Category Archives: Blogh blogh blogh…..

Medya Bilmecesi-1

Ülkemiz medyasını en iyi özetleyen şık aşağıdakilerden sizce hangisidir?

a) Dünya’da en çok ‘tartışma’ programına sahip ülke Türkiye’dir.

b) Dünya’da, tartışma programları dışında, ‘özgün’ hiç bir şeyin üretilmediği tek ülkedir.

c) Saatler süren tartışma programları süresince ‘incir çekirdeğinin’ dahi doldurulmadığı bir ülkedir.

e) Gazetecilerinin, gazetecilik yapmaktan ziyade, tartışma programı ‘sunduğu’ ya da tartışma programlarına, her akşam ‘konuk’ olduğu yegane ülkedir.

“Libyan People Can Manage Alone!”

It is not me saying this! According to the BBC “…there is a banner doing the rounds in Libya that reads ‘ No foreign intervention, the Libyan people can manage alone!” (02/03/11)

 

Vurgun’un Böylesi: ‘Rakıyı boşverin Türk Lokumuna Bakın Siz!’

Bir özelleştirmenin sonucunda kaç vurgun yapılabilir; kaç el değiştirmeye rağmen bir kuruluş, her sahibine “vurgun” bazında kâr getirebilir? Bir halkın gelir kaynaklarından biri, onun vergileriyle,  öz sermayesiyle kurulmuş, geliştirilmiş bir kuruluş ne kadar kelepir olabilir ki, her satışta, her el değiştirişte hâlâ gözler parlasın, ağızların suyu aksın?

Bugün küresel medyanın Finans haberlerinde, İngiliz Diageo Plc’nin Mey İçki’yi 2.1 milyar Dolara satın alma kararı bu sözlerle verildi: “Rakıyı boşverin Türk Lokumuna Bakın Siz!”

2002 yılında AKP Hükümeti’nin Maliye Bakanı Kemal Unatıkan’ın “Babalar gibi satarım!” deyip babalar gibi peşkeş çektiği TEKEL özelleştirmesinden bahsediyorum. Continue reading

Sapıtmış Beyoğlu’na Sapıtmış bir Tophane!

‘Küresel’ eğlence merkezimiz ‘Taksim-Tünel hattı’nın kural tanımaz, plansız, programsız alabildiğince çirkin ve taşkın eğlence anlayışı, eteğindeki Tophane sakinlerinden ‘muhafazakar’ bir grubun şiddet dolu taşkınlığıyla karşılaşınca bir anda ‘yaşam şekilleri çatışıyor’ oldu ülkemiz gündeminde! Continue reading

Fear of the Inexplicable

“But fear of the inexplicable has not alone impoverished the existence of the individual; the relationship between one human being and another has also been cramped by it, as though it had been lifted out of the riverbed of endless possibilities and set down in a fallow spot on the bank, to which nothing happens.”   Rainer Maria Rilke


‘Anayasayı’ da satın; bitsin bu iş!

Tayyib Erdoğan: “Çıkıyorlar bize ‘siz sağlık hizmetlerini iyileştirin, eğitime yatırım yapın ama adalete karışmayın, emniyete karışmayın’ diyorlar. Böyle şey olur mu?…Her alanda Avrupa Birliği Kriterleri uygulayalım, ama anayasaya gelince, yargı reformuna gelince oraya ‘dokunmayın’ diyorlar.”

Anayasayı da satın bitsin bu iş! Tıpkı sağlık hizmetlerine, eğitime ve diğer herşeye yaptığınız gibi! Hem de madde madde! Hangi madde kimin elinde kalırsa o kesim, ona göre yaşasın!

Ülkede zaten yandaş-karşıdaş medya, yandaş-karşıdaş yargı, yandaş-karşıdaş edebiyat, yandaş-karşıdaş sanat, yandaş-karşıdaş sanayiciler, yandaş-karşıdaş bölgeler….vs var, bir de yandaş-karşıdaş anayasa olsun! Valla, çözülür mesele!

Hatta işi kolaylaştırmak için her şehirde her ilçede, mahallede birer çizgi çizeriz meydana bir yerlere, çizginin bir tarafında kalanlar yandaş anayasa, öbür tarafında kalanlar da karşıdaş anayasa tarafından yönetilir… Continue reading

Türk Dizilerinde “Erotizm”

Dizilerde sevişme sahneleri olmalı mı?

Kadın ve Aileden Sorumlu Devlet Bakanı Selma Aliye Kavaf, dizi filmlerdeki erotik sahnelerin kendisini “irrite” ettiğini ve bunların cinselliği erken yaşlara çeken sebeplerden biri olduğunu belirterek “Ben çok rahatsızım” dedi    19.02.2010

Türk dizilerindeki iki öpüşme ve belden yukarı sırt gösterimi sayın Kavaf’ı rahatsız ediyor ve bunun çocuklarımızı erken yaşta cinselliğe iteceği düşünülüyorsa, kendilerine bir de TRT Çocuk‘u izlemelerini öneriyorum. Bir “devlet kanalında”, 24 saat yayınlanan reklamlar dolayısıyla, çocuklarımızın nasıl 2-3 yaşından itibaren tüketici olmaya özendirildiği konusunda aynı hassasiyeti göstermelerini ve bu reklamların tamamiyle kaldırılmasını, en azından bir anne olarak, bekliyorum.

Küçücük çocukların,  sabahtan akşama kadar bu reklamlarla kafalarının yıkanıp  anne-babalarından çukulata, şeker, Ben10 ayakkabıları, bilmem ne korsan oyuncakları, Barbie oyuncak setleri…vs istemeleri normal karşılanıyor da, akşamları yetişkinlere yönelik Türk dizi filmlerindeki erotik sahnelerden etkilenmeleri mesele ediliyorsa, Bakanlığın samimiyetinin sorgulanmaması imkansız olacaktır.

Sayın Bakan, “rahatsızlığınızı” lütfen doğru hedeflere yöneltin de bir işe yarasın! Teşekkürler