgına dönüyorlar”! Mesela, geçtiğimiz Nisan ayında “Hedef 2023” olarak isimlendirilen ve  Amerika- İngiltere seçim kampanyası havasında sunulan Ak Parti Seçim Beyannamesi,  Başbakanımızın “ustalık” döneminin ürünü olarak ve “popülizm yapmadığı” savıyla,  İstanbul’u hedef alan bir dolu projeyle dikkatimize sunuldu. Yine aynı günlerde, halkımızın aklı, önce “açıklanmayan”, sonra “açıklanan” bir diğer “çılgın İstanbul projesi” ile günlerce meşgul edildi. Olay bununla da kalmadı, projenin çılgınlığı gözleri kararttı, başları döndürdü, muhalif partiler “uçuk”, “ölçüsüz” vaatlerde bulunmakla suçlanırken, “patent” sahibi kimi Ak Partililer, onlara destek verenlerin “İstanbul’u Paris yapacağız!” sözlerini dahi hakaret kabul edip “Sizin hayalleriniz, kapasiteniz o kadar!” diyerek onları eleştirdi ve mega-büyük hayal güçlerinin gururuyla kendinden geçti&#8230;</p>
<p><strong><em>‘Yüce Allahım, sen akıl fikir ver kullarına!’ diyerek yazmayı burada kesmeyi ne kadar isterdim&#8230; Vicdanım elvermiyor&#8230; Kahretsin! </em></strong></p>
<p>Sevgili Ak Partililer, Türk erkeğinin dünyanın en seksi erkeği olmadığı, tüm dünya kadınlarının onlar için yanıp tutuşmadığı nasıl aleni bir gerçekse, “İstanbul’un dünyanın en güzel şehri olmadığı” da öyle bir şey! Maalesef, işte burada, yüreğim acıyarak açıklıyorum! “Dünya’nın incisi” şehirleri keşfetmek istiyorsanız dolaşın biraz! Mesela, İspanya’ya, İtalya’ya, Portekiz’e, Çekoslovakya’ya, Yeni Zelanda’ya, gidin! Büyük nüfuslu olup da, hâlâ yaşanabilir standartlara ve medeniliğe sahip şehir arıyorsanız Berlin’e gidin, Avrupa şehirlerine bakın!  Tarihin, doğanın korunduğu, insanların birbirinin üzerinde, tepesinde yaşamadığı, planlamanın, denetimin yapıldığı, sokakların, kaldırımların, kıyıların, ormanların, derelerin özel sermayeye peşkeş çekilmediği yerleri görün! Turistleri taciz eden Türk erkeğinin, nasıl üzerinde çalışıldığı, eğitildiği, yardım edildiği takdirde değişme, dönüşme, tacizcilikten kurtulma potansiyeli varsa, şehirlerin de aynı şekilde, daha iyi, daha yaşanabilir, nefes alınabilir, kişilikli yerler haline getirilebileceğini düşünün! Bunun için “çılgın projeler” hazırlayın!</p>
<p>Daha bir kaç yıl öncesine kadar İstanbul hakkında 1950’lerde yapılmış “İstanbul, not Constantinapol!” şarkısından başka bir şey duymamış ve Türkiye hakkında “Midnight Express” dışında bir fikri olmayan Amerikalı turistler, İstanbul’u görünce, “Wow, what a beautiful city!” diyecektir elbette! Onlara inanmayın sevgili Ak Partililer! Şimdiye kadar, Türkiye’yi sadece “insan hakları ihlâlleri”, “çarşaflı kadın resimleri” ve “barbar Türkler” söylemleri üzerinden tanıyan pek çok Avrupalı, şehri bir kaç günlüğüne ziyaret edip, tarihi yarımadanın dışına fazla çıkmayınca, İstanbul’un tarihini, kültürel zenginliğini burada görüp, konumundan etkilenince tabii ki “What an amazing city!” diyecektir. Bunlara da kanmayın sevgili devlet büyüklerimiz! Bilin ki tüm bu turistler, önlerinde uzanan uçsuz bucaksız beton yığınlarını, ucube binaları, medeniyet yoksunu kaldırımları, trafiği, binalarla katledilmiş Boğaz’ın tepelerini, 15 milyon nüfusu sayesinde nefes almanın, yürümenin imkansız olduğu sokakları görünce görmemezlik edemez! Ve inanın hiçbiri, İstanbul’a yeniden dönmek için, başka bir sebebi yoksa, yanıp tutuşuyor olamaz! Kısacası, kimler size “İstanbul çok güzel, ayıldık, bayıldık!” diyorsa ya yalan söylüyor, ya da kibarlıklığından öyle laflar ediyordur&#8230;</p>
<p><a href="http://filizelasu.files.wordpress.com/2011/06/kozyatac49fc4b11.jpg"><img class="alignleft size-full wp-image-637" title="kozyatağı" src="http://filizelasu.files.wordpress.com/2011/06/kozyatac49fc4b11.jpg?w=120&#038;h=89" alt="" width="120" height="89" /></a>İşte buradan sesleniyorum Başbakanımıza, devlet büyüklerimize: Medya’ya inanmayın! İstanbul güzel-müzel değil, İstanbul “ucube”! İstanbul, 100 sene önce güzeldi mutlaka, 50 sene öncesine kadar “Batı ile Doğu arasında bir köprüydü!” Şimdi değil&#8230; Şimdi İstanbul, Batı’yı “ekonomik büyümeye”, Doğu’yu ise “türbana” indirgemiş, kişiliksiz, ruhsuz bir beton yığını! Şimdi İstanbul, Amerikalıların “İstanbul’daki kadar alış-veriş merkezi, Amerika’da bile yok!” dediği; sokaklarında “40 gün 40 Gece Alış-Veriş Festivalleri” düzenlenen; şehri dolduran insanların yüzünde en küçük bir “gülümsemenin” görülmediği;  tüm “görgü” kurallarının unutulmuş olduğu; tüm “değerlerin” yokolmuş olduğu çirkin bir metropol, bir pazar, iş merkezi&#8230;</p>
<p>Sevgili Ak Partililer, İstanbul, 1453 tarihinde hepimizin ecdadı Fatih Sultan Mehmet tarafından fethedildi! Müslüman Türkler tarafından! Bir daha denemenize gerek yok!  Bu şehir, 1960’lardan beri “demokrasinin” nimetlerini keşfeden Türk halkı ve bilhassa mütaahhitleri  tarafından kuşatma altındaydı zaten! 10 yıl önce can çekişerek öldü&#8230; Bu şehri yeniden hayata döndürecek çılgın bir projeniz yoksa bırakın bu işi! Hiç değilse ölüsüne rahat verin, cesedini didik didik etmekten, ne olur, vazgeçin&#8230;</p>
<p><strong>Bu makale Yeni Harman Dergisi&#8221;nin Mayıs 2011 sayısında yayınlanmıştır. Copyrights@filizelasu</strong></p>
<br /> Tagged: <a href='http://filizelasu.com/tag/akp-ve-populizm/'>Akp ve popülizm</a>, <a href='http://filizelasu.com/tag/akp-ve-istanbul/'>AKP ve İstanbul</a>, <a href='http://filizelasu.com/tag/cilgin-proje/'>Çılgın Proje</a>, <a href='http://filizelasu.com/tag/erdogan-ve-istanbul/'>Erdoğan ve İstanbul</a>, <a href='http://filizelasu.com/tag/seksi-turk-erkekleri/'>Seksi Türk erkekleri</a>, <a href='http://filizelasu.com/tag/turk-erkekleri-ve-turistler/'>Türk erkekleri ve turistler</a>, <a href='http://filizelasu.com/tag/turk-erkeklerinin-seksiligi/'>Türk erkeklerinin seksiliği</a>, <a href='http://filizelasu.com/tag/turk-erkeginin-imaji/'>Türk erkeğinin imajı</a>, <a href='http://filizelasu.com/tag/turkiyenin-imaji/'>Türkiye'nin imajı</a>, <a href='http://filizelasu.com/tag/turkiyeye-hayran-yabancilar/'>Türkiye'ye hayran yabancılar</a>, <a href='http://filizelasu.com/tag/turist-gozuyle-istanbul/'>turist gözüyle İstanbul</a>, <a href='http://filizelasu.com/tag/istanbul-turizmi/'>İstanbul turizmi</a>, <a href='http://filizelasu.com/tag/istanbul-ve-mimari/'>İstanbul ve mimari</a>, <a href='http://filizelasu.com/tag/istanbula-iki-buyuk-sehir/'>İstanbul'a iki büyük şehir</a>, <a href='http://filizelasu.com/tag/istanbulda-kentsel-yasam/'>İstanbul'da kentsel yaşam</a>, <a href='http://filizelasu.com/tag/istanbulda-sehir-planlamaciligi/'>İstanbul'da şehir planlamacılığı</a>, <a href='http://filizelasu.com/tag/istanbulun-cirkinligi/'>İstanbul'un çirkinliği</a>, <a href='http://filizelasu.com/tag/istanbulun-guzelligi/'>İstanbul'un güzelliği</a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gocomments/filizelasu.wordpress.com/633/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/comments/filizelasu.wordpress.com/633/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godelicious/filizelasu.wordpress.com/633/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/delicious/filizelasu.wordpress.com/633/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gofacebook/filizelasu.wordpress.com/633/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/facebook/filizelasu.wordpress.com/633/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gotwitter/filizelasu.wordpress.com/633/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/twitter/filizelasu.wordpress.com/633/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gostumble/filizelasu.wordpress.com/633/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/stumble/filizelasu.wordpress.com/633/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godigg/filizelasu.wordpress.com/633/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/digg/filizelasu.wordpress.com/633/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/goreddit/filizelasu.wordpress.com/633/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/reddit/filizelasu.wordpress.com/633/" /></a> <img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=filizelasu.com&amp;blog=9463127&amp;post=633&amp;subd=filizelasu&amp;ref=&amp;feed=1" width="1" height="1" />]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://filizelasu.com/2011/06/11/%e2%80%9cben-var-istanbul%e2%80%99u-cok-sevmek-turkish-kebap-yemek-%e2%80%9d/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
	
		<media:content url="http://0.gravatar.com/avatar/6c650ddeb170da910cb4aedb1faf2f6f?s=96&#38;d=identicon&#38;r=G" medium="image">
			<media:title type="html">filizelasu</media:title>
		</media:content>

		<media:content url="http://filizelasu.files.wordpress.com/2011/06/cartoon2821.jpg?w=225" medium="image">
			<media:title type="html">cartoon282</media:title>
		</media:content>

		<media:content url="http://filizelasu.files.wordpress.com/2011/06/kozyatac49fc4b11.jpg" medium="image">
			<media:title type="html">kozyatağı</media:title>
		</media:content>
	</item>
		<item>
		<title>NATO ve Büyük Ortadoğu Projesi</title>
		<link>http://filizelasu.com/2011/05/12/nato-ve-buyuk-ortadogu-projesi/</link>
		<comments>http://filizelasu.com/2011/05/12/nato-ve-buyuk-ortadogu-projesi/#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 12 May 2011 20:16:48 +0000</pubDate>
		<dc:creator>filizelasu</dc:creator>
				<category><![CDATA[Yeni Harman Yazıları]]></category>
		<category><![CDATA[Arap ülkelerinde isyanlar ve Amerika]]></category>
		<category><![CDATA[Arap ülkelerinde isyanlar ve NATO]]></category>
		<category><![CDATA[Arap Baharı]]></category>
		<category><![CDATA[Başbakan Erdoğan'ın Eşbaşkanlığı]]></category>
		<category><![CDATA[Büyük Ortadoğu Projesi]]></category>
		<category><![CDATA[BOP]]></category>
		<category><![CDATA[Erdoğan ve BOP Eşbaşkanlığı]]></category>
		<category><![CDATA[Nato]]></category>
		<category><![CDATA[NATO ve Avrupa Topluluğu]]></category>
		<category><![CDATA[Türkiye ve Libya'ya müdahale]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://filizelasu.com/?p=628</guid>
		<description><![CDATA[Soğuk Savaş süresince “ortak tehdit” olarak görülen Sovyetler Birliği’nin dağılması ile, NATO’nun varolma gerekçesinin de yokolacağı ve örgütün yavaş yavaş çözüleceği düşünülmüştü. Aksine, 1989’dan bugüne, NATO üye sayısını 28’e çıkardı, görev tariflerini çeşitlendirdi ve geçtiğimiz günlerde ABD liderliğinde İngiltere ve &#8230; <a href="http://filizelasu.com/2011/05/12/nato-ve-buyuk-ortadogu-projesi/">Continue reading <span class="meta-nav">&#8594;</span></a><img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=filizelasu.com&amp;blog=9463127&amp;post=628&amp;subd=filizelasu&amp;ref=&amp;feed=1" width="1" height="1" />]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://filizelasu.files.wordpress.com/2011/05/nato1.jpg"><img class="aligncenter size-full wp-image-630" title="nato" src="http://filizelasu.files.wordpress.com/2011/05/nato1.jpg?w=128&#038;h=85" alt="" width="128" height="85" /></a></p>
<p>Soğuk Savaş süresince “ortak tehdit” olarak görülen Sovyetler Birliği’nin dağılması ile, NATO’nun varolma gerekçesinin de yokolacağı ve örgütün yavaş yavaş çözüleceği düşünülmüştü. Aksine, 1989’dan bugüne, NATO üye sayısını 28’e çıkardı, görev tariflerini çeşitlendirdi ve geçtiğimiz günlerde ABD liderliğinde İngiltere ve Fransa tarafından başlatılan Kaddafi güçlerine yönelik BM onaylı askeri müdahaleyi devralarak, dünya gündemini belirlemekten vaçgeçmeyeceğini gösterdi.<span id="more-628"></span></p>
<p>Başbakan Tayyip Erdoğan’ın 1 Mart 2011’de Türk Alman Ekonomi Kongresi’nde bir soru üzerine “Böyle bir saçmalık olur mu yahu? NATO&#8217;nun ne işi var Libya&#8217;da?” (1) demesine rağmen 24 Mart günü sunulan tezkerenin Meclis’te onaylanması ile Libya’ya NATO kumandası altında 5 gemi ve 1 denizaltı göndermeyi kabul etmesi ilginç bir gelişme hatta, bir tutarsızlık örneği olarak görülebilir.  Ancak, 9/11 olayları sonrası, Büyük Ortadoğu Projesi’nin, George Bush yönetimi tarafından tüm Dünya’ya tanıtılması sırasında yapılan toplantılarda, NATO’nun bu projeyle ilişkilendirilmesi çeşitli vesilelerle ifade edildiğinden bu sonucun, kanımca, pek şaşırtıcı olmadığını kabul etmek lazım. Mesela, 17-19 Ekim 2003 tarihleri arasında Prag’da yapılan NATO konferansında, ABD’nin o zamanki NATO temsilcisi Nicholas Burns, NATO’nun uzun vadede geleceğinin, küresel krizleri yatıştırmak ve bertaraf etmek olduğunu, bunu oturarak değil, aktif bir şekilde ve dikkatlice askeri güçlerini Güney’e ve Doğu’ya yöneltmekle mümkün kılabileceğini söylüyor ve ABD&#8217;nin tercihini müttefik ülkelere şu şekilde özetliyordu: “NATO’nun geleceği, inanıyoruz ki, Doğu ve Güney’dir. Bu, Büyük Ortadoğu’dur:” (2)</p>
<p>Nitekim, Haziran 2004’de, İstanbul’daki NATO toplantısı’nda üye ülkelerin devlet başkanları tarafından Ortadoğu ve Körfez ülkelerine yönelik, “İstanbul İşbirliği İnsiyatifi” (İstanbul Cooperation İnitiative) isimli bir teklif sunuldu ve Bahreyn, Kuveyt, Oman, Katar, Birleşik Arap Emirlikleri ve Suudi Arabistan’la NATO arasında, özellikle “güvenlik” alanında, bölgesel “istikrar” sağlamak amaçlı çabaların arttırılmasına yönelik çalışmalara başlandı. Aynı amaçlı, benzer bir çalışma, 1994 yılında, Akdeniz Diyaloğu (Mediterrennian Diyalogue) adı altında Cezayir, Mısır, İsrail, Ürdün, Fas, Tunus, Moritanya ülkeleri ile başlatılmıştı. Birleşik Arap Emirlikleri ve Katar dışındaki Körfez ülkeleri yasaları gereği topraklarında NATO varlığına izin vermeseler de, her iki kuruluşun aynı amaca hizmet ettiği, NATO ile bu ülkeler arasındaki ilişkileri geliştirmeye ve güçlendirmeye yönelik olduğu, NATO’nun kendi sayfalarında belirtilmekte.</p>
<p>Her ne kadar, Sn. Başbakanımız “BOP’un ölü doğmuş olduğunu” (3) söylese, ve kendisinin “Bop’un Eşbaşkanı” olduğu yolunda bir söyleminin bulunmadığını, bu konudaki demeçlerinin  kötü niyetli kişilerce yanlış yorumlandığını ifade etse de, gerek Internet&#8217;in, gerekse yazılı basının, yerli-yabancı pek çok örnekle dolu olduğunu belirtmek isterim. Buna rağmen, BOP’un (Greater Middle Eastern Initiative) ne olduğunu hatırlamanın, hepimiz için, özellikle son günlerin gelişmeleri ışığında, faydalı olduğunu da&#8230;</p>
<p>Amerika Birleşik Devletleri&#8217;nin 90’lı yıllardan itibaren, Amerika’nın küresel hegemonyasının nasıl korunacağına yönelik dış politika önceliklerini genel hatlarıyla açıklayan Ulusal Güvenlik Stratejisi’nin 2002’deki versiyonu (Bush Doktrini) öncekilerden iki noktada farklılık gösteriyordu: potensiyel düşmana  “önleyici saldırı” ve demokratik rejim değişikliğine destek vermek (4). George W. Bush’un 2010&#8242;da yayınlanan “Karar Noktaları”/Decision Points isimli kitabına gore, Bush Doktrini 4 ana noktadan oluşuyor. Bunlar kendi sözleri ile:</p>
<p>“1.Teröristler ve onları barındıran milletler arasında ayırım yapmadan, ikisini de sorumlu tut,</p>
<p>2. Düşman bize saldırmadan önce, mücadeleyi ülke dışında yap,</p>
<p>3. Tehditler gerçekleşmeden önce bul ve yüzleş,</p>
<p>4. Düşman ideolojisi olan korku ve baskıya karşı, özgürlük ve umudu teşvik et.”</p>
<p>Soğuk Savaş yılları boyunca Orta Doğu’daki diktatörleri kendi elleriyle yaratıp desteklemekte hiç bir sakınca görmeyen, petrolün akışında bir sorun çıkmadığı sürece halkların özgürlüğünü önemsemeyen Amerika Birleşik Devletleri, 9/11 sonrası Irak&#8217;ın işgaliyle “rejim değişikliği”, “demokrasi” gibi kelimeleri Saddam&#8217;ı devirmek için kullanmakla birlikte, Irak&#8217;taki direniş karşısında, işgal ve zor kullanmanın uzun vadede işe yaramayacağının da farkına vardı.</p>
<p>Ortadoğu&#8217;nun önemi ve dönüştürülmesine yönelik teorilerin, daha önceki yıllarda  Bush ekibi ve teorisyenleri tarafından ifade edilmesine karşın, Büyük Ortadoğu projesine yönelik somut adımların 9/11&#8242;le birlikte gerçeklik kazandığını görüyoruz. Bunlardan ilki 2002&#8242;de “Ortadoğu Ortaklık İnisiyatifi”(Middle East Partnership İnitiative/ MEPI) adı altında kurulmuş olan, Ortadoğu ve Kuzey Afrika&#8217;da reform hareketlerini desteklemeye yönelik, Dick Cheney&#8217;nin kızı “Elisabeth Cheney&#8217;nin” başına getirilmiş olduğu kuruluş. Bu kuruluşun, bölge için 5 amacı var: sivil toplumu güçlendirmek; kadın ve gençleri güçlendirmek; eğitimi yaygınlaştırmak ve iyileştirmek; ekonomik reformu desteklemek; ve politik katılımı arttırmak. Bunların gerçekleşmesi için ulusal ve uluslarası sivil toplum örgütlerine parasal yardım sağlamak; yerel hükümetlerin ve sermaye sahiplerinin projelerine destek vermek; çok uluslu Amerikan şirketlerinin ve Avrupa Topluluğu&#8217;nun bu projelere destek ve ortaklığını sağlamak MEPI&#8217;nin çalışmaları arasında. Merkez binası Washington&#8217;da olan kuruluşun, bölgesel merkez binaları Tunus ve Abu Dhabi&#8217;de. Bu merkezlere bağlı ofisler ise Bahreyn, Ürdün; Kuveyt, Oman, Katar, Suudi Arabistan, Birleşik Arap Emirlikleri,Yemen, Cezayir, Mısır, İsrail, Lübnan, Libya ve Fas&#8217;ta.</p>
<p>Ortadoğu Ortaklık İnsiyatifi(MEPI)&#8217;nin şimdiye kadar gerçekleştirdiği çalışmalara yönelik kimi örnekler ise bakın şöyle: Mısır&#8217;da “yargı reformu” seminerleri; körfez ülkelerinde kadınlar için okuma yazma seferberlikleri; ABD-Orta Doğu üniversitelerinde özel akademisyen ve öğrenci değişim programları; Kadın Gazetecileri Eğitim Programları; çocuk-odaklı öğretim tekniklerinin geliştirilmesine yönelik çalışmalar; Arap okullarındaki kitaplardan “Yahudi düşmanlığını” körükleyen cümlelerin çıkarılmasına yönelik reform ve öğretmen eğitimi&#8230;</p>
<p>Büyük Ortadoğu projesinin önemli bir ayağını oluşturan bu kuruluşa ilaveten, Şubat 2003&#8242;te “ABD-Orta Doğu Serbest Bölgesi&#8217;nin” kurulması da öngörüldü. Proje&#8217;nin hayat bulması için çeşitli hükümetler ve uluslarası kuruluşlarla toplantılara nazaran, Bush&#8217;un 6 Kasım 2003&#8242;te, “Ulusal Demokrasileri Destekleme Fonu&#8217;nda” (National Endowment for Democracy) yaptığı ünlü konuşma, Büyük Ortadoğu Projesine yönelik Dünya kamuoyuna verilen ilk sinyallerden biri olarak görülebilir. Bu konuşmasında Bush, Amerika’nın Ortadoğu’da özgürlükleri ileriye götürecek yeni bir stratejisi’nin olduğunu, bunun ancak uzun vadede gerçekleşebileceğini, “özgürlük eksikliği” yüzünden Ortadoğu ve Dünya&#8217;nın çok kötü sonuçlara katlanmak zorunda kaldığını, Ortadoğu’daki kimi hükümetlerin hâlâ eski kötü alışkanlıklarına devam etmelerine rağmen, çoğu hükümetin “değişimin” gerekliliğini görmeye başladığını anlattı. Aynı zamanda, NED&#8217;e bu proje kapsamında kullanması için 40 milyon dolarlık bütçe verildiğini açıkladı. (5)</p>
<p>Büyük Ortadoğu Projesi&#8217;ne yönelik orijinal ABD belgesi, Şubat 2004 yılında, Arap gazetesi Al-Hayat&#8217;a sızdı. Bu belge, 22 Arap ülkesine ilaveten, İsrail, Pakistan, Afganistan ve Türkiye&#8217;yi kapsıyor ve bu ülkelerde reformların yanısıra, sınır değişikliklerinin de olabileceğini öngörüyordu. Aynı ay içersinde, Amerika&#8217;nın Sea Island Georgia kentinde yapılan G-8 toplantısında, George Bush, Büyük Ortadoğu Projesi&#8217;nin resmi açılışını yaparak, iki kararın çıkarılmasını sağladı. Bunlar: “Büyük Ortadoğu ve Kuzey Afrika İnsiyatifi” ve “G-8 Reform Destek Planı” isimli kararlardı. Mübarek&#8217;in ve çoğu liderin gelmeyi reddettiği bu toplantıya Afganistan, Cezayir, Bahreyn, Ürdün, Tunus, Yemen, Türkiye ve Irak katıldı. Burada kabul edilen karar, orijinal belgenin biraz daha hafifletilmiş versiyonu idi ve sorunun çözümü için Arap-İsrail çatışmasının çözümlenmesinin esas olduğunu kabul ediyor, reformun dışarıdan değil, ülkelerin kendi içinden başlatılması gerektiğini, hükümetlerin değişmesinin ille de şart olmadığını, bunun için uluslarası standartların bulunmadığını ve her ülkenin değişimin hızı ve boyutu hakkında kendisinin karar vermesi gerektiğini, hükümetler arası görüş alışverişinde bulunulması gerektiği ve sivil toplum örgütleri ile iş çevreleri arasında konferanslar düzenlenmesinin önemini savunuyordu. (6)</p>
<p>Aynı tarihte, ABD Savunma Bakan yardımcısı Paul Wolfowitz CNN Türk&#8217;e verdiği bir demeçte, Türkiye&#8217;nin proje için önemini bakın şöyle belirtiyordu: “Ortadoğu ve tüm bölgede, Amerika ve Türkiye&#8217;nin paylaştığı pozitif değerlerin, demokrasinin olduğu bir geleceği inşa etmeye bakıyoruz. Bu konuda, ortaklar olarak çalıştığımızı düşünüyorum. Bu önemli bir nokta.” (7)</p>
<p>Rusya Federasyonu&#8217;na yapmış olduğu gezideki konuşmasında, Başbakan Erdoğan ise şunları söyleyecekti: “ Türkiye, iyi yönetilen, etkin bir ekonomiye sahip, daha demokratik, özgür ve barışçıl bir Orta Doğu görmek istiyor. Bu yüzden,Türkiye&#8217;nin bölge için arzuladıkları, Büyük Orta Doğu Projesi&#8217;nin pozitif amaçlarıyla uyum içersindedir.” (8)</p>
<p>11 Mart 2004 tarihli makalesinde Le Figaro&#8217;dan Alexandrine Bouilhet, Avrupalı ve Amerikalılar arasındaki konuya ilişkin görüş ayrılıklarını şöyle anlatıyordu: ”Arap-Müslüman dünyasının reformunu amaçlayan büyük planda, Washington NATO&#8217;nun en büyük rolü oynamasını istiyor. Ancak bu, Amerikalılarla Avrupalılar arasındaki hassas bir konuda tansiyonun yeniden yükselmesine neden oluyor&#8230;Önümüzdeki İstanbul toplantısı öncesi, ABD müttefilerini ikna etmek zorunda&#8230;Şu an Avrupa Topluluğu izlemede, Fransa ve Almanya kuşkulu&#8230;Çünkü Fransa ve Almanya çifti bu planın biraz “sakar” hatta tehlikeli olabileceğini düşüncesinde&#8230;Onlar, ekonomik ve sosyal gelişmenin gerekliliğinden bahsediyorlar, ABD ise “güvenlik” yönünden&#8230;Fransız-Alman planı NATO&#8217;nun rolünü minimuma indiriyor&#8230;ve önceliği İsrail-Filistin meselesinin çözümüne veriyor.”</p>
<p>Şu an, Kuzey Atlantik Antlaşması Örgütü NATO (The North Atlantic Treaty), Afganistan’da 130.000 askerle  Taliban’a karşı operasyon yürütüyor; Kosovo’da 10.000 askerle Sırplar ve Müslüman Arnavutlar arasında barışı gözetiyor; Somali açıklarında korsanlarla savaşıyor; Akdeniz’de terörist etkinlikleri önlemek için gemi trafiğini kontrol ediyor (Akdeniz’i gözetim altında tutuyor); Irak Hükümetine çeşitli eğitim hizmetleri sunuyor; Somali’de Afrika Gücü’ne yardım ediyor. (9) Libya&#8217;ya müdahale dolayısıyla müttefik güçleri arasında görüş ayrılıklarının olduğu, Almanya&#8217;nın harekete hiçbir şekilde karışmamayı seçerek, Birleşmiş Milletler Güvenlik Kurulu oylamasında Rusya, Çin, Hindistan ve Brazilya ile aynı saflarda yer alması ilginç bir gelişme. Yine, Fransızların Avrupa Topluluğu&#8217;nun NATO&#8217;dan bağımsız, kendine ait bir savunma örgütüne dair arzusuna rağmen, bu sefer Kuzey Afrika&#8217;daki çıkarlarının korunması için İngiltere&#8217;yle birlikte ikili bir ortaklığa gitmesi ve bunu NATO içersindeki mekanizmaları kullanarak yapması, ileride başka ilginç gelişmelere tanık olabileceğimizin işaretlerini taşıyor…</p>
<p>Bu makaleyle amacımın, geçtiğimiz aylarda Arap ülkelerinde başlayan ve tüm Dünya kamuoyunu şaşırtan halk hareketlerinin olumlu yanlarını gözardı etmek olmadığının altını çizmek isterim. Bölge ülkelerinin ve halklarının özgürlük, demokrasi ve daha iyi bir hayat için talepleri tabii ki, herkesin ki gibi geçerlidir ve bu doğrultudaki kazanımlar tüm coğrafyanın faydasına görülmelidir. Ancak, gözlemlediğimiz gelişmeler ve Büyük Ortadoğu Projesine yönelik çabalar arasındaki paralellikleri görmezden gelmek de yararımıza olamaz. Sonuçta, Büyük Ortadoğu Projesiyle, bir coğrafya&#8217;nın, Dünya&#8217;nın hegemon ülkesi tarafından onun yaşam tarzı ve sosyo-ekonomik-politik ilkeleri çerçevesinde manipüle edilerek, dönüştürülmesine, başka bir tabirle neo-liberal kapitalist sisteme entegre olmasına yönelik, planlı bir stratejinin amaçlandığını ve mevcut olduğunu görüyoruz. Halbuki, bu sistemin içerdiği çelişkiler dolayısıyla şimdiye kadar dünya halklarına ve medeniyetlerine yaşattığı felaketleri sorgulamanın en doğal hak olduğunu ve başka bir dünyanın mümkün olduğuna dair umudun halkların elinden alınmamasının elzem olduğunu da biliyoruz&#8230;</p>
<p><strong>Referanslar</strong></p>
<p>(1)   <a href="http://www.d%c3%bcnyahaber.com/">www.dünyahaber.com</a></p>
<p>(2)   Aynı, konferansta panelistlerden biri olan Sn. Onur Öymen, herhalde, doğrulayacaktır bu konuşmayı ve içeriğini…</p>
<p>(3)   Atv/25.02.11</p>
<p>(4)   Wikipedia</p>
<p>(5)   BBC</p>
<p>(6)   J. Girdner, “NATO and the Greater Middle East”, Prague Security Studies Institute, 2004</p>
<p>(7)   TÜSİAD, Sayı 7, Temmuz 2007</p>
<p>(8)   <a href="http://www.eng.globalaffairs.ru/">www.eng.globalaffairs.ru</a></p>
<p>(9)   <a href="http://www.nato.com/">www.nato.com</a></p>
<p><strong>Bu makale, Yeni Harman Dergisi&#8217;nin Nisan 2011 sayısında yayınlanmıştır.  Copyrights@Filiz Elasu</strong></p>
<br /> Tagged: <a href='http://filizelasu.com/tag/arap-ulkelerinde-isyanlar-ve-amerika/'>Arap ülkelerinde isyanlar ve Amerika</a>, <a href='http://filizelasu.com/tag/arap-ulkelerinde-isyanlar-ve-nato/'>Arap ülkelerinde isyanlar ve NATO</a>, <a href='http://filizelasu.com/tag/arap-bahari/'>Arap Baharı</a>, <a href='http://filizelasu.com/tag/basbakan-erdoganin-esbaskanligi/'>Başbakan Erdoğan'ın Eşbaşkanlığı</a>, <a href='http://filizelasu.com/tag/buyuk-ortadogu-projesi/'>Büyük Ortadoğu Projesi</a>, <a href='http://filizelasu.com/tag/bop/'>BOP</a>, <a href='http://filizelasu.com/tag/erdogan-ve-bop-esbaskanligi/'>Erdoğan ve BOP Eşbaşkanlığı</a>, <a href='http://filizelasu.com/tag/nato/'>Nato</a>, <a href='http://filizelasu.com/tag/nato-ve-avrupa-toplulugu/'>NATO ve Avrupa Topluluğu</a>, <a href='http://filizelasu.com/tag/turkiye-ve-libyaya-mudahale/'>Türkiye ve Libya'ya müdahale</a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gocomments/filizelasu.wordpress.com/628/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/comments/filizelasu.wordpress.com/628/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godelicious/filizelasu.wordpress.com/628/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/delicious/filizelasu.wordpress.com/628/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gofacebook/filizelasu.wordpress.com/628/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/facebook/filizelasu.wordpress.com/628/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gotwitter/filizelasu.wordpress.com/628/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/twitter/filizelasu.wordpress.com/628/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gostumble/filizelasu.wordpress.com/628/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/stumble/filizelasu.wordpress.com/628/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godigg/filizelasu.wordpress.com/628/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/digg/filizelasu.wordpress.com/628/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/goreddit/filizelasu.wordpress.com/628/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/reddit/filizelasu.wordpress.com/628/" /></a> <img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=filizelasu.com&amp;blog=9463127&amp;post=628&amp;subd=filizelasu&amp;ref=&amp;feed=1" width="1" height="1" />]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://filizelasu.com/2011/05/12/nato-ve-buyuk-ortadogu-projesi/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
	
		<media:content url="http://0.gravatar.com/avatar/6c650ddeb170da910cb4aedb1faf2f6f?s=96&#38;d=identicon&#38;r=G" medium="image">
			<media:title type="html">filizelasu</media:title>
		</media:content>

		<media:content url="http://filizelasu.files.wordpress.com/2011/05/nato1.jpg" medium="image">
			<media:title type="html">nato</media:title>
		</media:content>
	</item>
		<item>
		<title>“Yüzünü Güneşe Dön, Gölgeler Arkana Düşecektir!” *</title>
		<link>http://filizelasu.com/2011/04/04/%e2%80%9cyuzunu-gunese-don-golgeler-arkana-dusecektir%e2%80%9d/</link>
		<comments>http://filizelasu.com/2011/04/04/%e2%80%9cyuzunu-gunese-don-golgeler-arkana-dusecektir%e2%80%9d/#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 04 Apr 2011 13:21:05 +0000</pubDate>
		<dc:creator>filizelasu</dc:creator>
				<category><![CDATA[Yeni Harman Yazıları]]></category>
		<category><![CDATA[Çanakkale Savaşi ve Anzaklar]]></category>
		<category><![CDATA[çevre bilinci ve Maoriler]]></category>
		<category><![CDATA[çok dillilik]]></category>
		<category><![CDATA[çok kültürlülük]]></category>
		<category><![CDATA[çok uluslu toplumlar]]></category>
		<category><![CDATA[Büyük Britanya Milletler Topluluğu]]></category>
		<category><![CDATA[bireysellik ve Maoriler]]></category>
		<category><![CDATA[demokrasi ve çok kültürlülük]]></category>
		<category><![CDATA[kimlik ve çok kültürlülük]]></category>
		<category><![CDATA[Maori]]></category>
		<category><![CDATA[sömürgelerde yaşam]]></category>
		<category><![CDATA[Yeni Zelanda]]></category>
		<category><![CDATA[Yeni Zelanda politik hayatı]]></category>
		<category><![CDATA[Yeni Zelanda tarihi]]></category>
		<category><![CDATA[Yeni Zelanda'nın yerli halkı]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://filizelasu.com/?p=616</guid>
		<description><![CDATA[“Ölürüm! Yaşarım! Ölürüm! Yaşarım! Korkusuz, güçlü adamlardır, Güneşin yeniden parlamasını sağlayan!” Yeni Zelanda’nın yerli halkı Maorilerin geleneksel dansı “Haka’yı sergiliyor “All Blacks” Rugby takımı bir maç öncesi&#8230; Büyük Britanya Milletler Topluluğu (Commonwealth) içersinde en popüler sporlardan biri rugby&#8230;  Maorilerin yüzlerce &#8230; <a href="http://filizelasu.com/2011/04/04/%e2%80%9cyuzunu-gunese-don-golgeler-arkana-dusecektir%e2%80%9d/">Continue reading <span class="meta-nav">&#8594;</span></a><img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=filizelasu.com&amp;blog=9463127&amp;post=616&amp;subd=filizelasu&amp;ref=&amp;feed=1" width="1" height="1" />]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div><span style="font-size:14px;line-height:23px;"><a href="http://filizelasu.files.wordpress.com/2011/04/all_blacks_1116820c.jpg"><img class="aligncenter size-medium wp-image-617" title="all_blacks_1116820c" src="http://filizelasu.files.wordpress.com/2011/04/all_blacks_1116820c.jpg?w=300&#038;h=187" alt="" width="300" height="187" /></a> “Ölürüm!</span></div>
<div>Yaşarım!</div>
<div><span style="font-size:14px;line-height:23px;">Ölürüm!</span></div>
<div><span style="font-size:14px;line-height:23px;">Yaşarım!</span></div>
<div><span style="font-size:14px;line-height:23px;">Korkusuz, güçlü adamlardır,</span></div>
<div><span style="font-size:14px;line-height:23px;">Güneşin yeniden parlamasını sağlayan!”</span></div>
<div><span style="font-size:14px;line-height:23px;">Yeni Zelanda’nın yerli halkı Maorilerin geleneksel dansı “Haka’yı sergiliyor “All Blacks” Rugby takımı bir maç öncesi&#8230; Büyük Britanya Milletler Topluluğu (Commonwealth) içersinde en popüler sporlardan biri rugby&#8230;  Maorilerin yüzlerce yıldır düşmanın yüreğine korku salmak, yıldırmak için savaş alanında sergiledikleri bir tür savaş dansı, savaş çılığı bu! 1900’lü yıllardan beri de Rugby takımı tarafından uluslararası maçlarda kullanılıyor ve bırakın oyuncuların canla başla yaptığı performansı, artık tüm ülkede, ilkokullarda öğretilen bu dansa, bütün Yeni Zelandalılar sahip çıkıyor ( Türkiye Milli Futbol takımının maç öncesi “zeybek” oynadığını hayal edin!)</span></div>
<p><span id="more-616"></span></p>
<p>Yeni Zelandalılarla yolumuz, her iki taraf için son derece önemli bir kavşakta, Çanakkale’de, çakışmış daha önce. Onların “ulus olma” yolundaki önemli kavşaklarından biri bu, aslında bizim de&#8230; Bir de bu kavşakta birlikte durduklarımız, birlikte hareket ettiklerimiz var,  günümüzün moda terimleri içersinde “öbürü”, “diğeri”, “öteki”, “azınlık”, “etnik grup” gibi çeşitli kelimelerle nitelenen, Batı’nın süslü ambalajlarıyla etiketlediğimiz&#8230;</p>
<p>Mesala, Avrupa kökenli, beyaz Yeni Zelandalıların yanısıra, Maori yerlilerinden oluşan bir batarya Gelibolu’ya gönderiliyor  1915’lerde, bizim dedelerimizle savaşsınlar diye. Ancak beyaz olmadıkları için diğer Yeni Zelandalı garnizondan ayrı tutuluyor bu batarya. Bu durumdan memnun olmayan Maori askerlerinin şikayeti üzerine Yeni Zelanda’daki Maori ileri gelenleri ve kurumları harekete geçiyor ve Savunma Bakanlığı’na baskı yapıyor. Sonunda, Yeni Zelanda yetkililerinin itirazları üzerine, İngiliz Kraliyet Donanması, tek bir garnizon olarak birleşmelerine ve Yeni Zelanda’yı temsil etmelerine izin veriyor.</p>
<p><em>Hareket halindeki insan topluluklarının, yolculukları sırasında ve sonunda değiştirdikleri dengeler, doğayla, diğer toplumlarla, üretim ilişkileriyle olan etkileşimleri, dönüşümleri ve dönüştürdükleri&#8230;İnsanlık tarihi bundan ibaret olsa gerek! Habire, öyle ya da böyle, farklı isimler altında, farklı dönemlerde, farklı nedenlerle ama hep bir hareket hali&#8230; Birey olarak, aile olarak, köy, kabile, tüm bir bölge, bir coğrafya, bir millet olarak&#8230; Hareket eden&#8230; Doğal, sosyo-politik, ekonomik, askeri&#8230;vb nedenlerle ivme kazanan, kaybeden, göç eden, giden, kalan, çoğalan, azalan, değişen, dönüşen, yokolan  insan toplulukları&#8230;</em></p>
<p>Maoriler kendilerini “people of the land” (toprağın halkı) olarak niteliyorlar, Avrupalı göçmenlere verdikleri isimse “Pakeha”. Kökenleri, Pasifik Okyanusu’nun ortasında bulunan Polenezya adaları (Hawai, Cook adaları, Samoa&#8230;vb), onların  hareket noktası ise Güney-Doğu Asya (Tayvan, Endenozya, Malezya ve nihayetinde Çin). 1200’lü yıllarda, dalgalar halinde büyük kanolarla gelip yerleşiyorlar Yeni Zelanda’ya. Kabileler veya kabileye bağlı küçük topluluklar halinde yaşıyorlar; her bir kabilenin reisi, yönetici sınıfı, sıradan insanları, zanaatkârları ve ruhani lideri (şaman) var. Okyanusun balıklarını yiyerek, adadaki kuşları avlayarak, toprağı ekerek geçiniyor; ağaç oymacılığına büyük önem veriyor; müzik-dans ve konuşma sanatının büyük önem taşıdığı sözel bir kültür geliştiriyorlar. Bu arada köleliğin ve düşmanlarını yemeyi ihmal etmedikleri kabile savaşlarının da tarihsel gelişimlerinde belirleyici olduğunu söylemek gerekiyor.</p>
<p><em>Sadece Maori kabilelerinden, “toprağın halkından” oluşan bir Yeni Zelanda, onların dilinde olduğu gibi, bir “Aotearoa” nasıl olurdu acaba? Cevabını hiç bir zaman bilemeyeceğimiz bir soru&#8230; Türkler 1071’de Anadolu’ya, resmi tarihimize göre, Malazgirt’ten giriş yapmamış olsalardı, kimler yaşıyor olurdu bu topraklarda şimdi? Gibi&#8230; Aslında, toplulukların birlikte yaşama süreci ve bunun sonucunda ortaya çıkan (kazara veya bilinçli) “insan tahayyülü” benim ilgimi çeken! “Toplum mühendisliği” diyor ya bazıları şimdi&#8230;</em></p>
<p>Ada’nın Batılılar tarafından ilk keşfi, 1642’de Abel Tasman tarafından olsa da, 1800’lü yıllardan itibaren balina avcıları, kâşifler, maceraperestler ve tüccarların ziyaretleri artıyor. Ve tabii, misyonerlerin de&#8230; Maorileri kandırıp yok pahasına ellerindeki toprağı satın alan yeni gelenler arasındaki kaos, İngiliz Kraliyet ailesini alarma geçirince 500 kadar Maori Şefi ikna edilerek 2000 Avrupalı göçmenle aralarında Yeni Zealanda’nın kuruluş sözleşmesini oluşturan “Waitangi Anlaşması” yapılıyor. Bu antlaşmaya göre (1842), Yeni Zelanda’nın, Kraliçe Viktorya’nın buyruğunda askeri korunması sağlanacak (Fransız ve Amerikalılara karşı), Maoriler ve Avrupalı göçmenler eşit haklara sahip olarak mal ve mülklerini garanti altına alacaklardır. Ne yazık ki Maoriler kısa zamanda durumun böyle olmadığını ve İngilizler tarafından tongaya bastırıldıklarını, anlaşmanın Maori versiyonu ile İngiliz versiyonu arasında, çeviriden kaynaklandığı söylenen, farklı yorumlar bulunduğunu öğreneceklerdir. Bu konudaki anlaşmazlık ve tartışmalar bugün hâlâ sürmekte&#8230; Antlaşma’nın imzalanmasından sonraki 20-30 yıl boyunca, Maoriler ve yeni yerleşkeler arasında huzursuzluk artacak; sık sık Kraliyet askerleri ile çatışmalar yaşanacak; Kraliyet, Maorilere ait pek çok araziye el koyacak; kimi kabileler topraksız kalacak; Batılılarla adaya gelen hastalıklar ve tüfeğin icadını keşfeden kabileler arasındaki savaşlar yüzünden Maori nüfusu gözle görülür derecede gerileyecektir. Mesela, 1770’lerde 100.000 civarı olduğu söylenen Maori nüfusu 1896’da 40.000’lere düşüyor.</p>
<p>Tüm bunlar, “Yeni Dünya” dediğimiz ülkelerin (Kuzey Amerika, Latin Amerika, Kanada, Avusturalya) bildiğimiz tarihçesinden çok farklı değil aslında. Sadece, Yeni Zelanda’da biraz daha yumşak olduğu söyleniyor sömürgeleştirmenin. Ada’nın yerli halkıyla, dönemin en güçlü imparatorluğu arasında bir anlaşma olması bunun kanıtı olarak gösteriliyor. Kimisi, Maori’lerin tüm “ilkel” görünümlerine rağmen savaşçılıkları ve hiyerarşik bir toplum düzenine sahip olmaları yüzünden yeni gelenleri iyi anladıklarını, dolayısıyla taktikler geliştirebildiklerini iddia ediyor. Kimi, adaya yerleşen Avrupalı göçmenlerin, geldikleri Avrupa toplumlarının sınıflı yapısından kaçmaya çalıştıklarını ve Hristiyan “barış” etiği yüzünden daha insaflı olduklarını&#8230;  Böylece, bir süre sonra Maoriler Hristiyanlığa geçiş yapıyor ve Avrupalı göçmenlerle, beyazlarla entegrasyonu seçerek, birlikte varolmaya karar veriyor.</p>
<p>Bugün, Yeni Zelanda nüfusunun %15’ini oluşturuyor Maoriler. Hemen hepsi, bir şekilde, evlilikler dolayısıyla, bir miktar Avrupalı kanı taşıyor damarlarında. Dillerinin ve kültürlerinin gelişiminin 1950’lere kadar sekteye uğraması, sosyal problemleri de getiriyor beraberinde. Dilini konuşamayan, kültürüne, kabilesine yabancılaşmış bir nesil, bu sosyo-ekonomik problemlerin merkezinde. Ancak, 1950’lerden itibaren büyük bir kültürel dönüşüm, kültürel canlanma da yaşanıyor. Şu an, Yeni Zelanda’nın 3 tane resmi dili var: İngilizce, Maori ve İşitme Engelliler için İşaret dili. Maori dili ve kültürü, okul öncesi dönemden başlayarak, tüm ülkenin okullarında öğretiliyor. Maori Partisi, şu an hükümetin koalisyon ortağı, Maori kabilelerinin toprakları, kutsal saydıkları alanların çoğu iade edilmiş durumda ve hâlâ devam eden mahkemeler var. Ülkenin her yerinde, kasaba veya köyünde, buluşma evleri, Maori ritüel ve inançlarını gerçekleştirebildikleri  merkezler mevcut. İşin ilginç yanı, ülkenin beyaz nüfusunun çoğunluğu onlara saygı duyuyor, onlarla gurur duyuyor ve onların varlığını ülkenin doğasının, toprağının korunması için bir garanti olarak görüyor.</p>
<p>Çünkü, Maoriler için hiçbir şey ölü değil: kayalar, ağaçlar, nehirler veya kişiler&#8230; Tüm bunların yaşam alanı, insan gözünün görme alanı dışında, görülemez&#8230; Maoriler, nesneleri, malzemeleri kullanırken, onların yaşam alanlarına saygı duyarak, doğanın dengesini gözardı etmeden, tehlikeye sokmadan kullanmaya çalışıyor. Mesela bir ev yapmak için ağaç kesiliyorsa, o ağaçla “güzel bir ev” yapılmalıdır ki, ağaç değerini bulsun, hatta değerini arttırsın. Onlar için, kişinin kendini huzurlu hissetmesinin yolu, doğayla, çevreyle olan olumlu ilişkiden geçiyor. Bu yaklaşım, doğaya, çevreye olan bu saygı, bugün modern Yeni Zelanda’nın, yeni nesillerin kendilerini, ülkelerini algılamasında, çevreye, doğaya yaklaşımında son derece açık.</p>
<p>Ancak, göçmenlerle ve onların toplumsal yapısıyla, özellikle, “bireysellikle”, tanışmak Maorilerin, en azından bir kısmı için, çok da olumlu sonuçlar doğurmamış. Avrupalı göçmenler, her ne kadar sınıflı bir toplum yapısından kaçınmış, fırsat eşitliğine önem veren, herkesin çalıştığı takdirde başarılı olacağı bir toplum yaratmayı amaçlamışsa da, bu mentalite dahi “toprağın halkının” geleneksel yapısına aykırı gelmiş ve yeni nesillerde, diğer etkenlerle birleşerek, bazı sosyal problemlere neden olmuş (aşırı alkol tüketimi, uyuşturucu, çeteler, kumar.) Bugün 4 milyonluk Yeni Zelanda nüfusunun içindeki 600.000 Maori dışında, bir 100.000 kadarı, kendilerini Maori kökenli olarak nitelemelerine rağmen, kabileleriyle, kültürleriyle ilişkilerini koparmış durumda. Halbuki, Maoriler için kimlik, kişinin ancak kendi toplumu içersindeki yeri ve ilişkilerine bakılarak anlaşılabiliyor. Aile, hatta bizde olduğu gibi geniş aile, sülâle, kabile, doğum yeri, yani memleket onlar için kimliklerinin bir parçası hatta bütünü&#8230; Mesela, bir Maoriye nasıl hissettiği sorulduğu zaman, kendisinden bahsetmek yerine ailesinden, doğduğu yerden, ilişkilerinden bahsetmeyi tercih ediyor. Onlara göre bireysellik, kişinin kendi ayakları üzerinde durması, kendine ait meşguliyetlerinin olması, eğer içinde yaşadığı toplumla bağlantılı değilse, beraber yapılamıyorsa, sağlıklı değil!</p>
<p>Avrupalı göçmenlerin adaya ayak basmasının üzerinden geçen 200 yılın sadece Maorilerin dünyayı algılamasında değil, yeni gelenlerin düşünsel yapısında da değişikliklere yol açmış olduğu, yeni bir insan biçiminin, bir Yeni Zelanda’lının oluştuğu, bence ortada. Bu etkileşim, son derece doğal olan bu süreç, dünyanın tüm coğrafyalarında, tarih boyunca yaşanmış, gerçekleşmiş bir olgu tabii ki. Toplumların, kültürlerin çeşitli nedenlerle karşılaşması, isteyerek veya istemeyerek kaynaşması, birbirinden birşeyler öğrenmesi, değişmesi&#8230; Ancak, nedense devamlı unutulan, yeni nesillere habire hatırlatılması gereken bir olgu bu aynı zamanda&#8230; Halbuki, son 100 yıldır, her geçen gün hızlanarak insanlık üzerindeki tahribatını arttıran Kapitalizme karşın, insan topluluklarının birbirleriyle etkileşimlerini, birlikte yaşama isteklerini sekteye uğratmadan, daha üstün, daha gelişkin insan tahayyüllerine doğru yol almaları gerekmez mi? Anadolu medeniyetleri, Anadolu kültürü, tek bir millete, tek bir topluluğa indirgenebilir mi, mesala? Bu topraklarda bin yıldır birlikte yaşadığımız milletlerle, topluluklarla oluşturduğumuz bir insan tahayyülü, bir insan biçimi yok mu? Bu topluluklardan biri acı çektiğinde, dışlandığında, baskı altına alındığında, horgörüldüğünde aslında acıyan, kanayan bizim kendimiz, kendi potansiyelimiz değil mi?</p>
<p>(*) Maori Atasözü</p>
<p>Bu makale <strong>Yeni Harman Dergisi&#8217;nin Nisan 2011 </strong>sayısında yayınlanmıştır.</p>
<p>Copyrights@Filiz Elasu</p>
<br /> Tagged: <a href='http://filizelasu.com/tag/canakkale-savasi-ve-anzaklar/'>Çanakkale Savaşi ve Anzaklar</a>, <a href='http://filizelasu.com/tag/cevre-bilinci-ve-maoriler/'>çevre bilinci ve Maoriler</a>, <a href='http://filizelasu.com/tag/cok-dillilik/'>çok dillilik</a>, <a href='http://filizelasu.com/tag/cok-kulturluluk/'>çok kültürlülük</a>, <a href='http://filizelasu.com/tag/cok-uluslu-toplumlar/'>çok uluslu toplumlar</a>, <a href='http://filizelasu.com/tag/buyuk-britanya-milletler-toplulugu/'>Büyük Britanya Milletler Topluluğu</a>, <a href='http://filizelasu.com/tag/bireysellik-ve-maoriler/'>bireysellik ve Maoriler</a>, <a href='http://filizelasu.com/tag/demokrasi-ve-cok-kulturluluk/'>demokrasi ve çok kültürlülük</a>, <a href='http://filizelasu.com/tag/kimlik-ve-cok-kulturluluk/'>kimlik ve çok kültürlülük</a>, <a href='http://filizelasu.com/tag/maori/'>Maori</a>, <a href='http://filizelasu.com/tag/somurgelerde-yasam/'>sömürgelerde yaşam</a>, <a href='http://filizelasu.com/tag/yeni-zelanda/'>Yeni Zelanda</a>, <a href='http://filizelasu.com/tag/yeni-zelanda-politik-hayati/'>Yeni Zelanda politik hayatı</a>, <a href='http://filizelasu.com/tag/yeni-zelanda-tarihi/'>Yeni Zelanda tarihi</a>, <a href='http://filizelasu.com/tag/yeni-zelandanin-yerli-halki/'>Yeni Zelanda'nın yerli halkı</a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gocomments/filizelasu.wordpress.com/616/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/comments/filizelasu.wordpress.com/616/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godelicious/filizelasu.wordpress.com/616/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/delicious/filizelasu.wordpress.com/616/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gofacebook/filizelasu.wordpress.com/616/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/facebook/filizelasu.wordpress.com/616/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gotwitter/filizelasu.wordpress.com/616/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/twitter/filizelasu.wordpress.com/616/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gostumble/filizelasu.wordpress.com/616/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/stumble/filizelasu.wordpress.com/616/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godigg/filizelasu.wordpress.com/616/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/digg/filizelasu.wordpress.com/616/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/goreddit/filizelasu.wordpress.com/616/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/reddit/filizelasu.wordpress.com/616/" /></a> <img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=filizelasu.com&amp;blog=9463127&amp;post=616&amp;subd=filizelasu&amp;ref=&amp;feed=1" width="1" height="1" />]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://filizelasu.com/2011/04/04/%e2%80%9cyuzunu-gunese-don-golgeler-arkana-dusecektir%e2%80%9d/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
	
		<media:content url="http://0.gravatar.com/avatar/6c650ddeb170da910cb4aedb1faf2f6f?s=96&#38;d=identicon&#38;r=G" medium="image">
			<media:title type="html">filizelasu</media:title>
		</media:content>

		<media:content url="http://filizelasu.files.wordpress.com/2011/04/all_blacks_1116820c.jpg?w=300" medium="image">
			<media:title type="html">all_blacks_1116820c</media:title>
		</media:content>
	</item>
		<item>
		<title>Nato&#8217;nun Misyonu: Libya&#8217;yı Tescil Etmek!</title>
		<link>http://filizelasu.com/2011/03/23/natonun-misyonu-libyayi-tescil-etmek/</link>
		<comments>http://filizelasu.com/2011/03/23/natonun-misyonu-libyayi-tescil-etmek/#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 23 Mar 2011 16:45:58 +0000</pubDate>
		<dc:creator>filizelasu</dc:creator>
				<category><![CDATA[Blogh blogh blogh.....]]></category>
		<category><![CDATA[Amerika ve Nato]]></category>
		<category><![CDATA[Libya'da Nato operasyonu]]></category>
		<category><![CDATA[Libya'ya müdahale]]></category>
		<category><![CDATA[Nato]]></category>
		<category><![CDATA[Nato ve Avrupa]]></category>
		<category><![CDATA[Nato ve Libya]]></category>
		<category><![CDATA[Nato ve Türkiye]]></category>
		<category><![CDATA[Sarkozy ve Libya]]></category>
		<category><![CDATA[Türkiye ve Libya]]></category>
		<category><![CDATA[Türkiye-Nato operasyonu]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://filizelasu.com/?p=607</guid>
		<description><![CDATA[NATO&#8217;nun Libya&#8217;daki görev tanımı belli oldu: &#8216;&#8230; Libya&#8217;nın Libyalılara ait olduğunu tesbit ve tescil etmek!&#8217; Sn Başbakanımız Tayyib Erdoğan bugün (23 Mart 2011) itibariyle gazetelere verdiği demeçte aynen şunları söyledi: &#8216; NATO devreye girecekse bazı şartlarımız vardır. NATO, Libya&#8217;nın Libyalılara &#8230; <a href="http://filizelasu.com/2011/03/23/natonun-misyonu-libyayi-tescil-etmek/">Continue reading <span class="meta-nav">&#8594;</span></a><img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=filizelasu.com&amp;blog=9463127&amp;post=607&amp;subd=filizelasu&amp;ref=&amp;feed=1" width="1" height="1" />]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://filizelasu.files.wordpress.com/2011/03/nato.jpg"><img class="aligncenter size-full wp-image-608" title="nato" src="http://filizelasu.files.wordpress.com/2011/03/nato.jpg?w=128&#038;h=85" alt="" width="128" height="85" /></a></p>
<p>NATO&#8217;nun Libya&#8217;daki görev tanımı belli oldu: &#8216;&#8230; Libya&#8217;nın Libyalılara ait olduğunu tesbit ve tescil etmek!&#8217;</p>
<p>Sn Başbakanımız Tayyib Erdoğan bugün (23 Mart 2011) itibariyle gazetelere verdiği demeçte aynen şunları söyledi: &#8216; NATO devreye girecekse bazı şartlarımız vardır. NATO, Libya&#8217;nın Libyalılara ait olduğunu tesbit ve tescil için oraya girmelidir.&#8217;</p>
<p>Acaba, son günlerin ağır bombardımanı, tozu dumanı sırasında müttefik güçlerin görüş alanı bozuldu da, Libya yerine başka bir yeri bombalamaya mı başladılar ya da Kaddafi bir hainlik yapıp Libya&#8217;da yaşayan halkla Afrika&#8217;nın başka bir halkını değiş tokuş mu etti? <span id="more-607"></span></p>
<p>Bir kaç gün öncesine kadar &#8216;Türkiye, asla ve asla Libya halkına silah doğrultan taraf olmayacaktır!&#8217; diyen Başbakanımız,  NATO&#8217;nun dünkü toplantısında (22 Mart 2011) NATO&#8217;nun operasyonu, Ameriklalılar liderliğindeki koalisyondan devralmasını kabul ederek, Libya halkına NATO silahı doğrultmakta sorun görmediğini göstermiş oldu&#8230;  Akdeniz&#8217;de, Libya açıklarında seyrederken, 5 gemi ve 1 denizaltı ile &#8216;silah ambargosunu&#8217; denetleme görevini yerine getirecek olan Türk Donanma gücü, fırsattan istifade Libya&#8217;nın hala haritada, aynı yerde durup durmadığını ve halkının aynı halk olup olmadığını &#8216;tesbit ve tescil&#8217; işini de yapar herhalde&#8230;</p>
<p>Bu arada, gelelim NATO meselesine! Fransa&#8217;nın tavrı bizim Hariciye&#8217;cilerin kafasını niye karıştırır anlamış değilim! Batı&#8217;lı güçler tarihleri boyunca bir arada ve tam görüş birliği içinde hareket etmiş olsalardı, ne Birinci Dünya Savaşı ne İkinci Dünya Savaşı yaşanır, ne de Osmanlı son 200 yılını bunların arasında pinpon topu gibi gide gele, biraz daha zaman kazanabilmek için, ecel terleri dökerek geçirirdi&#8230;</p>
<p>Durum gösteriyor ki, Amerika&#8217;lılar Irak ve Afganistan&#8217;dan sonra daha fazla kendilerini germek istemiyorlar. (Adamlar, oraları beceremedi ki, başka yerlere kalkışsın!) Ancak, hegemon ülke olarak, daha fazla güçsüzlük sergilemek niyetinde de değiller. Eee bu durumda, akıllılık ettiğini sanıp Cameron&#8217;la maceraya kalkışan Sarkozy&#8217;ye ve Avrupa&#8217;ya liderlik etmek,  operasyonu başlatmak zorundalar&#8230; Çünkü, bir çöplükte iki horoz ötmez! (Şimdilik)</p>
<p>NATO her ne kadar kendine yeni misyonlar biçmek derdinde olsa da, sonuçta üyelerini &#8216;savunma&#8217; amaçlı kurulmuş, hantal ve bürokratik, bir Amerikan askeri organizasyonudur. Oysa, Fransa ve Almanya, Avrupa Topluluğunun kendine ait bir savunma sistemi olmasını her zaman tercih edecektir. İngilizlerse, Avrupalıları her daim oyuna getirip Amerika&#8217;nın yanında yer almayı ve NATO&#8217;nun Avrupa&#8217;nın tek asgari gücü olmasını sağlamakla mükelleftir.</p>
<p>Yani, durum şunu gösteriyor:</p>
<p>Amerika, işi NATO&#8217;ya bırakmak istiyor.</p>
<p>Fransa NATO&#8217;yu istemiyor.</p>
<p>İtalya, &#8216;NATO olmazsa katılmam!&#8217; diyor!</p>
<p>Almanya başta &#8216;ben bu işte yokum!&#8217; dedi.</p>
<p>İngiltere &#8216;NATO&#8217; olsun diyor!</p>
<p>Katar ve Birleşik Arap Emirlikleri &#8216;fasulyeden&#8217; güçler olarak oyuna dahil ediliyor!</p>
<p>Peki,Türkiye&#8217;ye ne oluyor?</p>
<p>Önce cart-curt ediyor, hafiften bir kol-bacak gösteriyor (biraz umut veriyor), sonra Amerika&#8217;nın bu coğrafyadaki &#8216;küçük adamı&#8217; olduğunu kanıtlıyor yine! Zaten, Amerika&#8217;nın BOP&#8217;taki eşbaşkanından daha farklı bir strateji beklenebilir mi?</p>
<br /> Tagged: <a href='http://filizelasu.com/tag/amerika-ve-nato/'>Amerika ve Nato</a>, <a href='http://filizelasu.com/tag/libyada-nato-operasyonu/'>Libya'da Nato operasyonu</a>, <a href='http://filizelasu.com/tag/libyaya-mudahale/'>Libya'ya müdahale</a>, <a href='http://filizelasu.com/tag/nato/'>Nato</a>, <a href='http://filizelasu.com/tag/nato-ve-avrupa/'>Nato ve Avrupa</a>, <a href='http://filizelasu.com/tag/nato-ve-libya/'>Nato ve Libya</a>, <a href='http://filizelasu.com/tag/nato-ve-turkiye/'>Nato ve Türkiye</a>, <a href='http://filizelasu.com/tag/sarkozy-ve-libya/'>Sarkozy ve Libya</a>, <a href='http://filizelasu.com/tag/turkiye-ve-libya/'>Türkiye ve Libya</a>, <a href='http://filizelasu.com/tag/turkiye-nato-operasyonu/'>Türkiye-Nato operasyonu</a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gocomments/filizelasu.wordpress.com/607/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/comments/filizelasu.wordpress.com/607/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godelicious/filizelasu.wordpress.com/607/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/delicious/filizelasu.wordpress.com/607/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gofacebook/filizelasu.wordpress.com/607/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/facebook/filizelasu.wordpress.com/607/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gotwitter/filizelasu.wordpress.com/607/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/twitter/filizelasu.wordpress.com/607/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gostumble/filizelasu.wordpress.com/607/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/stumble/filizelasu.wordpress.com/607/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godigg/filizelasu.wordpress.com/607/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/digg/filizelasu.wordpress.com/607/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/goreddit/filizelasu.wordpress.com/607/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/reddit/filizelasu.wordpress.com/607/" /></a> <img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=filizelasu.com&amp;blog=9463127&amp;post=607&amp;subd=filizelasu&amp;ref=&amp;feed=1" width="1" height="1" />]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://filizelasu.com/2011/03/23/natonun-misyonu-libyayi-tescil-etmek/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
	
		<media:content url="http://0.gravatar.com/avatar/6c650ddeb170da910cb4aedb1faf2f6f?s=96&#38;d=identicon&#38;r=G" medium="image">
			<media:title type="html">filizelasu</media:title>
		</media:content>

		<media:content url="http://filizelasu.files.wordpress.com/2011/03/nato.jpg" medium="image">
			<media:title type="html">nato</media:title>
		</media:content>
	</item>
		<item>
		<title>Kovboylar Çağı II</title>
		<link>http://filizelasu.com/2011/03/19/kovboylar-cagi-ii/</link>
		<comments>http://filizelasu.com/2011/03/19/kovboylar-cagi-ii/#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 19 Mar 2011 17:42:19 +0000</pubDate>
		<dc:creator>filizelasu</dc:creator>
				<category><![CDATA[Blogh blogh blogh.....]]></category>
		<category><![CDATA[Kaddafi ve Libya]]></category>
		<category><![CDATA[Libya ayaklanması]]></category>
		<category><![CDATA[Libya ve Batı]]></category>
		<category><![CDATA[Libya ve Sarkozy]]></category>
		<category><![CDATA[Libya'ya askeri müdahale]]></category>
		<category><![CDATA[Libya'ya müdahale]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://filizelasu.com/?p=597</guid>
		<description><![CDATA[Bush&#8217;un çömezi, Avrupa Topluluğunun yeni Rambo&#8217;su: Sarkozy&#8230; Fransa, yıllarca NATO&#8217;nun askeri kanadına üyeliği askıya aldıktan sonra, geçtiğimiz yıllarda dönüş yaptı ama tam yaptı anlaşılan! Amerikalılar Libya&#8217;ya müdahale hakkında daha bir kaç gün önceye kadar emin değilken, Hillary Clinton &#8216;Bu isyancılar &#8230; <a href="http://filizelasu.com/2011/03/19/kovboylar-cagi-ii/">Continue reading <span class="meta-nav">&#8594;</span></a><img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=filizelasu.com&amp;blog=9463127&amp;post=597&amp;subd=filizelasu&amp;ref=&amp;feed=1" width="1" height="1" />]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://filizelasu.files.wordpress.com/2011/03/cowboy.jpg"><img class="aligncenter size-full wp-image-598" title="cowboy" src="http://filizelasu.files.wordpress.com/2011/03/cowboy.jpg?w=275&#038;h=183" alt="" width="275" height="183" /></a></p>
<p>Bush&#8217;un çömezi, Avrupa Topluluğunun yeni Rambo&#8217;su: <strong>Sarkozy</strong>&#8230; Fransa, yıllarca NATO&#8217;nun askeri kanadına üyeliği askıya aldıktan sonra, geçtiğimiz yıllarda dönüş yaptı ama tam yaptı anlaşılan!</p>
<p>Amerikalılar Libya&#8217;ya müdahale hakkında daha bir kaç gün önceye kadar <strong>emin</strong> değilken, Hillary Clinton &#8216;Bu isyancılar da kim? Bilmiyoruz, tanımıyoruz onları!&#8217; derken bizim esas oğlan Sarkozy, isyancıların kendileri isyan edip etmediklerini bilmezken, isyanın ilk günlerinde onları “<strong>tanımaya</strong>” karar verdi. Sarkozy bilmiyor mu, Yugoslavya&#8217;yı parçalayan da aynı taktik olmuş, arkasından çıkan iç savaşta binlerce insan hayatını kaybetmişti&#8230;<span id="more-597"></span></p>
<p>Kısacası, bunlar fırsattan istifade Kaddafi’den kurtulup bir diğer önemli petrol kaynağını tamamiyle kontrol altına alacaklar. &#8220;Sivil halkı korumak&#8221; da kılıf! Umarım, tüm bu barbarlıktan zarar görecek olan, maalesef her zaman olduğu gibi, Libya’nın sivil halkı olmaz…</p>
<p>Hatırlarsanız, Irak’ta “Kitle İmha Silahları” olduğu yalanı uydurulurken ve işgal hazırlıkları tamamlanırken, Bush’un akıl hocası ve yardımcısı <strong>Dick Cheney</strong>’nin bir konuşmasında “Yapıyoruz çünkü yapılabilir bir şey!” dediği tüm dünya medyasında yankılanmıştı. Bu gün de Bush’un İngiliz kuklası Tony Blair’in ardılı, David Cameron’un Libya hakkında aynı cümleyi ettiği BBC’de anlatıldı. (BBC-19/March/11) “Niçin, aynı durumda olan başka ülkelere de müdahale etmiyorsunuz?” diye sorulduğunda Cameron’un cevabı “<strong>We are doing this, because it is do-able</strong>!” oldu.</p>
<p>Evet, “Vahşi Batı’nın <strong>Kovboylar Çağı II” </strong>tüm hızıyla devam ediyor… Vurabilirlerse vuracaklar, işgal edebileceklerse edecekler, değiştirebileceklerse değiştirecekler… Zayıf noktayı buldukları an çullanacaklar…</p>
<p>&nbsp;</p>
<br /> Tagged: <a href='http://filizelasu.com/tag/kaddafi-ve-libya/'>Kaddafi ve Libya</a>, <a href='http://filizelasu.com/tag/libya-ayaklanmasi/'>Libya ayaklanması</a>, <a href='http://filizelasu.com/tag/libya-ve-bati/'>Libya ve Batı</a>, <a href='http://filizelasu.com/tag/libya-ve-sarkozy/'>Libya ve Sarkozy</a>, <a href='http://filizelasu.com/tag/libyaya-askeri-mudahale/'>Libya'ya askeri müdahale</a>, <a href='http://filizelasu.com/tag/libyaya-mudahale/'>Libya'ya müdahale</a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gocomments/filizelasu.wordpress.com/597/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/comments/filizelasu.wordpress.com/597/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godelicious/filizelasu.wordpress.com/597/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/delicious/filizelasu.wordpress.com/597/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gofacebook/filizelasu.wordpress.com/597/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/facebook/filizelasu.wordpress.com/597/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gotwitter/filizelasu.wordpress.com/597/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/twitter/filizelasu.wordpress.com/597/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gostumble/filizelasu.wordpress.com/597/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/stumble/filizelasu.wordpress.com/597/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godigg/filizelasu.wordpress.com/597/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/digg/filizelasu.wordpress.com/597/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/goreddit/filizelasu.wordpress.com/597/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/reddit/filizelasu.wordpress.com/597/" /></a> <img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=filizelasu.com&amp;blog=9463127&amp;post=597&amp;subd=filizelasu&amp;ref=&amp;feed=1" width="1" height="1" />]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://filizelasu.com/2011/03/19/kovboylar-cagi-ii/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
	
		<media:content url="http://0.gravatar.com/avatar/6c650ddeb170da910cb4aedb1faf2f6f?s=96&#38;d=identicon&#38;r=G" medium="image">
			<media:title type="html">filizelasu</media:title>
		</media:content>

		<media:content url="http://filizelasu.files.wordpress.com/2011/03/cowboy.jpg" medium="image">
			<media:title type="html">cowboy</media:title>
		</media:content>
	</item>
		<item>
		<title>İnsan Gözden Kaybolur, Toprak Kalır!*</title>
		<link>http://filizelasu.com/2011/03/10/insan-gozden-kaybolur-toprak-kalir/</link>
		<comments>http://filizelasu.com/2011/03/10/insan-gozden-kaybolur-toprak-kalir/#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 10 Mar 2011 14:05:29 +0000</pubDate>
		<dc:creator>filizelasu</dc:creator>
				<category><![CDATA[Yeni Harman Yazıları]]></category>
		<category><![CDATA[çevre]]></category>
		<category><![CDATA[kaldırımlar]]></category>
		<category><![CDATA[Maori]]></category>
		<category><![CDATA[Türk turizmi]]></category>
		<category><![CDATA[Türkiye'de çevre bilinci]]></category>
		<category><![CDATA[Türkiye'de plajlar]]></category>
		<category><![CDATA[Yeni Zelanda]]></category>
		<category><![CDATA[Yeni Zelanda politikası]]></category>
		<category><![CDATA[Yeni Zelanda'da çevre bilinci]]></category>
		<category><![CDATA[Yeni Zelanda'da Neo-liberalizm]]></category>
		<category><![CDATA[Yeni Zelanda'da turizm]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://filizelasu.com/?p=583</guid>
		<description><![CDATA[Yukarıda gördüğünüz fotoğraftaki gibi  upuzun bir koyun  incecik, bembeyaz kumlarla kaplı plajında  uzanmış,  kıyıyı yalayan dalgaları, denizde yüzen, sörf yapan gençleri, kumdan kaleler yapan çocukları ve onların anne-babalarını, yürüyüşe çıkmış yaşlı çiftleri seyretmekteyim. Açık mavi pürüzsüz gökyüzüyle yarışırcasına sakin bugün &#8230; <a href="http://filizelasu.com/2011/03/10/insan-gozden-kaybolur-toprak-kalir/">Continue reading <span class="meta-nav">&#8594;</span></a><img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=filizelasu.com&amp;blog=9463127&amp;post=583&amp;subd=filizelasu&amp;ref=&amp;feed=1" width="1" height="1" />]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://filizelasu.files.wordpress.com/2011/03/plaj1.jpg"><img class="aligncenter size-medium wp-image-585" title="plaj" src="http://filizelasu.files.wordpress.com/2011/03/plaj1.jpg?w=300&#038;h=200" alt="" width="300" height="200" /></a>Yukarıda gördüğünüz fotoğraftaki gibi  upuzun bir koyun  incecik, bembeyaz kumlarla kaplı plajında  uzanmış,  kıyıyı yalayan dalgaları, denizde yüzen, sörf yapan gençleri, kumdan kaleler yapan çocukları ve onların anne-babalarını, yürüyüşe çıkmış yaşlı çiftleri seyretmekteyim. Açık mavi pürüzsüz gökyüzüyle yarışırcasına sakin bugün deniz. Kumsala paralel uzanan, bir halı misali rahat, bir o kadar temiz çim alan ve onu süsleyen Pohutukawa ağaçlarında en ufak bir kıpırtı yok. Mesai sonrası olmalı ki, plajın ön tarafına park etmeye çalışan araba sayısında, ellerinde boogie board&#8217;ları, kayaklarıyla plaja gelenlerde artış var. Çok fazla değil ama… Nasıl olabilir ki? Tüm kentin nüfusu  bir milyon! Kimse kimsenin tepesinde, hatta yanıbaşında bile değil burada!  Herkese yetecek kadar büyük bir plaj! Üstelik, şehirdeki tek plaj da değil! Bu şehrin, bu ülkenin, hemen her köşesi böyle plajlarla dolu, hepsi de istisnasız böyle bakımlı, böyle temiz, böyle güzel ve halka açık&#8230; Özelleştirilmiş değil, paralı değil, cafe ve barlarla kaplı değil, bir otele ait değil, bir özel şahsa ait değil, kıyısına masalar atılmış değil… Hepsinde soyunma odaları, tuvaletler, duşlar mevcut. Temiz ve bedava! Heyhat, bu ülkenin hiç bir plajında, tek bir şezlong yok, tek bir şemsiye yok, tek bir kafe-bar, restaurant, ya da bilet kesmeye çalışan belediye görevlisi yok! <strong>(Aptal mı bu insanlar?)<span id="more-583"></span></strong></p>
<p>Koy, yemyeşil bir huniyi andıran şekliyle şehrin ikonlarından biri olmuş Rangitoto adasına bakıyor. Koyu çevreleyen yüksek yamaçlar, tüm şehirde olduğu gibi denize bakan yerleşim alanları, evlerle kaplı. Yalnız bu evler, tepeleri, yeşili, doğayı yoketmek istercesine, beton yığınlarından, apartmanlardan ya da sitelerden oluşmuyor. Bu evlerin herbiri, ülkenin eşsiz bitki örtüsünü yansıtan palmiyelerin, eğreltiotu ağaçlarının, çamların, adını bilmediğimiz, bilemeyeceğimiz çeşitteki bitkilerin, süs ağaçlarının, çiçeklerin arasına saklanmış tek katlı veya dubleks ahşap evlerden oluşuyor. Hiç bir ev birbirinin aynı değil, tekrarı değil, birbirinin üstünde değil; her biri özenle yapılmış, bahçeli, garajlı, teraslı, verandalı, bir mimar elinden çıkmış modern dizaynlar. Bu ülkenin, tüm şehirleri, kasabaları, çiftlikleri böyle evlerden oluşuyor! Hiçbiri doğaya hükmetmek, doğayı dışlamak ya da unutmak için inşa edilmemiş; bu ülkenin evleri doğayla içiçe olmak, doğadan zevk almak, onun bir parçası olmak için yapılmış; en kısa zamanda, en çok insanın başını sokabileceği, en kârlı iş alanı oldukları için değil! <strong>(Hay allah, aptal mı bu insanlar?)</strong></p>
<p>Denize bir kez daha girip çıkıyorum, artık eve gitme zamanı. Güneş gözlüklerimi, şapkamı takıyorum itinayla, omuz ve kollarımdaki güneş kremine biraz daha takviye yapıyorum. Burada güneş gözlüksüz göremiyorsunuz kimseyi, hatta çocuklar özel olarak yapılmış yarım kollu tişörtlerden, uzun şortlardan oluşan mayolar giyiniyor denize girerken, güneşin zararlı ışınlarından korunabilmek için; güneş kremi ve şapkalar yaz mevsiminin olmazsa olmazlarını oluşturuyor. Kocaman bir ozon deliği var çünkü ülkenin tepesinde! Güneş, onbeş dakika içersinde yakıyor insanı, hatta bizim gibi Akdeniz güneşine alışkın buğday tenlileri dahi! Sanki, güney yarım kürede, okyanusun ortasında, en yakın kara parçasının uçakla 3 saat olduğu, dört milyon nüfuslu bu küçük ada ülkeye bir şeyler söylemek istiyor tanrılar: “İşte size Dünya&#8217;nın geri kalanından bir küçük hatırlatma, çok rahatlamayın o Cennet adada!” dercesine&#8230;</p>
<p><strong>(H</strong><strong>âlâ tahmin edememiş olanlarınız için söyleyeyim artık: Yeni Zelanda&#8217;dayım. Sizler Türkiye&#8217;de Kuzey Yarımkürede, kış mevsiminin en çetin günlerini yaşarken, ben Güney Yarımküre’de, Pasifik Okyanusu&#8217;nun ortasında, yaz mevsiminin yaşandığı yarı-tropik bir adada, 24-saatlik bir uçak yolculuğu sonucu ulaştığım Yeni Zelanda&#8217;dayım. Üstelik de 12 saat ilerinizde&#8230;)</strong></p>
<p>Ayağıma bulaşmış kumlardan, çim alandan geçerek kurtuluyorum, sandaletlerimi giymeden, yalınayak yürüyorum caddede. Burada herkes yalınayak zaten, çocuklar, gençler, yetişkinler&#8230; Bahçeleri, kapılarının önü, yürüdükleri kaldırım, her taraf çim! Evet yanlış duymadınız, buradaki kaldırımların ortasından dar bir beton şerit geçiyor, bebek arabaları ve diğerleri için, geri kalan çimen. Hem de en kaliteli, en güzelinden! Yalınayak yürünmez mi? Burada herkesin altında bir araba var (“iyi” bir şey olduğundan değil, bir gösterge olduğu için söylüyorum), her evin önünde en az iki tane görüyorsunuz, bazen daha fazla&#8230; Garajlar her evin doğal bir uzantısı, bir odası gibi. Insanlar dışardan geliyorlar, garajlarını sokağa bağlayan asfalttan geçip garaj kapılarının otomatik düğmesine basıyorlar, arabalarını garaja parkediyor, sonra garajın içindeki kapıdan evlerine çıkıyorlar. Garajlar, özellikle erkeklerin, övünç kaynağı yerlerden biri gibi. Çeşit çeşit alet, edevat, teçhizat buralarda, çünkü çoğunun elinden boya badana, tamir, bahçe, marangozluk&#8230;vs işleri geliyor<strong>. (Bu erkeklerin aklından zoru mu var?)</strong></p>
<p>Şehrin her bir köşesinin (Auckland), gördüğüm tüm diğer şehirlerin, kasabaların her birinin, her bir sokağın, mahallenin böyle özenli, bakımlı, zengin olması hayrete düşürüyor beni. Her taraf, bir tatil yöresi gibi. Yüzlerce adadan, yarımadadan, binlerce kilometrelik kıyı şeridinden, göllerden, dağlardan, ormandan oluşan ülkede insan elinin dediği hiç birşeyde, hiç bir yerleşim alanında çirkinlik göremiyorum! Nereye giderseniz gidin, inanılmaz evler, inanılmaz bahçeler, inanılmaz  yeşillikler içersinde, kâh ormana nazır, kâh denize nazır uzanıyor… “Kimler oturuyor bu evlerde, kimler yaşıyor buralarda?” diyorum kendi kendime. “Bu ülkede çalışan var mı yoksa herkes sonsuza kadar sürecek bir tatil yapma halinde mi?” diye soruyorum tanıdıklarıma. Gülüyorlar, eskiden durumun çok daha iyi olduğundan dem vuruyorlar. Tutucu olanlar göçmenleri, solda olanlar ise 80&#8242;lerden beri uygulanmakta olan Neo-liberal politikaları suçluyor. Ülkede yaşam standartlarının düştüğünü, yoksulluğun arttığını, gelir düzeyleri arasındaki uçurumun büyüdüğünü ve işsizliğin yüzde 6&#8242;ları bulduğunu anlatıyorlar. Benim kimlere ait olduğunu merak ettiğim o inanılmaz evlerin, milyon dolarlara satıldığını, emlak fiyatlarındaki artışın, ekonomide balonlar yarattığını; sıcak paranın ve yabancı yatırımcıların gözdesi olduğunu; bu arada Yeni Zelandalıların bu evleri maaşlarıyla alabilmelerinin gittikçe zorlaştığını söylüyorlar.</p>
<p>Yoksulluğun beyaz Avrupa kökenliler arasında yaygın olduğuna inanmak bana zor bir olasılık olarak görülse de (kişi başına düşen gelir ülkede yaklaşık 30.000 Yeni Zelanda Doları), Polinezya adalarından gelen göçmenler ve ülkenin yerli halkı Maorilerin bir kısmı için hayatın gerçeklerinden olduğunu gözlemlemek mümkün. Dünya&#8217;daki gelişmelere bağlı olarak, ülkede yiyecek fiyatlarındaki yükselişin, maaşlar yerinde sayarken bu kırılgan gruplar arasında yoksulluğu daha da arttırdığı açıkça hissediliyor. Dünyanın ilk “sosyal devletlerinden” olan Yeni Zelanda&#8217;nın, yine dünyanın “neo-liberal sisteme” ilk geçiş yapanlarından olması ve kamuya ait pek çok ürün ve hizmetin özelleştirilmiş olması aslında açıklıyor pek çok şeyi. Yine de, ülkede kimsenin çöpten yemek topladığını görmüyorsunuz, sokaklarda evsizler ya da dilenciler yok ve hatta istatistiklere göre kimse yoksulluk sınırının altında dahi değil! Aksine, Yeni Zelanda dünya listelerinde, yaşam standartları açısından en yaşanılır ülkelerinin başında geliyor ve üstüne üstlük, istatistiklere göre, ülkede yolsuzluk/rüşvet neredeyse yok! Bizim için, akıl-dışı bir durum değil mi? <strong>(Eee ne diye şikayet ediyorlar, aptal mı bu insanlar?)</strong></p>
<p><strong>Cevap basit aslında</strong>: bu sistemde, güç dengeleri çoğunluğun lehine olmadıkça, hiç bir şeyin garantisi olmuyor! Size şu örneği vereyim: Ülkenin en büyük şehri Auckland&#8217;ın kuzey doğusunda bulunan ve ülkenin her yeri gibi son derece güzel bir koyun ağzına kurulu Orewa ilçesinin göbeğinde, tam kıyıda devasa bir bina var. Bir apartman: gemi şeklinde dizayn edilmiş, son derece modern, hatta şık denebilecek bir bina. Fakat, garip kaçan bir bina… Her taraftan görülen, tüm koya, çevreye damgasını vuran, etrafındaki tepelerin, yeşilliğin, diğer evlerin içinde sırıtan, uzaydan gelmişçesine oraya yabancı bir bina! Oturum alanı olarak kullanıldığı halde, konuştuğum çevre sakinlerinin hepsi binadan nefret ediyor; aynı tür binaları inşa etmeye çalışan yatırımcıları durdurduklarını, hem çevreye uygunsuzluğundan hem de inşasındaki yanlışlıklardan dolayı böyle binalara karşı olduklarını söylüyorlar. Bina yapımında, çevre düzenlemesinde standartların son derece yüksek olduğu gelişmiş bir ülkede, böyle gözönünde, dev bir binanın inşaatında yanlışlıklar yapılmasını aklım almıyor. Biraz araştırma yapıyorum ve 1990&#8242;ların liberal politikaları sonucu, son derece sıkı olan belediye denetimlerinin ve bina standartlarının gevşetildiğini (<strong>serbest piyasa güçlerinin kaliteyi sağlayacağı inancıyla</strong>) ve bunun sonucu binlerce sorunlu bina inşa edildiğini öğreniyorum! Bu olaya “leaky home crisis” deniyor, yani “su sızdıran ev krizi” ve bu inşaatlara izin vermiş belediyeler, bunları yapan şirketler hakkında hala soruşturmalar, mahkemeler devam ediyor. Söylenen göre, zararın vergi mükelleflerine 11 milyar Yeni Zelanda dolarına malolacağı hesaplanmış.</p>
<p><strong>Evet, aptal mı bu insanlar?</strong> Okyanus&#8217;un ortasında, komşusu olmayan, sınırı-derdi olmayan, stratejik bir konumda bulunmayan, petrolü-altını olmayan, hatta ağır sanayiisi bile olmayan; gelirinin büyük çoğunluğunu tarım, ormancılık, hayvancılık ve turizmden sağlayan; son derece bayındır, zengin, kendi kendine yeterli olabilecek, eğitim düzeyi yüksek, nüfusu küçük, cennet gibi bir ülkede dahi niye ihtiyaç duyar insanlar standartları düşürmeye, yasaları gevşetmeye, eğmeye bükmeye, devleti delmeye-değiştirmeye, çoğunluğa kazık atmaya, onları aptal yerine koymaya&#8230;Niye?</p>
<p>(*) Maori Atasözü</p>
<p><strong>Bu makale, Yeni Harman Dergisi’nin Şubat 2011 sayısında yayınlanmıştır. </strong><strong>Copyright@Filiz Elasu</strong></p>
<br /> Tagged: <a href='http://filizelasu.com/tag/cevre/'>çevre</a>, <a href='http://filizelasu.com/tag/kaldirimlar/'>kaldırımlar</a>, <a href='http://filizelasu.com/tag/maori/'>Maori</a>, <a href='http://filizelasu.com/tag/turk-turizmi/'>Türk turizmi</a>, <a href='http://filizelasu.com/tag/turkiyede-cevre-bilinci/'>Türkiye'de çevre bilinci</a>, <a href='http://filizelasu.com/tag/turkiyede-plajlar/'>Türkiye'de plajlar</a>, <a href='http://filizelasu.com/tag/yeni-zelanda/'>Yeni Zelanda</a>, <a href='http://filizelasu.com/tag/yeni-zelanda-politikasi/'>Yeni Zelanda politikası</a>, <a href='http://filizelasu.com/tag/yeni-zelandada-cevre-bilinci/'>Yeni Zelanda'da çevre bilinci</a>, <a href='http://filizelasu.com/tag/yeni-zelandada-neo-liberalizm/'>Yeni Zelanda'da Neo-liberalizm</a>, <a href='http://filizelasu.com/tag/yeni-zelandada-turizm/'>Yeni Zelanda'da turizm</a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gocomments/filizelasu.wordpress.com/583/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/comments/filizelasu.wordpress.com/583/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godelicious/filizelasu.wordpress.com/583/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/delicious/filizelasu.wordpress.com/583/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gofacebook/filizelasu.wordpress.com/583/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/facebook/filizelasu.wordpress.com/583/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gotwitter/filizelasu.wordpress.com/583/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/twitter/filizelasu.wordpress.com/583/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gostumble/filizelasu.wordpress.com/583/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/stumble/filizelasu.wordpress.com/583/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godigg/filizelasu.wordpress.com/583/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/digg/filizelasu.wordpress.com/583/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/goreddit/filizelasu.wordpress.com/583/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/reddit/filizelasu.wordpress.com/583/" /></a> <img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=filizelasu.com&amp;blog=9463127&amp;post=583&amp;subd=filizelasu&amp;ref=&amp;feed=1" width="1" height="1" />]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://filizelasu.com/2011/03/10/insan-gozden-kaybolur-toprak-kalir/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
	
		<media:content url="http://0.gravatar.com/avatar/6c650ddeb170da910cb4aedb1faf2f6f?s=96&#38;d=identicon&#38;r=G" medium="image">
			<media:title type="html">filizelasu</media:title>
		</media:content>

		<media:content url="http://filizelasu.files.wordpress.com/2011/03/plaj1.jpg?w=300" medium="image">
			<media:title type="html">plaj</media:title>
		</media:content>
	</item>
		<item>
		<title>Medya Bilmecesi-1</title>
		<link>http://filizelasu.com/2011/03/09/medya-bilmecesi-1/</link>
		<comments>http://filizelasu.com/2011/03/09/medya-bilmecesi-1/#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 09 Mar 2011 21:59:18 +0000</pubDate>
		<dc:creator>filizelasu</dc:creator>
				<category><![CDATA[Blogh blogh blogh.....]]></category>
		<category><![CDATA[gazeteciler]]></category>
		<category><![CDATA[tartışma programları]]></category>
		<category><![CDATA[Türkiye'de medya]]></category>
		<category><![CDATA[televizyon]]></category>
		<category><![CDATA[televizyon kanalları]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://filizelasu.com/?p=573</guid>
		<description><![CDATA[Ülkemiz medyasını en iyi özetleyen şık aşağıdakilerden sizce hangisidir? a) Dünya&#8217;da en çok &#8216;tartışma&#8217; programına sahip ülke Türkiye&#8217;dir. b) Dünya&#8217;da, tartışma programları dışında, &#8216;özgün&#8217; hiç bir şeyin üretilmediği tek ülkedir. c) Saatler süren tartışma programları süresince &#8216;incir çekirdeğinin&#8217; dahi doldurulmadığı &#8230; <a href="http://filizelasu.com/2011/03/09/medya-bilmecesi-1/">Continue reading <span class="meta-nav">&#8594;</span></a><img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=filizelasu.com&amp;blog=9463127&amp;post=573&amp;subd=filizelasu&amp;ref=&amp;feed=1" width="1" height="1" />]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://filizelasu.files.wordpress.com/2011/03/tartisma.jpg"><img class="aligncenter size-full wp-image-574" title="tartisma" src="http://filizelasu.files.wordpress.com/2011/03/tartisma.jpg?w=236&#038;h=160" alt="" width="236" height="160" /></a></p>
<p>Ülkemiz medyasını en iyi özetleyen şık aşağıdakilerden sizce hangisidir?</p>
<p>a) Dünya&#8217;da en çok &#8216;tartışma&#8217; programına sahip ülke Türkiye&#8217;dir.</p>
<p>b) Dünya&#8217;da, tartışma programları dışında, &#8216;özgün&#8217; hiç bir şeyin üretilmediği tek ülkedir.</p>
<p>c) Saatler süren tartışma programları süresince &#8216;incir çekirdeğinin&#8217; dahi doldurulmadığı bir ülkedir.</p>
<p>e) Gazetecilerinin, gazetecilik yapmaktan ziyade, tartışma programı &#8216;sunduğu&#8217; ya da tartışma programlarına, her akşam &#8216;konuk&#8217; olduğu yegane ülkedir.</p>
<br /> Tagged: <a href='http://filizelasu.com/tag/gazeteciler/'>gazeteciler</a>, <a href='http://filizelasu.com/tag/tartisma-programlari/'>tartışma programları</a>, <a href='http://filizelasu.com/tag/turkiyede-medya/'>Türkiye'de medya</a>, <a href='http://filizelasu.com/tag/televizyon/'>televizyon</a>, <a href='http://filizelasu.com/tag/televizyon-kanallari/'>televizyon kanalları</a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gocomments/filizelasu.wordpress.com/573/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/comments/filizelasu.wordpress.com/573/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godelicious/filizelasu.wordpress.com/573/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/delicious/filizelasu.wordpress.com/573/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gofacebook/filizelasu.wordpress.com/573/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/facebook/filizelasu.wordpress.com/573/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gotwitter/filizelasu.wordpress.com/573/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/twitter/filizelasu.wordpress.com/573/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gostumble/filizelasu.wordpress.com/573/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/stumble/filizelasu.wordpress.com/573/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godigg/filizelasu.wordpress.com/573/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/digg/filizelasu.wordpress.com/573/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/goreddit/filizelasu.wordpress.com/573/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/reddit/filizelasu.wordpress.com/573/" /></a> <img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=filizelasu.com&amp;blog=9463127&amp;post=573&amp;subd=filizelasu&amp;ref=&amp;feed=1" width="1" height="1" />]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://filizelasu.com/2011/03/09/medya-bilmecesi-1/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
	
		<media:content url="http://0.gravatar.com/avatar/6c650ddeb170da910cb4aedb1faf2f6f?s=96&#38;d=identicon&#38;r=G" medium="image">
			<media:title type="html">filizelasu</media:title>
		</media:content>

		<media:content url="http://filizelasu.files.wordpress.com/2011/03/tartisma.jpg" medium="image">
			<media:title type="html">tartisma</media:title>
		</media:content>
	</item>
	</channel>
</rss>
