Düşene bir de sen vur!
Bayramın birinci günü, gece yarısı bir suları, büyüklerimizi ziyaretten dönüyoruz. Üç yaşındaki oğlumuz babasının kucağında uyukluyor, Mecidiyeköy durağında Söğütlüçeşme’ye gidecek metrobüsü sabırsızlıkla bekliyoruz. Sabahki kadar olmasa da durakta epey insan var, bunların arasında birisi, sadece bizim değil, herkesin dikkatini çekiyor. 25-30 yaşları civarı, iyi giyimli denebilecek bir genç, körkütük sarhoş, düşmemek için kâh direklere sarılıyor, kâh sırtını reklam panolarına vererek ayakta durmaya çalışıyor. Bir şekilde beceriyor da… Kimseye bir zararı, gürültüsü yok, sadece şehrin alışık olmadığı bir görüntüyü sergiliyor. Hava biraz serin olmasına rağmen onun üşümediği kesin, gömleğini beline bağlamış, üst tarafı çırılçıplak zorlukla açtığı gözleriyle etrafa bakınıyor. (daha fazla…)
