Girdiler ‘Blogh blogh blogh…..’ olarak kategorize edilmiştir

NTV’den Miray Akdağ Uluç’un 13 Temmuz’ da gerçekleştirdiği röportajda Sağlık Bakanımız Recep Akdağ: ”Vatandaşım, Türkiye Cumhuriyeti’nin onurlu insanı sağlık hizmeti almak için bir muayenehaneye para vermek zorunda kalmamalıdır. Ülkenin diyelim ki yüzde 5’lik, 10’luk cebinde parası bulunan zengin kesimi muayenehanelerden hizmet alabilir, gidip para da ödeyebilir. Ama vatandaşın büyük kısmının böyle bir gücü yok. Onun için bu sakat sistemi, biz bu zulüm düzenini ortadan kaldırıyoruz. Bu kanun açıkçası bu zulüm düzenini ortadan kaldırmak için Başbakanımızın talimatıyla Hükümetimizin getirdiği ve Meclis’te kabul edilen bir kanundur. Dolayısıyla, Tam Gün’le beraber bu düzen ortadan kalkacak” diyor.
Güzel hoş, kendisini can-ı gönülden destekliyorum, bu rezillik ve ahlaksızlık ortadan kalkmalı: bir devlet hastahanesinde ameliyat olabilmek için önce o hekimin özel muayenehanesine gidip 150-200 TL (en az) ödemek zorunda kalmamalı insanlar… Ya da bir üniversite hastahanesini randevu alabilmek için günlerce, telefon ve internetle aradıktan sonra pes edip aynı santrale bırakılmış otomotik mesajdaki opsiyonu kullanarak, yine aynı bina ve poliklinik içersinde özel muayenesi ve sekreteri olan bir profosöre 150-200 TL (en az) ödemek zorunda da bırakılmamalı! Bu, sayın bakanımızın da katılacağı gibi, son günlerde gazetelere verdiği demeçlerden çıkarabildiğim kadarıyla, ne vicdana, ne de hak ve hukuğa uygundur, düpedüz zulümdür, hatta hırsızlıktır ve ’halkçılıkla’ bir alakası yoktur!
Ancak benim anlayamadığım, sayın Bakanımızın da gözden kaçırdığı bir konu, (daha fazla…)
Kategoriler: Blogh blogh blogh.....
Etiketlendi: Döner Sermaye, Performans sistemi, Sağlık Bakanı Recep Akdağ, Sağlığın özelleştirilmesi, Tam Gün Yasası

Kaldırımlarımız nasıl şehirleşme serüvenimizin simgesi olarak görülebilirse, plajlarımız da turizm ve çevre konularında ülkemizin geldiği noktayı işaret etmekte: Vahşi Batı’nın sonradan görme kovboylarını…
Belki de çocukken izlediğimiz Spagetti Western’lar, İtalya içlerinde değil de Anadolu Bozkır’larında çekiliyordu; sadece bizim haberimiz yoktu! Şimdi, toprağın kuru sıcağına ya da gecenin keskin ayazına sinerek beynimizin o ince kıvrımlarına süzülmeyi becermiş bir takım sinsi kodlar, kendilerini böyle açığa vuruyor işte!
Heyhat! Yoksa biz, hep, küçük Amerika mıydık?
Kategoriler: Blogh blogh blogh.....
Etiketlendi: güney kıyılarımız, holiday, tatil, turizm, vahşi Batı

Benim mi kafam karıştı yoksa herkesin karışık da ondan mı bilemiyorum ama kafa-karıştırıcı işler hasıl oluyor ülkemizde!
İstanbul’da 3 tane Uluslararası Şiir Festivali düzenlendiğini, üstelik üçünün de bir aylık bir zaman dilimi içersinde peşpeşe, hatta aynı anda, aynı mekanlarda organize edilmiş olduğunun farkında mısınız?
- İstanbul 3. Uluslararası Şiir Festivali (11-15 Mayıs)
- Uluslararası Beyoğlu İstanbul Şiir Festivali (14-21 Mayıs)
- Uluslararası İstanbul Şiir Festivali/Şiiristanbul (20-25 Nisan) (daha fazla…)
Kategoriler: Blogh blogh blogh.....
Etiketlendi: şair, şiir, şiir festivalleri, İstanbul şiir festivali
Mart 25, 2010 · 4 Yorum

Tayyib Erdoğan: “Çıkıyorlar bize ‘siz sağlık hizmetlerini iyileştirin, eğitime yatırım yapın ama adalete karışmayın, emniyete karışmayın’ diyorlar. Böyle şey olur mu?…Her alanda Avrupa Birliği Kriterleri uygulayalım, ama anayasaya gelince, yargı reformuna gelince oraya ‘dokunmayın’ diyorlar.”
Anayasayı da satın bitsin bu iş! Tıpkı sağlık hizmetlerine, eğitime ve diğer herşeye yaptığınız gibi! Hem de madde madde! Hangi madde kimin elinde kalırsa o kesim, ona göre yaşasın!
Ülkede zaten yandaş-karşıdaş medya, yandaş-karşıdaş yargı, yandaş-karşıdaş edebiyat, yandaş-karşıdaş sanat, yandaş-karşıdaş sanayiciler, yandaş-karşıdaş bölgeler….vs var, bir de yandaş-karşıdaş anayasa olsun! Valla, çözülür mesele!
Hatta işi kolaylaştırmak için her şehirde her ilçede, mahallede birer çizgi çizeriz meydana bir yerlere, çizginin bir tarafında kalanlar yandaş anayasa, öbür tarafında kalanlar da karşıdaş anayasa tarafından yönetilir… (daha fazla…)
Kategoriler: Blogh blogh blogh.....
Etiketlendi: Anayasa, Anayasa Değişikliği, demokrasi, halk iradesi
Mart 5, 2010 · 1 Yorum

Kadın ve Aileden Sorumlu Devlet Bakanı Selma Aliye Kavaf, dizi filmlerdeki erotik sahnelerin kendisini “irrite” ettiğini ve bunların cinselliği erken yaşlara çeken sebeplerden biri olduğunu belirterek “Ben çok rahatsızım” dedi 19.02.2010
Türk dizilerindeki iki öpüşme ve belden yukarı sırt gösterimi sayın Kavaf’ı rahatsız ediyor ve bunun çocuklarımızı erken yaşta cinselliğe iteceği düşünülüyorsa, kendilerine bir de TRT Çocuk‘u izlemelerini öneriyorum. Bir “devlet kanalında”, 24 saat yayınlanan reklamlar dolayısıyla, çocuklarımızın nasıl 2-3 yaşından itibaren tüketici olmaya özendirildiği konusunda aynı hassasiyeti göstermelerini ve bu reklamların tamamiyle kaldırılmasını, en azından bir anne olarak, bekliyorum.
Küçücük çocukların, sabahtan akşama kadar bu reklamlarla kafalarının yıkanıp anne-babalarından çukulata, şeker, Ben10 ayakkabıları, bilmem ne korsan oyuncakları, Barbie oyuncak setleri…vs istemeleri normal karşılanıyor da, akşamları yetişkinlere yönelik Türk dizi filmlerindeki erotik sahnelerden etkilenmeleri mesele ediliyorsa, Bakanlığın samimiyetinin sorgulanmaması imkansız olacaktır.
Sayın Bakan, “rahatsızlığınızı” lütfen doğru hedeflere yöneltin de bir işe yarasın! Teşekkürler
Kategoriler: Blogh blogh blogh.....
Etiketlendi: çocuk sağlığı ve reklamlar, çocuklar ve reklamlar, devlet televizyonu ve etik, dizilerde erotizm, Selma Aliye Kavaf, tüketici, Türk dizilerinde seks, Türk dizilerinde sevişme sahneleri, TRT Çocuk ve reklamlar