
11 Aralık 2009, Cuma günü Ankara Çukurambar’da, Gözüm kardeşler tarafından yaptırılan caminin açılışını yapan Diyanet İşleri Başkanı Prof. Dr. Bardakoğlu, camide kadınların daha kolay ve rahat şekilde namaz kılmalarını sağlamak için hazırlanan mekânları gezdi.
Kadınların, camilerde asli unsur olarak yer almasını istediklerini belirten Bardakoğlu, “Kadınların, cemaatin ayrılmaz parçası olması lazım, kadınların gençlerin ve çocukların hepsinin. Bayanların, böyle aydınlık mekânlarda ibadet etmelerini istiyoruz. Perdelerle bölünmüş değil, cemaatlerle fiziki olarak hem de gönül olarak birleşebileceği yerlerde namaz kılmasını istiyoruz. Kadınların izbe yerlerde, kenarda köşede namaz kılmasını istemiyoruz. Camiye iştirakini ve cami içindeki dini irşattan azami derecede yararlanmalarını istiyoruz.’ diyen Bardakoğlu, kadınlara çağrıda bulunarak ”Burada her türlü faaliyetinizi yapabilirsiniz. Kültür, sanat etkinliklerinizi, kermesinizi burada yapın, çekinmeyin. Gününüzü, gecenizi burada yapın.” şeklinde konuştu. (sondakika.com /11.12.2009)
Sayın Bardakoğlu güzel, hoş konuşmuş, medeni bir çağrı yapmış! Ancak, onun hayalindeki gibi (ben iyiniyetli bir fantazi olduğunu düşünüyorum) kadınlı, erkekli, çoluk çoçuklu, camilerin birer halk evi, kültür merkezi gibi kullanılmaya başlandığı bir durumda, herhalde Dünya’da örneği bulunmayan ‘aşkın’ bir İslam Cumhuriyeti yönetim şekline adımlarımızı atmış oluruz gibime geliyor… Sanırım, Sn Prof. Bardakoğlu İslami bir ütopyayı dile getiriyor burada! Olabilir… Demokrasilerde ideallere de, ütopyalara da bol bol yer var biliyorsunuz… Bu ütopyanın, benim hayalimde tezahür eden şekli ise (Türkiye’nin günümüz gerçeklerine ve maço kültürüne bakarak diyeyim) bayanlarımızın hamburger yiyip Cola eşliğinde; kollarında Chanel, Gucci marka çantaları, başlarında en son moda designer eşarp/türbanları ile camilerimizde düzenledikleri altın, dolar günleri ve defile kermesleri… Bunun yanısıra, daha üst kültüre haiz bazı bayanlarımız, yaratıcılıklarını kullanarak camilerimizi tamamiyle dönüştürebilir, mesela her ay farklı veya tarihi bir camide toplanarak cami turları düzenleyebilir, camilerimizin tarihi hakkında aydınlanmanın yanısıra farklı camilerden bayanlarla tanışma fırsatı yakalayıp ilginç sivil örgütlenmelere gidebilir; Osmanlı tabloları, hat ve ebru sanatı sergileri açabilir; hatta kimi zaman Semazen gösterileri eşliğinde dans edip kendilerinden geçerek İnsan-ı Kamil olma fırsatı yakalayabilirler…Gördüğünüz gibi hayallere sınır yok…
Ancak, bendeniz, Sn Bardakoğlu’nun bu iyi niyetli çağrısının asıl hedefinin, kadınlarımız ve çocuklarımızdan ziyade erkeklerimiz olması gerektiğini; kadınını türbanın veya çarşafın altına koymadıkça, toplumdaki diğer erkeklerin nefsinden koruyamayacağını düşünecek kadar diğer erkeklere ve kendine güvenemeyen erkeklerin, camilerde hiç tanımadıkları kadınlarla nasıl yanyana secdeye varabileceğini düşünemediğimden, camilerin erkeklerimiz için birer eğitim yerine dönüştürülmesi ve maço kültürümüzün ‘Diyanet İşlerimiz’ tarafından reforme edilmesini talep ediyorum.



Bu Kevin Costner’ı da hiç gözüm tutmamıştı zaten!… Dünyada ‘yıldız’ mı kalmadı Kürt ‘Açılımını’ destekleyecek?
Ya tutarsa!…
Kadın ve Aileden Sorumlu Bakan Selma Aliye Kavaf’ın başkanlığında, Türk aile yapısıyla bağdaşmayan dizilerin şifreli olarak yayınlanması konusunda çalışma başlatılmış. Ben, medyadaki bazı ünlü isimlerin aksine, bakanımızın isabetli bir karar vermiş olduğunu düşünmekte ve kendilerine sonsuz desteğimi burada sunmaktayım.